Çernişevski’de suç teknik bir hata iken Dostoyevski’de neden ontolojik bir krize dönüşür?

  1. yüzyıl Rus edebiyatı, suç kavramını yalnızca hukuki değil, insanın varoluşuna dair bir problem olarak ele alır. Nikolay Çernişevski’nin Nasıl Yapmalı? adlı romanında suç, yanlış bilgiye ya da eksik hesaplamaya dayanan teknik bir sapma olarak görülürken; Fyodor Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sında suç, insanın kendisiyle, toplumla ve Tanrı’yla ilişkisini sarsan ontolojik bir kırılma hâline gelir.

1. Giriş: Suçun Kavramsal Dönüşümü

Suç, modern düşüncede çoğunlukla hukuki bir kategori olarak tanımlanır. Ancak Rus roman geleneği, suçun yalnızca yasayı ihlal değil, insanın kendini ihlal etmesi olduğunu gösterir. Çernişevski ve Dostoyevski bu noktada iki karşıt uçta durur.

Isaiah Berlin, Rus düşüncesinin temel sorusunu “insan ne yapmalıdır?” değil, “insan ne olmaktadır?” şeklinde kurar (Berlin, 1994). Bu ayrım suç anlayışına da yansır: Çernişevski’de suç, yanlış yapılan bir şeydir; Dostoyevski’de ise yanlış olan bizzat insanın kendisidir.

2. Çernişevski: Suçun Rasyonel ve Teknik Yorumu

Çernişevski’nin Nasıl Yapmalı? romanı, Aydınlanmacı rasyonalizmin Rusya’daki en güçlü ifadesidir. Romanın temel felsefesi “rasyonel egoizm”dir: İnsan çıkarını bilimsel biçimde kavradığında doğruyu seçer (Chernyshevsky, 1989).

Bu çerçevede suç:

  • Bilgi eksikliğinden doğar.
  • Yanlış hesaplamanın sonucudur.
  • Psikolojik ya da metafizik bir derinliği yoktur.

Çernişevski’ye göre kötülük, cehaletin ürünüdür. İnsan doğruyu bildiğinde suç işlemeyecektir. Bu yüzden suç, bir mühendislik problemi gibidir: koşullar düzeltilirse davranış da düzelir.

Bu yaklaşım Comte’un pozitivizmiyle de örtüşür. İnsan davranışı, doğa yasaları gibi çözülebilir ve yönetilebilir kabul edilir (Comte, 2009).

Dolayısıyla Çernişevski’de suç, varoluşsal değil, operasyonel bir sorundur.

3. Dostoyevski: Suçun Ontolojik Yapısı

Dostoyevski’de suç, yalnızca bir eylem değildir; öznenin kendi varlığıyla çatışmasıdır. Suç ve Ceza’da Raskolnikov’un işlediği cinayet, maddi değil metafizik bir deneydir.

Raskolnikov’un teorisi şudur: “Olağanüstü insan” yasa çiğneyebilir (Dostoyevski, 2011). Ancak eylem gerçekleştiğinde teori çöker. Çünkü insan, yalnızca akıldan ibaret değildir.

Joseph Frank, Raskolnikov’un suçunu şöyle yorumlar:

“Bu cinayet ahlaki değil, ontolojik bir meydan okumadır.” (Frank, 1995)

Dostoyevski’de suç:

  • Özneyi böler.
  • Vicdanı teknik hesapla susturamaz.
  • Tanrısal ve etik sınırı ihlal eder.

Rusça prestuplenie sözcüğü de bunu gösterir: sınırı aşma, varlık düzenini ihlal etme anlamı taşır.

Bu nedenle Dostoyevski’de suç, insanın kendisine karşı işlediği bir eylemdir.

4. Vicdan ve Akıl: Tekniklikten Varoluşa

Çernişevski’de vicdan, bilincin doğru çalışmasıdır. Eğer insan doğru bilgiyi alırsa vicdan sorunu kalmaz. Oysa Dostoyevski’de vicdan, rasyonel olmayan bir çekirdektir.

Bakhtin, Dostoyevski karakterlerinin “bilinç savaşları” yaşadığını söyler (Bakhtin, 1984). Raskolnikov’un aklı ile vicdanı ayrı yönlere çekilir. Teknik akıl ile etik sezgi çatışır.

Bu yüzden Dostoyevski’de suç, yalnızca yasa ihlali değil, benlik yarılmasıdır.

5. Özgürlük Sorunu: Program mı Trajedi mi?

Çernişevski insanı programlanabilir kabul eder. Doğru koşullar sağlanırsa doğru davranır. Bu anlayış suçun önlenebilir bir teknik hata olduğunu varsayar.

Dostoyevski ise özgürlüğü trajik görür. İnsan özgür olduğu için hata yapar ve bu hata, onun varlığını sarsar. Berdyaev’e göre Dostoyevski’nin dünyasında özgürlük “acı çekme hakkıdır” (Berdyaev, 2009).

Bu nedenle suç, teknik değil, özgürlüğün bedelidir.

6. Ontolojik Krizin Anlamı

Ontolojik kriz, insanın “ne yaptığı”ndan çok “ne olduğu”nun sarsılmasıdır. Raskolnikov suçtan sonra aynı kişi değildir. Kimliği parçalanır.

Çernişevski’de böyle bir dönüşüm yoktur. Yanlış düzeltilir, sistem devam eder. Dostoyevski’de ise suç, sistemi bozar, özneyi yeniden kurar ya da yok eder.

Bu bağlamda Dostoyevski, modern varoluşçuluğun öncüsüdür. Camus’nün “başkaldırı” kavramı, Raskolnikov’un trajedisinde önceden görünür olur (Camus, 2013).

Özetle

Çernişevski’de suç teknik bir hata olarak kalır; çünkü insan, rasyonel ve düzeltilebilir bir makine gibi düşünülür. Dostoyevski’de ise insan, çelişkili, özgür ve vicdanlı bir varlıktır. Bu yüzden suç, insanın varlığını yaralayan ontolojik bir krize dönüşür.

Bu ayrım, modern düşüncenin temel gerilimini de gösterir: insan program mı, trajedi mi?

Dostoyevski’nin yanıtı açıktır: insan, hesapla değil, acıyla anlaşılır.

Kaynakça

Bakhtin, M. (1984). Problems of Dostoevsky’s Poetics. University of Minnesota Press.

Berlin, I. (1994). Russian Thinkers. Penguin.

Camus, A. (2013). Başkaldıran İnsan. Can Yayınları.

Chernyshevsky, N. (1989). What Is to Be Done? Cornell University Press.

Comte, A. (2009). Pozitif Felsefe Dersleri. İdea Yayınları.

Dostoyevski, F. (2011). Suç ve Ceza. (Çev. M. Özgül). İletişim Yayınları.

Frank, J. (1995). Dostoevsky: The Miraculous Years. Princeton University Press.

Berdyaev, N. (2009). Dostoyevski’nin Dünya Görüşü. Metis Yayınları.