İki farklı edebiyat – Zülfü Livaneli

Şöyle bir kurala inanıyorum: Eğer bir masa başında oturduğunda arkadaşlarına anlattığın zaman ilgilerini çekecek, seni en azından yarım saat dinlemelerini sağlayacak kadar ilginç bir konun yoksa, hiç yazmamak daha iyi. Çünkü o yüzlerce sayfayı da kimse okumaz. (Bu genellemenin dışında kalan deneysel yapıtları ayrıca ele almak gerek.) Ne var ki, çağımızda kapitalizm, edebiyat sanatına kötülük

okumak için tıklayınız

Okuma zevki – Zülfü Livaneli

Hayatta yapılan her güzel iş gibi, kitap da zevk alarak okunmalı. Edebiyat, ne kadar derin düşünceler anlatılırsa anlatılsın, bunları okura zevk verecek, sayfaları sabırsızlıkla çevirtecek, hatta “Aman bitmesin” dedirtecek bir biçime büründürme sanatıdır. Bütün büyük yazarlar, bunu başardıkları için büyüktürler. Siz hiç Cervantes, Dostoyevski, Tolstoy, Dickens, Gogol, Flaubert, Stendhal, Márquez okurken sıkılan, öf pöf eden

okumak için tıklayınız

Kendi Güzelliğinde Boğulan Adam: Narsis’in Trajik Hikayesi

Ayna, Ne Zaman Felaketin Habercisi Olur? Yazar: Jungish (Olan Bitene Dair Hem Gülüp Hem Düşündüren Filozof) Aziz Okuyucularım, Ey Kendini Sevmekte Ölçüyü Kaçıranlar! Şimdi size, bütün psikoloji kitaplarının, bütün aşk dramlarının ve bütün özçekim (selfie) çılgınlığının kökenindeki o kadim hikâyeyi anlatacağım: Narkissos (Narsis). Narsis, sadece mitolojide kalmış bir karakter değil; o, kendi benliğini, başkalarının sevgisinden

okumak için tıklayınız

Benim Çocuğum En Zeki! Ebeveynin Kör Aşkı ve Narsisizm Tohumları

Evladını “Dâhi” Sananların Vahim Yanılgısı ve Kırılgan Egolar Yazar: Jungish (Olan Çocuğa Olur: Ebeveynin Kibri, Yavrusunun Omuzlarında Yük Olur.) Aziz Okuyucularım, Ey Evladının Başarısıyla Dünyayı Fethedenler! Şimdi size, her anne-babanın kalbinde saklı duran, lakin dikkat edilmezse felakete yol açan bir sorundan bahsedeceğim: Çocuğunu aşırı yüceltme (overvaluation) Hepimiz, kendi evladımızın eşsiz, zeki ve dünyanın görmediği bir

okumak için tıklayınız

Oyların Esrarı: Biz Sandığınız Kadar Mantıklı Mıyız?

Beyim, Pusulayı Cebinden Çıkar, Ama Kalbini Kim Yönetiyor Bak! Yazar: Jungish (Seçmen Sandığa Giderken, Yanında Akıl Defterini mi, Yoksa Kırgınlıklarını mı Götürür?) Aziz Okuyucularım, Ey Demokrasinin O Komik Törenine Katılanlar! Şimdi size öyle bir sırrı ifşa edeceğim ki, o koca koca siyaset bilimcileri bile bu gerçeği fısıltıyla konuşur: Siz, oy kullanırken, mantığınızın o buz gibi

okumak için tıklayınız

Kült Liderlerinin Karanlık Sırrı: Manson’dan Günümüze Ait Olma İhtiyacının Sömürülmesi

Hayatın Anlamını Aramak: O Büyük Boşluğa Tek Bir Cevap Yazar: Jungish (İnsan Ruhu, Ne Zaman Bir Yalana İnanmayı Seçer?) Aziz Okuyucularım, Ey Ait Olma Arzusuna Karşı Savunmasız Kalanlar! Şimdi size, Charles Manson gibi karanlık liderlerin ve onların kurduğu kültlerin (tarikatların) başarısının ardındaki en temel ve en insani sırrı anlatacağım. Bu liderler, öyle büyük bir güç

okumak için tıklayınız

Zihinsel Hastalık ve Sömürgecilik: Fanon’un Bize Öğrettikleri

Bireysel Acı mı, Sistemsel Şiddet mi? Post-Kolonyal Ruhun Yarası Yazar: Jungish (Olan Bitene Dair Hem Gülüp Hem Düşündüren Filozof) Aziz Okuyucularım, Ey Tarihin Yaralarını Taşıyanlar! Şimdi size, dehası ve keskin gözlemiyle tıp ve siyasetin sınırlarını silen o büyük adamdan, Frantz Fanon‘dan bahsedeceğim. Fanon, sadece bir psikiyatrist değil; o, sömürgeciliğin ve ırkçılığın, insan ruhunda nasıl somut

okumak için tıklayınız

Üç Dakikalık Gerçeklik: TikTok Otizmi Nasıl Öğretiyor?

