Zadig ya da Yazgı, Voltaire (François Marie Arouet)

1747’de yazdığı Zadig, Voltaire’in ilk felsefi romanıdır. Kitabın ikinci başlığı Yazgı olmakla birlikte, boş inançların, insani zaafların ve bunların sonucu olan ahmaklıkların eğlendirici bir yergisi olan anlatı, bu ahlaki yaklaşımın ötesinde Leibniz’in felsefesini de eleştirmekte, “önceden kurulu uyum” ve “Tanrısal inayet” anlayışının karşısına, rastlantıların belirsizliğini ve yine Leibnizci bir kavram olan insanın “yeterli neden” ilkesi uyarınca özgürlüğünü sahiplenebileceği gerçeğini çıkarmaktadır. Voltaire, istencimizde olmasa da eylemlerimizde özgür olduğumuza inanmaktadır.
François Marie Arouet de Voltaire?in yoğun bir entelektüel faaliyet içinde sayısız eserler vererek geçirdiği ömrünü üç tutkunun belirlediğini söylemek yanlış olmayacaktır: şöhret, servet ve kudret. Voltaire bu üç tutkusunun da karşılığını fazlasıyla almış, bu arada elbette birtakım bedeller de ödemiştir. Avamın “ahmaklık ve barbarlığına” olduğu kadar Eski Rejim’in çürümüş değer ve kurumlarına da aynı kibir ve hoşgörüsüzlükle meydan okurken çağdaşlarına hoşgörünün ve adaletin erdemini göstermiş, bütün bir Aydınlanma Çağı Fransasını derinlemesine etkilemiştir. Gustave Lanson, onun için, “Bize özgürlüğümüzü verdi ve bize adaleti öğretti” derken, bu sivri dilli “filozof”un hakkını teslim etmektedir.

Kıskanç adam – Voltaire

Zadig talihin karşısına çıkartmış olduğu kötülüklerin tesellisini felsefe ve dostlukta bulmak istedi. Babil?in mahallelerinden birinde, zevkle döşenmiş, kibar bir adama yakışan bütün sanatları ve bütün zevkleri bir araya getirdiği bir evi vardı. Sabahları kitaplığı bütün bilginlere açılmış olurdu; akşamları da sofrası iyi dostluklara açıktı; ama çok geçmeden bilginlerin ne kadar tehlikeli olduklarını öğrendi; Zerdüşt?ün kartal başlı aslan etini yemeyi yasaklayan bir yasası üzerine büyük bir tartışma çıkmıştı. Bazıları, ?Eğer bu hayvan mevcut değilse,? diyorlardı, ?kartal başlı aslan nasıl savunulur?? Ötekiler, ?Olması gerekir,? diyorlardı; ?çünkü Zerdüşt etinin yenmesini istemiyor.? Zadig, ?Eğer kartal başlı aslanlar varsa, onların etini asla yemeyelim; eğer böyle bir hayvan yoksa etini esasen yemeyiz; ve böylece hepimiz Zerdüşt?e itaat etmiş oluruz,? diyerek onları uzlaştırmak istedi.

Kartal başlı aslanın özellikleri üzerine on üç cilt yazmış ve üstelik meleklerle iletişim kuran büyük bir büyücü de olan bir bilgin, tez elden, Kaldelilerin en ahmağı ve dolayısıyla da en fanatiği olan Yebor adındaki bir rahibe giderek Zadig?i ihbar etti. Bu adam, Güneş?in en büyük utkusu adına Zadig?i kazığa vurdurur ve Zerdüşt?ün dua kitabını daha da tatmin edici bir makamda ezberden okuturdu. Dost Kador (bir dost, yüz rahipten yeğlenesidir) gidip yaşlı Yebor?u buldu ve ona dedi ki:

?Var olsun güneş ve kartal başlı aslanlar! Sakın ola ki Zadig?i cezalandırmaya kalkmayın: O bir azizdir; kümesinde kartal başlı aslanlar var ve asla onların etini yemez; ama onu suçlayan kişi, tavşanların ayaklarının yarık olduğunu ve asla pis olmadıklarını savunmaya cüret eden bir sapkındır.? ?Pekâlâ,? dedi Yebor kel kafasını sallayarak, ?Zadig?i kartal başlı aslanlar hakkında kötü düşündüğü için kazığa vurmak gerek ve ötekini de tavşanlar hakkında kötü konuştuğu için.? Kador, kendisinden bir çocuk peydahlamış olan ve rahipler okulunda fazlasıyla itibara sahip olan bir nedime aracılığıyla olayı yatıştırdı. Kimse kazığa vurulmadı; bu yüzden ulemadan birçoğu mırıldandı ve alınan sonuçta Babil?in çöküşünü gördü. Zadig ken­di kendine şöyle haykırdı: ?Mutluluk neye bağlı! Bu dünyada her şey, var olmayan varlıklara varıncaya ka­dar her şey bana eziyet ediyor.? Bilginlere lanet etti ve bundan böyle yalnızca iyi bir çevrede yaşamak istedi.

Evinde Babil?in en dürüst insanlarını ve en tatlı hanımlarını bir araya getirdi; konserlerin öncelediği ve hoş sohbetlerle geçen nefis gece yarısı yemekleri veriyordu, bu sohbetlerde akıllı görünme tez canlılığını bastırmayı öğrenmişti, bu da akıllı görünmemenin ve parlak toplantıları berbat etmemenin en emin yoluydu. Ne dostlarının seçimi ne de yemeklerin seçimi kibrin ürünüydü; çünkü her konuda, olmayı, görünmeye tercih ediyordu ve bu yoldan, hiç de talep etmediği gerçek saygınlığı üstüne çekiyordu.

Evinin tam karşısında, ruhunun kötülüğü kaba görünümüne işlenmiş bir kişi olan Arimaz oturuyordu. İçini kin kemiriyordu ve gururla şişmişti, üstelik hepsine tüy dikmek üzere de sıkıcı bir zekâsı vardı. Hayatta asla başarılı olamadığından, hayatı kötüleyerek intikam alıyordu. Onca zengin olduğu halde, kendi evine dalkavuklar toplamakta güçlük çekiyordu. Akşamları Zadig?in evine gelen arabaların gürültüsü onu rahatsız ediyor, konuklarının övgüleri onu daha da öfkelendiriyordu. Kimi zaman Zadig?in evine gidiyor ve davet edilmeden sofraya oturuyordu: Sofrada topluluğun bütün neşesini kaçırıyordu; kadın başlı kuş gövdeli canavarların dokundukları etleri zehirlediği söylenir ya, işte onun gibi. Bir gün bir hanıma ziyafet vermek isteyeceği tuttu, ama bu hanımı buyur edecek yerde Zadig?e akşam yemeğine gitti. Bir başka gün, sarayda onunla konuşurken yanından geçtikleri bir vekil, Zadig?den akşam yemeğine gelmesini rica etti, ama Arimaz?ı davet bile etmedi. En amansız nefretlerin çoğu kez bundan daha önemli temelleri yoktur. Babil?de ?Kıskanç? diye adlandırılan bu adam, Zadig?i mahvetmek istedi; çünkü ona ?Mutlu? diyor­lardı. Zerdüşt?ün dediği gibi, kötülük yapma fırsatı günde yüz kez çıkar, ama iyilik yapma fırsatı yılda bir kez.

Kıskanç, Zadig?in iki dostu ve iyi niyetle telaffuz ettiği hoş sözlerle iltifatlara boğduğu bir hanımla birlikte, bahçesinde dolaşmakta olduğu evine gitti. Konuşma, kralın, vasali olan Hyrcanie prensine karşı mutlu bir şekilde sona erdirdiği bir savaş üzerinde sürmekteydi. Bu kısa savaşta cesaretini göstermiş olan Zadig, kralı bol bol ama yanındaki hanımı daha da fazla övüyordu. Tabletlerini aldı, hemen oracıkta oluşturduğu dört dizeyi yazdı ve o güzel hanıma okuması için verdi. Dostları dizelerini kendilerine de okumasını istediler: Alçakgönüllülük ya da daha doğrusu elbette özünün-sevgisi, onu bunu yapmaktan alıkoydu. Doğaçlama dizelerin, onuruna terennüm edildikleri hanımdan başkası için asla uygun olmadığını biliyordu: Üzerine dizelerini yazdığı tabletleri ikiye böldü ve her iki parçayı da boş yere aradıkları bir gül fidanlığına attı. Küçük bir yağmur peydahlandı; hep birlikte eve girdiler. Bahçede kalmış olan Kıskanç, o kadar çok aradı ki sonunda tabletin bir parçasını buldu. Tablet o şekilde kırılmıştı ki satırları oluşturan dizelerin her bir yarısından ayrı bir anlam ve hatta daha küçük ölçüde bir dize çıkıyordu; ama daha da tuhaf bir rastlantıyla, bu küçük dizeler krala karşı en korkunç sövgüleri içeren bir anlam yaratmaktaydılar; şunlar okunuyordu:

En büyük cürümlerle

Güçlendirilmiş tahtında,

Kamusal barış

Onun tek düşmanı.

Kıskanç hayatında ilk kez mutlu oldu. Ellerinin arasında, erdemli ve sevimli bir adamı yok edecek şey vardı. Bu acımasız adam, sevinçle dolu bir halde, Zadig?in elinden çıkmış olan bu yergiyi krala kadar ulaştırdı: Zadig?i, iki dostunu ve hanımı hapse attılar. Çok geçmeden davası da görüldü, onu dinleme zahmetine bile katlanmadılar. Kararı öğrenmeye geldiğinde, Kıskanç karşısına çıktı ve dizelerinin hiçbir de­ğer taşımadığını ona yüksek sesle söyledi. Zadig iyi bir şair olmak için uğraşmıyordu; ama krala suikast suçlusu olarak mahkûm edilmiş olmaktan ve işlemediği bir suç yüzünden güzel bir hanım ile iki dostunun hapiste tutulduğunu görmekten ötürü umutsuzluk içindeydi. Konuşmasına izin vermediler, çünkü tabletleri konuşuyorlardı. Babil?in yasası böyleydi. Böy­lece, onu hiç kimsenin acımaya cesaret etmeksizin suratının halini görmek ve tevekkülle ölüp ölmeyeceğini görmek üzere toplanmış bir kalabalığın arasından geçirip işkence edileceği yere götürdüler. Yalnızca anası ile babası yıkılmışlardı, çünkü mirasına konamıyorlardı. Varlığının dörtte üçüne kral lehine ve üçte birine de Kıskanç lehine el konmuştu.

O ölüme hazırlandığı sırada kralın papağanı balkonundan havalandı ve Zadig?in bahçesine, bir gül fidanlığının üzerine uçtu. Rüzgâr bir şeftaliyi komşu bir ağaçtan koparıp oraya taşımıştı; meyve bir yazı tableti parçasının üstüne düşmüş ve ona yapışmıştı. Kuş şeftaliyi ve tableti kaldırdı ve onları monarkın dizleri üzerine bıraktı. Hükümdar tablet parçasında hiçbir anlam oluşturmayan ve birtakım dizelerin sonu gibi görünen sözcükler okudu. Şiiri seviyordu ve dizeleri seven hükümdarlarda her zaman cevher vardır: Papağanının serüveni onu hayallere daldırdı. Zadig?in tabletinin bir parçasına yazılmış olan şeyi hatırlamakta olan kraliçe, yeni bulunan parçayı getirtti.

