Tip-2 Diyabet Tedavisi – Ali Çerçel

7den 70e tas devri diyetiProf. Dr. Ahmet Aydın, 7 den 70 ‘e Taş Devri Diyeti’ni yazarak hastalıklara karşı korunma kalkanı sağlarken; gerekli durumlarda da gerçek tedavinin nasıl olması gerektiğini gözler önüne sermiştir. Tıp sektörünü kimlerin yönettiğini çok iyi gözlemlediğinden “Sağlığımız doktorların eline bırakılmayacak kadar kıymetlidir” diyerek halkını ve tıp rantiyesine teslim olmayan hekimlerimizi uyarmıştır.

Bu makale ağırlıklı olarak 7’den 70’ e Taş Devri Diyeti kitabı baz alınarak hazırlanmıştır.

Işıklar için de yatınız Ahmet Hocam. Gözünüz arkada kalmasın,  bayrağınızı taşıyacak ve açtığınız yoldan ilerleyecek bir halk ve uyanan  hekim ordusu olduğunu biliniz.

YAPILAN YANLIŞLIKLAR

Diyabet tedavisinde tek bir hapla ya da tek bir bitkiyle sonuç alınacağını düşünmek, büyük bir yanılgı olur. Etkili tedaviler her zaman komplikedir.

Türk tıbbı büyük ölçüde Amerikan tıbbı örnek alınarak uygulanmaktadır. Bazen onlar kendilerini yenileseler bile uygulamadaki değişikliğin bize yansıması 5-7 yıl sürebilmektedir. Üstelik, Amerikan tıbbını yöneten ilaç lobisidir. Kapitalizm ne pahasına olursa olsun, kârından vazgeçmiyor. Diyabette de sistem tedaviyi öngörmüyor, ömür boyu ilaç kullandırmaya yönlendiriyor.

Burada bir komplo teorisi geliştirmeye gerek yok, sistem yapısı gereği etkinliklerden kazanç elde etmeye odaklanıyor. Örneğin bir fabrikanın elektrik motor bakım bölümü çalışanlarının, arızalı motor tamir ettikleri kadar ücret aldıklarını düşünün. Böyle bir fabrikada, günlük işler arıza önlemeye göre değil, arıza oluştuktan sonra nasıl müdahale edileceğine, motorun bir süre daha nasıl çalışır halde tutulacağına odaklanırdı.

İlaçla diyabet tedavi edilmez. Sadece hastalığın belirtilerini geçici olarak ortadan kaldırabilir. Süreç içerisinde antidiyabetik ilaçla şekerin düşürülmesi bazen olanaksızlaşıyor. İnsülin de kullanmak zorunda kalınıyor. Böylece hastalık, tip-1 e dönmüş oluyor.

Tip-1 genelde doğuştan ya da sonradan pankreasın beta hücrelerinin tahrip olmasıyla, genetik yatkınlık nedeniyle kendini erken yaşta gösterir. Yine de pankreaslar az da olsa çoğu kez insülin salgılamaktadır. Gerekli uygulamaları yaptıktan sonra insülin salgılanmasını biraz yükseltmek olası olabilir.

Tip-2 diyabet ise genelde 40’lı yaşlardan sonra (günümüzde 20 li yaşlara kadar indi) yanlış beslenme ve yaşam tarzından kaynaklan metabolik bir rahatsızlıktır.

Günümüz diyabet tedavisinde, şekerli ve yağlı beslenmeyi azaltmak, öğün sayısını ise artırmak (6 öğün)  gibi yöntemler ugulanmaktadır.  Bu hatalardan dolayı hastalar ömür boyu ilaç kullanmaya mahkum edilmektedir. Yeni kronik hastalıkların ortaya çıkmasına yol açılmaktadır. Ancak unlu (tüm tahılları) ve şekerli gıdaları azaltarak hatta tamamen bırakarak ve iki öğün beslenmeye geçerek sağlıklı metabolizma sağlayabiliriz.

Değerli hekimlerimizin beslenme dersi almadıklarından yola çıkarak, tedavi edici alternatiflerin de olabileceğindenve hastalarını güvenle tedavi edebilecekleri çözümden bahsedeceğim.

