800 yıl önce yazılan Magna Carta, Türkiye için hala nasıl ibretlik bir belge özelliğini koruyor?

magna_cartaMagna Carta’dan bugüne
Günümüzde yaşam hakkı dahil en temel insan haklarının ülkemizdeki varlığı alabora olmuşken, modern hukuka temel teşkil eden bir beyannamenin ortaya çıkışının 800. yıldönümündeyiz. Söz konusu belge Magna Carta’dır. Latince olan sözcüğün dilimizdeki karşılığı ise “Büyük Ferman”dır. O zaman modern çağa doğru yol almaya çalışan toplumun insan hak ve özgürlüklerine dayalı ilk sözleşmesi ve anayasası olarak bu belge kabul görür.

İngiltere’de kraldan sonra toprak parçaları aynı zamanda o toprakların sahibi baronların yönetimindeydi. Ancak kralın otoritesi her şeyin üzerinde, mutlak bir otoriteydi. İngilizler böyle bir süreçte Fransızlarla yaptıkları savaştan da yenik çıkmıştı. Erk sahibi baronlar, kralın aldığı karar ve uygulamalarda kendilerine danışılmamasından rahatsızdı. Hoşnutsuzluk başkaldırıya dönüştü. Bunun için 1215’te bir araya gelen 25 baron, kralın mutlak iradesini kıracak bir sözleşme hazırlığına girişti. “Yurtsuz John” olarak ünlenen Kral I. John ile baronlar arasında, Londra’nın 32 kilometre batısındaki Runnymade’de bir sözleşme imzalanır. Baronlar ve kralla birlikte imzacılar arasında Papa III.İnnocent de vardır.

Runnymade bir katedralde saklanan 63 maddelik bu sözleşme Magna Carta’dır; Büyük Özgürlükler Fermanı (Magna Carta Libertatum) diye de anılagelmiştir. İmzalandıktan 3 ay sonra yürürlükten kaldırılan Magna Carta 1225 yılında yeni kral tarafından, yeniden yürürlüğe konulur. Mutlak otorite karşısında sarsılan, özgürlük için çıkış arayan toplum her fırsatta Magna Carta’yı yeniden gündeme getirerek burjuva hukukunun sınırlarını genişletmiştir.

Sözleşmenin en önemli maddelerinden biri olan 38. maddeye göre şerifler sağlam tanıklar olmadan kimseyi mahkemeye çıkaramayacaktı. 39. maddeye göre keyfi tutuklama ve işkence yasaklandı. Yargılamada halk temsilcilerinden kurulu bir jürinin esas alınması ilkesi getirildi. Yine sözleşmeye göre kral ülkeyi keyfine göre yönetemeyecekti. Yasalara uymayan krala karşı halkın zor kullanma yetkisi olacaktı.

Magna Carta modern anlamda hak ve özgürlüklerin oluşması yönünde söz konusu haklar yanıyla da artık çığır açmıştı. Zamanla, yasaklamalar ve keyfi tutumlar karşı insanlığın attığı adımların durdurulamaz olduğu görülecekti. Feodal ortaçağ düzenine karşı yeni sınıf burjuvazinin gelişmesi bunu gerekli kılıyordu. İngiltere’de 1285 yılında parlamento oluşturuldu. 1688’de parlamentonun üstünlüğü kral tarafından tanındı. 1776 yılındaki Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi ve 1789 Fransız Devrimi’nin insan haklarına yönelik ilkelerinin temeli yine Magna Carta’ya dayalı idi. Tüm bunları daha başka insan haklarına dayalı beyannameler izledi.

Tarihi belge görücüye çıkıyor

Magna Carta 800 yıl önce imzalandığı Runnymade Durham Katedrali’nden ilk defa dışarı çıkarıldı. Yalnız söz konusu belgenin Kral John’un imzasının olduğu orijinal nüsha kayıp. Bunun yerine orijinalden kopya dört nüshası bulunuyor. Magna Carta 12 Haziran’da muhafaza edildiği cam bölmeden çıkarılarak Kanada’ya götürüldü. 29 Aralık 2015 tarihine kadar Kanada’da dört ayrı kentte sergilendikten sonra yeniden anayurduna dönecek.

Sokak ortasında yürüyen veya evinin önünde duran bir insanı kurşunlamak; suçu kabule yanaştırmak için işkence yapmak; delilsiz keyfi gözaltı gerçekleştirmek; otoritenin çıkarına çalışan suçları örtbas etmek vs… Ülkemizde bugün sayısız örneği olan bu ve bunun gibi hukuksuzluklara 800 öncesindeki bir belgede bile dikkat çekilmişti. Hak, hukuk ve adalet insani gelişmişlik için ne varsa ve ayaklar altındaysa Magna Carta bile Türkiye için ibretlik bir belgedir.

Hatice Eroğlu Akdoğan
http://sendika2.org/ 07 Ekim 2015

Yorum yapın

Daha fazla farkettiren yazılar
Ölüsüne sahip çıkan kuşlar

Kargalar ölülerinin yanında ilginç davranışlar sergileyen kuşlardır; etrafında toplanıp yüksek sesle öterler. Bazıları bunun bir tür cenaze töreni olduğunu iddia...

Kapat