Osmanlı Sosyalist Fırkası ve İştirakçi Hilmi – Hamit Erdem

Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyet’in hemen öncesinde kurulan ilk sosyalist partiler, Osmanlı Sosyalist Fırkası ve ardından aynı çevrenin kurduğu Türkiye Sosyalist Fırkası’dır.

Söz konusu partiler, 1910 – 1922 yılları arasında İstanbul’da faaliyet göstermiş; dönemin bütün ideolojik ve siyasi rüzgârlarından etkilenmiş, hem İttihatçı diktatörlüğüne direnmiş hem de işgal ordularının denetimindeki İstanbul’da sosyalizmin ‘Osmanlı amele sınıfıyla’ buluşmasına öncülük etmiş özgürlükçü hareketlerdir.

Bu araştırma, Osmanlı Sosyalist Fırkası ve Türkiye Sosyalist Fırkası’nın var olduğu tarihsel dönem içinde; hareketin yöneticilerini, faaliyetlerini, yayın organlarını, programlarını, diğer partilerle ilişkilerini o günün belgelerine başvurarak ele almaktadır.

Her iki partinin ‘Reisi’ sıfatıyla başkanlığını yürüten ‘İştirakçi’ veya ‘Sosyalist’ lakaplı Hüseyin Hilmi Bey’in Türkiye ‘sol’ hareketindeki yeri; ‘kişiliği, mücadelesi ve meçhul bir şekilde öldürülmesi’ bu tarih içinde yanıtı aranan bir başka sorudur.

Kitabın Künyesi
Osmanlı Sosyalist Fırkası ve İştirakçi Hilmi
Hamit Erdem
Sel Yayıncılık / Araştırma Dizisi
Aralık 2012
342 sayfa

Öldürülüşünün 90. Yılında ?İştirakçi Hilmi?-Hamit Erdem
(11 Kasım 2012, http://www.toplumsol.org)
Osmanlı dönemi sosyalist hareketi söz konusu olduğu zaman ismi çokça anıldığı ve faaliyetlerinden hep söz edildiği halde, Türkiye ?sol? hareketi içindeki yeri konusunda sağlıklı bilgilerin en az olduğu liderlerin biri de Hüseyin Hilmi?dir.

Hüseyin Hilmi, bundan 90 yıl önce soğuk bir Kasım gecesinde İstanbul?da vurularak öldürülmüştü.

Daha çok bilinen adıyla İştirakçi Hilmi, 1910-1912 yıllarında Osmanlı Sosyalist Fırkası?nın ve 1919-1922 yılları arasında da Türkiye Sosyalist Fırkası?nın ?Reisi? sıfatıyla bu partilerin başkanlığını yürütmüş, adeta bu ?fırkaların? faaliyetiyle ve ismiyle özdeşleşmiştir.

Gazeteci ve liberal düşünceli (İzmir?li) Hüseyin Hilmi

Bu iki partinin ve dolayısıyla Hüseyin Hilmi?nin o tarihsel koşullar içindeki faaliyetleri, sonradan yapılan değerlendirmelerde bazı önyargılarla haksızlığa uğramıştır.

Osmanlı Sosyalist Fırkası, faaliyeti döneminde, iktidarı kontrol eden İttihat ve Terakki partisinin defalarca hışmına uğramış, yayın organı gazeteleri birçok kez kapatılmış, üyeleri ve parti başkanı Hüseyin Hilmi çeşitli hapis ve sürgün cezalarına çarptırılmışlardır.

Bu ittihatçı karşıtlığı o yıllarda yine muhalefette bulunan Hürriyet ve İtilaf partisi ile Osmanlı sosyalistlerini işbirliğine götürmüş ve Osmanlı Sosyalist Fırkası, Hürriyet ve İtilaf?çıları farklı nedenlerle ve değişik dönemlerde desteklemiştir.

Gerçi, 1920 ve 21?de Türkiye Sosyalist Fırkası?nın yürüttüğü işçi grevleri nedeniyle bu ittifak bozulmuştur ama akıllarda kalan Osmanlı sosyalistlerinin Hürriyet ve İtilaf?çıları desteklediğidir.

Sonraki yıllarda Osmanlı sosyalistleri ve faaliyetleriyle ilgili değerlendirmeler, anı kitapları, hatta araştırmalar; Cumhuriyet?le birlikte şekillenen ?Kemalizm?in ideolojik ikliminde, ?hain? İtilafçıları destekleyen Osmanlı sosyalistlerinin bu önemli deneyimini gölgede bırakmış, onlara hak ettikleri önemi vermemiştir.