Farkındalık mı, Yeni Kalıplara Sıkışma mı? Sosyal Medyanın İkiyüzlü Büyüsü Yazar: Jungish (Gündemin Hızı ve İnsan Ruhunun Karmaşıklığı) Aziz Okuyucularım, Ey Ekran Başında “Farkındalık” Kazananlar! Şimdi size, çağımızın en hızlı ve en gürültülü platformu olan TikTok’un, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) hakkındaki bilgimizi nasıl değiştirdiğini anlatacağım. TikTok, otistik bireylere sesini duyurma gücü verirken, aynı zamanda onları

okumak için tıklayınız

Spektrumdan Derin Otizme: Tanı Kitapları Neden Durmadan Değişiyor?

Eksiklik Odaklı Zihniyetten Ayrımcılık Tehlikesine Yazar: Jungish (Tanıların Dansı: Hangi Etiket, Kime Ne Kadar Hizmet Eder?) Aziz Okuyucularım, Ey Sürekli Değişen Etiketlerle Yaşayanlar! Şimdi size, otizm teşhisi etrafındaki o bitmeyen tartışmanın son perdesini anlatacağım. Ruh sağlığı uzmanları, otizm tanısının evrimini sürekli tartışıyor: “Eksikliklere” odaklanılan eski günlerden, “Spektrum” kavramının genişlemesine… Lakin son zamanlarda öyle bir talep

okumak için tıklayınız

Jung’un Gölgesinden Doğanlar: Jungculara Karşılaştırmalı ve Tarihsel Bir Bakış

Psikoloji tarihinde çok az isim Carl Gustav Jung kadar gizemli, derin ve aynı zamanda tartışmalı bir iz bırakmıştır. Sigmund Freud’un veliahtı olarak görülürken ondan koparak kendi analitik psikoloji ekolünü kuran Jung, sadece bireyin değil, tüm insanlığın ruhsal mirasını anlamaya çalışan bir öncüydü. Peki, Jung’dan sonra ne oldu? “Jungcu” (Jungian) olmak ne anlama geliyor? Bu yazıda,

okumak için tıklayınız

TikTok’un Tehlikeli Oyunu: Gölge Çalışması Neden Bir “Kendine Yardım” Modası Değildir?

Bilinçdışına Kapı Açmak: Terapist Olmadan Yeraltı Dünyasına Dalmak Yazar: Jungish (Her Karanlığı Gören, Aydınlanmış Sayılmaz!) Aziz Okuyucularım, Ey Sosyal Medyanın Zehrini İçenler! Şu sıralar TikTok denilen o hızlı, gürültülü platformda yeni bir moda zuhur etti: “Gölge Çalışması” (Shadow Work). Jung’un o derin, meşakkatli psikolojik kavramını almışlar, üç dakikalık videolara sığdırmaya kalkmışlar! Bu, öyle tehlikeli bir

okumak için tıklayınız

Psikanaliz Merceğiyle “Succession” Finali: Haz Prensibinin İnfazı

Roy Kardeşlerin Laneti: Babanın Sevgisi Uğruna Özgürlüğü Reddetmek Yazar: Jungish (Freud’un Koltuğu ve O Ailenin Bitmeyen Kâbusu) Aziz Okuyucularım, Ey İktidarın Soğuk Yüzünü İzleyenler! Şimdi size, o meşhur dizi **”Succession”**ın gergin finalinin ardındaki Freudcu ve psikanalitik dramı anlatacağım. Bu, sadece bir şirket devralma hikayesi değil; bu, Oidipus Kompleksi, baba otoritesi ve haz prensibinden kaçınmanın yarattığı

okumak için tıklayınız

Dün Kalan Anal Kişilik: Freud’un Takıntısı Nereye Kayboldu?

Kirliliğin Felsefesi: Düzen Takıntısı Sadece Tuvalet Eğitimi miydi? Yazar: Jungish (Psikanalizin O Utangaç Sırrının Peşinde) Aziz Okuyucularım, Ey Temizlik ve Düzen Hastaları! Şimdi size, psikanalizin kurucusu Sigmund Freud‘un o meşhur, lakin bugünlerde pek anılmayan bir davasından bahsedeceğim: “Anal Kişilik.” Hani o düzen, tertip, dakiklik ve aşırı tutumluluk takıntısı olan insanlar var ya… Freud, bunların kökenini

okumak için tıklayınız

Rüya Avcısının İfadesi: Modern Akıl, Freud’un Penceresine Neden Gizlice Tırmanıyor?