HEKİMLERİMİZE ÖNERİLER

Tip-2 diyabet, eğer kişide metabolik bozukluk varsa fazla kilosu olmayanlarda bile görülebilir. İnsülin hormonu, kan şekeri, trigliserid, serbest oksijen radikalleri, omega-6 artmışsa ; enflamatuar sitokinler (IL1,IL6,IL10,TNF), enflamatuar prostaglandinler (PGE2) artmışsa, kişide metabolik sedrom vardır. Önce bunun düzeltilmesi gerekir. Bunların düzeltilmesiyle hastanızı tüm kronik hastalıklara karşı da (obezite, insülin direnci, yüksek tansiyon, kalp-damar,kanser, inme, enboli) koruma altına almış olacaksınız. Tip-2 diyabetini bitirmiş, reaktif hipoglisemiyi de ortadan kaldırmış olacaksınız.

Tip-2 diyabet /obezite, insülin yetersizliği değil insülin fazlalığı ile ilgili bir hastalıktır.

TİP-2 DİYABET NASIL TEDAVİ EDİLİR?

(Aynı zamanda obezite, karaciğer ve pankreas yağlanması, kalp hastalıkları, inme, ürik asit yüksekliği, trigliserid yüksekliği, yüksek tansiyon, bunama, alzheimer, fibromiyalji, polikistik over hastalığı, fibrokistik meme hastalıkları, kronik artritler, bir çok kanser türünü belirli ölçülerde kontrol altına almış olacaksınız.)

1

Hastanın D vitamin seviyesini kontrol ettirip 80-100 ng/ml aralığına çekmek için D vitamini reçete ediniz.

Yaklaşık her devit-3 oral ampul 10-20 ng/ml artıracaktır. D vitamini, 20-30 ng/ml civarında olanların seviyesini yükseltmek için şu uygulamayı güvenle yaptırabilirsiniz: 1.gün,10.gün, 30.gün, gerekiyorsa 60.gün 1 adet yemekte içmesi önerilir (Toplam 4 ampul ). En az iki gün yağlı beslenmesi gerektiği hatırlatılır. Daha sonraları 2 ayda bir ampul, yazları 3 ayda bir ampul içmesi önerilir. Belirli aralıklarda da doz kontrolü yapılır. D vit. seviyesinin 80 – 100 ng/ml civarında kalması sağlanır.

2

Hastanın (TSH,ST3,ST4) tiroidinde sorun olup olmadığı kontrol edilir.Tiroid fonksiyonunun bozuk olması kan şekerini düzensizleştirir.(TSH 0.34-2 ng/dl aralık değeri normal kabul edilmektedir.)

prof ahmet aydın(“Diyabetli ya da metabolik sendromlu (insülin direnci yüksek) hastalarda tiroid bozuklukları daha sık gözükür . Çalışmalar insülin direncinin Hashimotolu hastalarda tiroid bezi tahribatını artırdığını göstermektedir. Kan şekerinizin düzenli olması tiroid fonksiyonlarınızın normal olmasını sağladığı gibi tersine tiroid fonksiyonlarınızın normal olması kan şekerinizin düzenli olmasını sağlar.

Metabolik sendromda sık sık oluşan hipoglisemi atakları sık sık kortizol salgılanmasına neden olarak bu da hipotalamus-hipofiz böbrek üstü yolunu tembelleştirir.

Kan şekerindeki dalgalanmalar bağırsaklar, akciğerler ve beyinde iltihabi reaksiyon oluşturur, hormon dengesizliği yapar, böbrek üstü bezi tükenmesi, detoksifikasyon mekanizmalarını bozar. Bütün bu bozukluklar tiroid fonksiyonlarını düşürür.Tiroid fonksiyonlarının azalması şeker metabolizmasını farklı şekilde etkiler; Glükozun hücre içine girişi azalır.Bağırsakta glükoz emilimi azalır. İnsülin direnci artar. Hipotiroidiniz varsa normal kan şekeriniz olsa bile hipoglisemi belirtileriniz (yorgunluk, baş ağrısı, açlık, huzursuzluk vb) görülebilir. Çünkü hücre içine şeker girişi azdır. Kan şekeri normal düzeyde bile olsa hücre içi glikoz düşük olduğu için kortizol artar. Bu da tiroid fonksiyonlarını azaltır.” A. Aydın)

3

Hastanın durumu ve tedavinin acilliğine göre, kan glükoz değeri yüksekse, ilaç vermeniz gerekebilir. Kontrole zamanında gelmesi sağlanır.