Öte yandan Osmanlı Sosyalist Fırkası ve Türkiye Sosyalist Fırkası faaliyette bulundukları dönemde Avrupa?daki sosyalist partilerin politikalarını yakından izlemiştir. Hüseyin Hilmi?nin ünlü Fransız sosyalisti Jean Jaures ile başlayan dostluğu ve bu partilerin II. Enternasyonal?in politikalarını uygulamaları, Osmanlı sosyalistlerini de II. Enternasyonal?e yaklaştırmıştır.

II. Enternasyonal?in ?devrimci dönüşümleri dışlayan, reformcu, uzlaşmacı, parlamenter sosyalizmi?, Osmanlı sosyalizmini şahsında bütünleştiren Hüseyin Hilmi?nin genel özgürlük ve mücadele anlayışına uygun düşmüştür.

Cumhuriyetle beraber Türkiye?de sol harekete hâkim olan ve Komünist Enternasyonal?i tek referans sayan sol ve komünist çevrelerde ise; Osmanlı Sosyalist Fırkası ve Türkiye Sosyalist Fırkası?nın II. Enternasyonal?le olan ilişkileri özellikle akılda tutulmuş, Fransız sosyalistleriyle yaptıkları işbirliğini affedilmez bir ?oportünizm? sayarak mahkum etmişler, farklı cepheden bu önemli pratiği küçümsemişlerdir.

Hüseyin Hilmi, kökleri Romanya?da bulunan göçmen bir ailenin çocuğu ve İzmir doğumludur.

Hayatının 1908?den önceki döneminde önce İzmir emniyet teşkilatında sivil memurluk, sonra gazetecilik yapmıştır. Onu yakından tanıyanlara göre ?boylu poslu, tahsili zayıf olmakla beraber, zeki, cüretkâr ve istibdat idaresi aleyhtarı? (1) bir gençtir. Mesleği gereği İzmir?de tanımadığı önemli insan yoktur ve o dönem İzmir?de yaşayan materyalist ve anarşist eğilimli aydınlardan Baha Tevfik yakın arkadaşıdır.

Hüseyin Hilmi, İzmir?in Beyler sokağında bulunan Bıçakçızade Hakkı Bey?in kapanmış bulunan İzmir Gazetesi?ni yeniden canlandırmış, 1907?de ise ?Serbest İzmir? adıyla çıkarmaya başladıktan sonra ?gazeteci? kimliğiyle anılagelmiştir.

Türkiye?nin modernleşmesindeki rolü düşünüldüğünde, İttihat ve Terakki?nin, Mustafa Suphi, Ethem Nejat, Nazım Resmor ve Mustafa Kemal?e kadar komünist ve burjuva liderlerin ilk siyasi okulları olduğu görülmektedir. Hüseyin Hilmi ise kendi çağdaşları arasında İttihatçı geçmişi ve İttihatçı kimliği olmayan örneği çok az sosyalistlerdendir. Sosyalizme ?liberalizm?den gelmiştir.

Hüseyin Hilmi, henüz İttihatçılar bir muhalefet partisi olarak Meşrutiyet mücadelesi verirken, o da İzmir?de, İzmir?in çok parçalı kozmopolit ikliminde liberal, -hatta kısmen anarşist- bir çevrede yine Meşrutiyet için mücadele eden başka bir grup içindedir.

Serbest İzmir?in ?sahib-i imtiyaz ve müdir-i mesulü? Hüseyin Hilmi, bu döneminde liberal eğilimli ?Ahrar Fırkası?nı desteklemekte, Müslümanlığın eşitlikçi ve sosyal dayanışmacı yanını öne çıkarmaktadır.

Hüseyin Hilmi bu sırada babasından kalan mirası almak için İstanbul?a gitmiş, oradan da Romanya?ya geçmiştir. Bükreş?te iken sosyalist düşüncenin işçiler tarafında benimsendiği coşkun gösterilere tanık olmuş, kendi özgürlükçü düşüncelerine yakın bulduğu sosyalizmi Türkiye?de uygulamayı düşünmüştür. Bükreş?te sosyalistlerin düzenlediği işçi gösterilerinde, ?kırmızı gömlekli bu adamların ellerinde kırmızı bayraklar ile yek avaz olarak (yaşasın) diye bağırmaları Hilmi Efendi?nin fevkalâde nazar-ı dikkatini fevkalâde celb etmiş? (2) ve İstanbul?a bu düşüncelerle dönmüştür.

