2008 Kavşağında Türkiye – Siyaset, İktisat ve Toplum – Bağımsız Sosyal Bilimciler

2008 Kavşağında Türkiye, ‘farklı hükümetler, tek siyaset’le geçen 1998-2007 çevrimini genel siyasal ortam, uluslararası ekonomik çerçeve, makroekonomik politikalar, dış ekonomik ilişkiler, kamu maliyesi, tarım, sanayi, enerji sektörleri, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, kamu yönetimi ve yolsuzluk, yasal düzenlemeler gibi konu başlıkları altında irdeliyor.
Ekonomi ‘gayet istikrarlı ve uyumlu bir biçimde sürekli iyiye giderken’ bazı felaket tellalları ortalığa çıkıp, aslında gizliden gizliye bir krizin tırmanmakta olduğunu söyleyip duruyorlar. Oyunbozan bunlar: Söylemekle yetinmiyor, bir de bunu temellendiriyor, bilimsel dayanaklarını ortaya koyuyor, istatistiki verilerini sergiliyor, toplum ve siyasetle bağlantılarını kuruyorlar. Üstelik bu bağlantı ve sergilemeleri, öyle ‘çok derinlerde işleyen, o yüzden de herkesin görüp değerlendiremeyeceği’ olgular olarak adlandırmıyor, ‘sadece uzmanların fark edip anlayabileceği’ bir biçimde ortaya koymuyor; tam tersine, herkesin açık seçik takip edebileceği bir şekilde paylaşıyorlar.’Bağımsız Sosyal Bilimciler’ adını taşıyor bu ‘oyunbozanlar’. 2000 yılından itibaren, farklı kapsam ve platformlarda gerçekleştirdikleri sergilemelerini, nihayet kapsamlı bir kitapla okurun karşısına çıkardılar. Yordam Kitap tarafından yayımlanan 2008 Kavşağında Türkiye / Siyaset, İktisat ve Toplum çalışmasında, 24 bilim ve meslek insanının katkısı var: Ali Rıza Aydın (Anayasa Mah.), Serdal Bahçe (AÜ/SBF), Pınar Bedirhanoğlu (ODTÜ), Korkut Boratav (AÜ/SBD(E)), Meltem Kayıran Dikmen (AÜ/SBF), Nazif Ekzen (ÜPV), Seyhan Erdoğdu (AÜ/SBF), İlter Ertuğrul (AÜ/SBF(YZ)), Fikret Gülen (Danışman, TBMM), Aziz Konukman (Gazi Ü.), Ahmet Haşim Köse (AÜ/SBF), Oğuz Oyan (TBMM), Sinan Sönmez (Atılım Ü.), Serdar Şahinkaya (AÜ/SBF(YZ)), Mustafa Şen (ODTÜ), Fikret Şenses (ODTÜ), Oktar Türel (ODTÜ(E)), Mustafa Türkeş (ODTÜ), İşaya Üşür (Gazi Ü.), Ebru Voyvoda (ODTÜ), Galip Yalman (ODTÜ), Gülbiye Yenimahalleli Yaşar (AÜ/Sağlık Bilimleri F.), Erinç Yeldan (Bilkent ve Amherst, Mass.) ve Ergin Yıldızoğlu (Cumhuriyet).