Birbirlerine tastamam uyan iki parçayı birleştirdiler; o zaman dizeler Zadig?in yazdığı haliyle okundular:

En büyük cürümlerle yerin sarsıldığını gördüm. Güçlendirilmiş tahtında kral hepsini gemlemeyi bilir.

Kamusal barış için yalnızca aşk savaşır: Budur onun tek düşmanı.

Kral hemen Zadig?in huzuruna getirilmesini emretti ve iki dostu ile güzel hanımı da hapisten çıkarttılar. Zadig, kralın ve kraliçenin ayakları dibinde yere kapandı: Onlardan, büyük bir alçakgönüllülükle, kötü dizeler kaleme aldığı için af diledi: ?Öylesine hoşlukla, akıllıca ve mantıklı konuştu ki kral ve kraliçe onu yeniden görmek istediler. Yine geldi ve daha da çok hoşa gitti. Kendisini haksız yere suşlamış olan Kıskanç?ın tüm mal varlığını ona verdiler; ama Zadig hepsini iade etti ve Kıskanç?ın payına yalnızca mal varlığını kaybetmemenin hazzı düştü. Kralın Zadig?e yönelik takdiri günden güne büyüdü. Onu bütün eğlencelerine ortak ediyor ve bütün işlerinde onun görüşüne başvuruyordu. O andan sonra kraliçe de ona hem kendisi hem yüce kocası kral hem Zadig ve hem de krallık için tehlikeli hale gelebilecek bir gönül hoşluğuyla bakar oldu. Zadig mutlu olmanın o kadar da zor olmadığına inanmaya başlıyordu.

Voltaire, Zadig ya da Yazgı
Çevirmen : Turhan Ilgaz
Yayınevi: İmge
G. Yayın Yönetmeni: Refik Tabakçı
Grafiker: Murat Özkoyuncu
Düzeltmen: Alaattin Topçu
Mizanpaj – Dizgi: Yalçın Ateş
Sayfa: 127
Yayın Tarihi: Nisan 2007

Voltaire – François Marie Arouet – Hayatı
(21 Kasım 1694-30 Mayıs 1778) ünlü Fransız yazar ve filozof. Daha çok mahlası Voltaire olarak tanınmıştır. Fransız devrimi ve Aydınlanma hareketine büyük katkısı olmuştur.

Din ve ifade özgürlüklerinin yanı sıra, insan hakları konusundaki düşünceleri ve felsefi yazınları ile ünlenmiştir. Eserlerinde Kilise dogmaları ve döneminin Fransız müesseselerini yoğun olarak hicvetmiştir. Zamanın en etkili isimlerinden biri olarak tanınır.

Voltaire Paris’te, 1694’te doğmuştur. Sekiz yıl boyunca sanat eğitiminin başladığı Collège Louis-le-Grand’da okumuştur. Fakat orada “Latince ve Aptallıklar” dışında bir şey öğrenmediğini iddia etmiştir.

Mezun olduktan sonra Voltaire edebiyatta kariyer yapmaya başladı. Babası ise oğlunun hukuk eğitimi almasını istiyordu. Bu nedenle Voltaire, Paris’te bir avukatın asistanı olarak çalışıyormuş gibi gözüküp, zamanının büyük bir kısmını hicivsel şiirler yazmaya adamıştır. Babası bunu öğrendiğinde Voltaire’yi yine hukuk okumaya göndermiştir; yine de Voltaire yazmayı sürdürmüştür. Sivri dili ile aristokratik ailelerin beğenisini toplamıştır. Kral XV. Louis’in naibi, Orléans Dükü, II. Philippe’yi konu alan bir yazını nedeniyle Bastille’de hapsedilmiştir. Oradayken çıkış yaptığı piyesi Oedipe’yi kaleme almış ve Voltaire ismini almıştır. Oedipe’nin başarısı Voltaire’i etkili bir isim yapmakla beraber onu Fransız Aydınlanmasına dahil etmiştir.

İngiltere’ye Sürgün

Voltaire’nin hazır cevaplılığı ve sivri dili başına bela olmayı sürdürdü. Genç bir asilzadeyi gücendirmesi onun mahkeme dahi olmadan sürgün edilmesine yol açtı. Voltaire’nin İngiltere’ye sürgünü, İngiltere’deki düşünsel durum ve yaşadıkları düşüncelerini büyük oranda etkilemiştir. İngiliz monarşisinden ve ülkenin din ve ifade özgürlüğüne verdiği değerden etkilenen genç yazar, ülkenin yazar ve düşünürlerinden de etkilenmiştir, Shakespeare gibi. Gençlik yıllarından Shakespeare’yi Fransız yazarlarına bir örnek olarak görse de, daha sonraları kendini ondan daha büyük bir yazar olarak görmüştür.

3 yıllık sürgünden sonra Paris’e dönmüş ve fikirlerini İngiliz hükümetini konu alan kurgusal bir metinde toplayarak bastırmıştır; Lettres philosophiques sur les Anglais (“İngiliz(ler) hakkında felsefi mektuplar”). İngiliz monarşisini daha gelişmiş ve insan haklarına daha saygılı görmesi nedeniyle yazınları Fransa’da büyük bir tartışmaya yol açmış ve sonunda öyle bir noktaya gelinmiştir ki evrağın kopyaları yakılmış Voltaire ise Paris’i terk etmeye zorlanmıştır.

Château de Cirey ve Sonrası

Bundan sonra sınırdaki Château de Cirey’e yerleşen Voltaire burada Marquise (Markiz) du Châtelet, Gabrielle Émilie le Tonnelier de Breteuil ile de bir ilişkiye başladı. Voltaire ile Markiz 21.000’den fazla kitap toplamıştırlar. Kuşkusuz Voltaire’nin 15 yıl süren bu ilişkisi entelektüel gelişimine yardımcı olmuştur. Yazmaya devam eden Voltaire Mérope gibi oyunları ve bazı kısa öyküleri yayımlamıştır. İngiltere’de geçirdiği zamanda onu en çok etkileyen şeylerden birisi Isaac Newton’un çalışmalarıdır. Eser ve düşüncelerinde bunun etkileri görülebilir.

Markizin ölümünden sonra Voltaire Berlin’e, yakın arkadaşı ve hayranı olan Büyük Frederick’e gitmiştir. Kral zaten onu daha önce ısrarla saraya davet etmişti. Her ne kadar ilk zamanlarda buradaki yaşamı iyi gitse de, zamanla çeşitli zorluklarla karşılaşmaya başlamıştır. Sivri dili ile burada da haksız bulduğu durumları eleştirmiştir. Sonunda kızdırdığı Frederick, Voltaire’in tüm evrağının kopyalarını yakmış Voltaire’yi de tutuklatmıştır. Voltaire Paris’e doğru yola çıkmış fakat XV. Louis onun kente girmesini yasaklayınca, Cenova’ya gitmiştir. Her ne kadar iyi karşılansa da tiyatral performansları yasaklayan Cenova yasaları Voltaire’nin Candide, ou l’Optimisme (“Candide, veya İyimserlik”) isimli eserini yazmasına ve kenti terk etmesine neden olmuştur. Bu eser Gottfried Leibniz’in felsefesinin hicvidir. Bugün Voltaire’nin en tanınmış eseri Candide’dir. Fransız-İsviçre sınırında bir malikâne almış ve 1778’deki ölümüne kadar burada yaşamıştır.

Çalışmaları

Çok üretken bir yazar olan Voltaire neredeyse tüm edebi şekillerde eser vermiştir. Başlıca eserleri şunlardır:

* Oedipe (1718)
* Zaire (1732)
* Lettres philosophiques sur les Anglais (1733)
* Le Mondain (1736)
* Sept Discours en Vers sur l’Homme (1738)
* Zadig (1747)
* Micromegas (1752)
* Candide (1759)
* Dictionnaire philosophique (1764)
* Épître à l’Auteur du Livre des Trois Imposteurs (1770)

Oyunlar

Voltaire, tamamlanamamışlar dahil, 50-60 arası oyun kaleme almıştır. Bunlardan bazıları:

* Ecossaise
* Eriphile
* Mahomet
* Mérope
* Nanine
* Zaire

Şiir

Voltaire’in ilk basılan çalışması şiirdir. İki uzun şiir kaleme almıştır: Henriade ve Pucelle. Bunların yanında birçok kısa şiir de yazmış ve genellikle kısa şiirleri bu iki uzun şiirinden daha fazla beğeni toplamıştır.

Felsefe

Voltaire’nin en tanınmış ve büyük felsefi eseri Dictionnaire philosophique yani “Felsefe Sözlüğü”dür. Dönemin Fransız siyasi müesseselerine yoğun eleştiri içeren yazınlar içeren sözlük, aynı zamanda o dönemlerde popülerleşmiş düşünceler ve Voltaire’nin rakip ve düşmanları hakkında da yazınlar içerir. Bunun dışında eserde din eleştirisi de bulunmaktadır.

Diğer Çalışmaları

Voltaire bunların dışında tarihi ve düzyazı eserler kaleme almıştır. Düzyazı eserlerine şunlar örnek verilebilir: L’Homme aux quarante ecus, Zadig, dini ve felsefi optimizme saldıran ünlü Candide. Ayrıca yaşamı boyunca yaklaşık 20.000’den fazla mektup yazmıştır ve bu mektuplar gerek kişiliği gerekse düşünce tarzı açısından büyük önem taşır.

Düşüncesi

Her ne kadar ömrü boyunca yurttaşlık hakları ve din özgürlüğü gibi kavramları savunmuş olsa ve var olan Fransız rejimini eleştirse de Voltaire demokrasiden yana değildi. Onun gözünde en iyi yönetim biçimi ‘aydın’ bir monarşi veya ‘aydın mutlakiyet’ti. Nitekim hayatının sonuna kadar “aydınlanmış bir monark’ın yönetimini ideal bir yönetim tarzı olarak savundu.”[1]

Bunun dışında sınıfların varlığını da bir zorunluluk olarak görmüş ve ne teorik ne de pratik açıdan bunu eleştirmiştir. Din açısından ise Voltaire’nin tutumları biraz karışıktır. Philosophes’den olan Voltaire genelde, diğerleri gibi, bir deist olarak tanımlanmıştır. Fakat çeşitli söylemleri nedeniyle ateist olduğu da düşünülmüştür. Ünlü felsefi eseri Felsefe Sözlüğü’nde (Dictionnaire philosophique) Voltaire ateizmi ve ateistleri eleştirir. Ortaya koyduğu dini fikir ve söylemler deist çerçevededir. Bazı araştırmacılara göre Voltaire’nin deist çizgide kalmasının, kişisel nedenler bir yana, fikri nedeni onun yönetim biçimi konusundaki fikirleridir. Voltaire’ye göre din halkın uygun biçimde yönetimi için neredeyse şarttır. Nitekim Voltaire’nin tanınmış aforizmalarından birisi Si Dieu n’existait pas, il faudrait l’inventer yani “Eğer tanrı var olmasaydı, onu icat etmek gerekirdi” onun dini fikirlerini anlamak açısından önemlidir. Bunların dışında Voltaire var olan dini inanç ve yapıyı eleştirmiştir. Her açıdan Voltaire’nin dini dogmatizme karşı olduğu aşikardır. Özellikle dini bağnazlığa sert biçimde karşı çıkmış, Hristiyanlığı, Musevileri yermiştir. Bu tutumları da yine “Felsefe Sözlüğü”nde görülebilir.

