1990’LARDAN ÖNCE YETİŞKİNLİK ÖLÇÜTLERİ VE 1990’LARDAN SONRA YETİŞKİNLİK ÖLÇÜTLERİ

90 LARA KADAR

Okulu bitirme, evden ayrılma, tam zamanlı sürekli bir işe başlama, evlenme, anas baba olma gibi beş ölçüt var idi.. birey 18, 19 yaşlarında  bu geçişlerin neredeyse tamamını yaşıyor, yetişkin kabul ediliyordu.

90 lardan sonra  yetişkinliğin başlangıcı aynı toplumda hatta bir toplumun farklı kesimlerinde bile değişiklik göstermektedir.Geçişlerin zamanlamasında toplumsal etkinin varlığı ile olur.

3 ölçüt

Kendi sorumluluğunu almak

Bağımsız kararlar verebilmek

Ekonomik olarak bağımsız olmak

Demografik süreçler yerine gündelik süreçler önemli hale geldi. Her üç ölçüt de zamanla gelişen  özelliklerdir.  Bunun  sonucu  olarak,  genç  insanlar  kendilerini  18-19  yaşlarında yetişkin gibi hissetmeye başlamalarına karşın, tam olarak yetişkin gibi hissetmeleri yıllar sonra olmaktadır.