A’dan Z’ye ekonomi

Kitap, AKP iktidarına dönük esaslı bir değerlendirmeyle açılıyor: ‘AKP olgusunu, Milli Görüş hareketi ile bir kopuş-devamlılık ilişkisi çerçevesinde açıklamaya çalışmaktansa, siyasal İslamın küreselleşme sürecinde neoliberal yeniden yapılandırma projesi ile nasıl bir uyum sağladığının bir örneği olarak değerlendirmek daha gerçekçi olacaktır.’ (s. 23)Sonra da bu gerçeklik temelinde, önce dünya kapitalizminin bugünkü yapılanmasına ve onun içerisinde Türkiye’nin konumlanmasına, ardından da Türkiye ekonomisinin büyüme, yatırım ve istihdam politikalarından, ödemeler dengesi, bütçe makyajları ve kamu maliyesine bir dizi makro ekonomik ‘çözümsüzlüğü’ne uzanarak, 2008 kavşağında bulunduğumuz noktayı özetleyen bütünlüklü bir tablo ortaya koyuyor.Nihayetinde, ‘ekonomi bugün ne durumda’ sorusuna dört dörtlük bir yanıt arayanlar için, bunun emperyalist yapılanma ve krizle ve ülkemizdeki siyasal aktörlerle bağlantısını kurmaya çalışanlar için, ortaya gerçek bir başvuru kaynağı çıkıyor. Kitabın bölümleri arasında ilerleyip son yılların iktisadi eğilimlerini adım adım takip etmeye başladığınızda, aslında epeyce bir süredir hissettiğiniz, ancak ‘böyledir’ diye tarif etmekte güçlük çektiğiniz birçok gelişmenin ayırdına varmaya başlıyorsunuz.Türkiye İstatistik Kurumu/TÜİK’in değişip duran ‘yeni seriler’i bir şeyleri mi gizlemektedir sorusu mesela: Kurumun özellikle AKP döneminde hangi ‘numaralar’la iktidar partisinin oyuncağı haline getirilip güvenilirliğini yitirdiğini, bunun nedenlerini ve nasıllarını, 2008 Kavşağında Türkiye’nin farklı bölümlerinden rahatlıkla takip etmek mümkün.Bütçe açığı diye açıklanan rakamların ne kadarının gerçek, ne kadarının makyaj olduğu sorusu mesela: 2007 senesi için belediyelere verilen vergi payları; Telekom hisseleri ile özelleştirme kapsamındaki arsa satışlarından sağlanan özelleştirme geliri; 2007 için ödenek karşılığı gider yazılması gerekirken 2008’e devredilen ilaç, yeşil kart, akaryakıt vb. kalemleri ve yine 2008’e devredilen birikmiş borçlarla birlikte hesaplandığında, hükümet tarafından 13.5 milyar dolar olarak açıklanan bütçe açığının, 28.5-30.3 milyar dolar arasında olduğu anlaşılıyor aslında. (s. 152) Ne diyorsunuz bu işe, gerçek rakamlar, açıklananların iki katından da fazla!.. Fonların -özellikle de İşsizlik Sigortası Fonu, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu ile bugünlerde sıkça tartışılan KEY’in- ibret verici öyküleri mesela: Maaşlarından belli bir amaçla fon payı kesilenlerin, biriken bu paralardan belli esaslarla yararlandırılmasından çok; yerel yönetimler, patron örgütleri, seçim öncesinde hükümetin akıttığı musluklar vb. kapsamında ‘cukkalanmaları’nın çarpıcı örnekleri, Özal’lı yıllardan sonra Erdoğan’lı yıllarda da tavan yapmış durumda. Uygun yerlerde uygun dönemlerde ‘sadaka’ dağıtarak oy toplayan bir partinin, ‘maden ve de kömür kaynakları’ ya da’ Eğitimden sağlığa, sosyal güvenlikten yolsuzluğa, daha onlarca örnek, akıp gidiyor Bağımsız Sosyal Bilimciler’in 336 sayfalık bu kapsamlı çalışması boyunca.