Voltaire’nin düşünce tarihi açısından önemli biri sayılır. Zaten tarihsel planda çok büyük önem taşıyan Fransız Devrimi’nin de babası sayılmıştır.

Notlar
1. ? “Aydınlanma”, derleyen: Veysel Atayman, Donkişot Yayınları, İstanbul, Ocak 2005, s.33; kitaptan alıntı – orijinali şöyledir: “Voltaire, toplumsal düzende sınıfların egemenliğine teorik düzeyde de olsa karşı çıkmamış, yaşamının sonuna kadar, toplumda zengin ve yoksulun yan yana var olmalarının kaçınılmaz bir zorunluluk saymış, aydın despotizmi ile kurucu monarşi yönetimi anlayışlarını birlikte sürdürmüş, aydınlanmış bir monark’ın yönetimini ideal bir yönetim tarzı olarak yaşamının sonuna kadar savunmuştur.”

Özlü Sözleri
* Fikirlerinizden nefret ediyorum. Ama onları savunabilmeniz için hayatımı feda etmeye hazırım.
* Hoşgörü nedir? Hoşgörü insanlığın bir parçasıdır. Hepimizin hataları ve eksikleri var; gelin karşılıklı olarak birbirimizin hata ve eksiklerini bağışlayalım, çünkü, hoşgörü doğanın ilk yasasıdır.
* Öfkeni aklınla yenemiyorsan, kendini insandan sayma.
* Akıllı kişilerin en büyük talihsizliği, salakların abuk subukluklarıyla başa çıkmak zorunda olmalarıdır
* Her şeyden önce insan olunmalı; ondan sonra doktor.
* İnsanlar ancak hayalleriyle yaşar ve biraz yaşamaya başlayınca tüm hayallerini kaybederler…
* Gerçek ihtiyaçlar olmadan, gerçek hazlar olmaz.
* Kötü insanlar, iyi insanları sınamaya yarar!
* Hırs, bir sandalın yelkenini şişiren rüzgara benzer; fazlası gemiyi batırır, azı da gemiyi olduğu yerde tutar.
* Işığın Güneş’ten geldiği gibi ahlâkta Tanrı’dan gelir.
* İnsan zeka karşısında eğilir ama şefkat karşısında diz çöker.
* İnsan, istediği an özgür olur.
o Orijinali: L’homme est libre au moment qu’il veut l’être.
o Kaynak: Brutus (1730)
* İnsanlar eşittir; doğum değil
Erdemdir farkı yaratan (yapan)
o Orijinali: Les mortels sont égaux; ce n’est pas la naissance,
C’est la seule vertu qui fait la différence.
o Kaynak: Eriphile (1732)
* Cennet (var) olduğum yerdir.
o Orijinali: Le paradis terrestre est où je suis.
o Kaynak: Le Mondain (1736)
* Batıl inanç ve cehaletten oluşan fanatizm, bütün asırlar boyunca bir hastalık olmuştur.
* İnsanlığın en güzel görevi adalet dağıtmasıdır.
o Orijinali: Le plus grand malheur des gents intelligentes est d?avoir à se débrouiller des malfaisances des imbéciles.Günün sözü 23 Aralık 2006
* …Tüm duyarlı nesneler, aynı günde doğmuş benim gibi acı çeker, benim gibi ölürler. Kartal ödlek kurbanı üstüne çullanmış Titreyen organları kanlı gagasıyla parçalar.Savaşın toz dumanında yuvarlanan adam, Can çekişen arkadaşının kanıyla kanı karışmakta, Beklerken leş kargalarına yem olma sırasını. Evet, her kişide tüm dünya sızlanmakta. Hepsi ıstırap için doğmuş, birbirini yok etmekte. Peki, bu korkunç kaos ne için? Her birimizin acısı hepimize mutluluk mu dersin! Ne kutsanacak dünya, öyleyse!!!
* Pek az insan başkalarının deneylerinden yararlanmayı bilecek kadar akıllıdır.
* En iyi, iyinin düşmanıdır.
* Bu dünyayı tıpkı dünyaya geldiğimizde onu bulduğumuz gibi aptal ve kötü bir biçimde terk edeceğiz.

Tanrı hakkında

* Eğer Tanrı var olmasaydı, onu icat etmek gerekirdi.
o Orijinali: Si Dieu n’existait pas, il faudrait l’inventer.
o Kaynak: Épître à l’Auteur du Livre des Trois Imposteurs (10 Kasım, 1770)
* …Burun gözlük taşımak, bacak çorap giymek, taş görkemli şatolar yapmak için dizayn edilmiştir. İster insandan, ister doğadan kaynaklansın, başıma gelen her belânın gerisinde demek ki, Tanrı’nın usta eli vardır. Doğanın karmaşık düzeni Tanrısal dizaynın kanıtı ise, o zaman, Tanrı’nın ya çok beceriksiz, ya da habis olduğunu kabul etmek zorundayız. Tanrı ya önleyebileceği kötülüğü isteyerek önlememektedir; ya da istemediği kötülüğü önleyememektedir.

François-Marie Arouet (21 November 1694 ? 30 May 1778), İngilizce Hayatı
better known by the pen name Voltaire, was a French Enlightenment writer, essayist, deist and philosopher known for his wit, philosophical sport, and defense of civil liberties, including freedom of religion. He was an outspoken supporter of social reform despite strict censorship laws and harsh penalties for those who broke them. A satirical polemicist, he frequently made use of his works to criticize Catholic Church dogma and the French institutions of his day.

Voltaire was one of several Enlightenment figures (along with John Locke and Thomas Hobbes) whose works and ideas influenced important thinkers of both the American and French

Biography

Early career

François-Marie Arouet was born in Paris France, the youngest of the five children of François Arouet (1650?January 1, 1722), a notary who was a minor treasury official, and his wife, Marie Marguerite d’Aumart (ca. 1660?July 13, 1701), from a noble family of Poitou province. Voltaire was educated by Jesuits at the Collège Louis-le-Grand (1704-11), where he learned Latin and Greek; later in life he became fluent in Italian, Spanish, and English. From 1711 to 1713 he studied law. Before devoting himself entirely to writing, Voltaire worked as a secretary to the French ambassador in the Netherlands, where he fell in love with a French refugee named Catherine Olympe Dunoyer. Their scandalous elopement was foiled by Voltaire’s father and he was forced to return to France. Most of Voltaire’s early life revolved around Paris until his exile. From the beginning Voltaire had trouble with the authorities for his energetic attacks on the government and the Catholic Church. These activities were to result in numerous imprisonments and exiles. In his early twenties he spent eleven months in the Bastille for allegedly writing satirical verses about the aristocracy.

After graduating, Voltaire began his career in literature. His father, however, intended his son to be educated in the law. Voltaire, pretending to work in Paris as an assistant to a lawyer, spent much of his time writing satirical poetry. When his father found him out, he again sent Voltaire to study law, this time in the provinces. Nevertheless, he continued to write, producing essays and historical studies not always noted for their accuracy. Voltaire’s wit made him popular among some of the aristocratic families. In 1719, he became involved in the Cellamare conspiracy of Giulio Alberoni against Philippe II, Duke of Orléans, the regent for Louis XV of France. One of his writings about the Régent led to his being imprisoned in the Bastille, as previously mentioned. While there, he wrote his debut play, ?dipe, and adopted the name Voltaire which came from his hometown in southern France. ?dipe’s success began Voltaire’s influence and brought him into the French Enlightenment.

Voltaire was a prolific writer, and produced works in almost every literary form, authoring plays, poetry, novels, essays, historical and scientific works, over 20,000 letters and over two thousand books and pamphlets.

The name “Voltaire”

The name “Voltaire,” which he adopted in 1718 not only as a pen name but also in daily use, is an anagram of AROVET LI, the Latinised spelling of his surname, Arouet, and the initial letters of the sobriquet “le jeune” (“the younger”). The name also echoes in reversed order the syllables of a familial château in the Poitou region: “Airvault”. The adoption of this name after his incarceration at the Bastille is seen by many to mark a formal separation on the part of Voltaire from his family and his past.

Richard Holmes [1] supports the origin of the name, but adds that a writer such as Voltaire would have intended the name to carry its connotations of speed and daring. These come from associated words such as: “voltige” (acrobatics on a trapeze or horse), “volte-face” (spinning about to face your enemies), and “volatile” (originally any winged creature). Arouet was not a noble name to suit his growing reputation, especially due to the fact of its similarities with “rouer” (for beating) and “roué” (a debauchee).

Poetry

From an early age, Voltaire displayed a talent for writing verse, and his first published work was poetry. He wrote two long poems, the Henriade, and La Pucelle d’Orléans, besides many other smaller pieces.

The Henriade was written in imitation of Virgil, using the Alexandrine couplet reformed and rendered monotonous for dramatic purposes. Voltaire lacked enthusiasm for and understanding of the subject, both of which negatively affected the poem’s quality. The Pucelle, on the other hand, is a burlesque work attacking religion and history. Voltaire’s minor poems are generally considered superior to either of these two works.

Prose

Many of Voltaire’s prose works and romances, usually composed as pamphlets, were written as polemics. Candide attacks religious and philosophical optimism; L’Homme aux quarante ecus, certain social and political ways of the time; Zadig and others, the received forms of moral and metaphysical orthodoxy; and some were written to deride the Bible. In these works, Voltaire’s ironic style, free of exaggeration, is apparent, particularly the restraint and simplicity of the verbal treatment. Candide in particular is the best example of his style.

Voltaire also has, in common with Jonathan Swift, the distinction of paving the way for science fiction’s philosophical irony, particularly in his Micromégas.

In general criticism and miscellaneous writing, Voltaire’s writing was comparable to his other works. Almost all of his more substantive works, whether in verse or prose, are preceded by prefaces of one sort or another, which are models of his caustic yet conversational tone. In a vast variety of nondescript pamphlets and writings, he displays his skills at journalism. In pure literary criticism his principal work is the Commentaire sur Corneille, although he wrote many more similar works ? sometimes (as in his Life and notices of Molière) independently and sometimes as part of his Siécles.

Voltaire’s works, especially his private letters, frequently contain the word “l’infâme” and the expression “écrasez l’infâme, or “crush the infamy”. The phrase refers to abuses of the people by royalty and the clergy that Voltaire saw around him, and the superstition and intolerance that the clergy bred within the people [2]. He had felt these effects in his own exiles, in the confiscations of his books, and the hideous sufferings of Calas and La Barre.

The most oft-cited Voltaire quotation is apocryphal. He is incorrectly credited with the quote “I disapprove of what you say, but I will defend to the death your right to say it.” These were not his words but instead were written by Evelyn Beatrice Hall (under the pseudonym S. G. Tallentyre), in her 1906 biographical book The Friends of Voltaire. Hall intended to summarize in her own words Voltaire’s attitude towards Claude Adrien Helvétius and his controversial book De l’esprit, but her first-person expression was mistaken for an actual quotation from Voltaire. Her interpretation does capture the spirit of Voltaire’ attitude towards Helvetius ; it had been said that this was inspired by a quote found in a 1770 letter to M. le Roche, in which he says “I detest what you write, but I would give my life to make it possible for you to continue to write.” [3], nevertheless, French scholars feel there must have been some misinterpretation, as the letter doesn’t seem to contain any such quote [4]. Voltaire’s largest philosophical work is the Dictionnaire philosophique, comprising articles contributed by him to the Encyclopédie and several minor pieces. It directed criticism at French political institutions, Voltaire’s personal enemies, the Bible, and the Roman Catholic Church.