Yetişkinlik  ölçütleriyle  ilgili  en  son  sınıflama,  son  birkaç  yılda,  Arnett  gibi  bazı Amerikalı araştırmacılar tarafından yapılmıştır .(Shanahan ve ark. 2002). Bu araştırmacılar, yaptıkları birçok araştırma sonucunda çok daha sistemlibir sınıflama oluşturmuşlardır.  İlk  olarak,  temel  yetişkinliğe  geçiş  işaretlerini  üç  farklı  boyutta  ele  almışlar  ve sonra da yetişkinliğe geçişle ilgili iki temel psikolojik belirleyici saptamışlardır.Temel geçiş işaretlerinde, öncelikle biyolojik ve yaşla ilgili olan özellikleri incelemişlerdir.  Bunlar,  belirli  bir  yaşa  ulaşma,  biyolojik  olarak  çocuk  yapabilme  kapasitesi  ve bedensel gelişimi tamamlama gibi fizyolojik özelliklerdir. Yaşla ilgili olanlar ise, ehliyet alma ya da alkol alabilme yaşına ulaşma gibi toplumsal özelliklerdir. İkinci olarak, sosyolojik gözlemlere dayanılarak ulaşılmış olan özelliklere yer verilmektedir. Bu özelliklerevlilik, aileden ayrılıp, kendine ait bir evde yaşama, tam gün çalışma ve anababa olma gibi  rolleri  gerçekleştirmektir.  Bu  özellikler  yetişkinliğin  önemli  belirleyicileri  olarak kabul edilmektedir. Üçüncüsü, aile ile ilgili olanlardır ki; bunlar, evine ve evli ise ailesine bakabilme, evi yönetme ya da evin her şeyiyle ilgilenme ve çocuk bakabilme gibi toplumsal belirleyicilerdir .(Arnett 2003). Bunlara ek olarak, yetişkinliğe geçişte iki temel psikolojik belirleyici ele alınmıştır. Birincisi,  “ayrılma  ve  bireyselleşmeyi  tamamlama”  olarak  gelişim  literatüründe  geçen başlıktır. Bu iki kavram, gelişim psikolojisindeki bazı psikodinamik kuramlarda özerklik ve bağımsızlık gelişimini açıklamak için kullanılan kavramlardır. Psikodinamik kuramlar,  anne-baba-çocuk  ilişkisindeki  gelişimsel  değişimlere  odaklanmaktadırlar . (Arnett 2004). Burada,  yetişkinliğe geçiş çerçevesinde, bu ikikavramı içeren birkaç psikodinamik  kuramdan  söz  edilecektir.  Bu  kuramlardan  ilki,  Margaret  Mahler’  in  kuramıdır. “ayrılma  ve  bireyselleşme”  kavramlarını  gelişim  psikolojisine  Margaret  Mahler  kazandırmıştır. (Arnett 2003). Mahler, gelişim sürecinde çocuğun,kendi isteklerinin farkına varışıyla birlikte, ilk iki yıl içinde ilk bireysellik duygusunun oluştuğunu ifade etmektedir. Bu, “ayrılma ve bireyselleşme krizi” olarak tanımlanmaktadır. İkinci kuram, Blos’un kuramıdır. Peter Blos, Margaret Mahler’in ayrılma-bireyselleşme kavramlarından hareketle, ergenlikte bireyselleşme kavramını geliştirmiştir. Blos’ a göre ergenler, anababaları ile  olan  ilişkilerindeki  yetersiz  özerklikten  dolayı  arkadaşlık  ilişkilerine  yönelmekte  ve anababalarıyla  olan  duygusal  bağımlılıkları  zayıflamaktadır. Blos,  arkadaş grubunun, ergenlerin çatışmalarını çözmelerine ve anababalarına olan bağımlılıklarından kurtulmalarına hizmet eden bir özelliği olduğunu ifade etmektedir. Blos, Mahler’ in bireyselleşme  görüşlerine  benzer  şekilde;  ergenin  kendisini  diğerlerinden  ayıran  kesin  sınırları olduğuna  inanmaktadır.  “İkinci  bireyselleşme  krizi”  olarak  adlandırdığı  anababadan ayrılık gelişimini açıklarken Blos, büyümekte olan bir kişinin kim olduğu ve ne yaptığı ile ilgili olarak giderek artan sorumluluklar yüklendiğini; dereceli  olarak anne babasından  özerk,  onlarla  rekabet  eden  ve  onlardan  ayrı  olma  gibi  duygularla  kendini  ortaya koyan  bir  kişisel  durum  geliştiğini  ve  bütün  bunların  sonucunda  ergenin,  daha  önce sahip  olduğu  anababa-çocuk  bağlarından  daha  ileri  gittiğini  ifade  etmektedir . (Blos1979). Yetişkinliğe geçişin psikolojik belirleyicilerinden ikincisi dürtüleri kontrol etme, sorumluluk  kabul  etme,  kendi  sorumluluğunu  alabilme  ve  geniş  ve  bencil  olmayan  bir bakış açısı benimseme gibi özellikleri içeren “psikolojik olgunluktur”. Psikolojik olgunluk, alkollü iken araç kullanmama ya da çocuk istemezken doğum kontrolü uygulamak gibi sorumluluk içeren ifadelerle belirgindir.Farklı kültürler farklı yetişkinlik belirleyicilerine, farklı geçiş işaretlerine ve alanlarına  önem  verebilirler .(Arnett  2000, 2003). Örneğin,  Beyaz  Amerikan  orta  sınıfında yapılan  çalışmalara  göre,  gençler  ve  orta  yaş  yetişkinler  kendi  sorumluluklarını  alma, anababanın etkisinde kalmadan bağımsız kararlar verebilme ve ekonomik özgürlük gibi ölçütlere  önem  vermektedirler . (Arnett  1994,  2001).  Aynı  zamanda,  aileye  bakabilme gibi ölçütlere büyük önem verilmektedir.. Ancak, okulu bitirme ya da eğitimi tamamlama, çalışma, evlenme ya da yaş gibi biyolojik geçiş işaretlerine önem verilmemektedir. Bu  ölçütlere  verilen  önem,  orta  sınıf  beyaz  Amerikalılar’  da  bireyselliğe  verilen  önemi yansıtmaktadır.  Ancak  Amerika  gibi  bireyselliğin  önemli  olduğu  kültürlerin  tersine, geleneksel  kültürlerdeki  bireyler  eğitimi  tamamlama,  tam  zamanlı  bir  iş ve evlenme  ve  anababa  olma  gibi  rol  geçişlerine  daha  fazla  önem  vermektedirler.  (Arnett 1994,1995,1997,2000)