IMF, istikrar, uyum

Elbette, IMF ile ilişkilerde tüm dünyayı ‘sollayıp’ baş bağımlı haline gelmemizin ‘daha açık bir ifadeyle, IMF’nin yakın denetiminde olmayı sürdüren son 11 ülke arasında yüzde 68’lik toplam borçla, ‘lider ülke’ olmamızın’ kısa öyküsüyle birlikte, ‘yabancı sermaye fetişi’nin, günü kurtaran ancak yarınımızı ipotek altına alan dinamikleri de, tüm ayrıntılarıyla sergileniyor. Dünya ekonomisine baktığımızda ‘yazarların müthiş ifadelendirmesiyle’ ‘evlerini adeta ATM makinesi gibi kullanarak tüketimlerini destekleyen ABD hanehalkları’ndan başlayarak tüm dünyaya yayılan ‘menkulleştirme’ eğilimi ve kredi köpüğünün boyutlarını anlamak da; Türkiye ekonomisine baktığımızda, ‘büyümenin neden istihdam yaratmadığını’ sorgulamak da, 2008 kavşağında neler olup bittiğini anlamak için gerçekten çok önemli. Zira, bütün bunlar sorgulanmadığında; ‘istikrar, uyum, AB süreci’ ekseninde yapılan açıklamalarla dolu ekonomi sayfalarından, haftalık/aylık ekonomi dergilerinden taşan şirket haberlerinden, ‘iyimser yönetim kurulu üyeleri’ açıklamalarından, borsa indi/çıktı oyunlarından, yabancıların artan ilgisinden vb. başka bir ‘ekonomi’ kalmıyor ortalıkta, aldanıp gidiyoruz. Oysa, ‘istikrar’ ve ‘uyum’ gibi iyicil sözcükler/söylemlerle uygulanan ‘satış programı’nın farklı boyutlarını görebilmek, neoliberal piyasa düzenine ‘uyum’un ve sermaye için, emekçiler aleyhine sağlanan ‘istikrar’ın birçok görünümünü yakalayabilmek, gerçek bir ekonomik bakışın olmazsa olmazı. Bağımsız Sosyal Bilimciler’in kitabı işte okura bu ‘bağımsız bakış’ı kazandırdığı için de çok önemli bir çalışma. Kitap, ayrıca bugün ısrarla ’emeğin Avrupası’ gibi tezleri savunanların dayanaklarını ortadan kaldıran bilimsel bir berraklığa da sahip: ‘AB bir yandan Aralık 2004 zirvesi kararları ile Türkiye uyrukluların AB’deki serbest dolaşımına kısıtlamalar öngörmekte, Türk iş-adamlarına vize sınırlamalarını sürdürmektedir; öte yandan da Türkiye’deki işgücü piyasalarına uluslararası erişimin engellenmesinden yakınmaktadır (bkz. Aralık 2006 tarihli İlerleme raporu, fasıl 4.2). Bu saptamalar ortaya koymaktadır ki, ‘Emeğin Avrupası/Sermayenin Avrupası’ tartışması çoktan anlamsız hale gelmiştir ve AB-Türkiye ilişkileri uluslararası sermayenin programını toplumumuza taşımak için etkili bir araç olarak kullanılmaktadır.’ (s. 67)

Tablolar ve değerlendirme

Kitaba dair eleştirilebilecek bir nokta ise, çalışma boyunca yer verilen çok sayıda tablo ve şekli ‘okumak’ konusunda, ekonomiyle ilgisi daha kısıtlı olan okurun çekebileceği güçlükler ve ‘takılma’ ihtimali. Ancak bu tablo ve şekillere boğulmadan, onların BSB ekonomistleri tarafından kaleme alınan yorumlarını esas alarak, daha akıcı bir okuma yapmak da mümkün. Son olarak, kitabın finalindeki ‘Bir Panaroma’da yer alan dönemlendirmenin, Türkiye ekonomisinin son yıllarına dair düşünenler için ufuk açıcı olduğunu da belirterek sözü yazarlara bırakalım: ‘2008 kavşağı, dünya ekonomisi bakımından, sadece bir çevrimin bitim noktası değil, neoliberalizm yaftası altında otuz yıla yakın bir süre boyunca pazarlanan reçetelerin iflas ettiğine ilişkin bir kabulün yaygınlaştığı bir dönemeç olarak da önem taşıyor.’ İşte Türkiye bu dönemeci alırken; borçlandırılmış, kredi ve konut köpüğünde yüzmeye yönlendirilmiş, ‘toplumsal acıları’ sadakayla rahatlatılan yığınların, içine düşmekte oldukları felaketin boyutlarını gösteren çok önemli bir çalışma var karşımızda. Tabii okuyana…”
Makalenin yazarı: Ali Mert
Cumhuriyet / Kitap – 7 Eylül 2008
http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&kid=16&hn=3482