Amongst other targets, Voltaire was a critic of France’s colonial policy in North America, dismissing the vast territory of New France as “a few acres of snow” (“quelques arpents de neige”).

Letters

Voltaire also engaged in an enormous amount of private correspondence during his life, totaling over 21,000 letters. His personality shows through in the letters that he wrote: his energy and versatility, his unhesitating flattery, his ruthless sarcasm, his unscrupulous business faculty, and his resolve to double and twist in any fashion so as to escape his enemies.

Exile to England

Voltaire’s repartee continued to get him into trouble. After he offended a young nobleman, the Chevalier de Rohan, the Rohan family had a lettre de cachet issued, a secret warrant that allowed for the punishment of people who had committed no crimes or who possibly posed a risk to the royal family, and used it to exile Voltaire without a trial. The incident marked the beginning of Voltaire’s attempt to improve the French judiciary system.

Voltaire’s exile to England greatly influenced him through ideas and experiences. The young man was impressed by Britain’s constitutional monarchy, as well as the country’s support of the freedoms of speech and religion. He was influenced by several of the neoclassical writers of the age, and developed an interest in earlier English literature, especially in the works of Shakespeare, still little known in continental Europe at the time. Despite pointing out his deviations from neoclassical standards, Voltaire saw Shakespeare as an example French writers might look up to, since drama in France, despite being more polished, lacked on-stage action. Later, however, as Shakespeare’s influence was being increasingly felt in France, Voltaire would endeavour to set a contrary example with his own plays, decrying what he considered Shakespeare’s barbarities.

After three years in exile, Voltaire returned to Paris and published his views on British attitudes towards government, literature and religion in a collection of essays in letter form entitled the Lettres philosophiques sur les Anglais (Philosophical letters on the English). Because he regarded the British constitutional monarchy as more developed and more respectful of human rights (particularly religious tolerance) than its French counterpart, these letters met great controversy in France, to the point where copies of the document were burnt and Voltaire was again forced to leave France.

The Château de Cirey

Voltaire’s next destination was the Château de Cirey, located on the borders of Champagne, France and Lorraine. The building was renovated with his money, and here he began a relationship with the Marquise du Châtelet, Gabrielle Émilie le Tonnelier de Breteuil. Cirey was owned by the Marquise’s husband, Marquis Florent-Claude du Chatelet, who sometimes visited his wife and her lover at the chateau. The relationship, which lasted for fifteen years, had a significant intellectual element. Voltaire and the Marquise collected over 21,000 books, an enormous number for the time. Together, they studied these books and performed experiments in the “natural sciences” (what we now call physics), in his laboratory. Voltaire’s experiments included an attempt to determine the properties of fire.

Having learned from his previous brushes with the authorities, Voltaire began his future habit of keeping out of personal harm’s way, and denying any awkward responsibility. He continued to write, publishing plays such as Mérope and some short stories. Again, a main source of inspiration for Voltaire were the years of his British exile, during which he had been strongly influenced by the works of Sir Isaac Newton. Voltaire strongly believed in Newton’s theories, especially concerning optics (Newton?s discovery that white light is composed of all the colors in the spectrum led to many experiments at Cirey), and gravity (the story of Newton and the apple falling from the tree is mentioned in Voltaire’s Essai sur la poésie épique, or Essay on Epic Poetry). Although both Voltaire and the Marquise were curious about the philosophies of Gottfried Leibniz, a contemporary and rival of Newton, they remained “Newtonians” and based their theories on Newton?s works and ideas. Though it has been stated that the Marquise may have been more “Leibnizian”, she did write “je newtonise,” which, translated, means “I am ‘newtoning'”. Voltaire’s book, Eléments de la philosophie de Newton (The Elements of Newton’s Philosophies), was probably co-written with the Marquise, and describes the other branches of Newton’s ideas that fascinated him, including optics and the theory of attraction (gravity).

Voltaire and the Marquise also studied history – particularly the people who had contributed to civilization up to that point. Voltaire’s second essay in English had been Essay upon the Civil Wars in France. When he returned to France, he wrote a biographical essay of King Charles XII, which marks the beginning of Voltaire’s rejection of religion; he wrote that human life is not destined or controlled by greater beings. The essay won him the position of historian in the king’s court. Voltaire and the Marquise also worked with philosophy, particularly with metaphysics, the branch of philosophy dealing with the distant, and what cannot be directly proven: why and what life is, whether or not there is a God, and so on. Voltaire and the Marquise analyzed the Bible, trying to find its validity in the world. Voltaire renounced religion; he believed in the separation of church and state and in religious freedom, ideas he formed after his stay in England. Voltaire even claimed that “One hundred years from my day there will not be a Bible in the earth except one that is looked upon by an antiquarian curiosity seeker.”

Later life

After the death of the Marquise, Voltaire moved to Berlin to join Frederick the Great, a close friend and admirer of his. The king had repeatedly invited him to his palace, and now gave him a salary of 20,000 francs a year. Though life went well at first, he began to encounter difficulties. Faced with a lawsuit and an argument with the president of the Berlin Academy of science, Voltaire wrote the Diatribe du docteur Akakia (Diatribe of Doctor Akakia) which derided the president. This greatly angered Frederick, who had all copies of the document burned and arrested Voltaire at an inn where he was staying along his journey home. Voltaire headed toward Paris, but Louis XV banned him from the city, so instead he turned to Geneva, where he bought a large estate. Though he was received openly at first, the law in Geneva which banned theatrical performances and the publication of La pucelle d’Orléans against his will led to Voltaire’s writing of Candide, ou l’Optimisme (Candide, or Optimism) in 1759 and his eventual departure. Candide, a satire on the philosophy of Leibniz, remains the work for which Voltaire is perhaps best known.

Voltaire died on May 30, 1778 and his last words are said to have been, “For God’s sake, let me die in peace.” [5]

Religion

Voltaire, though often thought an atheist, did in fact partake in religious activities and even erected a chapel on his estate at Ferney. The chief source for the misconception is a line from one of his poems (called “Epistle to the author of the book, The Three Impostors”) that translates to: “If God did not exist, it would be necessary to invent Him.” The full body of the work, however, reveals his criticism was more focused towards the actions of organized religion, rather than with the concept of religion itself.

Like many other key figures during the European Enlightenment, Voltaire considered himself a Deist. He did not believe that absolute faith, based upon any particular or singular religious text or tradition of revelation, was needed to believe in God. In fact, Voltaire’s focus instead on the idea of a universe based on reason and a respect for nature reflected the contemporary Pantheism, increasingly popular throughout the seventeenth and eighteenth centuries and which continues in a form of deism today known as “Voltairean Pantheism.”

He wrote, “What is faith? Is it to believe that which is evident? No. It is perfectly evident to my mind that there exists a necessary, eternal, supreme, and intelligent being. This is no matter of faith, but of reason.” [6] [7]

In terms of religious texts, Voltaire was largely of the opinion that the Bible was 1) an outdated legal and/or moral reference, 2) by and large a metaphor, but one that still taught some good lessons, and 3) a work of Man, not a divine gift. These beliefs did not hinder his religious practice, however, though it did gain him somewhat of a bad reputation in the Catholic Church. It may be noted that Voltaire was indeed seen as somewhat of a nuisance to many believers, and was almost universally known; Wolfgang Amadeus Mozart wrote to his father the year of Voltaire’s death, saying, “The arch-scoundrel Voltaire has finally kicked the bucket….” [8]

Voltaire was also critical of Muhammad. His play Fanaticism, or Mahomet was ?written in opposition to the founder of a false and barbarous sect?; he also referred to Muhammad as ?a false prophet.?[9] However, his views on Islam were more favourable. He called him the founder of “a wise, severe, chaste, and humane religion”, and also said “The legislator of the Muslims, a terrible and powerful man, established his dogmas with his valor and arms; yet, his religion became benign and tolerant.” [1]

From translated works on Confucianism and Legalism, Voltaire drew on Chinese concepts of politics and philosophy – which were based on rational principles, to look critically at European organized religion and hereditary aristocracy.

Voltaire also displayed, as part of his Dictionnaire philosophique, an inclination towards the ideas of Hinduism and the works of Brahmin priests, asking, “Is it not probable that the Brahmins were the first legislators of the earth, the first philosophers, the first theologians?” His attitudes towards religious institutions are further shown in the criticisms he made of Christian missionaries in India.

There is an apocryphal story that his home at Ferney was purchased by the Geneva Bible Society and used for printing Bibles, but this appears to be due to a misunderstanding of the 1849 annual report of the American Bible Society [2]PDF (2.18 MiB). Voltaire’s chateau is now owned and administered by the French Ministry of Culture.

Freemasonry

Voltaire was initiated into Freemasonry shortly before his death. On April 7, 1778 Voltaire accompanied Benjamin Franklin into Loge des Neuf Soeurs in Paris, France and became an Entered Apprentice Freemason. [10][11]

Legacy

Voltaire perceived the French bourgeoisie to be too small and ineffective, the aristocracy to be parasitic and corrupt, the commoners as ignorant and superstitious, and the church as a static force useful only as a counterbalance since its “religious tax” or the tithe helped to create a strong backing for revolutionaries.
Voltaire at Frederick the Great’s Sanssouci. Engraving by Baquoy.
Voltaire at Frederick the Great’s Sanssouci. Engraving by Baquoy.

Voltaire distrusted democracy, which he saw as propagating the idiocy of the masses [3]. To Voltaire, only an enlightened monarch or an enlightened absolutist, advised by philosophers like himself, could bring about change as it was in the king’s rational interest to improve the power and wealth of his subjects and kingdom. Voltaire essentially believed enlightened despotism to be the key to progress and change.

He also believed that Africans were a separate species, inferior to the Europeans, and that ancient Jews were “an ignorant and barbarous people.”[12][13]

The most enduring of Voltaire’s written works is his novella, Candide, ou l’Optimisme (Candide, or Optimism, 1759), which satirized the philosophy of optimism. Candide was also subject to censorship and Voltaire jokingly claimed that the actual author was a certain “Dr DeMad” in a letter, where he reaffirmed the main polemical stances of the text. [4]

Voltaire is also known for many memorable aphorisms, such as: “Si Dieu n’existait pas, il faudrait l’inventer” (“If God did not exist, it would be necessary to invent him”), contained in a verse epistle from 1768, addressed to the anonymous author of a controversial work, The Three Impostors.

Voltaire is remembered and honored in France as a courageous polemicist who indefatigably fought for civil rights ? the right to a fair trial and freedom of religion ? and who denounced the hypocrisies and injustices of the ancien régime. The ancien régime involved an unfair balance of power and taxes between the First Estate (the clergy), the Second Estate (the nobles), and the Third Estate (the commoners and middle class, who were burdened with most of the taxes).

Thomas Carlyle argued that, while Voltaire was unsurpassed in literary form, not even the most elaborate of his works were of much value for matter and that he never uttered an original idea of his own.

According to a review in the March 7, 2005 issue of The New Yorker of Voltaire’s Garden, a mathematician friend of his realized in 1728 that the French government had authorized a lottery in which the prize was much greater than the collective cost of the tickets. He and Voltaire formed a syndicate, collected all the money, and became moneylenders to the great houses of Europe.

The town of Ferney, France, where Voltaire lived out the last 20 years of his life (though he died in Paris), is now named Ferney-Voltaire in honor of its most famous resident. His château is a museum.

Voltaire’s library is preserved intact in the Russian National Library at St. Petersburg, Russia.