Muhtemelen artık sırtından hiç çıkarmayacağı ?kırmızı yelek?ini de bu sırada giymiştir.

Sosyalizmi bu süreçte ve bu mücadelenin içinde öğrenen Hüseyin Hilmi?nin ?sosyalizme? gelmesiyle ilgili en dikkat çekici ve akla uygun bilgiler (Hüseyin Hilmi?nin çıkardığı İdrak gazetesinde çalışmış Münir Süleyman Çapanoğlu?yla bizzat konuşmuş olan) Abidin Nesimi?nin anılarında bulunmaktadır.

Bu bilgilere göre özellikle 1908?den sonraki yıllarda Osmanlı?da İttihatçı (dış politikada Alman taraftarı) ve İtilafçı (dış politikada İngiliz taraftarı) olarak bölünen Osmanlı aydın ve devlet adamlarından; ikincilerin önemli temsilcilerinden Kürt Şerif Paşa, Ahmet Rıza Bey ve Yahudi Vitali Efendi, Hüseyin Hilmi?yi sosyalizme yüreklendiren kimselerdir. (3)

1909 yılında Meşrutiyetin getirdiği özgürlük ortamında, Hüseyin Hilmi İzmir?den tanıdığı, mülkiye mezunu, ?liberal ve anarşist? Baha Tevfik ile birlikte ?İştirak? adındaki gazeteyi İstanbul?da yayımlamaya başlamıştır.

Osmanlı Sosyalist Fırkası?nın kurulması

İştirak Gazetesi’nin kapağı

13 Şubat 1325 (1909) da ilk sayısı basılan haftalık İştirak gazetesi, Hüseyin Hilmi?nin sebatla ve inatla, her türlü baskıya karşı gelerek, kendini ismiyle özdeşleştirdiği, yazı işleri sorumluları, ?müdir-i mesul?ler değişse de hep sahibi olduğu bir yayın organı olmuştur.

Hüseyin Hilmi?nin, İştirak gazetesi dönemin sıkıyönetim mahkemesi, ?Divan-ı Harb-i Örfi? tarafından yayını durdurulunca, onun yerine ?İnsaniyet? gazetesini, yasak kalkınca yeniden ?İştirak? gazetesini, ?İştirak? kapatılınca, ?Sosyalist? gazetesini, o kapatılınca ikinci kez ?İnsaniyet? gazetesini, o da kapatılınca ?Medeniyet? gazetesini, şartlar uygun olunca yeniden ?İştirak?i çıkararak 1912 ortalarına kadar tüm engellemelere karşın yayın faaliyetini sürdürmüştür.

Hüseyin Hilmi?nin gazeteleri; ?liberal, anarşist, İslami, sosyalist? düşüncelerin karışımı genel bir özgürlük savunucusu rolünde, İttihatçıların keyfi uygulamalarına karşı meşrutiyet anayasasını savunan yazılar yayımlamışlardır. İlerleyen sayılarında ise, sosyalizmin temel sorunlarına daha çok değinen, eşitlik ve özgürlük alanlarının sosyalizmle bağlı olduğunu savunan, sosyalizmin önemli düşünürlerini okurlarına tanıtan bir çizgisi olmuştur.

İştirak?in 20. sayısı Osmanlı Sosyalist Fırkası?nın programının açıklandığı sayıdır ve gazete uzun süreli olarak yeniden kapatılmıştır.

İstanbul?da siyaset imkânsız hale gelince Fırka?nın Paris kolu, Dr. Refik Nevzat tarafından ve Beşeriyet gazetesiyle mücadeleye katılmıştır.

Osmanlı Sosyalist Fırkası kendini toplum düzeyinde ifade edemeden, Haziran 1913?te Mahmut Şevket Paşa?ya düzenlenen suikast sonucunda, İttihatçıların bu olayı bahane ederek bütün ?sol ve liberal?, düşünce ve örgütlenmeleri ortadan kaldırdığı günlerde bu terörden Hüseyin Hilmi?de nasibini almıştır.

Hüseyin Hilmi, (Mustafa Suphi gibi) Bahr-i Cedit vapuruyla Sinop?a sürülen muhalifler arasındadır.