4

Omega-3 balık yağını düzelene kadar 2000-3000 mg/gün ,düzeldikten sonra da 1500 mg (epa ve deha ) etken madde olarak önerilir.

Enflamasyonu azalttığı gibi hücre zarının elektronlardan zarar görerek sertleşmesini engeller.

5

Bağırsak rahatsızlığı olup olmadığını araştırılır. Bağırsak sızdırmazlığın sağlanması ve de yararlı bakterilerin salgıladığı vitaminler, hormonlar, enzimler diyabetin gelişmesini engellemektedir.

Her türlü probiyotik beslenme için kefir, tarhana, boza, şalgam suyu, ev turşuları, elma sirkesi vb. önerilir. (Taş Devri Akıllı Beslenme sayfalarında ayrıntılı bilgiler ve kefir mayası ücretsiz verilmektedir:

probiyotikler

6

Biyotin (B7) vücutta depo edilmiş yağların enerji olarak kullanılmasında katalizör görevi görür.

Kan şekerinin ve kan insülinin normal düzeyde seyretmesini sağlar. Omega-3 ve birçok yağ asidinin sentezi için şarttır. Probiyotik beslenen bir insanda bol miktarda bulunur. Bunun dışında merada dolaşan hayvanın yumurtasında, kırmızı etinde, kefirde, yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. (C. Karatay)

7

B12 (kobalamin) vitamini seviyesi en az 600 pg/ml olmalı.İdeali 800-1000 pg/ml dir.

Hücre çekirdeği içerisindeki enerji üreten mitokondriyaların sağlıklı çalışması için folik asitle birlikte önemli bir koenzimdir. Bozuk olan şeker metabolizmasının düzelmesi için çok önemlidir. Probiyotik beslenenlerde , hayvansal gıdalarının ayrışmasıyla oluşur. Ayrıca boza, sirke, turşu ve kefirde bulunur. (C.Karatay)

8

“Magnezyum insülin salınımını artırır, şeker metabolizmasının çalışmasını kolaylaştırır.

İnsülin, magnezyum olmadan  glükozu hücrelere taşıyamaz. Kanda biriken glükoz ve insülin çok çeşitli tipte doku hasarına sebep olur. Magnezyum insülini kontrol altında tutar. Magnezyum eksikliğinde düşük kan şekeri akışı meydana gelir.” ( Taş Devri Diyeti Platformu)

Bu yüzden mutlaka magnezyum desteği verilmeli. Hastanın durumuna göre, günde 2-3 kere 200-300 mg magnezyum citrat, iki öğün arasında az suyla içmesi önerilmeli.

9

C vitamini sabah 500 -1000 mg, akşam 500- 1000 mg yemekte alması tavsiye edilir.

Diyabetlilerin kanında şeker miktarı yüksek olarak kalırsa bağışıklık sistemini baskı altına alır. C vit. ile şeker molekülü birbirine çok benzerler ve yarışırlar. Akyuvarlar içerisine şeker girince c vit. giremez. Dolayısı ile vücudumuzun savunma ordusu olan bu beyaz kan hücreleri görevini yapamaz.

10

Kandaki potasyum düşüklüğü de insülinin iyi çalışmasını engelleyerek insülin direncinin oluşmasına etki edebilir.

Metabolizmamızın sağlıklı çalışması için de kan potasyum değerinin yüksek olması gerekir. Potasyumun kandaki değerinin 4mEg/L den fazla olması gerekir. Potasyum azlığı aritmi yapabileceği gibi fazlalığı ölümlere bile yol açabilir. Önemli olan sodyum-potasyum dengesidir.

11

Kandaki krom düşüklüğü de insülin direncini tetikleyebilir. Bunu gidermek için menümüze brokoli, mantar, merada dolaşarak beslenen tavuk ve salamura peynirler, ceviz, fındık gibi kabuklu yemişler ilave etmeliyiz.

12

Çinko: Diyabetli hastalarda çinkonun idrarla atılması daha çok olur. Bu da bozuk olan bağışıklık sisteminin daha da bozulmasına yol açar.

Çinko birçok enzimin yapısında hücre membranında bulunduğu gibi hormon yapımında da kullanılır. Güçlü bir antioksidan ve vücudumuzda önemli görevleri vardır. Normal seviyelerinde tutulması gerekir.

