Yansımaların Ağırlığı – Nejdet Evren

Kendini insanların tümüne karşı sorumlu olarak duyumsayan sanatçı, sanatını icra ederken, muhataplarınca görülen/duyumsanan/izlenen kişi midir gerçekten? Onun iç dünyasındaki yansımaların ağırlığı ne kadar anlaşılabilir?

?Derken her şey biter
Ben ve 2500 kişiden arta kalan yine yalnızca benim
Yalnızlığımdır?
?
Oysa ben o insanların hiç biriyle bir kafede oturup tanışamadım? dizeleriyle bir yandan ?Yalnızlık Kederi? notlarını kaleme alan sanatçı, Metin Altıok’un şu dizelerine gönderme yapıyor;

?Ay dokundu omzuma irkildim
Göğün puslu balkonunda
Birdenbire insanları özledim? (1)

İnsana dair özlem, insanı aramaktan geçer. İnsanı arayan yürek, küllerinden doğan Anka?dır ; mitolojik bir söylenceye göre 500 yılda bir doğarmış, alev-kızlı olurmuş telekleri ve kanatlarını çırptığında yer-yerinden oynarmış.

1/İNSAN NEREDE?
Ve ben
Dönerim uzun bir yoldan
Hırpani giysilerimle
Kendimden kendime

Yola çıktığım an
Sanki dün gibi,
Oysa yıllar geçmiş;
Onca gürültü,
Sesler, çığlıklar
Birikmişler heybeme

Hangisine dokunsam
Çatlar yüreğim
İnsan nerede?

Sanatçı duyumsar, algılar ve içselleştirir; onun sevgi arayışı onu tüm canlı-doğaya doğru sürükler ve canlıyı hep yaşatmak ister; günün birinde öleceğini/dönüşeceğini bile bile?Nasıl ki ölmekten ölmeye fark varsa, yaşamaktan yaşamaya da fark olduğunu bilir; yaşatabilmek ise sanatçının ellerinde, gözlerinde ve sözlerindedir?

?İnsanoğlu etrafındaki canlılara isimler takıp
Kendine bir dünya yaratmanın peşindeyken
Doğa bambaşka bir gerçeğe sahip.
Ve engeller sonsuz
Arınmayanlar için?
Yaşar, turuncu yavru kedi
?
Hiçbir şansı yoktu ?iyi-ye ulaşmak için
Ya şansı olup da ulaşamayanlara ne demeli?? (2)

Maskını/peçesini yüzünden çekmek ister insanın ve bakışlarındaki varsa derinliği, yoksa çelişkilerini görmek ister. Sorgular olan ve olması gerekeni, yetmezliği değil, çabasızlığı/emek harcanmamasını mahkum eder.

2/YÜRÜ
Sefaletin eşiğine oturup
Kör olmuş insan;
Ne bakarken görebilmekte
Ne de gördüğünü çözebilmekte,
Şans kuyusuna bir taş atıp
Ölesiye gelecek sesi beklemekte;
Kuyular da kördür insan gibi

Yeniden yaratmak için kendini
Şansa yer yoktur;
Oturan, sefil
Yürüyen, derviştir!

Toplumsal-öznenin yaratıcı bir yapı kazanabilmesi için her yürüyüşün kendince olması gerekir; değilse, toplumsal-sürü kaçınılmazdır. Ve yine her yürüyüşün bir yöntemi/yordamı olmalıdır; boşuna denmiyor, ?yürünmeyen yol yol değil, yürünen yol ise eski/önceki yol değil? diye?Kimi özne uzlaşmacı, kimisi de uzlaşmacı olmayandır; katılıktan katılığa da bir fark olmalı???bir işin, tam istediği şekilde yürümediğini hissettiği anda, kaydı durdurup CD yapımını iptal etmeye kadar gidebilen, sözlüğünde ?uzlaşma- sözcüğüne asla yer olmayan?? (3) sanatçı duyarlılığı ile eserine/yapıtına önem veren tanımı ile Carlos Kleiber bu yapısı ile kendini aşmış sayılmalıdır?

3/AŞ
Yitirilmiş akşamlar
Yitirilmiş sabahlar
Gün-gece ile
Sarmaş-dolaş
Aşabilirsen
İlk ve önce
Durmadan kendini aş!

Ve aynı kişi yaşam felsefesinde üç temel unsura ağırlık vermektedir; ?Nefes almak?Sevmek?Dokunmak?? (4) Her nefeste zamana karşı tükense de insan içten bir sevgiyi ancak dokunarak soluyabilecektir; o zaman, solumak salt bir refleks olmaktan çıkacaktır.