İttihatçıların iktidarda oldukları 1918 yılı sonuna kadar beş yıl boyunca Hüseyin Hilmi; Sinop, Çorum ve (Ankara) Balâ?da sürgünde kalmıştır.

Türkiye Sosyalist Fırkası

İttihatçılar iktidardan düştüğünde, sürgün günleri sona eren ve 1919 başlarında İstanbul?a dönen Hüseyin Hilmi ?İdrak? gazetesini yayımlamaya başlamış ve Sirkeci Hocapaşa Hamam sokakta küçük bir yazıhanede bir masa iki sandalyeden ibaret merkeziyle Türkiye Sosyalist Fırkası?nı kurarak ?reisi? sıfatıyla çalışmaya başlamıştır.

Türkiye Sosyalist Fırkası, İstanbul işgal altındayken büyük işçi eylemleri içinde hızlı bir örgütlenme dönemi geçirmiştir. İstanbul?daki merkez dışında Aksaray, Beşiktaş, Ayvansaray, Şişli, Tünel, Silahtarağa, Kadıköy?de şubeleri olan Türkiye Sosyalist Fırkası, Eskişehir ve Edirne?de örgütlenerek çalışmalarını İstanbul?un dışına da taşıma gayreti içindedir.

Gerek Osmanlı Sosyalist Fırkası gerek Türkiye Sosyalist Fırkası, Fransız sosyalizminin etkisindedir.

Hüseyin Hilmi 1910 yılı Temmuzunda Paris?e gittiğinde orada savaş aleyhtarı mitinglere katılmış, Fransız sosyalistlerinin ve Fransız Sosyalist Partisi?nin toplum içindeki nicel ve nitel gücünü gözlemlemiş, ünlü Fransız sosyalist lider Jean Jaures?den etkilenmiştir.

Avrupalı sosyalist partilerin ve II. Enternasyonal?in Birinci Dünya Savaşı öncesinde netleşen politikaları; toplumun dönüştürülmesi konusunda Marksist teorideki devrimci yöntemleri dışlayan, reformist ve parlamenter sosyalist çizgileri, Osmanlı toplumunda daha geri mevzilerde mücadele eden Hüseyin Hilmi?nin özgürlük anlayışına denk düşmüştür. Reisi olduğu Osmanlı Sosyalist Fırkası ve Türkiye Sosyalist Fırkası programları genel ifadesiyle liberal-sosyalist programlardır.

Örneğin Osmanlı Sosyalist Fırkası programı; ?Osmanlı Devleti?nin meşruti yönetiminin korunmasını, serbest seçimi ve basın özgürlüğünü, işçi ve emekçilere yönelik sosyal-ekonomik tedbirlerle onların hayatlarının iyileştirilmesi ve bunların kanunla güvence altına alınmasını, eğitim ve adaletin parasız olmasını, büyük işletmelerin millileştirilmesini ve vergi tedbirleriyle toplumdaki adaletsizliğin azaltılmasını? istemektedir.

İdrak gazetesinin 2. sayısının haberine göre Türkiye Sosyalist Fırkası II. Enternasyonal?le ilişki kurmuş ve Bern Kongresi?ne Dr. Refik Nevzat ve Hasan Sadi?yi delege olarak göndermiştir. (4)

Diğer taraftan Hüseyin Hilmi, 1920 yılında Türkiye Sosyalist Fırkası?nın Komünist Enternasyonal?e üye olması için müracaatta bulunmuştur. 1919 yılında Moskova?dan İstanbul?a gelen Mustafa Suphi teşkilatında da çalışmış olan Nihat Nusret, ?İstanbul Komünist Grubu? olarak Türkiye Sosyalist Fırkası?nı örgütlü tek parti olarak nitelemiş, işçi sınıfını Türkiye Sosyalist Fırkası?nın temsil ettiğini raporunda belirtmiştir. Komintern?e Türkiye Sosyalist Fırkası?nın alınmasını isteyen mektubun altında Hüseyin Hilmi?nin imzası bulunmaktadır. (5)

1920 yılında Hüseyin Hilmi, geçmişteki ?ittihatçı? karşıtlığının yarattığı hava ile iktidardaki Hürriyet ve İtilaf partisi hükümetleriyle diyaloğunu korurken; İstanbul?daki İtilaf Devletleri işgali nedeniyle çoğu zaman fiili iktidar durumunda olan bu kuvvet temsilcileriyle de tartışılan temaslar içindedir. Hüseyin Hilmi?nin çoğu kez başına buyruk hareket etmesi, kararlarını kendi başına alması, siyasi mücadeleyi ilkeler ve kuramdan çok pratiğe ve taktik başarılara indirgemesi, işbitirici pragmatik ve eylemci kişiliği; amacını gerçekleştirmek için tüm mücadele yöntemlerini mübah sayması gibi bir algıya yol açmış, onun kişiliğine duyulan kaygıları arttırmıştır.

