Winnicott’a Göre Jung İle Freud Arasındaki Kopuşun Nedenleri

D.W. Winnicott, Jung’un otobiyografisi Anılar, Düşler, Düşünceler üzerine yazdığı eleştiride, Jung ile Freud arasındaki kopuşu entelektüel bir anlaşmazlıktan ziyade, Jung’un kendi ruh sağlığını koruma zorunluluğuna dayanan klinik bir nedensellikle açıklar.

Winnicott’un analizine göre bu kopuşun temel dinamikleri şunlardır:

1. “Psikotik” ve “Nevrotik” Zemin Farkı Winnicott’a göre Freud ve Jung, temelde farklı psikolojik zeminlerde çalışıyorlardı. Freud, sağlıklı bir benlik yapısına sahip ancak dürtülerini bastırmış “nevrotik” hastalarla ilgileniyordu. Oysa Winnicott, Jung’un otobiyografisinden yola çıkarak, Jung’un bir “çocukluk şizofrenisi” vakası olduğunu ve kişiliğinin dağılma (disintegration) tehdidi altında bulunduğunu savunur. Bu nedenle Jung’un ihtiyacı, Freud’un sunduğu gibi bastırılanı açığa çıkarmak değil, parçalanmış benliğini bir araya getirmekti.

2. İçgüdülerin Tehdidi ve “Kara Çamur Seli” Winnicott, Jung’un Freud’un cinsellik teorisine (“libido”) karşı duyduğu yoğun tepkiyi, Jung’un kendi psikopatolojisi üzerinden okur.

  • Tehdit Algısı: Freud için bilinçdışı, bastırılmış içgüdülerin (id) alanıdır. Ancak bütünleşmemiş bir benliğe sahip olan Jung için içgüdüsel dürtüler, benliği istila edip parçalayacak bir tehdit unsurudur.
  • Freud’un Dogması: Jung, Freud’un cinsellik teorisini bir “dogma” haline getirmesini ve onu “kara bir çamur seline” (okültizme/bilinçdışına) karşı bir baraj olarak kullanmasını eleştirmiştir. Winnicott bu metaforu analiz ederek, Jung’un aslında kendi iç dünyasındaki ilkel ve psikotik unsurların (Winnicott buna “Jung’un bilinçdışı” der) benliğini yutmasından korktuğunu belirtir. Jung, Freud’un teorisini reddederek, aslında kendi benliğini bu “istiladan” korumuştur.

3. “Benlik” Arayışı ve Freud’un Yetersizliği Winnicott’a göre Jung’un temel arayışı, çocukluğunda annesinin depresyonu ve yetersizliği nedeniyle kazanamadığı “bütünleşmiş benlik” (unit status) hissidir.

  • Benlik vs. İd: Jung, Freudyen analizde “Benlik” (Self) kavramının yer almadığını, Freud’un sadece dürtülerle (id) ve savunmalarla ilgilendiğini sezmiştir. Jung’un “Benlik” kavramını geliştirmesi ve mandalalar çizmesi, dağılmayı önlemeye yönelik bir “kendini iyileştirme” (self-healing) çabasıdır.
  • Kopuşun Zorunluluğu: Jung, Freud’un analizini kabul etseydi, kendi savunma sistemi (bölünmüş kendilik) çökecek ve psikotik bir çöküş yaşayacaktı. Bu nedenle Winnicott, Jung’un Freud’u terk etmek zorunda kaldığını, çünkü Freud’un teorisinin Jung’un “Benlik” arayışına cevap veremeyeceğini ve hatta onu tehlikeye atacağını savunur,.

4. 1 No ve 2 No Arasındaki Çatışma Winnicott, Jung’un “1 No”lu (dış dünyaya uyumlu) ve “2 No”lu (gizemli, içsel) kişilikleri arasındaki ayrımı, klasik bir şizoid bölünme olarak görür. Jung, Freud ile ilişkisinde bir süre “1 No”lu kişiliğini kullanmış olsa da, Freud’un teorisi onun saklı tuttuğu ve “Gerçek Kendiliği”ni temsil eden “2 No”lu kişiliğini tehdit etmeye başladığında geri çekilmiştir. Jung’un kendi mitini ve psikolojisini yaratması, bu iki parçayı birleştirme çabasıydı ve Freud bu sentezde bir engel teşkil ediyordu,.

Özetle Winnicott’a göre Jung, Freud’dan entelektüel kibir yüzünden değil; kendi akıl sağlığını korumak, parçalanma tehdidine karşı durmak ve Freud’un “dürtü” odaklı teorisi yerine kendi “bütünleşme” odaklı teorisini geliştirerek kendini iyileştirmek için kopmuştur.