İktisatçının Sorumluluğu: Piyasa Ya da Toplum
Erinç Yeldan, 18 Haziran 2008

Bağımsız Sosyal Bilimciler Türkiye ekonomisinin çöküşüne ve toplumsal dokunun çözülmesine sebebiyet veren neo-liberal politikalara karşı toplumu bilinçlendirmek ortak düşüncesi doğrultusunda eyleme geçme arzusuyla, çoğu Ankara kökenli bir grup sosyal bilimci tarafından Kasım 2000’de oluşturuldu. BSB?nin www.bagimsizsosyalbilimciler.org adresli internet sayfasında yer alan bilgilere göre grubun amacı, ?günümüzde uygulanan neo-liberal politikalar için öne sürülen gerekçelerin zaaflarını ve bu politikaların sonuçlarını bilimsel tahlillerle tespit etmek, toplumun çoğunluğunun -yani emekçilerin- ihtiyaçlarına uygun politika önermeleri geliştirmek ve emek örgütlerinin toplumumuz için yaşamsal önem taşır hale gelen mücadelesini bilgi ve bilim ile desteklemektir?.

BSB, seçeneksizliği üzerine yoğun bir kamuoyu baskısı oluşturan neoliberal ideolojiyi ve pratiği toplumda tartışılır kılabilmek için sürdürdüğü çabaların bir kısmını internet ortamına taşımış ve sadece grup üyelerinin değil, grubun ana felsefesini ve amaçlarını paylaşan bilim ve meslek insanlarının çalışma, katkı ve iletişilerini de sitesinde yayınlamıştı. BSB 2000-2001 bunalım yıllarından başlayarak görüş ve değerlendirmelerini Yıllık Rapor?lar biçiminde kamuoyu ile paylaşmaktaydı. Bu çabaların en sonuncusu geçtiğimiz günlerde 2008 kavşağında Türkiye: Siyaset, İktisat ve Toplum başlığıyla Yordam Kitap tarafından yayımlandı.

On Bölüm halinde kurgulanan 2008 Kavşağında Türkiye çalışması bir anlamda Türkiye?nin IMF ile 1998?de imzaladığı Yakın İzleme Anlaşması ile başlayan on uzun yıllık serüveninin kapsamlı bir değerlendirmesini sunmaktadır. BSB?nin son çalışmasının öncülleri aslında 23 Mayıs Cumhuriyet Bilim ve Teknik?de yayımlanan ?İktisatçının Sorumluluğu: Piyasa ya da Toplum? başlıklı çağrı metninde ve gene Yordam Kitap tarafından 2007?de yayımlanmış olan IMF Gözetiminde On Uzun Yıl, 1998-2008: Farklı Hükümetler, Tek Siyaset kitabında verilmekteydi. Söz konusu çalışmalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sosyal bilimcilerin günümüzün neoliberal küreselleşmesi altında ?piyasa? aygıtına nasıl yaklaşması gerektiği ve ?emekten yana, bağımsızlıkçı ve toplumcu? bir duruşun ana öğelerinin neler olabileceği konularında da açık bir meydan okuma içermekteydi.

BSB içinde yer alan sosyal bilimcilere göre ?küresel düzeyde neo-liberalizmin temel arayışı kalıcı, istikrarlı bir yapı kurmak değil, mevcut anayasal yapıları fazla katı oldukları iddiasıyla parçalamak olmuştur. Bu da, yalın bir ifadeyle, sermayenin küresel düzeydeki ?esneklik? ve ?özgürlük? arayışının doğrudan sonucudur. Oysa, bilindiği gibi modern toplumu oluşturan farklı kesimlerin (işçi, işveren, memur, köylü, işsiz vb.) toplumsal bir yapı bütünü olarak uzlaşması kamusal alanda olmaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde kamusal alanın dağıtılması toplumsal uzlaşmanın dağıtılması anlamına gelmektedir. Toplumun yasal kazanımları ve haklarını içinde taşıyan kamusal alanın daraltılması veya dağıtılması ise ancak bir yapı bozumu ile mümkün olabilir. Zira, küresel düzeyde sermaye için tek yapı küresel piyasadır. Piyasanın işleyişinde ise asıl olan istikrar değil, istikrarsızlıktır.?