4/DOKUN
Aş ki, toprak çatlasın
Soluk alsın çorak-ana
?Tohum Yeşerirken? (*)
Gözlerinle dokun ona

Sanatçının kendini arayışı, yöntem/yorum ve yaratıları ile diğerlerini kıyaslaması, geçmiş ile hesaplaşıp kendini aşması, canlı-doğaya, insana, yaşadığı yer-yuvarlağındaki tüm duyumsamalara önem vermesi ile olanaklıdır. Yakarışmasının, benimseyememesinin, yapısal-eleştirisinin temellerinde bu duygu ve düşünceleri yatar. Sanatçı bir yerde derki;

?Beethoven?ın notalarından kendini bir an göstermiş olan Tanrı
Kendine mutlu bir evren
İnsanoğluna kederli bir dünya bırakmış olmalıdır?? (5)

?Yalnızlık Kederi? yansımaların ağırlığı altında sorgulayan sözcüklere sığınırlar; bir yanıt, bir gerekçe, bir neden arayışı içerisindedir; ki,

?İnsanın kendisini geliştirebilmesi ve ileriye gidebilmesi
Sadece bir başınayken mümkündür
Cevabı nerede?? (6)

Arayış, kendini yenileme, arınma hiç bitmez ve yaşam sürdükçe en basit sayılandan en karmaşığa tüm olgular, süreçler, fenomenler, sorunlar, denklemler çözülmek isterler; gerçek sevgiyi bulmak adınadır hepsi de?

5/TELEK
Bir telek koptu kanadından
Bıraktı kendini rüzgarın koynuna
Hafiflediğini duyumsadı önce
Kurtulmuş iken tüm ağırlıklarından
Bir ileri bir geri
Bir aşağı bir yukarı
Dolaştı gök-salıncaklardan

Kütlesi çekiyor büyük olanın
Çok uzaklarına düştü ana-tanrıçadan
Ne yapsa, ne etse kopamadı yalnızlıktan

Sanatçı, yaşadığı toplumsal doku ile iletişim içerisinde olmak ister. Toplumsal doku, bir sanatçının yaşamsal ve var-olma dokusudur; o olmadan soluyamaz?Bu istem, bu yöneliş aydın sapması ile kopartılmadığı sürece gerçekleştirilemez ve ulaşılamaz değildir; ve fakat toplumsal dokunun örselenmiş olması, çok yönlerden kırılmalar yaşamış olması, ötekileştirme yöneliminin yaygın olması durumlarında bu doku, sanatçı maskelilere meyil ederken maskesizleri dışlama eğilimi taşır. Böylesi durumlarda diyalogun yaratılması bir o kadar zorlaşacak demektir. ?Nazım?da olsun, Metin Altıok?ta, Haremde 1001 Gece?de olsun, hepsinde bir özlem var. Halka dokunmak, onunla dost olma çabası var. Çünkü kimi zaman, bunu söylemesi zor ama, biz dost olmak istesek de bizimle dost olmak istemeyen bir toplum kesimi ile karşılaşabiliyoruz.? (7) Bu tesbit, ?Yalnızlık Kederi? nin geçek çığlığı olmalı.

Yanlış ve doğru, geçmiş ile hesaplaşma ve geleceği kurgulamaktan başka ne olabilir ki?

?Bir şey yanlışsa
A?dan Z?ye yanlış oluyor hayatta? (8)

6/SON-YAĞMURLAR
Adorno ne demiş;
Yanlış hayat, doğru yaşanmaz?

Yanlış tuğlalar ile örülen duvarlar
Gölge yapıp, iç karartırlar
Sonunda-baharın düşen yağmurlar
Örgüleri bir-bir yerinden oynatırlar

Nejdet Evren
Aralık 2010, Batı

Notlar:
(*) Tohum Yeşerince, Roman, Emile Zola
(1) Yalnızlık Kederi, Fazıl Say, (Bir Müzisyenin Notları), Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic.A.Ş.,4.Baskı, Ağustos 2009, S: 29 ? ?188 sayfa-
(2) Age, S: 32/33
(3) Age, S: 34
(4) Age, S: 35
(5) Age, S: 40
(6) Age, S: 43
(7) Age, S: 46
(8) Age, S: 85

Yorum yapın

Daha fazla Derleme, Makaleler, Müzik Kitapları
Literatür Bir Dildir – Faiz Cebiroğlu

Literatür, bir dildir. Literatür, yaşamın deneyi ve iletişimidir. Edebi yazılar, kitaplar, dünyaya açılan bir kapı oluyor. Her kitabı elimize alıp...

Kapat