13

Bağırsak florası bozukluğu daha çok, tahıllı beslenmeden (gluten) kaynaklanır. Enflamasyonu azaltmak için önerilen baharatları ve bazı tohumları her gün kullanmalı.

Bunlar, zararlı sitokinleri ve prostağlandinleri de azaltacaktır. Böylece süre içerisinde pankreasın zarar görüp insülin salgılayamaz hale gelmesi engellenir. Ekmek kullanması yasaklanır.

Baharat ve tohumları kullanma metodu için

kefir

14

Unlu ve şekerli Gİ yüksek gıdaları yemesi durdurulur. Taş Devri Akıllı Beslenmeye geçmesi sağlanır. Bunun için aşağıdaki ön hazırlık uygulamasından geçirilir. Özellikle ekmek ve tüm unlu (tahıllı) – şekerli gıdalar menüden çıkarılır.

15

Glisemik indeksi düşük olan früktoz glükozdan bile çok tehlikelidir. Kesinlikle früktozlu ürünlerle dolan dışarıdaki ürünler tüketilmeyecektir.

Früktozlu ürün tüketimi sonucu oluşan ürik asit, insülin reseptörlerini bozarak insülin direncinin gelişmesine yol açmaktadır.(Vişne ürik asit seviyesini düşüren çok yararlı ve de güçlü bir antioksidandır.) Karaciğer yağlanması, metabolik sendrom, obezite ve zamanla tip-2 diyabet oluşuyor.

16

İnsülin direncini başlatan en önemli unsur, trans yağdır. Hücre zarını sertleştirerek insülin direncini başlatmaktadır.

Ayçiçeği, mısırözü, soya ,margarinler ,hatta trans yağ içermez denilen margarinler bile tüketilmeyecek. Çünkü bunlar ısıyla trans yağa dönüşmektedir. Isıtılmadan tüketilmesi de sakıncalı. (Omeğa-6 içeriğinin yüksekliğinden dolayı.)

17

Stres kronik hale gelmişse tedavi edilmeli. Uyku problemi giderilmeli. Stresli insanlarda kortizol ve adrenalin hormonları fazla salgılanmaktadır. Bu durum insülin hormonunun etki edememesine yani insülin direncine yol açmaktadır. Buna karşı alınacak önlemler bağırsak sağlığı ile ilgilidir. Probiyotik beslenme ve omega-3 kullanımıyla bu durum çoğu kez aşılmaktadır. Yalnız zararlı mantar olan candida, bağırsağında çok fazla miktarda ise ilaç tedavisi tercih edilmelidir. Stres yaratan olgulardan uzak durması da tavsiye edilir.

18

Gizli gıda alerjisi olanlar sık acıkır. Sık sık yemek ise kişiyi tip-2 ye doğru götürür. Varsa tespit edilerek bu besinlerden uzak durması sağlanır.

19

Her gün düzenli tarçın tüketilmeli.(Günde ½ çay kaşığı) Tarçın, hücre zarını kalınlaşmasını engelleyerek hücre geçirgenliğini korur. (A. Çoruhlu )

20

Limonlu-tarçınlı su içilmesi hem midemizin gerektiği kadar asidik olmasını sağlarken, dokularımızın da alkali kalmasını sağlayacaktır. Bu sayede elektron saldırısına (asit) uğramayarak, hücre sertleşmesi duracak ve hücre içi giriş çıkış yeniden sağlanmış olacaktır. (A. Çoruhlu)

21

Hastanıza, spor yapmadan düzelemeyeceğini anlatınız. 20 dakikadan başlamak üzere her gün 60 dakilaya kadar interval yürüyüş ve egzersiz yapmasını öneriniz. Şekeri metabolize eden en yoğun kaslar bacakta bulunmaktadır.

22

Kullanılan ilaç da kandaki glükozu azaltacağı için, çok dikkatli olmalı, şeker düşmemeli ya da ilaç dozu zamanında azaltılmalı veya bıraktırmalı.