?Bilindiği gibi, kapitalist dünyada 1980?lerden beri ?devlet?e yönelik olan sürdürülen ideolojik bir saldırı söz konusudur. Bu saldırının amacı, kökleri aydınlanma geleneğine dayanan, devletin belirli bir amacın gerçekleştirilmesi için ?akılcı bir araç? olarak kullanılması anlayışını itibar kaybına uğratmaktır. Dünya Bankası ve IMF?nin neoliberal düşüngünün temel kavramlarından birisi olarak kurgulanan ?etkin ve yönetişimci devlet? üzerine geliştirdikleri söylemin de işaret ettiği gibi, piyasa-yanlısı reformların amacı devlet müdahalelerine son vermek değil, müdahalenin niteliğini değiştirmektir. Bu bağlamda, devletlerin kurumsal yapılarının, piyasanın yeniden belirlenen kurallarına uyum sağlayabilecek biçimde değiştirilmesi gereğine işaret edilmekte, bu amaca yönelik olarak ?devletlerin kapasiteleri?nin artırılarak, daha etkin çalışmaları için adeta sürekli bir reform sürecine tabi olmaları önerilmektedir.?

?Devletin yeniden yapılandırılması olarak da tanımlanan bu sürecin kuramsal olduğu kadar siyasal açıdan da önemli bir boyutu vardır. Çünkü yapısal uyumun siyasal ve toplumsal maliyetini asgariye indirmeye yönelik düzenlemelerin başarılı olması, devletlerin siyasi iktidar değişikliklerinden etkilenmeyecek biçimde reformların taşıyıcısı olmasına bağlanmaktadır. Özetle, reformların uygulanabilmesi için devlete gereksinim duyulmakta, başka türlü ifade edersek, reformlar bir devlet projesi haline gelmektedir.?

?Bu açıdan, serbest piyasayı düstur edinen ve piyasalar için ?özgürlük? isteyen neoliberal iktisatçılara ekonominin toplumsal yapıdan bağımsız olmadığını, toplumsal yapıya bütünleşik bir alan olduğunu hatırlatmak gerekiyor. İktisadi düşünce geleneğinin bir çok öncü düşünürü toplumsal yapıdan soyutlanmış piyasa fikrininin soyut ve ütopik bir düşünceden öteye gidemediğini; piyasaların işleyişinin devlet, siyaset ve kültürel alanla doğrudan ilişkili olduğunu göstermekteydiler. Bu geleneğe göre, serbest piyasa tarihsel olarak hiçbir zaman var olmamış ve varlığında eşitsiz bir güç alanı olan piyasayı savunanların esas amacı da, sermayenin devlet ve toplum üzerinde yarattığı baskı ve eşitsizlikleri meşrulaştırmaktan öteye geçememiştir.?

Soruna bu açıdan yaklaşıldığında iktisatçının gerçek problem alanı piyasa değil, toplumdur.
***
BSB grubuna yakınlık duyan sosyal bilimcilerin yukarıda özetlemeye çalıştığım görüşlerine bir ?katkı? 6 Haziran Cumhuriyet Bilim ve Teknik ekinde Prof. Dr. Vural Fuat Savaş tarafından geldi. Sayın Savaş yazısında, BSB?nin ?İktisatçının Sorumluluğu? metininde geçen kimi kavramların özensiz ve dikkatsizce seçilmiş olduğu eleştirisini getiriyor ve söz konusu yazıyı ?üniversitelerimizde sürdürülen ve çoğu gereksiz, tümden ideolojik ve büyük ölçüde çağımız gerekleri ile ilgisiz iktisat öğretiminden, hem öğrencilerimizi ve hem de biz iktisatçıları kurtaracak bir devrimin başlangıcı yapabileceğimizi düşündüğünü? vurguluyordu.
Savaş hocanın dileklerine tümüyle katılmakla birlikte, ilgili yazıdaki kavramların ?özensiz ve gelişi güzel olma niteliğine sahip? olduğu eleştirisini haksız buluyorum.. Belki BSB?nin Yordam Kitap tarafından yayımlanmış olan ve yukarıda tanıtılan 1998 Kavşağında Türkiye eseri daha kapsamlı ve doyurucu olan kurgusuyla Savaş hocanın bu eleştirisini karşılayabilecektir.
Makalenin Yazarı: DR. ERİNÇ YELDAN
yeldane@bilkent.edu.tr
http://www.insancilsol.com