Hüseyin Hilmi ile ilgili anılarını yazanlar (bu kişilerin çoğu kez ideolojik, kişisel vb. nedenlerle Hüseyin Hilmi?yi küçümsediklerini hatırlayarak) onun ?İngiliz? taraftarı ve ?İngiliz çıkarlarına alet? olduğunu, gerçekleştirdiği grevleri İngiliz işgal komutanlığının mali olarak desteklediğini, bu eylemlerin Fransız sermayesine ve devlete ait işyerlerinde gerçekleştiğini söylemektedirler.

Bu karanlık dönemde, pek çok karmaşık ilişkinin yaşanması, bu sırların büyük bölümünün bilinmemesi, gerçek ile şâiyayı birbirine karıştırmaktadır.

Bu iddiaların gerçeklik ihtimaline karşılık; Hüseyin Hilmi açısından izahı, işçi davasına hizmet için işgalcilerin çelişkilerinden yararlanmak mıdır, yoksa mutlaka başarılı olmak mecburiyeti mi? Bilinmez.

Grevler, 1 Mayıs kutlamaları ve İştirakçi Hilmi

Bu kadar karanlığa rağmen 1920 yılı Hüseyin Hilmi?nin ve Türkiye Sosyalist Fırkası?nın en başarılı ve aydınlık yılıdır. Hüseyin Hilmi İstanbul?da; Tramvay Kumpanyası, Şirket-i Hayriye, Kasımpaşa Tersane ve deri imalathanelerinde yüzlerce işçinin katıldığı grevlere öncülük etmiş, onlar adına işverenle görüşmelere oturmuş, sözleşmeler imzalamış; işçilerin ücretlerinin arttırılmasını, çalışma saatlerinin indirilmesini sağlamış, haftada 1 gün ücretli istirahat ilk kez güvence altına alınmış, bazı sosyal haklar sözleşmelere geçirilmiştir. Bu eylem yılı, mücadelelerini Türkiye Sosyalist Fırkası saflarında veren Osmanlı işçi sınıfının başarı için örgütlü mücadeleyi kendi pratikleriyle öğrenmeye başladıkları yıldır.

1921 ve 1922 yılları İstanbul?da 1 Mayısların ilk kez kitlesel olarak kutlandığı yıllardır. Özellikle 1921?de İşgal kuvvetleri kumandanları İngiliz General Harrington ve Fransız General Charpy, 1 Mayıs?ı yasaklamasına rağmen bu yasak fiilen işlememiştir. (6)

1921?de Şirket-i Hayriye, Tramvay Kumpanyası, Haliç Tersanesi işçileri, tütün, demiryolu, telefon, tünel, gazhane, debbağhane ve fırın işçileri ile aydınlar; 1 Mayıs?ı Türkiye Sosyalist Fırkası?nın öncülüğünde kutlamıştır. Türkiye Sosyalist Fırkası genel merkezinde bando Enternasyonal?i çalmış, yürüyüşler düzenlenmiştir. İşçilerin temel istemleri arasında ?sekiz saatlik işgünü?, ?hafta tatili? ve ?sendika hakkı? öne çıkmıştır. 1 Mayıs haberleri dönemin basınında önemli yer bulmuştur. Örneğin İkdam gazetesi şöyle yazmıştır:

?Amelenin bir kısmı bayramlarını kutlamak için mavi işçi gömlekleri giydikleri ve kırmızı boyunbağı taktıkları gibi hemen hepsi de kırmızı rozetleri hamil idiler. Divanyolu?ndaki Sosyalist Fırka Merkez-i Umumisine ve amelenin bindikleri bazı otomobillere kırmızı bayrak çekmişlerdi.? (7)

Hüseyin Hilmi?nin tartışılan ve hayal kırıklığı yaratan bir uygulaması Türkiye Sosyalist Fırkası?nın Ekim 1920?de yapılan II. Kongresinde yaşanmıştır. Parti nizamnamesinde yapılan bir değişiklikle, ?Fırkanın unvanı Türkiye Sosyalist Fırkası olup müessis-i evveli Hüseyin Hilmi arkadaş fırkanın lâyenazl ve daimi reisidir? (8) denilerek, partinin ilk kurucusu Hüseyin Hilmi?nin ?azledilemez ve daimi? reisi olduğu kabul edilmiştir.