In 1791 Voltaire’s remains were interred at Paris’ Panthéon.

According to poet Richard Armour, Voltaire’s friendship with Frederick William existed because “Frederick considered Voltaire to be immensely clever and so did Voltaire.”

Bibliography

Major works

* ?dipe (1718)
* Zaïre (1732)
* Lettres philosophiques sur les Anglais (1733), revised as Letters on the English (circa 1778)
* Le Mondain (1736)
* Sept Discours en Vers sur l’Homme (1738)
* Zadig (1747)
* Micromégas (1752)
* L’Orphelin de la Chine (1755) (Note: This is a translation of a famous Chinese play Orphan of Zhao about the revenge of the orphan of the clan of Zhao on his enemies who killed almost every member of his clan. This play was based on an actual historical event in the Spring-Autumn period of Chinese history.)
* Candide (1759)
* Dictionnaire philosophique (1764)
* L’Ingénu (1767)
* La Princesse de Babylone (1768)
* Épître à l’Auteur du Livre des Trois Imposteurs (1770)

Plays

Voltaire wrote between fifty and sixty plays, including a few unfinished ones. Among them are these:

* ?dipe (1718)
* Eriphile (1732)
* Irène
* Socrates
* Mahomet
* Mérope
* Nanine
* Zaïre (1732)

Historical

* History of Charles XII, King of Sweden (1731)
* The Age of Louis XIV (1752)
* The Age of Louis XV (1746 – 1752)
* Annals of the Empire – Charlemagne, A.D. 742 – Henry VII 1313, Vol. I (1754)
* Annals of the Empire – Louis of Bavaria, 1315 to Ferdinand II 1631 Vol. II (1754)
* History of the Russian Empire Under Peter the Great (Vol. I 1759; Vol. II 1763)

See also

* Classical liberalism
* Contributions to liberal theory
* List of Freemasons
* List of coupled cousins
* Political fiction

Notes

1. ^ Voltaire’s Grin
2. ^ Palmer, R.R.; Colton, Joel (1950). A History of the Modern World. McGraw-Hill, Inc.. ISBN 0-07-040826-2.
3. ^ Boller, Jr., Paul F.; George, John (1989). They Never Said It: A Book of Fake Quotes, Misquotes, and Misleading Attributions. New York: Oxford University Press. ISBN 0-19-505541-1.
4. ^ Note to the Tolerance article in the French Wikipedia http://fr.wikipedia.org/wiki/Tol%C3%A9rance#_note-0
5. ^ Norman Davies, Europe: A history p. 687
6. ^ http://deism.com/voltaire.htm
7. ^ Voltaire. W. Dugdale, A Philosophical Dictionary ver 2, 1843, Page 473 sec 1. Accessed October 31, 2007
8. ^ Keffe, Simon P. (2003). The Cambridge Companion to Mozart. Cambridge University Press. ISBN 0521001927.
9. ^ Voltaire Letter to Benedict XIV written in Paris on August 17, 1745 AD Your holiness will pardon the liberty taken by one of the lowest of the faithful, though a zealous admirer of virtue, of submitting to the head of the true religion this performance, written in opposition to the founder of a false and barbarous sect. To whom could I with more propriety inscribe a satire on the cruelty and errors of a false prophet, than to the vicar and representative of a God of truth and mercy? Your holiness will therefore give me leave to lay at your feet both the piece and the author of it, and humbly to request your protection of the one, and your benediction upon the other; in hopes of which, with the profoundest reverence, I kiss your sacred feet.
10. ^ I did not know that: Mason Facts.
11. ^ Voltaire on British Columbia Grand Lodge Site.
12. ^ Voltaire, François-Marie. Essai sur les Moeurs.
13. ^ Voltaire, François-Marie. Dictionnaire Philosophique.

References

* This article incorporates text from the Encyclopædia Britannica Eleventh Edition, a publication now in the public domain.
* Spielvogel, J. J., 2003. Western Civilization — Volume II: Since 1500, 5th. ed.
* “Voltaire, Author and Philosopher.” Lucidcafé. 8 October 2005, 25 November 2005 [5].
* “Voltaire”, in Richard Shenkman, Legends, Lies, and Cherished Myths of World History (HarperCollins, 1993), pp. 148-51.
* Vernon, Thomas S., “Voltaire.”
* Holmes, Richard. “Voltaire’s Grin” in New York Review of Books, 30/11/1995, pp. 49 – 55, and in Sidetracks: explorations of a romantic biographer, HarperCollins, 2000 , pp. 345 – 366.
* Lewis, Bernard (1999). Semites and Anti-Semites: An Inquiry into Conflict and Prejudice. W. W. Norton & Co. ISBN 0-393-31839-7
* McNeil, Russell. “Voltaire (1694).” Malaspina Great Books. 25 November 2005 [6].
* Muller, Jerry Z., 2002. The Mind and the Market: Capitalism in Western Thought. Anchor Books.
* Wade, Ira O., 1967. Studies on Voltaire. New York: Russell & Russell.

François Marie Arouet, dit Voltaire, Fransızca Hayatı
né le 21 novembre 1694[1] à Paris où il est mort le 30 mai 1778, est un écrivain et philosophe français. Il est admis à l’Académie française en 1746.

Biographie

Voltaire, dont la vie et l??uvre, indissolublement liées, ont étroitement épousé son siècle, est un personnage complexe et contradictoire : célébré de son temps comme poète et tragédien, on lit aujourd?hui essentiellement ses écrits philosophiques en prose (les contes, les lettres philosophiques et le dictionnaire philosophique). Souvent considéré (avec son éternel ennemi Rousseau) comme un des penseurs précurseurs de la Révolution française, il fréquenta les Grands et courtisa les monarques, sans dissimuler son dédain pour le peuple. Apôtre de la tolérance, il s?entêta dans des polémiques hargneuses. Maladif et hypocondriaque, il brilla toujours par son énergie et sa vivacité d?esprit.

Naissance et origines

François-Marie Arouet Le Jeune, dit plus tard Voltaire, est né officiellement le 21 novembre 1694 à Paris, et baptisé le lendemain, dans une famille de la riche bourgeoisie parisienne. À plusieurs reprises, il affirmera être né en réalité neuf mois plus tôt le 20 février 1694 : le baptême aurait été retardé du fait du peu d?espoir de survie de l?enfant. Ses parents sont François Arouet, notaire puis receveur des épices à la Cour des Comptes et Marie Marguerite d?Aumart, d?une famille proche de la noblesse de robe. Son frère aîné sera un sympathisant janséniste. Du fait de son esprit frondeur, de ses relations libertines et surtout de sa vocation de poète, il aura des relations difficiles avec son père. Cause ou conséquence de cette inimitié, Voltaire s?est à plusieurs reprises dit fils d?un Monsieur de Rochebrune, « mousquetaire, officier, auteur ». Sa mère meurt en 1701 à l?âge de 42 ans.

Plusieurs hypothèses sur l?origine du pseudonyme « Voltaire » ont été formulées et ont longtemps fait débat :

* Ce serait l?anagramme de AROUET L(e) J(eune) ou plutôt de AROVET L(e) I(eune) en lettres capitales latines où U s?écrit V et J s?écrit I. AROVETLI donne VOLTAIRE. C?est l?hypothèse la plus sérieuse, et la plus souvent évoquée dans toutes les publications.
* Il s?agirait de l?anagramme phonétique d?Airvault, nom d?un bourg poitevin d?où est originaire sa famille.
* Ce peut être également le syntagme verbal signifiant en ancien français celui que l?on « voulait-faire-taire » (vol-taire), à cause de sa pensée novatrice.
* Il peut s?agir de la contraction de Volontaire avec syncope de la syllabe intérieure on.
* On pense également à l?anagramme syllabique et phonétique de « révolté » : révolté devient re-vol-tai, qui donne Voltaire.

[La critique moderne (notamment, et surtout, l?édition de La Pléiade et les manuels scolaires) s?accordent aujourd?hui à admettre la première hypothèse comme la plus vraisemblable.]

Études

Il commence ses études en 1704 au collège Louis-le-Grand dirigés par les Jésuites. Il y fait de brillantes études de rhétorique et de philosophie, obtient des premiers prix. Tout en étant fort critique des Jésuites, il garda toute sa vie une grande admiration pour ses professeurs et les grandes entreprises missionnaires de la Compagnie de Jésus, en Chine et au Paraguay. L?éducation reçue l?initie aux plaisirs de la conversation et du théâtre. Il devient l?ami des frères d?Argenson, René-Louis et Marc-Pierre, futurs ministres du roi Louis XV.

Vers 1706, il compose une tragédie Amulius et Numitor ; on en trouvera plus tard des extraits qui seront publiés au XIXe siècle. Après sa classe de philosophie, il quitte le collège en 1711 pour s?inscrire à l?école de droit de Paris.

Libertinage

En 1712 il tente le concours de l?Académie avec une ode, Le V?u de Louis XIII, mais échoue.

Filleul de l?abbé de Châteauneuf, il est introduit dans une société libertine, la Société du Temple, et reçoit un legs de Ninon de Lenclos. Il aime faire étalage de ses talents littéraires et de son esprit désinvolte et frondeur qui se déploie dans des épigrammes.

En 1713, à 19 ans, il part pour la Hollande comme secrétaire de M. de Châteauneuf, frère de son parrain. Il se fait chasser de l?ambassade de France en Hollande en raison de sa liaison avec Mlle du Noyer, dite Pimpette, qu?il voulait enlever, à la suite de la plainte de Madame du Noyer. Monsieur Arouet menace son fils de l?expédier à Saint-Domingue et de le déshériter.

En 1714, il écrit un pamphlet, Lettre à M. D***, et une satire, Le Bourbier ou le Parnasse, et commence sa tragédie ?dipe. Devenu clerc de notaire, son métier ne l?inspire guère.

Exils et prisons

En 1716, il est exilé pour des vers séditieux qu?on lui prête et qu?il se défendra toujours d?avoir écrits : le poème des « J?ai vu », d?inspiration janséniste. Le rencontrant dans les jardins du Palais-Royal, le Régent Philippe d?Orléans lui lance : « Monsieur Arouet, je gage vous faire voir une chose que vous n?avez jamais vue. ? Quoi ? ? La Bastille. ? Ah ! Monseigneur, je la tiens pour vue. » Ce n?est pas à la Bastille qu?il ira mais à Sully-sur-Loire où il passera cinq mois, loin de Paris[2]. En 1717, accusé d?avoir rédigé des pamphlets contre le Régent, il échappe à la déportation aux îles (Antilles) mais est emprisonné à la Bastille pendant près d?un an, entre 1717 et 1718. Il commence La Henriade, ode au roi Henri IV. Libéré en avril 1718, il est exilé à Châtenay-Malabry. Il adopte le nom de Voltaire et achève ?dipe, sa première pièce de théâtre, qui rencontra le succès en novembre, quelques mois après sa sortie de prison.

Les années de 1719 à 1724 sont des années de mondanité.

En 1726, à la suite d?une altercation avec le Chevalier de Rohan, Voltaire est emprisonné de nouveau à la Bastille.

Il s?exile après sa libération, en Grande-Bretagne (suite à l?ordre qui lui fut donné de quitter le royaume français) de 1726 à 1729, où il découvre la philosophie de John Locke, les théories scientifiques d?Isaac Newton et la caractéristique de la monarchie britannique, dont il assurera la vulgarisation en France dans les Lettres philosophiques.

