Zulüm, B. Malamud ve Ali İsmail Korkmaz – Selma Sayar

Zulüm: Güçlü bir kimsenin veya kurumun yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum, kıyım, acımasızlık, haksızlık, eziyet, cefa olarak tanımlanıyor.

Öyle bir kıyım ki bu; yüreği bedenden ayırır, ciğeri sökün eder. Duyguları kurutur. Diline, milliyetine, cinsiyetine bakmaksızın bütün insansal dürtülerinden koparmaya çalışır insanı; en kötüsü de inançlarından?

(Sözüm ona) zalimin mazluma bir hükmüdür bu. Bilmez ki hiçbir şeye sahip olmayan ve olamayacak olan ta kendisidir. Çünkü duygusu, sevgisi, özlemi, inancı ve umudu yoktur. Korkaktır, siliktir, karanlıkları sever, aydınlıklar düşmandır ona.

Bu sözcüklerle sarsılırken zihnim, okuduğum bir kitap ve sadece resimlerinden tanıdığım bir insanın yüzü hatırlattı insanlığımı yeniden!

Kitabın adı Tamirci. Yazarı Bernard Malamud.

Konusu kısaca şöyle: 1905 devriminden sonra ve Rusya?nın son çarının devrilmesinden önce, yani 1911 yılı. Olay Kiev?de geçiyor. O zaman şehir yazarın tanımlamasına göre ? Vahşi hurafeler ve gizemci görüşlerle dolu bir Ortaçağ şehri?dir.? Kentin her yerinde Yahudi düşmanlığı kol gezmektedir. On iki yaşında bir Rus çocuğu bıçaklanarak öldürülmüş ve vücudundaki bütün kan akıtılmış halde bulununca, Yahudiler ayin niteliğinde bir çocuk cinayeti işlemekle suçlanırlar.

Kendi halinde bir yaşam süren ve elinden her iş gelen tamirci Yakov Şepseviç Bok( Buk) eşi tarafından terkedilince, daha iyi bir yaşam için köyünden ayrılır ve Kiev?e geldiği ilk günden başına gelen talihsizliklerle hayatının akışı değişir.

Beyaz bir Rus?a yardım etmesi, o yardımın karşılığı olarak beyaz Rus?un fabrikasında iş verilmesi, bu arada gittikçe artan Yahudi düşmanlığı yüzünden, gerçek kimliğini saklamak zorunda kalışı, ayak basması bile yasak olan bir bölgede ikamet etmesi ve yaşadığı yerde vücudu onlarca bıçak darbesiyle parçalanmış küçük bir Rus çocuğunun ölümünden sorumlu tutuluşu, sorgusuz sualsiz, bir hapishaneden diğerine sürülmesi, ona yöneltilen suçlamalar çeşitlenip çoğaldıkça ve halkın olaya olan ilgisi artıkça tamircinin ıstırabının yoğunlaşmasıyla olaylar devam eder.

Kitabı önemli kılan şey, Yakov adlı Yahudi?yi anlatması değil, nasıl anlattığı. Okuyucu yazarın duygu dünyasına dahil olur adeta. Özellikle Yakov?un hapishanede yaşadığı zulüm ve işkence insanın kanını donduracak türden. Mesela gardiyanların Yakov?u aç, susuz bırakması, diğer suçlulardan soyutlaması, günde birkaç kez sadece fanılası üzerinde kalması koşuluyla tepeden tırnağa aranması, geceleri zifiri karanlıkta bırakılması, hiç kimseyle görüştürülmemesi, kış mevsiminde, dondurucu soğukta sobasının yakılmaması, mahkemeye ne zaman çıkacağını sorduğunda ceza olarak feci bir dayaktan geçirilmesi uygulanan işkencelerin sadece bir bölümüdür.

Kurgu öylesine başarılı ki bir an için; o gardiyanların, hapishane müdürünün ve yardımcılarının gerçekte varolduğunu duyumsatır size ve aynı gökyüzünü paylaşmaktan, aynı havayı solumaktan utanç duyarsınız.

1966?da yayımlanan Tamirci?nin Bernard Malamud?a hem Pulitzer Ödülü, hem de ikinci Ulusal Kitap Ödülü?nü kazandırdığını da not olarak eklemeliyim.

Aynı utancı bir başka insanın dramında yaşarız. İnsanlığın donduğu bir andır o an. Ali İsmail Korkmaz?ın; aydınlıktan, ümitten, sevgiden nasibini alamamış kişilerce darp edildiği ve hayatının baharındayken yaşamdan koparıldığı anı.

Oysa ki güzel günler düşlüyordu herkes için. Daha adil, daha yaşanılır bir dünya?

Ağaçların kesilmediği, AVM?lere kurban edilmediği, fikirlerin özgürce ifade edildiği , insanların birbirini hırpalamadığı, kırmadığı, vurmadığı bir dünyayı istemenin nesi kötü olabilirdi?

Yahudi Yakov bir kitap kahramanı. Başından geçenler hayal ürünü ya da bir kurgu olsa da- kitabın oluşumunu besleyen gerçeklikler var mutlaka- kitabı okudukça tüylerim diken diken oldu. Ya Ali İsmail?in yaşadığı zulüm? İşte o an kalemimin gücünün yittiği andır!

Selma Sayar

Kitabın Künyesi
Tamirci
Bernard Malamud
Epsilon Yayınları / Kafka Dizisi
Çeviri : Başak Yenici
İstanbul, 2013
344 s.

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Romanlar
Hırsız ve Burjuva – Hüsnü Arkan

"Büyük hırsızlar karanlıkların çocuklarıdır; aydınlıkta önlerini göremezler, gün ışığı gözlerini kamaştırır, tökezlerler ve yerlerde sürünürler. Bu yüzden kısa süren aydınlık...

Kapat