Parti tüzüğündeki bu değişiklik parti içindeki aydın yöneticilerin tepkisini çekmiş, Hüseyin Hilmi?nin tek adamcı uygulamaları kimini küstürmüş, kimini muhalefete sürüklemiş, parti dışındaki sosyalist çevrelerin Türkiye Sosyalist Fırkası?na yönelik ?anti-demokratik yönetim?, Hüseyin Hilmi?ye ?despot ve amele diktatörü? suçlaması giderek artmıştır.

1921?in sonu ve 1922?de Hüseyin Hilmi?nin ve fırkasının hazırlıksız olarak girdiği ve yönettiği grevlerde başarısızlıklar peş peşe gelmiştir.

Yabancı ?Kumpanya?lar ve İstanbul Hükümeti Sosyalistlere Düşman

Grev ve sendika yasağını İttihatçılardan devralan Hürriyet ve İtilaf hükümetleri grevlerden ve eylemlerden, işçi davasına bağlılıktan vazgeçmeyen inatçı Hüseyin Hilmi?nin kendilerine itaat etmediğini ve yönlendirilemediğini görünce işçi hareketini bölerek sonuç almak istemişlerdir. Müstakil Sosyalist Fırka?nın, Amele Siyanet Fırkası?nın kurulduğu dönem bu aylardır. Hükümetin ve yabancı Kumpanya?ların; işçileri bölme, grevleri kırma, ayrı siyasi ve sendikal örgütlenmelere, Hüseyin Hilmi?nin kendi hataları da eklenince bir yıl önce binlerce işçinin akın ettiği Türkiye Sosyalist Fırkası bölünmüş ve kaos içine düşmüştür.

1922?de Türkiye Sosyalist Fırkası?nın muhalifleri partinin III. Kongresini toplamışlar, Hüseyin Hilmi ve çevresi yönetimden düşürülmüştür.

Sonuç olarak; Hüseyin Hilmi, belki de girdiği özgürlük mücadelesinin içinde bulduğu ve bu suretle bağlandığı sosyalizm davasında; Osmanlı toplumunun en karmaşık yıllarında, İstanbul yabancı işgal ordularının baskılarını yaşarken, işçi sınıfının etnik bölünmüşlüğü emekçilerin önüne milliyetçi duvarlar örmüşken; o, her attığı adımda işçi davasını daha çok benimsemiş, güçlükler karşısında gözü kara bir eylem adamı olmuş, sosyalizmi mücadele ederken öğrenmiş kendine özgü bir liderdir.

Hüseyin Hilmi, nam-ı diğer ?İştirakçi Hilmi?; kısa hayatına çok şey sığdırmış, belki çok yanlışlar yapmış, onu küçümseyenlerin de teslim ettiği gibi ?gözünü budaktan sakınmayan? bir özgürlük savaşçısı olmuş, Bükreş?te gördüğü ?kırmızı gömlekli bu adamların ellerinde kırmızı bayraklar ile yek avaz olarak (yaşasın) diye bağırdıkları? işçi eylemlerinin benzerini İstanbul?da düzenlemiş, binlerce işçinin katıldığı 1 Mayıs gösterilerinde işçilerle beraber Enternasyonal?i dinlemiş, bir yıl önce binlerce işçi gözünde kahraman olmuş, ertesi yıl terk edilmiş, suçlanmış, yalnız ve parasız kalmıştır.

Çalışkanlığı, işçilere attığı nutukları, sürekli giydiği kırmızı yeleği, Türkiye Sosyalist Fırkası bayraklı kırmızı otomobili ve parlak günlerinde Divanyolu?ndaki Türkiye Sosyalist Fırkası binasının önüne diktirdiği kızıl bayrağı onun renkli kişiliğinden sonra anlatılanlardır.

