Zorunluluk ve Özgürlük Arasında: Savaş ve Barış’ta Tolstoy ile Spinoza’nın Determinizmi

Tolstoy’un Savaş ve Barış’ta geliştirdiği özgür irade eleştirisi, modern felsefede en radikal determinizm modellerinden biri olan Spinoza’nın zorunluluk öğretisi ile güçlü bir düşünsel akrabalık taşır. Her iki düşünürde de özgür irade, insanın eylemlerinin gerçek nedenlerini bilmemesinden kaynaklanan bir bilinç yanılsaması olarak değerlendirilir. Ancak Tolstoy bu fikri sistematik bir felsefe metni yerine, roman formu ve tarih anlatısı aracılığıyla işler. Bu bölüm, Tolstoy’un tarihsel determinizmini Spinoza’nın Ethica’da geliştirdiği metafizik determinizmle karşılaştırarak, özgür iradenin neden her iki düşünürde de “problemli” hâle geldiğini göstermeyi amaçlamaktadır.

1. Spinoza’da Determinizm: Zorunluluğun Ontolojisi

Spinoza’ya göre evrende hiçbir şey rastlantısal değildir. Her varlık ve her eylem, Tanrı-doğa (Deus sive Natura) tarafından belirlenen zorunlu nedenler zinciri içinde meydana gelir:

“İnsanlar kendilerini özgür sanırlar; çünkü eylemlerinin bilincindedirler ama onları belirleyen nedenleri bilmezler.”
(Spinoza, Ethica, II, Önerme 35, Scholium)

Bu yaklaşımda özgür irade, metafizik olarak imkânsızdır. İnsan iradesi, doğanın genel zorunluluğundan muaf değildir. Spinoza için “özgürlük”, nedensellikten kurtuluş değil, nedenselliğin akılla kavranmasıdır. Bu nedenle özgürlük, iradede değil, bilgide temellenir.

2. Tolstoy’da Tarihsel Determinizm: Nedenselliğin Anlatısı

Tolstoy’un Savaş ve Barış’ta savunduğu determinizm, Spinoza’daki gibi ontolojik değil, tarihsel ve toplumsal bir determinizmdir. Ancak sonuç aynıdır: bireysel özgür irade iddiası geçerliliğini yitirir. Tolstoy, tarihsel olayların tekil iradelerle açıklanmasını sert biçimde reddeder:

“Bir savaşın sonucunu, bir komutanın iradesine bağlamak, gelgitleri tek bir dalgayla açıklamaya çalışmak gibidir.”
(Tolstoy, Savaş ve Barış, s. 1096)

Burada Tolstoy’un yöntemi Spinoza’dan ayrılır: Spinoza geometrik bir zorunluluk sistemi kurarken, Tolstoy anlatısal çoğulluk yoluyla nedenselliği dağıtır. Yine de her iki düşünürde de insan, nedenlerin öznesi değil, taşıyıcısıdır.

3. Özgürlük Yanılsaması: Cehalet Olarak İrade

Spinoza’nın “özgürlük = cehalet” formülü, Tolstoy’un romanında neredeyse birebir karşılık bulur. Tolstoy, özellikle Napolyon figürü üzerinden bu yanılsamayı görünür kılar:

“Napolyon, emir verdiğini sanıyordu; oysa binlerce insanın istemediği hiçbir şey gerçekleşmiyordu.”
(Tolstoy, Savaş ve Barış, s. 734)

Bu pasaj, Spinoza’nın irade eleştirisini tarih sahnesine taşır. Napolyon’un özgürlük hissi, tıpkı Spinoza’nın betimlediği insan gibi, nedenlerin bilinmemesinden kaynaklanır. Dolayısıyla Tolstoy’da özgür irade, tıpkı Spinoza’da olduğu gibi, fenomenolojik ama ontolojik olmayan bir gerçekliktir.

4. Etik Sonuçlar: Kabulleniş mi, Bilinç mi?

İki düşünür arasındaki en önemli fark, determinizmin etik sonuçlarında ortaya çıkar. Spinoza’da zorunluluğun kavranması, bireyi akli özgürlüğe taşır:

“Zorunluluğu anlayan insan, tutkuların kölesi olmaktan kurtulur.”
(Spinoza, Ethica, V, Önerme 3)

Tolstoy’da ise bu kavrayış, daha çok tevazu ve ahlaki sınırlılık bilinci doğurur. Pierre Bezuhov’un dönüşümü bu farkı açıkça gösterir:

“Pierre, artık olayları değiştiremeyeceğini değil, onları anlamaya çalışması gerektiğini kavramıştı.”
(Tolstoy, Savaş ve Barış, s. 952)

Spinoza’nın etik özgürlüğü aktif ve rasyonel iken, Tolstoy’un etik tutumu daha çok pasif bir kabulleniş ve Hristiyan ahlakına yakın bir alçakgönüllülük içerir.

5. Özgür İrade: Spinoza’da İmkânsız, Tolstoy’da Gerekli Bir Kurgu

Spinoza, özgür iradeyi felsefi olarak tamamen reddederken, Tolstoy onu toplumsal ve ahlaki bir zorunluluk olarak muhafaza eder. Tolstoy’a göre insanlar özgür iradeye inanmak zorundadır; aksi hâlde tarih yazılamaz, ahlaki yargı kurulamaz:

“İnsan özgür olmadığı hâlde, özgürmüş gibi yaşamak zorundadır.”
(Tolstoy, Savaş ve Barış, s. 1308)

Bu noktada Tolstoy, Spinoza’dan ayrılarak özgür iradeyi bir ontolojik masal ama etik bir gereklilik olarak konumlandırır.

Özetle;

Spinoza ve Tolstoy, farklı disiplinlerden hareket etmelerine rağmen, özgür irade konusunda ortak bir sonuca ulaşırlar: İnsan, eylemlerinin mutlak faili değildir. Spinoza bu sonucu metafizik zorunlulukla temellendirirken, Tolstoy tarihsel ve anlatısal çoğullukla görünür kılar. Ancak Tolstoy, Spinoza’dan farklı olarak, özgür iradenin bir yanılsama olduğunu kabul etse bile, onun ahlaki ve toplumsal işlevini korur. Bu nedenle Savaş ve Barış, özgür iradeyi yıkan ama aynı zamanda onsuz yaşanamayacağını gösteren paradoksal bir metin olarak okunabilir.

Kaynakça

Spinoza, Benedictus de. Ethica. Çev. Aziz Yardımlı. İstanbul: İdea Yayınları, 2011.

Tolstoy, Lev. Savaş ve Barış. Çev. Ayşe Hacıhasanoğlu. İstanbul: Can Yayınları, 2018.

Berlin, Isaiah. The Hedgehog and the Fox: An Essay on Tolstoy’s View of History. London: Weidenfeld & Nicolson, 1953.

Deleuze, Gilles. Spinoza: Practical Philosophy. San Francisco: City Lights, 1988.