En 1730, poursuivi pour certaines de ses ?uvres, il va chercher refuge en Normandie chez son condiciple et ami, l?académicien Le Cornier de Cideville.

Vie de cour

Voltaire partage la vie d?Émilie du Chatelet au château de Cirey, il fait quelques passages à la cour de Lunéville sous le règne de Stanislas Leszczy?ski, duc de Lorraine, puis rentre à Paris, où il mène une carrière de courtisan avant de tomber en disgrâce.

Ce n?est qu?en 1750 qu?il se rend à la cour de Frédéric II à Berlin, où l?attend une position brillante, la clef de chambellan et un traitement considérable. Le roi et le philosophe se lient d?amitié, le premier pratiquant parfaitement le français. Mais les deux amis ne peuvent dissimuler longtemps leurs traits principaux, l?un son humeur altière et son habitude d?être obéi, l?autre sa supériorité intellectuelle et son esprit piquant. La brouille est inévitable, et, en 1753, une querelle de Voltaire avec Maupertuis, que soutient le roi, précipite la rupture, et Voltaire quitte la Prusse. L?ouvrage le plus important qu?il publie pendant son séjour à Berlin est Le Siècle de Louis XIV.

De Genève à Ferney

En 1755, il s?installe aux « Délices », près de Genève. Enfin, en 1758, il achète un domaine à Ferney, dans le Pays de Gex, et Tournay, en territoire français, mais sur la frontière franco-genevoise (Genève est alors un État indépendant). Il va aménager la région, bâtir, planter, semer et développer l?élevage. En compagnie de Mme Denis, sa nièce, gouvernante et compagne, il fait vivre un millier de personnes, se fait agriculteur, architecte, fabricant de montres et de bas de soie. Avec son sens de la formule, il résume l?entreprise : « Un repaire de 40 sauvages est devenu une petite ville opulente habitée par 1200 personnes utiles ». Voltaire n?est plus seulement l?homme le plus célèbre de son époque : il est devenu un mythe. De Saint-Pétersbourg à Philadelphie, on attend ses publications comme des oracles. Artistes, savants, princes, ambassadeurs ou simples curieux se rendent en pèlerinage à Ferney chez cet « aubergiste de l?Europe ».

En 1778, il revient à Paris : le peuple de la capitale l?accueille avec un tel enthousiasme que certains historiens voient dans cette journée du 30 mars « la première des journées révolutionnaires ».

Deux mois avant sa mort, le 7 avril 1778, il devient franc-maçon dans la loge parisienne des « Neuf S?urs ». Il est possible que Voltaire ait été franc-maçon avant cette date, mais il n?en existe aucune preuve formelle.

Il meurt à Paris le 30 mai 1778. En février, 4 mois avant sa mort, il déclarait publiquement : « Je meurs en adorant Dieu, en aimant mes amis, en ne haïssant pas mes ennemis, en détestant la superstition. »

Ses cendres sont transférées au Panthéon de Paris le 11 juillet 1791 après une cérémonie grandiose.
Par un hasard de l?Histoire, sa tombe se trouve en face de celle de Jean-Jacques Rousseau, qu?il n?aimait ? et ne comprenait ? guère.

Voltaire et les femmes

La vie et l’?uvre de Voltaire dévoilent une place intéressante accordée aux femmes. Plusieurs de ses pièces sont entièrement dédiées aux vies exceptionnelles des femmes (de pouvoir) de civilisations Orientales. Cette vision des femmes au pouvoir peut éclairer l’attachement de Voltaire à une femme savante comme Mme de Châtelet.
Cette section est vide, pas assez détaillée ou incomplète. Votre aide est la bienvenue !

* Les femmes dans la vie de Voltaire

Les différentes périodes de la vie de Voltaire étaient plus ou moins rythmées par la présence des femmes. Voltaire était durant des années l’amant de Mme de Châtelet. Puis, c’est sa nièce Mme Denise qui l’accompagnait à Ferney.
Cette section est vide, pas assez détaillée ou incomplète. Votre aide est la bienvenue !

* Les femmes dans son ?uvre

Cette section est vide, pas assez détaillée ou incomplète. Votre aide est la bienvenue !

?uvre

Voltaire a mené une carrière d’homme de lettres que ce soit dans le domaine de la poésie ou dans celui du théâtre. C’est d’ailleurs pour ses pièces qu’il souhaitait être reconnu de la postérité. Si aujourd’hui elles sont tombées dans l?oubli, elles ont toutefois fait partie du répertoire théâtral durant presque deux siècles. Parmi la soixantaine de pièces qu?il écrivit, l?histoire littéraire a retenu notamment Zaïre (1732), Adélaïde du Guesclin (1734), Alzire ou les Américains (1736), Mahomet ou le Fanatisme (1741), La Mérope française (1743), Sémiramis (1748), Nanine, ou le préjugé vaincu (1749), Le Duc de Foix (1752), L?Orphelin de la Chine (1755), Le Café ou l?Écossaise (1760), Tancrède (1760), Les Scythes (1767), ou encore Les Lois de Minos (1774). Les aspects exotiques de certaines pièces sont inspirés des Lettres édifiantes et curieuses dont il était un lecteur avide. Il fut du reste considéré, en son siècle, comme le successeur de Corneille et de Racine, parfois même leur triomphateur ; ses pièces eurent un immense succès, et l?auteur connut la consécration en 1778 lorsque, sur la scène de la Comédie française, son buste fut couronné de lauriers[3], devant un parterre enthousiaste.

Voltaire a collaboré quelquefois avec Rameau pour des ?uvres lyriques : le projet commun le plus ambitieux (l?opéra sacré Samson) finit par être abandonné sans être représenté, condamné par la censure (1733-1736). Il y eut ensuite (1745) une comédie-ballet, La Princesse de Navarre et un opéra-ballet, Le Temple de la Gloire de l?époque ou Voltaire était encore courtisan.

La correspondance de Voltaire constitue une partie importante et conséquente de sa production écrite. Sont recensées 23 000 lettres et il est considéré comme l’un des épistoliers les plus prolifiques de son siècle. Sa correspondance révèle plusieurs facettes peu connues de sa personnalité. Il entrenait de longues correspondances avec ses contemporain(e)s, telle la salonnière madame du Deffand.

Voltaire est surtout lu aujourd’hui pour ses contes. Candide, Zadig, entre autres, font partie des textes incontournables du XVIIIe siècle et occupent une place de choix au sein de la culture française.

Le libéralisme

Dans la pensée du philosophe anglais John Locke, Voltaire trouve une doctrine qui s?adapte parfaitement à son idéal positif et utilitaire. John Locke apparaît comme le défenseur du libéralisme en affirmant que le pacte social ne supprime pas les droits naturels des individus. En outre, c?est l?expérience seule qui nous instruit ; tout ce qui la dépasse n?est qu?hypothèse ; le champ du certain coïncide avec celui de l?utile et du vérifiable. Voltaire tire de cette doctrine la ligne directrice de sa morale : la tâche de l?homme est de prendre en main sa destinée, d?améliorer sa condition, d?assurer, d?embellir sa vie par la science, l?industrie, les arts et par une bonne « police » des sociétés. Ainsi, la vie en commun ne serait pas possible sans une convention où chacun trouve son compte. Bien que s?exprimant par des lois particulières à chaque pays, la justice, qui assure cette convention, est universelle. Tous les hommes sont capables d?en concevoir l?idée, d?abord parce que tous sont des êtres plus ou moins raisonnables, ensuite parce qu?ils sont tous capables de comprendre que ce qui est utile à la société est utile à chacun. La vertu, « commerce de bienfaits », leur est dictée à la fois par le sentiment et par l?intérêt. Le rôle de la morale, selon Voltaire, est de nous enseigner les principes de cette « police » et de nous accoutumer à les respecter.

Le déisme

Étranger à tout esprit religieux, Voltaire se refuse cependant à l?athéisme d?un Diderot ou d?un d?Holbach. Il ne cessa de répéter son fameux distique :

L?univers m?embarrasse, et je ne puis songer
Que cette horloge existe et n?ait point d?horloger.

Ainsi, selon Voltaire, l?ordre de l?univers peut-il nous faire croire à un « éternel géomètre ». Toutefois, s?il reste attaché au déisme, il dénonce comme dérisoire le providentialisme (dans Candide par exemple) et repose cette question formulée dès saint Augustin et qu?il laisse sans réponse : « Pourquoi existe-t-il tant de mal, tout étant formé par un Dieu que tous les théistes se sont accordés à nommer bon ? ».

On lui attribue par ailleurs aussi cette phrase : « Nous pouvons, si vous le désirez, parler de l?existence de Dieu, mais comme je n?ai pas envie d?être volé ni égorgé dans mon sommeil, souffrez que je donne au préalable congé à mes domestiques ».

L?humanisme

Toute l??uvre de Voltaire est un combat contre le fanatisme et l?intolérance, et cela dès La Henriade en 1723. “On entend aujourd?hui par fanatisme une folie religieuse, sombre et cruelle. C?est une maladie qui se gagne comme la petite vérole.” Dictionnaire philosophique, 1764, article Fanatisme

Il a en tout cas lutté contre le fanatisme, celui de l?Église catholique comme celui du protestantisme, symboles à ses yeux d?intolérance et d?injustice. Tracts, pamphlets, tout fut bon pour mobiliser l?opinion publique européenne. Il a aussi misé sur le rire pour susciter l?indignation : l?humour, l?ironie deviennent des armes contre la folie meurtrière qui rend les hommes malheureux. Les ennemis de Voltaire avaient d?ailleurs tout à craindre de son persiflage, mais parfois les idées nouvelles aussi. Quand en 1755, il reçoit le Discours sur l?origine et les fondements de l?inégalité parmi les hommes de Jean-Jacques Rousseau, Voltaire, qui désapprouve l?ouvrage, répond en une lettre aussi habile qu?ironique :

« J?ai reçu, monsieur, votre nouveau livre contre le genre humain, je vous en remercie. [?] On n?a jamais employé tant d?esprit à vouloir nous rendre bêtes ; il prend envie de marcher à quatre pattes quand on lit votre ouvrage. Cependant, comme il y a plus de soixante ans que j?en ai perdu l?habitude, je sens malheureusement qu?il m?est impossible de la reprendre et je laisse cette allure naturelle à ceux qui en sont plus dignes que vous et moi. [?] » (Lettre à Rousseau, 30 août 1755)

Le « patriarche de Ferney » représente éminemment l?humanisme militant du XVIIIe siècle. Comme l?a écrit Sainte-Beuve : « [?] tant qu?un souffle de vie l?anima, il eut en lui ce que j?appelle le bon démon : l?indignation et l?ardeur. Apôtre de la raison jusqu?au bout, on peut dire que Voltaire est mort en combattant. »

Sa correspondance compte plus de 23 000 lettres connues tandis qu?il laisse à la postérité un gigantesque Dictionnaire philosophique qui reprend les axes principaux de son ?uvre, une trentaine de contes philosophiques et des articles publiés dans l’Encyclopédie de Diderot et d’Alembert. De nos jours, son théâtre, qui l?avait propulsé au premier rang de la scène littéraire (Mérope, Zaïre et d?autres), ainsi que sa poésie (la Henriade, considérée comme la seule épopée française au XVIIIe siècle) sont oubliés.

C?est à Voltaire, avant tout autre, que s?applique ce que Condorcet disait des philosophes du XVIIIe siècle, qu?ils avaient « pour cri de guerre : raison, tolérance, humanité ».