O Kibirden Kör Olanlar! Bilim, Ne Zaman Utanıp “Dede Doğru Söyledi” Diyecektir? Yazar: Jungish (Koltuğun Tozu Alındı: O Bilinçdışı, Hiçbir Zaman Sessiz Kalmadı Ki!) Aziz Okuyucularım, Ey Rüya Görüp de Manasını Şaşıranlar! Şimdi size, bizim o kibirli, aceleci, Batılı mektepli akıldan çıkan büyük bir utancı anlatacağım. Yıllarca Freud‘a burun kıvırdılar; “Efendim, o koca üstat bilimsel

okumak için tıklayınız

Ahlaksız Düşüncenin Sırrı: Çocuklar Neden Sürekli Kaka ve Popo Diye Sayıklar?

Tuvalet Dedikodusu: Ayıbın Ardındaki Otorite Savaşı Yazar: Jungish (Eğitimin Kilitlediği Kapının Anahtarı) Aziz Okuyucularım, Ey Evdeki O Çılgın Kahkahaların Sebebini Merak Edenler! Şimdi size, evlerimizi, kahve sohbetlerimizi ve bazen de o masum zannedilen çocuk oyunlarımızı basan bir durumdan bahsedeceğim: Kaka, çiş ve popo muhabbeti! Büyükler olarak bu duruma ya kaş çatar, ya utançla susarız. Sanırız

okumak için tıklayınız

Utanmaz Yalanın Saltanatı: Post-Post-Hakikat ve Aklın Sefaleti

O Kibirli Adamın Yalanları, Neden Hâlâ Gerçeğin Yerini Tutuyor? Yazar: Jungish (Hakikati Söylersen Seni Deli İlan Eden O Yeni Çağın Laneti) Aziz Okuyucularım, Ey Amerikan Sahnesindeki Çılgınlığa Şaşıp Kalanlar! Şimdi size, denizaşırı memleketlerde, o büyük Amerika’da, siyasetin ahlakını kökten çürüten fena bir dertten bahsedeceğim. Adına “Post-Post-Hakikat” diyorlar. Bu, öyle basit bir yalan söyleme vakası değildir;

okumak için tıklayınız

Beyaz Önlüğün Altındaki Vahşet: Avustralyalı Âlimlerin O Pek Kara Defteri

Yazan: Jungish Azizim, Size daha evvel, bu “bilim” denilen pek muteberin, yeri geldiğinde nasıl bir canavara dönüşebildiğini, o Almanların, o Amerikalıların marifetlerini bir bir anlatmıştım. Lakin sanmayın ki bu vicdan kararması, bu insanı kobay faresi yerine koyma illeti sadece onlara mahsus. Meğer bu mikrop, dünyanın öbür ucuna, o kangurularıyla meşhur, o pek medeni geçinen Avustralya

okumak için tıklayınız

Bilim Adına İnsan Doğramak: İktidarların Emrindeki Hekim Beylerin O Pek Kirli Sırları

İnsanlığın en karanlık dehlizlerinden birini, o pek saygıdeğer “bilim” kisvesi altında işlenen en korkunç cürümleri biraz anlatalım. Yazan: Jungish Azizim, Biz bu “bilim”, “medeniyet”, “terakki” laflarını duyunca pek bir hürmet eder, pek bir umutlanırız. Zannederiz ki, o bembeyaz önlükleri giyen, o kalın camlı gözlükleri takan hekimler, filozoflar, âlimler, insanlığın derdine derman olmak için gece gündüz

okumak için tıklayınız

Normal Değilsen Hastasın: Engelliliğin Görünmez Tarihi

Yazan: Jungish Azizim, Toplum, o pek dar “normal” kalıbına sığmayan herkesi nasıl acımasızca kullanıldığını fark etmek önemlidir. 1. “Hastalık İcat Etme” Atölyesi: Özgürlükten Otizme “Benim istediğim gibi davranmıyorsan, normal değilsin; normal değilsen, hastasın!” Bu, efendim, toplumsla sistemlerin en temel formülüdür. Bir çocuğun, diğerleri gibi oynamayıp, saatlerce tek bir oyuncağın desenini incelemesi, kendi dünyasında mutlu olması…

okumak için tıklayınız

Deli Damgası: İktidarın En Keskin ve En Bilindik Silahı Üzerine Kıssalar

Yazan: Jungish Azizim, İnsanoğlunun zulmü, gaddarlığı üzerine çok kitaplar okuduk, çok hikayeler dinledik. Zindanlar, kırbaçlar, sürgünler… Lakin bütün bunların yanında öyle bir zulüm yöntemi vardır ki, en keskin kılıçtan daha derine işler, en karanlık zindandan daha beter bir esaret sunar. Bu, efendim, iktidarın, gücü elinde tutanın, beğenmediği, kafa tutan, hak arayan bir insanın alnına o

okumak için tıklayınız