Goethe’nin Faust Eseri, Jung’u Nasıl Etkiledi ?
Goethe’nin Faust eseri, Jung’un “1 No” ve “2 No”lu kişilikleri arasında yaşadığı gerilim ve yabancılaşma hissi için “mucizevi bir merhem” işlevi görerek iyileştirici bir rol oynamıştır. Bu iyileşme süreci şu temel faktörlerle gerçekleşmiştir:
1. Yalnızlık Duygusunun Sona Ermesi ve Aidiyet Jung, Faust‘u okuduğunda, bu eserin Goethe’nin kendi “2 numaralı kişiliğinin” bir ürünü olduğunu fark etmiştir. Bu keşif Jung için “en büyük avuntu” olmuştur; çünkü o zamana kadar kendisini “zalim doğanın bir kaprisi sonucunda oluşmuş ve öbür insanlardan ayrılmış garip bir yaratık” olarak görürken, Goethe gibi büyük bir ismin de aynı içsel gerçekliği (2 No’yu) yaşadığını anlamıştır,. Bu durum, onun özgüvenini pekiştirmiş ve insan topluluğuna ait olduğu duygusunu kazandırmıştır.
2. Goethe’nin “Manevi Baba” Rolü Jung, bu deneyim sayesinde Goethe’yi “manevi babası ve koruyucusu” olarak görmeye başlamıştır. Faust karakteri, Jung’un kendi 2 numaralı kişiliğinin canlanması gibiydi ve Goethe’nin kendi zamanına verdiği bir yanıttı. Bu bağ, Jung’un kendi iç dünyasındaki bölünmeyi yalnızca kendine özgü bir anormallik değil, tarihsel ve kolektif bir deneyimin parçası olarak görmesini sağlamıştır.
3. Şeytan ve Kötülük Sorununun Ele Alınması Jung için Faust‘un iyileştirici bir diğer yönü, eserin “Şeytan’ı ciddiye alması”ydı. Jung, dini eğitiminde ve çevresinde kötülük probleminin (Şeytan’ın) yeterince ciddiye alınmadığını düşünüyordu. Faust‘ta ise Mephistopheles figürü aracılığıyla kötülüğün ve onun dönüştürücü gücünün kabul edildiğini görmüştü. Jung, Faust ve Mephistopheles ikileminin tek bir kişide bütünleştiğini ve bu kişinin de kendisi olduğunu hissetmiş; bu durumu “kaderi” olarak algılamıştır.
4. Kutsal Kitap ile Karşılaştırma Jung, Faust‘u Kutsal Kitap’taki metinlerden (örneğin Aziz Yuhanna’dan) çok daha anlamlı bulmuştur çünkü Faust, doğrudan onun duygularına hitap etmiş ve İsa figürünün aksine, Jung’un kendi içsel gerçekliğiyle (2 No) örtüşmüştür.
Sonuç olarak, Faust, Jung’un kendi içindeki “öteki”yi (2 No) tarihsel bir bağlama oturtmasını sağlamış, bu bölünmenin bir delilik değil, yaratıcı ve tarihsel bir süreklilik olduğunu göstererek onu ruhsal izolasyondan kurtarmıştır.