Metalaşma ve Nesneleştirme Düzeni ve Cinselliğin Normalliği

Cinselliği metalaşmadan arındırıp sevginin, dayanışmanın ve yaratıcı toplumsal eylemin bir parçası haline getirmek, hem klinik hem de politik bir kurtuluş çabasıdır.

1. Metalaşma ve Nesneleştirme Düzenini Kırmak

Kapitalist sistem altında bedenlerimiz ve cinselliğimiz, alınıp satılacak ve üzerinden haz alınacak nesnelere (metalara) dönüştürülmüştür,. Cinsellik, bu sistemde bir “iş” gibi sömürülür; pornografi gibi alanlar bunun en keskin örneğidir.

  • Çözüm: Cinselliği salt bir “tüketim nesnesi” veya hayvani bir “içgüdü” olarak görmekten vazgeçip, onu toplumsal ilişkilerin sembolik bir parçası olarak yeniden tanımlamalıyız,. Bu, başkasının bedenini bir meta olarak değil, bir özne olarak kabul etmeyi gerektirir,.

2. Mülkiyet Mantığından Sevgiye Geçiş

Kapitalizm, birini sevmeyi o kişiye “sahip olmak” ile karıştırır. Kaynaklara göre mülkiyet, “birinden hoşlanmanın en kötü şeklidir”.

  • Çözüm: Cinselliği mülkiyet ve tahakküm ilişkilerinden arındırmak, ikili ilişkilerdeki “benim” ve “sahip olma” dürtüsünü terk etmektir. Sevgi, otekiyi bir mülk olarak değil, özgür bir özne olarak tanımakla başlar,.

3. Yaşam Dürtüsünü (Eros) Kolektif Eyleme Katmak

Cinsellik, bizi kendi egomuzun ötesine taşıyan ve başkalarıyla bağ kurmamızı sağlayan “yaşam dürtüsü” (yaşam dürtüsü) ile yakından ilişkilidir. Bu dürtü; üretken, kolektif ve ilişkilidir.

  • Çözüm: Cinselliği sadece bireysel bir haz arayışı olmaktan çıkarıp, yaratıcı toplumsal eylemin bir itici gücü haline getirmeliyiz,. Kolektif dayanışma, hem yakındaki hem de uzaktaki “öteki”ne duyulan bir sevgidir ve bu sevgi sembolik olarak etkindir.

4. İdeolojik Zehirlenmeden Arınma (Histerikleştirme)

Cinsellik, “heteroataerkil” mantıkla sürekli kışkırtılan ve talep edilen bir “açık yara” haline getirilmiştir,.

  • Çözüm: Psikanalizin radikal görevi, cinsellik üzerindeki bu ideolojik zehirlenmeyi (cinsiyetçi ve ataerki tortuları) deşifre etmektir,. Bu süreçte öznenin “histerikleştirilmesi” (mevcut düzene isyan etmesi ve yerleşik rolleri sorgulaması), iktidara karşı verilecek tek mantıklı yanıttır,.

5. Yeni Kolektif Yapıların İnşası

Kurtuluş ancak kolektif olabilir; bireysel “ego”nun hapishanesinden çıkıp dayanışma ağları kurmalıyız,.

  • Çözüm: Bir kişinin zevk almasının diğerinin aşağılanmasına dayanmadığı, dayanışma temelli yeni toplumsal yapılar inşa edilmelidir. Bu yapılar, cinselliği sömürüden kurtararak onu hayatın ve özgürleşme hareketlerinin paha biçilemez bir müttefiki yapar,.

Özetle; cinselliği özgürleştirmek, onu piyasanın taleplerinden çekip alarak insan olmanın birincil dili ve dayanışmanın köprüsü haline getirmektir,.

Bu dönüşümü bir benzetmeyle açıklayacak olursak; kapitalist sistem cinselliği her birimizin tek başına tükettiği ve sonunda bizi daha da aç bırakan “yapay bir gıda”ya dönüştürürken; özgürleşmiş cinsellik, herkesin masaya kendi sesini ve sevgisini koyduğu, kimsenin kimseye sahip olmadığı ama herkesin birbirini doyurduğu büyük ve yaratıcı bir kolektif sofra gibidir.