“Önce Anlamak” Üzerine / Ergin YILDIZOĞLU
11.06.2008, Cumhuriyet Gazetesi

Nereden nereye geldik?.. En fazla on sekiz ay önce gazete sayfaları, TV tartışma programları “siyasi istikrar”, “demokratikleşme”, “AB üyeliği”, “ekonomik istikrar ve büyüme” üzerine haber ve yorumlarla doluydu. Şimdi nereye baksak kriz? Soğukkanlı yorumculardan biri bile geçenlerde “Kriz o kadar derin ki söz tükendi” diyordu.

Peki ama o kadar “olumlu” bir noktadan bu kadar olumsuz bir noktaya nasıl geldik? Karl Marx “Filozoflar bugüne kadar dünyayı çeşitli biçimlerde yorumladılar. Ama esas olan değiştirmektir” diyordu. Sanırım bugün bu “tezi” tersine çevirmek gerekiyor: “Hep değiştirmeye çalıştık, ama önce anlamaya çalışmak gerekiyor?” Çünkü, doğru dürüst anlamadan hep aynı şeyleri tekrarlayarak değiştirmeye çalışmak bizi bugüne kadar hep “yapının” içine hapsetti.

Bağımsız Sosyal Bilimciler kolektifinin, geçen ay, Yordam Kitap’tan çıkan 2008 Kavşağında Türkiye başlıklı kitabı, bu “anlama sürecine” büyük katkı yapabilecek bir çalışma. Çok az sayıda araştırmacının (örneğin Mustafa Sönmez’in), esas olarak ekonominin kritik konularına eğilen değerli ürünleri bir yana, kendi türünde sanırım tek örnek. Çünkü BSB’nin kitabı Türkiye’nin dönemini salt ekonomik değil, aynı zamanda siyasi özellikleriyle çözümleyen, süreci dünya ekonomisi içine koyarak anlamaya çalışan bir yapıt. Üstelik tek bir kişinin aklının değil, bir kolektifin ürünü.

Her yerde kriz

İki yıl önce de biz bu siyasi istikrar resmini, piyasa ekonomisinin moda tabiriyle “satın almıyorduk”. AKP ile başlayan rejim değişikliği girişiminin ülkeyi kaçınılmaz olarak bir siyasi krize sürükleyeceğini ve bu krize “hazırlıksız” yakalanacağımızı ileri sürüyorduk. Sosyalist geleneğin külliyatındaki devlet teorilerini unutmayı seçmiş kimi “solcu” dostlarımız ise zaten yanlış tanıdıkları AKP’nin Meclis çoğunluğunun rejimi değiştirmeye yetebileceğini sanıyorlardı. Liberaller ise AKP’yi uyarmak yerine, kışkırtıyor, kapitalist devletlerde, Meclis’teki çoğunlukla rejim değiştirmeye kalkacak popülist (halkçı ya da faşist) projelere önlem olarak kurulan denetim mekanizmalarını, özellikle güçler ayrılığı ilkelerini hiçe sayarak, burjuva devletin en temel prensiplerine, kendi toplumsal işlevlerine ihanet etmeye hazırlanıyorlardı.

Bugün gelinen noktada, önce “Nisan mitinglerine” karşı alınan tutum, sonra tutuklamalar, 1 Mayıs rezaleti, dinlemeler ve sivil toplumda artık ayyuka çıkan dinci dönüşüm, “demokratikleştirici AKP” havasını dağıttı. BSB kitabının “Siyaset ve söylem, AKP iktidarı ve toplumsal gerçeklik” başlıklı birinci bölümü, bu siyasi sürecin en önemli bileşenlerini irdeliyor, olanları “anlamaya” başlamak için önemli ipuçları ve tezler sunuyor.