La justice

Voltaire s?est passionné pour plusieurs affaires et s?est démené afin que justice soit rendue.

* L?affaire Calas (1762)
* L?affaire Sirven (1764)
* L?affaire du chevalier de La Barre (1766)
* L?affaire Lally-Tollendal (1776)

Ce combat est illustré par cette citation fameuse et pourtant apocryphe apparue en 1906 [4] :

« Je ne suis pas d?accord avec ce que vous dites, mais je me battrai jusqu?à la mort pour que vous ayez le droit de le dire. »

À croire certains commentateurs (Norbert Guterman, A Book of French Quotations, 1963), cette citation reposerait sur une lettre du 6 février 1770 à un abbé Le Riche où Voltaire dirait : « Monsieur l?abbé, je déteste ce que vous écrivez, mais je donnerai ma vie pour que vous puissiez continuer à écrire. » En fait, cette lettre existe mais la phrase n?y figure pas, ni même l?idée. (Voir le texte complet de cette lettre à l?article Tolérance.)

En revanche, cette pseudo-citation a sa source dans le passage suivant :

“J?aimais l?auteur du livre de l?Esprit Helvétius. Cet homme valait mieux que tous ses ennemis ensemble ; mais je n?ai jamais approuvé ni les erreurs de son livre, ni les vérités triviales qu?il débite avec emphase. J?ai pris son parti hautement, quand des hommes absurdes l?ont condamné pour ces vérités mêmes.” (Questions sur l?Encyclopédie, article “Homme”).

Un précurseur du Revenu citoyen

La nouvelle de Voltaire L?Homme aux quarante écus part de la mesure en arpents du royaume et de la valeur moyenne locative de la terre par arpent. Si l?on répartissait cette somme entre tous les sujets du royaume, cela ferait à chacun la rente de quarante écus, dont il munit son héros. Ce principe est exactement celui qui est implicitement sous-jacent au Revenu citoyen, à savoir la part inhérente de rente minimale que peut espérer tout un chacun, du fait du patrimoine constitué par les générations antérieures. Il peut aider à survivre, mais dans des conditions seulement très modestes.

Aspects divers

Voltaire et l?argent

Voltaire est mort à la tête d?une immense fortune : « un des premiers revenus de France, dit-on ! » (Jean Goldzink, Voltaire, ISBN 2070530795).

Ses revenus viendraient :

* de sa plume ; dans son Commentaire historique sur les ?uvres de l?auteur de la Henriade il évoque le succès de cette ?uvre publiée en Grande-Bretagne grâce à la protection du roi,
* de la poche des princes ; selon les époques : George Ier de Grande-Bretagne, Louis XV, Frédéric II, Catherine II de Russie ;
* des revenus de ses paysans de Ferney,
* de placements divers : loterie, prêts à l?aristocratie, investissements maritimes : en 1758 entrent dans le port de Cadix des bateaux chargés d?or des Amériques où il avait placé une partie de sa fortune ;

Il n?a guère abordé le sujet, et l?on considère qu?il a gardé le secret dans deux domaines : ses affaires, et ses amours avec sa nièce.

Voltaire et l?esclavagisme

Voltaire a fermement condamné l?esclavagisme. Le texte le plus célèbre est la dénonciation des mutilations de l?esclave de Surinam dans Candide [5] mais son corpus comporte plusieurs autres passages intéressants. Dans le « Commentaire sur l?Esprit des lois » (1777), il félicite Montesquieu d?avoir jeté l?opprobre sur cette odieuse pratique. [6]

Il s?est également enthousiasmé pour la libération de leurs esclaves par les Quakers de Pennsylvanie en 1769.

En compagnie de son avocat et ami Christin, il a lutté lors des dernières années de sa vie pour la libération des « esclaves » du Jura qui constituaient les derniers serfs présents en France et qui, en vertu du privilège de la main-morte, étaient soumis aux moines du chapitre de Saint-Claude (Jura). C?est un des rares combats politiques qu?il ait perdu ; les serfs ne furent affranchis que lors de la Révolution française, dont Voltaire inspira certains des principes.

A tort, on a souvent prétendu que Voltaire s?était enrichi en ayant participé à la traite des noirs. On invoque à l?appui de cette thèse une lettre qu?il aurait écrite à un négrier de Nantes pour le remercier de lui avoir fait gagner 600 000 livres par ce biais. En fait, cette prétendue lettre est un faux [7].

Essais sur les m?urs et l?esprit des nations (1756) : « Nous n?achetons des esclaves domestiques que chez les Nègres ; on nous reproche ce commerce. Un peuple qui trafique de ses enfants est encore plus condamnable que l?acheteur. Ce négoce démontre notre supériorité ; celui qui se donne un maître était né pour en avoir. »

Voltaire et l?antisémitisme

Parmi les auteurs modernes, d’aucuns désignent Voltaire comme « antisémite »[8]. Ils s?appuient notamment sur le fait que Voltaire écrive dans l?article « Tolérance » du Dictionnaire philosophique : « C’est à regret que je parle des Juifs: cette nation est, à bien des égards, la plus détestable qui ait jamais souillé la terre. Mais tout absurde et atroce qu?elle était, la secte des saducéens fut paisible et honorée, quoiqu?elle ne crût point l?immortalité de l?âme, pendant que les pharisiens la croyaient[9]. »

L’historien de la Shoah, Léon Poliakov, qui a intitulé De Voltaire à Wagner le tome III de son Histoire de l’antisémitisme fait de Voltaire, « le pire antisémite français du XVIIIe siècle[10] ». Selon lui ce sentiment se serait aggravé dans les quinze dernières années de la vie de Voltaire. Il paraîtrait alors lié au combat du philosophe contre l?église chrétienne. Pour Pierre-André Taguieff[11], “Les admirateurs inconditionnels de la « philosophie des Lumières », s?ils prennent la peine de lire le troisième tome (De Voltaire à Wagner) de l?Histoire de l?antisémitisme, paru en 1968, ne peuvent que nuancer leurs jugements sur des penseurs comme Voltaire ou le baron d?Holbach, qui ont reformulé l?antijudaïsme dans le code culturel « progressiste » de la lutte contre les préjugés et les superstitions”.

Cependant, pour Bernard Lazare, « si Voltaire fut un ardent judéophobe, les idées que lui et les encyclopédistes représentaient n?étaient pas hostiles aux Juifs, puisque c?étaient des idées de liberté et d?égalité universelle[12]. »

D?autres notent que l?existence de passages contradictoires[13] dans l??uvre de Voltaire ne permet pas de conclure péremptoirement au racisme ou à l?antisémitisme du philosophe : ainsi Roland Desné écrit : « Ce n?est pas parce que certaines phrases de Voltaire nous font mal que nous devrions le confondre dans la tourbe des persécuteurs[14]. »
Voltaire, gravure de Baquoy
Voltaire, gravure de Baquoy

Voltaire et l?islam

Voltaire considère jusqu?en 1745, Mahomet comme un « imposteur », un « faux prophète », un « fanatique » et un « hypocrite »[15] pour le décrire plus tard comme un « enthousiaste » et « grand homme » à l?image d?Alexandre le Grand[16].

Si Voltaire est hostile à Mahomet et à l?islam avant ses recherches pour la documentation historique du « Siècle de Louis XIV » et de l?Essai sur les M?urs, c?est qu?avant 1745 ses sources sur la civilisation islamique sont des ouvrages de « tradition dévote hostile au fondateur de l?islam »[17] tous chargés d?une longue histoire d?hostilité entre Occidentaux et Orientaux[18].

Par la suite, lorsque Voltaire se détache des sources héritées du Moyen Âge, notamment après avoir lu Henri de Boulainvilliers et Sale[19], sa perspective change radicalement et il refusera ensuite de voir en Mahomet un illettré : il ne peut imaginer qu?un homme qui avait été « négociant, poète, législateur et souverain ne sut pas signer son nom » comme il l?exprime dans le Dictionnaire philosophique (article sur le Coran). Comme Boulainvilliers et Sale, Voltaire préfère utiliser l?islam comme un subterfuge pour attaquer le christianisme qu?il considère comme « la plus ridicule, la plus absurde et la plus sanglante religion qui ait jamais infecté le monde[20]. » Par contraste, il vante la doctrine musulmane pour sa grande simplicité : « Il n?y a qu?un Dieu et Mahomet est son prophète[21]. »

L?évolution de Voltaire sur l?islam arrive à son point culminant avec Examen important de milord Bolingbroke ou le tombeau du fanatisme[22]. Jésus y est caricaturé « comme un chef de parti », un « gueux », un homme « de la lie du peuple » qui voulait former une secte[22]. Par contre, Mahomet quant à lui avait établit un culte qui « était sans doute plus sensé que le christianisme. On n?y adorait point un juif en abhorrant les juifs ; on n?y appelait point une juive mère de Dieu ; on n?y tombait point dans le blasphème extravagant de dire que trois dieux font un dieu ; enfin, on n?y mangeait pas ce dieu qu?on adorait et on n?allait pas rendre à la selle son créateur[23]. » La religion qu?apporte Mahomet était en revanche « le simple théisme, la religion naturelle et par conséquent la seule véritable[23]. »

Comme beaucoup d?autres déistes, Voltaire était attiré par la rationalité apparente de l?islam, « religion sans clergé, sans miracle et sans mystères[21]. » Ainsi, entre 1742, date à laquelle Voltaire a présenté sa pièce de théâtre Le Fanatisme ou Mahomet et sa dernière phase sur l?islam qui se situe entre 1768 et 1772, le chemin parcouru est long.

Informations complémentaires

* L?altercation avec le chevalier de Rohan :

Lors d?une sortie dans un théâtre parisien, Voltaire rencontre le chevalier de Rohan, un représentant d?une des grandes familles de la noblesse française. Voltaire lui dit alors : « Monsieur, je commence mon nom pendant que vous finissez le vôtre ».
Le noble salue poliment Voltaire.
Quelques jours plus tard, Voltaire est invité à déjeuner chez le chevalier de Rohan. Une fois son fiacre arrêté à l?intérieur de la résidence, les serviteurs bastonnent le jeune Arouet, puis le font embastiller.

* On qualifia souvent Voltaire de franc-maçon[24] sans tablier, car il s?était tenu à l?écart de cette confrérie bien qu?il eût des conceptions voisines. Au soir de sa vie, il accepta pourtant d?entrer dans la loge des Neuf S?urs (que fréquentait aussi Benjamin Franklin). On le dispensa vu son âge des habituelles épreuves ainsi que du rite du bandeau sur les yeux enlevé, celui-ci semblant déplacé sur un homme qui avait été considéré par beaucoup comme l?un des plus clairvoyants de son époque. Il revêtit à cette unique occasion le tablier de Claude-Adrien Helvétius, qu?il embrassa avec respect. Les honneurs funèbres lui furent rendus en loge le 28 Novembre de cette même année.
* Voltaire disait à propos de Marivaux et d?autres : « Grands compositeurs de rien, pesant gravement des oeufs de mouche dans des balances de toiles d?araignées ».
* La Henriade lui fut inspirée par sa maîtresse, la maréchale de Villars. Après leur rupture, Voltaire lui adressa ce madrigal :

« Quand vous m?aimiez, mes vers étaient aimables,
Je chantais dignement vos grâces, vos vertus :
Cet ouvrage naquit dans ces temps favorables ;
Il eût été parfait ; mais vous ne m?aimez plus ».
(François-Antoine Chevrier, Almanach des gens d?esprit, Londres, Jean Nourse, 1762, p. 110)

* En 2000, Frédéric Lenormand publie un roman, La Jeune fille et le philosophe, évoquant l?adoption par Voltaire d?une descendante de la famille Corneille. L?anecdote est tirée du récit qu?en fit Voltaire dans sa correspondance. Hanté par l?ombre de Corneille, il lui sembla extraordinaire de devenir le père adoptif d?une de ses descendantes. C?est pour constituer une dot à cette jeune fille qu?il publia une nouvelle édition des pièces de Corneille, vendue par souscription à tous les princes d?Europe. À noter que la fille de sa pupille fut emprisonnée à Paris sous la Terreur, comme Belle et Bonne, et comme la belle-fille de la belle Émilie, la duchesse du Châtelet, qui fut même guillotinée.
* Le paléontologue Pierre Teilhard de Chardin, promoteur ardent de l?idée de noosphère, a pour aïeule une s?ur de Voltaire.