23

“Şişman kişilerde var olan insülin direnci ve ürik asit yüksekliği glükozu früktoza da dönüştürebiliyor ve durumları daha da ağırlaşıyor. Düşük şekerle beslenen kişilerde ise böyle bir dönüşüm olmuyor.” A.Aydın

24

Özellikle erkeklerin içine düştüğü bir durum var. Akşam yemekten sonra aşırı meyve tüketmek. Meyve vitamin içeriğinden dolayı şifa kaynağı olarak görülür. Ne yazık ki Türkiye de alkole bağlı karaciğer yetmezliğinden çok meyvedeki früktoz şekerine bağlı karaciğer yetmezliği görülmektedir. Kesinlikle akşam yemeği erken yenilmesine çalışılacak ama asla akşam yemeğinden sonra meyve dahil hiç bir şey yememesi tavsiye edilecek.

25

Meyve kurularından da sakınmak gerek. Çünkü kurudukça früktoz içeriği artmaktadır. Üstelik kuruma evresinde birçok vitamin ve flavonoidi kaybetmektedir.

26

“Früktozla beslenen kişiler, glükozla beslenen kişilere oranla daha fazla demir, magnezyum, bakır, kalsiyum ve çinko kaybına maruz kalıyorlar.” A. Aydın

27

Lütfen hastanıza yağsız beslenerek zayıflayınız demeyiniz. Şekersiz ve unsuz (tahılsız) beslenerek zayıflaması söylenir. Sağlıklı yağlar (merada dolaşan hayvanın eti, yağı, tereyağı, zeytinyağı) çok yararlıdır. Bazı vitamin ve mineraller sağlıklı yağlardan alınır. Bunlar olmadan kilo vermemiz mümkün değildir. İnsülin düzeyimiz normale dönemez.

“Früktoz früktokinaz isimli enzimle früktoz-1 fosfat’a dönüşüyor. Daha sonra da aktif gliserol-3-fosfata dönüşür. Gliserol-3-fosfat serbest yağ asitleri ile birleşerek depo yağı olan triaçilgliserole yani trigliseritlere dönüşür. Yani früktoz-1 fosfatazın aktive olması yağ depolanmasını sağlamakta, tersine aktivasyonunun azalması ise yağların yıkımına izin vermektedir. Früktokinaz eksikliği olan kişiler şişmanlayamaz, çünkü yağ depolayamazlar. Burada yağ yakma moduna girmek ancak früktozun diyette azalması ile mümkün oluyor.

Diyette yağları değil ancak früktoz içeren şekerleri azaltarak zayıflayabilirsiniz. Bu durumda früktoz -1 fosfatazın inaktive olarak yağ yakma moduna geçersiniz. Diyabette en çok kullanılan ilaç olan metformin de yağ yakma düğmesini açarak etkisini göstermektedir.

A. Aydın

Ayrıntılı bilgi için facebook’ta “TAŞ DEVRİ AKILLI BESLENME” adlı grubu ziyaret edebilirsiniz

28-

Dejeneratif hastalıklardan korunmak ya da tedavi olmak için yüksek glisemik indeksli yiyecek ve içeceklerden uzak duracağız.

Serbest radikallerin atomlarında bir elektron eksiktir. Bunu tamamlamak için sağa sola saldırırlar. Sağlıklı olan hücrelerin elektronlarını çalarak onları sağlıksız hale getirirler. Serbest radikaller yüksek glisemik indeksli yiyecek ve içeceklerde bulunur. Bunların sayısı artmaya başladıkça dejenerasyon hızla artar. Genelde 40 yaşına kadar vücudumuz bunları tolere edecek şekilde çalışmaktadır. Kronik hastalıkların bu yaşlarda çıkmasının nedeni de budur.

Diğer yandan serbest radikalleri temizleyen antioksidanları daha bol tüketmeliyiz. İşlenmiş ve paketli ürünleri tüketmemeliyiz.

Aşağıdaki menüye uymak zorunda değilsiniz. Yukarıdaki öneriler uygulatılır. Hastada sık acıkma olmuyorsa. Sadece unlu ve şekerli gıdaları bırakarak, acıkır gibi olduklarında limon kabuğu, avakado, salatalık, fındık, ceviz, badem, kabak çekirdeği, hindistancevizi yağı (bunlardan bir ya da ikisini) tüketerek de diyabetten kurtulabilir.