“Balon” içinde “balon”?

AKP’nin hükümeti döneminde Türkiye ekonomisine bakınca, insan ister istemez, köpük şişirme oyuncağı satıcılarını anımsıyor. Bunların en becerikli olanları, oyuncağın marifetini gösterirken büyük bir köpüğün içinde bir de daha küçük bir köpük şişirerek çocukların gözlerini kamaştırırlardı.

AKP hükümetinin ekonomi politikaları, dünya ekonomisinde başlayan büyük kredi köpüğü içinde bir de Türkiye’de bir mali köpük ve buna dayalı bir refah havası yaratmayı başardılar. Bir farkla ki bu, köpük oyuncağı gibi masum bir şey değildi. Patlamaya başlayınca birilerinin akla sığmaz servetler yapmış olduğu, büyük çoğunluğun ise şimdi hızla yoksullaşma, evini, işini kaybetme ve hatta açlık tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı ortaya çıkıyor.

BSB kitabının “Uluslararası Çerçeve” başlıklı II. Bölümü “büyük köpüğün” nasıl ve neden oluştuğunu, sonra neden patlamaya başladığını anlatırken, III, IV ve V. bölümler “küçük köpüğü” oluşturan süreci tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Raporun VI, VII ve VIII. bölümleri “küçük köpüğün” “büyük köpükle” ilişkisini, “küçük köpüğün” içindekilerin yaşadıkları dönüşümü ve toplumsal çürümeyi irdeliyor. Nihayet son iki bölüm, son yıllarda yaşanan yasal süreçleri, bir anlamda “rejim değiştirme” çabalarını, rejimin direniş mekanizmalarını emekçilerin hakları ve çıkarları açısından irdelemeye ve anlamlandırmaya çalışıyor. Nihayet son bölümde, son toplu durumu, 20 yıllık, benim restorasyon olarak nitelediğim dönemin içinde değerlendiren, geleceğe dönük genel bir panorama sunuluyor.

Özetle bir şeyleri, emekçilerden, halktan yana değiştirmek isteyenlerin öncelikle ve mutlaka okuması gereken bir çalışma var karşımızda.