Les influences des autres cultures dans ses ouvrages ou l’exotisme voltairien

Dans les ouvrages de Voltaire, on trouve les empreintes de plusieurs cultures. A part la civilisation greco-romaine, il y a l’Orient qui lui sert parfois d’alibi pour opérer une double critique (critique de sa propre société et de la société représentée). L’influence de l’Orient apparaît par exemple dans le conte Zadig. N’oublions pas qu’il est aussi influencé par la culture anglaise.

Ouvrages de Voltaire

16 volumes de ses ?uvres ont paru dans la Bibliothèque de la Pléiade.

* ?dipe, 1718
* Mariamne (ou Hérode et Mariamne), 1724
* La Henriade, 1728
* Histoire de Charles XII, 1730
* Brutus, 1730
* Zaïre, 1732
* Le temple du goût, 1733
* Lettres anglaises ou Lettres philosophiques, 1734
* Adélaïde du Guesclin, 1734
* Mahomet, 1736
* Mondain, 1736
* Epître sur Newton, 1736
* Traité de métaphysique, 1736
* L?Enfant prodigue, 1736
* Essai sur la nature du feu, 1738
* Eléments de la philosophie de Newton, 1738
* Zulime, 1740
* Le fanatisme ou Mahomet le prophète, 1741
* Mérope, 1743
* Zadig (ou La Destinée), 1748
* Sémiramis 1748
* Le monde comme il va, 1748
* Nanine, ou le Péjugé vaincu, 1749
* Le Siècle de Louis XIV, 1751
* Micromégas, 1752
* Poème sur le désastre de Lisbonne, 1756
* Essai sur les m?urs et l’esprit des Nations, 1756
* Histoire des voyages de Scarmentado écrite par lui-même, 1756
* Candide ou l?Optimisme, 1759
* Le Caffé ou l’Ecossaise, 1760
* Tancrède, 1760
* Histoire d’un bon bramin, 1761
* La Pucelle d’Orléans, 1762
* Traité sur la tolérance, 1763
* Ce qui plait aux dames, 1764
* Dictionnaire philosophique portatif, 1764
* Jeannot et Colin, 1764
* De l’horrible danger de la lecture, 1765
* Petite digression, 1766
* Le Philosophe ignorant, 1766
* L’ingénu, 1767
* La Princesse de Babylone, 1768
* Canonisation de saint Cucufin, 1769
* Questions sur l’Encyclopédie, 1770
* Les lettres de Memmius, 1771
* Il faut prendre un parti, 1772
* Le Cri du Sang Innocent, 1775
* De l?âme, 1776
* Dialogues d?Euhémère, 1777
* Irène, 1778
* Agathocle, 1779
* Correspondance avec Vauvenargues, établie en 2006

Bibliographie

Ouvrages

* Rémy Bijaoui, Voltaire avocat. Calas, Sirven et autres affaires…, Paris, Tallandier, 1994 (ISBN 2235021182)
* Jean Goldzink, Voltaire, la légende de saint Arouet, Paris, Gallimard, 1989
* Jean Goulemot, André Magnan, Didier Masseau (dir.), Inventaire Voltaire, Paris, Gallimard, 1995 (coll. “Quarto”) (ISBN 2070737578)
* Véronique Le Ru, Voltaire newtonien. Le combat d?un philosophe pour la science, Paris, Vuibert/ADAPT, 2005 (ISBN 2711753743), (ISBN 29096800665)
* Éliane Martin-Haag, Voltaire. Du cartésianisme aux Lumières, Paris, Vrin, 2002 (ISBN 2711615375)
* Xavier Martin, Voltaire méconnu : aspects cachés de l?humanisme des Lumières (1750-1800), Paris, Dominique Martin Morin, 2006 (ISBN 285652303X)
* Sylvain Menant, Esthétique de Voltaire, Paris, SEDES, 1995 (ISBN 2718115556)
* Patricia Ménissier, Les Amies de Voltaire dans la correspondance : 1749-1778, Paris, H. Champion, 2007.
* Pierre Milza, Voltaire, Perrin, 2007, (ISBN 2262022518)
* René Pomeau, La Religion de Voltaire, Paris, Colin, 1956 (2e éd. 1969)
* René Pomeau, Politique de Voltaire, Paris, Colin, 1963 (3eéd. 1994) (ISBN 2200215797)
* René Pomeau (dir.), Voltaire en son temps, Paris, Fayard, 1995 (2 vol.) (ISBN 2213595535)
* Charles Porset, Voltaire humaniste, Paris, Edimaf, 2003
* Raymond Trousson, Jeroom Vercruysse (dir.), Dictionnaire général de Voltaire par lui-même, Paris, Champion, 2003 (ISBN 2745307657)
* René Vaillot, Voltaire en son temps. 2. Avec Mme Du Châtelet : 1734-1749, Oxford Voltaire Foundation,1988.
* André Versaille (éd.), Dictionnaire de la pensée de Voltaire, Bruxelles, Complexe, 1994 (ISBN 2870275307)

Périodiques

* Revue Voltaire, n° 1, 2001- (ISBN 2840502232)
* Cahiers Voltaire, n° 1, 2002- (ISBN 2845590164)

Articles connexes

* Pic de la Mirandole
* Jeanne d’Arc : naissance d’un mythe

Liens externes

Pages sur ce thème sur les projets Wikimedia :

Ressources multimédia sur Commons.

Textes sur Wikisource.

Citations sur Wikiquote.

* Voltaire intégral
* Livres philosophique de Voltaire en texte intégral
* La Société des Etudes Voltairiennes, société savante fondée en 2000, publie annuellement la Revue Voltaire
* La Société Voltaire, fondée en 2000, est ouverte à tous, et publie la revue annuelle Cahiers Voltaire
* Institut et Musée Voltaire de Genève
* Plusieurs ouvrages sont disponibles sur le site du Projet Gutenberg.
* Voltaire, par Goethe, sur Wikisource
* (fr) [mp3] Lecture audio de la lettre de Voltaire à Rousseau

Notes et références

1. ? Quoiqu’il prétendît être né le 20 février de cette année-là
2. ? Voltaire en son temps, sous la direction de René Pommeau, tome 1, page 76
3. ? Gravure de Moreau le jeune, http://www.visitvoltaire.com/f_voltaire’s_later_life_last_trip_to_paris.htm
4. ? Cette phrase qui est souvent attribuée à Voltaire semble apocryphe. Elle n?apparaît nulle part dans son ?uvre publiée. Elle fut en fait formulée en 1906 dans The Friends of Voltaire, livre anglais d?Evelyn Beatrice Hall écrivant sous le pseudonyme de S. G. Tallentyre, pour résumer sa position : « I disapprove of what you say, but I will defend to the death your right to say it », avant d?être traduite en français.)
5. ? Chapitre 19 de Candide
6. ? « Si quelqu?un a jamais combattu pour rendre aux esclaves de toute espèce le droit de la nature, la liberté, c?est assurément Montesquieu. Il a opposé la raison et l?humanité à toutes les sortes d?esclavage : à celui des nègres qu?on va acheter sur la côte de Guinée pour avoir du sucre dans les îles Caraïbes ; à celui des eunuques, pour garder les femmes et pour chanter le dessus dans la chapelle du pape ; […] », Oeuvres complètes de Voltaire, tome XXXI, « Commentaire sur l?Esprit des lois », Section ”Esclavage”, édition de 1893, p. 305.
7. ? “Lumières et Esclavage” de Jean Ehrard, André Versaille éditeur, 2008, p 28
8. ? Il faut toutefois rappeler que ce terme n’a été forgé qu?un siècle après la mort de Voltaire. Cf.[1]
9. ? [2] – voir aussi l?article Juifs [3]
10. ? Poliakov, Souvenirs des temps passés, « Revue de la Shoah n°158 », p. 23.
11. ? dans sa préface de la réédition de l’ouvrage de Poliakov, La Causalité diabolique
12. ? Bernard Lazare, L?Antisémitisme : son histoire et ses causes, « VI. L?antijudaïsme depuis la Réforme jusqu?à la Révolution française », 1894 (sur Wikisource).
13. ? Dans le Traité sur la tolérance par exemple, notamment les chapitres XXII et XXIII. Voir aussi ce texte dans lequel Voltaire préconise la solidarité de tous, incluant explicitement les juifs : Mélanges, Éditions Gallimard, « Bibliothèque de la Pléiade », Avis au public sur les parricides imputés aux Calas et aux Sirven, « Remèdes contre la rage des âmes » 1961, p. 828.
14. ? « Voltaire était-il antisémite ? », La Pensée, n° 203, janvier-février 1979, pp 70-84.
15. ? Voltaire, Le Fanatisme ou Mahomet le prophète, ?uvres complètes, éd. Garnier, 1875, tome 4, p. 135
16. ? Voltaire, « Mahomet avait le courage d?Alexandre », Le diner du comte de Boulainvilliers, ?uvres complètes, éd. Garnier, 1875, tome 26, p. 580
17. ? R. Pomeau, La Religion de Voltaire, p. 157
18. ? Sadek Neaimi, L?Islam, passion française, éd. Bartillat, 2005
19. ? Domique Carnoy, « Regard sur l?islam, de l?âge classique aux lumières », Histoire de l?islam et des musulmans en France, éd. Albin Michel, 2006, p. 471
20. ? Lettre à Frédéric II, roi de Prusse, datée du 5 janvier 1767
21. ? a? b? Sadek Neaimi, L?islam au siècle des Lumières, éd. L?Harmattan, Paris, 2003
22. ? a? b? Faruk Bilici, « L?islam en France sous l?Ancien Régime et la Révolution : attraction et répulsion », Rives nord-méditerranéennes, 15 novembre 2005
23. ? a? b? Examen important de milord Bolingbroke ou le tombeau du fanatisme
24. ? Voltaire franc-maçon de la Loge “Les Neuf Soeurs” Précis historique de l’Ordre de la Franc-Maçonnerie jusqu’en 1829 (Tome II) Jean-Claude Bésuchet de Saunois – 1829

Yorum yapın

Daha fazla Felsefe, Romanlar
Dostluk’un Kitabı; İlker Maga, Arthur Schopenhauer, Kant Leung, Hüsnü Kaya, Platon (Eflatun), Aristoteles, Friedrich Wilhelm Nietzsche, Tan Oral, İzzettin Önder, Metin Çulhaoğlu

Dostluk, günlük hayatta çok sık kullandığımız bir kelime. Ama sadece kelime değil, bir değer. Herhangi bir şekilde "dost" kelimesini kullanıyorsak,...

Kapat