Yoksulluktan, pislikten ve sefil bir huzurdan ibaret değil mi ki ruhunuz? Friedrich Nietzsche

nietzscheBir zamanlar ruh aşağılayarak bakıyordu bedene: ve o zamanlar bu aşağılama yücelerin yücesiydi:
bedenin zayıf, iğrenç, açlıktan ölmek üzere olmasını isterdi ruh. Böylece bedenden ve yeryüzünden kurtulabileceğini düşünürdü.
Ah, bu ruhun kendisi de hâlâ çok zayıf, iğrenç ve açlıktan ölmek üzereydi acımasızlık da bu ruhun şehvetiydi!
Oysa siz de kardeşlerim söyleyin bana: bedeniniz ruhunuz için ne diyor? Yoksulluktan, pislikten ve sefil bir huzurdan ibaret değil mi ki ruhunuz?

Sahiden, kirli bir ırmaktır insan. Kirli bir ırmağı içine alıp da bozulmadan kalmak için, zaten bir deniz olmak gerekir.
Bakın, Üstinsanı öğretiyorum size: işte bu denizdir o, büyük aşağılamanız batıp gidebilir içinde.
Nedir yaşayabildiğiniz en büyük şey? Büyük aşağılamanın saatidir. Mutluluğunuzdan bile tiksindiğiniz saat, aynı şekilde aklınızdan ve erdeminizden.
“Ne önemi var ki benim mutluluğumun? Yoksulluktan, pislikten ve sefil bir huzurdan ibarettir o.
Oysa benim mutluluğum, varoluşun kendisini haklı çıkarmalı!” dediğiniz vakit.
“Ne önemi var ki benim aklımın? Bir aslanın yiyeceğini araması gibi arıyor mu ki bilgiyi?
Yoksulluktan, pislikten, sefil bir huzurdan başka bir şey değildir o!” dediğiniz vakit.
“Ne önemi var ki benim erdemimin? Henüz öfkelendirmedi beni. Ne kadar usandım kendi iyimden ve kötümden. Yoksulluktan, pislikten, sefil bir huzurdan başka bir şey değildir bütün bunlar!” dediğiniz vakit.
“Ne önemi var ki benim adaletimin? Bakıyorum da, ne közüm ben, ne de kömür. Oysa köz ve kömürdür adil olan!” dediğiniz vakit.
“Ne önemi var ki benim merhametimin. Merhamet, insanları sevenin gerileceği çarmıh değil midir?
Oysa benim merhametim çarmıha germe değildir!” dediğiniz vakit.
Hiç böyle konuştunuz mu? Hiç böyle haykırdınız mı? Ah, bir kez duysaydım böyle haykırdığınızı!
Günahınız değil kanaatkarlığınız haykırıyor göklere, günah işlerken bile cimri oluşunuz haykırıyor
göklere!
Peki, sizi diliyle yalayacak yıldırım nerede? Sizi aşılayacak çılgınlık nerede?
Bakın, Üstinsanı öğretiyorum size: işte bu yıldırımdır o, bu çılgınlıktır o!

Böyle Buyurdu Zerdüşt, Friedrich Nietzsche
Türkiye İş Bankası Yayınları, Çeviren: Mustafa Tüzel, sayfa 7,8

Yorum yapın

Daha fazla Felsefe
Antik Dönemde Felsefe ve Sanat – Didem Demiralp

Felsefe ve sanat... Gerçekliğe ulaşma çabasında kendi yolunu çizen iki bağımsız alan... Buluştukları ortak nokta ise insan... Onları, birbirinden ayrı...

Kapat