Zorlanan hastalar için aşağıdaki menünün uygulanması gerekir:

A – İLK 2-4 HAFTA BESLENME PROGRAMI :

08.00 peynir,zeytin,iki adet yumurta,ceviz,fındık,badem,sızma zeytinyağı,tereyağ ,kefir

09.00: 1 yemek kaşığı hindistancevizi yağı;

10.00: avakado, salatalık, gerekirse fındık,ceviz

12.00: Etli sebze yemeği (100 gr. eti geçmemeli),kemik suyu ile yapılmış çorba, yoğurt (1/2 çay kaşığı tarçınlı), salata

13.30: 1 yemek kaşığı hindistancevizi yağı

15.00: 1 adet elma, portakal, 4 erik ya da 200 gr. vişne 1/2 kaşık tarçınla yenebilir ya da tarçınlı su ile içilebilir.

17.00: Salatalık, avakado, limon kabuğu (bunlardan birisi)

18.00: Etli yağlı sebzeli yemek, ciğer, balık ızgara (Bunlardan birisi yenecek.) Bu öğünde et olmasa da olabilir ama mutlaka yağlı olacak ve de et miktarı 100 gr. civarında olmalı. Yemeklerde kemik suyu yemeklerde kullanılmalı, çorba, salata ,ev turşusu tercih edilmeli.

20.00: 2 avuç çiğ kabak çekirdeği, fındık, badem, ceviz (birinden bir avuç)

21.30: 1 yemek kaşığı hindistancevizi yağı

23.00: Acıkıyorsanız avakado, salatalık, limon kabuğu. İlacının dozunu düşürmeniz gerekiyorsa düşürünüz.

Acil şeker düşüklüğünü yükseltmek için kuru üzüm ve kuru kayısı gibi meyveler kullanılır. Yalnız bunlar zorda kalınmadığı sürece kullanılmayacak.

Yukarıdaki menüye devam edilecek. Sadece aşağıdaki değişiklik yapılacak. Akşam yemeğinden sonra hiç bir şey tüketmemeli. Mümkünse sabah kahvaltılarını daha geç yapmaya başlamalı 09-10.00 gibi. Bu durumda Acıkma hissederse:

08.00 limon kabuğu,1 yemek kaşığı hindistancevizi yağı tüketebilir.

09.00 avakado tüketebilir.

22.00 gerekiyorsa (açlık hissedildiğinde limon kabuğu, avakado ya da salatalık yenebilir.)

C- KONTROLDE HER ŞEY İYİ ÇIKIYOR VE DÜŞÜK DOZ İLACIN BIRAKILMASINA KARAR VERİLİYORSA:

Hastanızı Taş Devri Akıllı Beslenme’ye önce üç öğün olarak başlatınız. 2-4 hafta sonra ve de koşulları uygunsa iki öğüne geçmesini sağlayınız.

Kahvaltı:

2 yumurta, peynir,zeytin,tereyağı, zeytinyağı,badem,fındık, ceviz,kefir.

Öğle yemeği:

Etli sebze yemeği, salata (elma sirkeli , limon suyu bol)

Öğleden sonra:

1 avuç yada 1 adt meyve mutlaka tarçınla yenecek.Gİ düşük meyvelerden.(200-300gr.)

Akşam yemeği:

Etli ya da etsiz sebze yemeği, ciğer-balık (bunlardan biri), çorba, ev turşusu, salata.(Yemekler ya da çorbalar mutlaka kemik suyuyla yapılmalı).

Gece acıkılırsa:

Salatalık, acur, limon kabuğu ya da avakado.

Kişi iki öğüne geçerse, öğle yemeği ya da kahvaltı iptal edilecektir. Öylene doğru yapılan kahvaltıya salata ya da yeşillikler ilave edilecektir.

Tüm sonuçlar normal çıkıyorsa, hastanız artık Taş Devri Akıllı

Beslenme’ye geçebilir. Bu beslenme şekliyle tüm kronik hastalıklardan hastanızı korumuş olacak ve onu tedavi etmenin mutluluğunu tatmış olacaksınız.

ali sinan çerçel

Ali Çerçel

Taş Devri Akıllı Beslenme

Kaynakça:

Prof.Dr.Ahmet Aydın

Prof.Dr.Canan Karatay

Prof.Dr.Kenan Demirkol

Uz.Dr.Ayşegül Çoruhlu

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Sağlık
Cesur Eleştirmenlere İhtiyaç Var – Sadık Güvenç

Okuma yazma bir ızdırap mıdır? Okuduklarınızdan dolayı acı çeker misiniz? Yazdıklarınızdan dolayı birileri sizi rahatsız eder, bunun için acı çekmezsiniz,...

Kapat