2008 Kavşağında Türkiye – Siyaset, İktisat ve Toplum adlı kitabın bir bölümünü okumak için tıklayın

2008 Kavşağında Türkiye/ Bağımsız Sosyal Bilimciler/ Yordam Kitap, Mayıs 2008/ 336 s.

İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 11
I SİYASET VE SÖYLEM:
AKP İKTİDARI VE TOPLUMSAL GERÇEKLİK . . . . . . . . . . . . . . . . 17
II ULUSLARARASI ÇERÇEVE . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 27
II.1. Emperyalist Sistemde Dengesizlikler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 27
II.2. Uluslararası Finansal Sistemde Gerilimler . . . . . . . . . . . . . . . . . 31
II.3. Finansallaşmanın krizi derinleşiyor . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  40
II.4. Emeğin Küreselleşmesi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 55
II.5. IMF ve Türkiye: Uzun Dönemli Bakış . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .58
II.6. 2008 Yılı Başında Türkiye-Avrupa Birliği
İlişkilerinin Görünümü . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 66
III MAKRO DENGELER VE PERSPEKTİFLER . . . . . . . . . . . . . . . . . 77
III.1. Büyüme ve Yapısal Değişme . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  77
III.2. Yatırımlar, Tasarrufl ar ve Dış Kaynaklar . . . . . . . . . . . . . . . . . . 84
III.3. Yatırımların Sektörel Dağılımı . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 90
III.4. İstihdam, Verimlilik ve Ücretler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 93
III.5. ?İstihdam Yaratmayan Büyüme? Üzerine . . . . . . . . . . . . . . . . . .99
III.6. Türkiye?de İşsizlik Sigortası Uygulaması . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 106
III.7. Fiyat İstikrarı ve Enfl asyon Hedefl emesi . . . . . . . . . . . . . . . . . . 108
III.8. Para Politikası Üzerine Notlar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 112
III.9. Küresel Durgunluk ve Türkiye?nin Seçenekleri . . . . . . . . . . . . . 123
IV ÖDEMELER DENGESİ VE DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER . . . . . . 129
IV.1. Sermaye Hareketlerinin Dökümü . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .129
IV.2. Dış Kaynak – Büyüme Bağlantısı . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .131
IV.3. Sıcak Para, Doğrudan Yatırımlar ve Dış Borçlar . . . . . . . . . . . . 133
IV.4. Büyüme – Cari Açık Bağlantısında Bozulma . . . . . . . . . . . . . . . . 138
IV.5. Dış Ticaret Dengesi Üzerine Kısa Notlar . . . . . . . . . . . . . . . . . . .142
V KAMU MALİYESİNDE GELİŞMELER . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .147
V.1. IMF Programları ve Kamu Maliyesi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 147
V.2. 2007 Bütçesinde Makyajlar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 148
V.3. 2008 Bütçesi: IMF ile Yola Devam Bütçesi . . . . . . . . . . . . . . . . .154
8
V.4. Kamu Borçları . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 158
V.5. On Yıllık Kesintisiz IMF Yönetiminde Son Yıl:
?İstikrar? Sağlandı mı ? . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 161
V.6. Kötü Bir Örnek: KEY?in Tasfiyesi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 165
VI KİLİT SEKTÖRLERDE POLİTİKA SORUNLARI . . . . . . . . . . . . .169
VI.1. Tarımda IMF/DB Politikalarından Çıkış Var mı? . . . . . . . . . . . 169
VI.2. Türkiye?de Sanayi Politikalarının Bugünü:
Bir ?Stok Sayımı? . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .183
VI.3. Enerji Sektöründe Gelişmeler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 195
VII NEOLİBERAL YAPILANMA VE TOPLUMSAL YAŞAM . . . . .  205
VII.1. Eğitim . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  205
VII.2. Türk Sağlık Sisteminde Dönüşüm, 1980-2007:
Neoliberal Yeniden Yapılanma . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 221
VII.3. Sağlık Politikalarında Neoliberal Dönüşümün Sonuçları . . . . 221
VII.4. ?İkinci Kuşak Reformlar? Yolda:
Sermayenin Dediği Olacak mı? . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 242
VIII TÜRKİYE?DE NEOLİBERAL POLİTİKALARIN
KURUMSALLAŞTIRILMASI SÜRECİNDE YOLSUZLUK . . . . . . 263
VIII.1. Finansal Kriz ve Yolsuzluk . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .263
VIII.2. ?Yolsuzlukla Mücadele Politikaları?nın Yolsuz Sonuçları:
İki Örnek . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 265
VIII.3. Neoliberal Küreselleşme Süreci ve Yolsuzluk . . . . . . . . . . . . . . 268
VIII.4. Sermayenin Kuralsızlaştırma Yoluyla Küreselleşmesi . . . . . 272
VIII.5. Yolsuzluk ve AKP . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 274
IX YASAL DÜZENLEMELER VE
NEOLİBERAL YAPILANMADA DERİNLEŞME . . . . . . . . . . . . . . . . 291
IX.1. Anayasa Üzerine Tartışmalar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .291
IX.2. YAÖ?de Emekçilerin Ekonomik ve
Toplumsal Haklarına Bakış . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 295
IX.3. YAÖ?de Yargı ve Yürütmenin Denetimi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 299
IX.4. Uygulamada Yürütmenin Denetimi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 302
IX.5. Kamu Yönetiminin Yeniden Yapılanması . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 304
IX.6. 2006 ve Sonrasında Önemli Yasal Düzenlemeler . . . . . . . . . . . . 308
X SONUÇ: BİR PANORAMA . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 323

Yorum yapın

Daha fazla Ekonomi, İnceleme, Politika
Düello Tarihi – Kanşaubiy Miziev

Düello Tarihi, uzun süredir Türkiye'de görev yapan ve Rusça'dan dilimize birçok kitap kazandırmış olan Kanşaubiy Miziev'in Türkçe kaleme aldığı, düello...

Kapat