Anti-Feminizm Yerine Herkes İçin Feminizm – Elif Kutlu

Sadece Türkiye?de değil birçok yerde yanlış bir feminizm algısı var. Nedense feminizm dendiğinde akla ilk gelen şey ?erkek düşmanlığı? olur. Feministlerin genelde ?erkeklerden nefret eden?, ?doğaya ve tanrıya karşı çıkan? ya da ?bütün işleri ele geçirmek isteyen? lezbiyenler olduğu düşüncesi ayyuka çıkar. Bu kadınların ?erkeklerin iktidarını? ele geçirme çabası içinde olduğu söylenir. Bu söylemlerin sahibinin kim olduğunu tahmin etmek ise zor değildir.

Kadınların ?sivrisinek gibi öldürüldüğü?, balkondan atıldığı, kemiklerinin kırıldığı, onlarca yerinden bıçaklandığı halde durumun faillerinin ?iyi hallerinin? gözetlendiği bir ülkede yaşamaksa bu durumu daha da zorlaştırıyor. Feminist olmak, her şeye farklı bir pencereden bakmayı gerektiriyor. İzlenen televizyon programlarında, filmlerde, günlük deneyimlerde, kitaplarda, gazetelerde ?kısaca her yerde- en görülmeyecek cinsiyetçi söylem bile tahammül edilemez oluyor. İçinde bulunulan ortamdan yükselen sesler ?feminist kadın, sorunlu kadındır?, ?kadın dayanışması yoktur, kadınlar arasında rekabet vardır?, ?feministler erkeklerin yerine mi geçmek istiyor? gibi söylemlerden ibaret oluyor. Dolayısıyla durum dayanılmaz oluyor.

Bell Hooks, Feminizm Herkes İçindir: Tutkulu Politika adlı kitabını, içinde bulunduğu durumdan dolayı, bu yanlış feminizm algısını kırmak ve feminizmin ne olduğunu herkese anlatabilmek için yazdığını söyler. Hatta bu durumdan sadece kadınlara değil, erkeklere ve LGBTQ bireylere de pay çıkarır. Çünkü ona göre feminizm ?özgürlük ve adalet hayallerimizi gerçekleştirebileceğimiz, hepimizin ?eşit yaratıldığımız? hakikatini hayata geçirebileceğimiz bir toplumda hep beraber yaşayabilmenin? ön koşuludur. Açıklamadan da anlaşılacağı gibi feminist düşünce ?erkekleri yok etme? ya da ?onların yerine geçme? gibi bir düşünce içinde değildir. Aksine Hooks?a göre feminizm erkek işveren-erkek işçi ilişkisinden bakılınca erkekler için de adalet ve eşitliği sağlayacak koşulları da sağlamaktadır. Yani Hooks?a göre ataerkillikten kurtulmak sadece kadınlar için değil, adalet ve özgürlüğü arayan tüm bireyler için bir kurtuluş yoludur.

Türkiye?de artık sıradan haberler haline gelen kadına şiddet haberleri Hooks?un açıklamasının fazla iyimser olduğunu gösterse de çözümün karşılıklı/ tek taraflı şiddet yerine karşılıklı anlaşmadan geçtiği açıktır. Bir kadının mütecavizinin kafasını keserek ?namusunu temizlemesi? kadına karşı şiddeti çözümleyebilecek bir durum değildir. Aksine bu durum yanlış anlaşılmayı daha da körükleyen ve çözümün yollarını tıkayan bir süreçtir. Baskı ve sömürüye karşı gelen kadınların ise boşanmayı tercih ettiklerinde durumun cinayetle, bıçak darbeleriyle, vücuttaki kırıklarla ?özetle hastanede ya da morgda- sonuçlandığı görülmektedir.

Kadına karşı şiddetin erkek akıl tarafından desteklendiği bir ülkede yaşamak da şiddetin oluşmasına meyli arttırmaktadır. En basit örnekle bugün Türkiye?de bir kadın cinayeti işlendiğinde yargının erkeğe ?tahrik indirimi? adı altında bir ceza indirimi uygulaması bile bunun en açık ifadesidir. Gazetelerde okunan haberlerde de görüldüğü gibi erkekler artık işledikleri cinayetleri ya da kadınlara uyguladıkları şiddeti meşrulaştırmak için ?beni tahrik etti? söylemini doğuracak bahanelerle kurtulmaktadırlar. Dolayısıyla başta iktidar olmak üzere yasaların ve yargının da bu suça ortak olması erkeği cezadan kurtaran kadını şiddete mahkûm eden bir yapı doğurmaktadır.

Hooks, kitabında her ne kadar feminizmin bireylere özgürlük sağlayacağını söylese de durumun bu kadar kolay olduğunu söylemek zordur. Bu durumun sağlanabilmesi için öncelikle ve özellikle kadınlar arasında bilinç yükseltme çalışmaları yapılmalıdır. Feminizmle ilgili oluşan yanlış algı ortadan kaldırılarak, bilinç yükseltme çalışmaları yapılarak ve bunların yanında kadına karşı şiddetin önlenmesi için ciddi yaptırımlar uygulayarak kadın özgürlüğünün yolu açılabilir ve ataerkilliğin yarattığı baskıcı ortam ortadan kaldırılabilir. Bu yolla herkes için özgürlük sağlanabilir. Hooks?un ?herkes için feminizm? demesinin asıl sebebi de budur.

Elif Kutlu
(04.10.2012)

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Politika
Savrulanlar / Dersim 1937-38 Hatta 1939 – Yalçın Doğan

Dersim ile ilgili çok sayıda kitap bulunmasına rağmen, ben burada bir ilki gerçekleştirmeye çalıştım. Dersime ve o yıllara ait resmi...

Kapat