İştirakçi Hilmi?nin öldürülmesi

İştirakçi Hilmi, 16 Kasım 1922 gecesi İstanbul?da (Fatih) Bozdoğan Kemerleri?nin dibinde eski bir polis olan Kalkandereli Ali Haydar tarafından vurularak öldürülmüştür.

Cinayet tahmin edileceği gibi karanlıklar içinde kalmıştır.

Ali Haydar?ı cinayete götüren arka plan bilinmemektedir. Ancak o dönemin olayları süzüldüğünde, bu karanlık cinayetin arkasında, Fransız sermayesinin çıkarlarını korumaya karar veren Fransız işgal kuvvetleri kumandanlığı ve karanlık ilişkileriyle adından çok söz edilen ?bir dönem İstanbul Polis Müdürü de olan- Tahsin Bey en muhtemel güç gibi görünmektedir.

Hüseyin Hilmi, 9 Mayıs 1922?de ?muhtemelen? ?Fransızlar tarafından Kumkapı?da Türklerin eskiden hayvan ahırı olarak kullandıkları ve haftalardır hapis olarak tutulduğu? yerden ?Dersaadet İtalyan Mümessilliği Cenab-ı Aliyesine? gönderdiği mektupta, adım adım sürüklendiği yenilmişliğe; -bir ucundan kendisinin de neden olduğu- o karanlık ilişkilerin Türkiye Sosyalist Fırkası?nı nasıl dağıttığına ilişkin bilgiler vermektedir.

Burada, ?Kumpanyaların ve Hükümetin? Fırka?yı parçalamak için her türlü baskı, hile ve rüşvet çarkını işlettiklerini, Siyanet Cemiyeti?nin bu uğursuz işteki rolünü ve 1922 Temmuzunda yapılan grevlerin Fırka içindeki muhalefetçe kışkırtıldığını, kendisinin ise bu planı kabul etmek zorunda kaldığını anlatmaktadır.

Hüseyin Hilmi?nin bir taraftan mecbur olduğu -diğer taraftan farklı bir çıkışa gücünün yetmediği-; henüz detayları tam bilinmeyen işgal kumandanlıkları ile olan ilişkileri onu hazin bir çıkmaza itmiştir.

Kapatıldığı hapishanede, yürüttüğü mücadelenin büyüklüğünü, haklılığını, meşruiyetini, bu mücadeleyi boğmak isteyenlere izah etmek talihsizliği ile yüz yüze kalmış, yaşamını yine o emperyalist güçlerin arkasında olduğu bir cinayetle kaybetmiştir.

Ancak İştirakçi Hilmi?nin, 1910-1922 yılları arasındaki özgürlük ve sosyalizm mücadelesi ile Osmanlı Sosyalist Fırkası / Türkiye Sosyalist Fırkası pratikleri, Türkiye ?sol?u tarafından ?önyargısız? yeniden ve yeni bir gözle değerlendirilmeyi beklemektedir.

(1) Bezmi Nusret Kaygusuz, Bir Roman Gibi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayını, İkinci Basım, İzmir 2002, sf. 22

(2) Zeki Cemal, Memleketimizde Amele Hareketlerinin Tarihi, Meslek Dergisi, 5 Mayıs 1925, Sayı 21, Yazı 1

(3) Abidin Nesimi, Türkiye Komünist Partisinde Anılar ve Değerlendirmeler ?Birinci Cilt- (1909-1949), Promete Yayınları, İstanbul 1979, sf. 41

(4) İdrak gazetesi, Sayı 2, 29 Nisan 1335 (1919)

(5) Erden Akbulut-Mete Tunçay, 1919-1926 İstanbul Komünist Grubu, Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı, (Yayına hazırlanmaktadır)

(6) Zafer Toprak, İstanbul?da Amele Bayramları, Tarih ve Toplum Sayı 41, Mayıs 1987, İletişim Yayınları, sf. 35

(7) İkdam Gazetesi, 2 Mayıs 1922

(8) Mete Tunçay, Türkiye?de Sol Akımlar-1 (1908-1925) Belgeler 2, Dördüncü Basım, BDS Yayınları, İstanbul 1991, sf. 87

Yorum yapın

Daha fazla Emek Tarihi / Teori, İnceleme, Politika
Anti-Feminizm Yerine Herkes İçin Feminizm – Elif Kutlu

Sadece Türkiye?de değil birçok yerde yanlış bir feminizm algısı var. Nedense feminizm dendiğinde akla ilk gelen şey ?erkek düşmanlığı? olur....

Kapat