Yazar: cemalumit

Aynadaki Yüz: Winnicott’un Terapide “Görülmek” Felsefesi

“İyileşmedim ama ilk kez biri beni gördü.” Bu cümle, modern psikoterapinin entelektüel çözüm üretme telaşının ötesinde, insanı temel bir yere — “görülmeye” — çağırır. Donald Winnicott’un annelik ve terapi işlevi üzerine geliştirdiği düşünceler, terapötik ilişkinin kalbindeki en incelikli soruya yönelir: Terapist, hastaya onu nasıl geri verir? 1. Annenin Yüzü: İlk Ayna, İlk Tanıklık Winnicott’a göre

okumak için tıklayınız

Görünmez Fay Hattı: Erkekler Neden Sağ Düşünceye Daha Çok Kayıyor, Kadın Düşmanlığı Yükseliyor ve Eşitlik Mücadelesi Ailede Başlıyor?

Son yıllarda küresel ölçekte yapılan araştırmalar, toplumların altından geçen sessiz ama derin bir fay hattını gözler önüne seriyor: Kadınlar ve erkekler arasındaki siyasi ve ideolojik uçurum giderek büyüyor. Bu ayrışma, sadece seçim sandıklarına yansımakla kalmıyor, aynı zamanda sosyal ilişkileri, aile yapılarını ve en temel toplumsal değerleri de yeniden şekillendiriyor. Sıkça dile getirilen “Politik olarak erkekler

okumak için tıklayınız

Hitit Yemek Dağıtımı ve Modern Gıda Krizlerinin Distopik Yansımaları

Antik Sofraların Hiyerarşisi Hitit toplumunda yemek dağıtımı, tanrılara sunulan kurbanlardan kölelerin payına düşen artığa kadar katı bir hiyerarşiyle şekillenirdi. Krallar ve rahipler, bereketli Anadolu topraklarının en seçkin ürünlerini tüketirken, alt sınıflar tahıl artıkları ve seyrek proteinle yetinirdi. Bu düzen, toplumsal rollerin ilahi bir yazgı gibi kabul edildiği bir dünyada, eşitsizliği meşrulaştıran bir mitolojiyle desteklenirdi. Tanrıların

okumak için tıklayınız

Turgut Uyar’ın Gençler Arasında İkonik Kahraman Oluşu Üzerine Bir İnceleme

Melankolik İsyanın Toplumsal Yansıması Turgut Uyar’ın şiirleri, genç nesiller arasında yankı bulan bir melankoli ve isyankârlık taşır. Bu durum, modern toplumda bireyin aidiyet arayışıyla derin bir bağ kurar. Gençler, Uyar’ın dizelerinde, kendilerini varoluşsal bir boşlukta hissettiren modern dünyanın karmaşasına karşı bir ses bulur. Onun şiirlerindeki bireyselci duruş, toplumsal normlara ve kolektif kimliklere karşı bir başkaldırı

okumak için tıklayınız

Kahramanların İç Dünyası ve Sistemle Çatışması: John Wick ve Neo Üzerinden Bir Okuma

  John Wick’in Yas ve Öfkesi: Freud’un Melankoli Teorisiyle Buluşma John Wick’in hikâyesi, kaybın ve öfkenin iç içe geçtiği bir döngüde şekillenir. Freud’un *Yas ve Melankoli* eserinde, yas, kaybedilen bir nesneye yönelik doğal bir tepki olarak tanımlanırken, melankoli bu kaybın içselleştirilmesi ve benlikte bir çatışmaya dönüşmesiyle ortaya çıkar. Wick’in karısını kaybetmesi, onun yas sürecini başlatır;

okumak için tıklayınız

Otizm Spektrumundaki Yetişkinler: Göz Ardı Edilen Bir Demografi ve Sanat Psikoterapileri

Otizm spektrumunda yer alan yetişkinlerin bakımı ve desteklenmesi, günümüzdeki en önemli ve üzerinde durulması gereken konulardan biridir. Bir otizm araştırmacısı ve psikoterapist olarak, bu metni mevcut bilgiler ve sahadaki gözlemlerim ışığında daha da detaylandırarak ve yorumlayarak ele almak isterim. Otizm spektrum (OSB) tanısı alan bireylerin yaşam boyu süren destek ihtiyaçları olduğu bilincine rağmen, maalesef bu

okumak için tıklayınız

Otistik Bireylerdeki “Sosyal Jetlag”

Sosyalleşme, insan yaşamının vazgeçilmez bir parçasıdır; ancak otizm spektrumunda yer alan bireyler için bu durum, çoğu zaman özel ve yoğun bir çaba gerektiren bir süreçtir. Bir otizm araştırmacısı ve psikoterapisti olarak, otizmli bireylerin sosyal etkileşim sonrası yaşadığı “Sosyal Tükenmişlik” veya halk arasında “Sosyal Jetlag” olarak da adlandırılan durumu, örneklerle detaylandırarak açıklamak isterim. Sosyal Tükenmişlik: Otizmli

okumak için tıklayınız

Göbeklitepe ve Karahantepe: Anadolu’nun Kadim Sırları ve Mezopotamya’nın Mitolojik Yankıları

Kadim Toprakların Sessiz Anlatıcıları Göbeklitepe ve Karahantepe, Anadolu’nun taşlarına kazınmış birer destan gibi yükselir. MÖ 9600-7000 arasına tarihlenen bu yapılar, insanlığın avcı-toplayıcı geçmişinden yerleşik düzene geçişinin erken tanıklarıdır. Çatalhöyük’ün bereketli evleri, Nevala Çori’nin ritüel izleri ve diğer Anadolu yerleşimleriyle birlikte, bu alanlar yalnızca barınak değil, aynı zamanda anlam arayışının mekânlarıdır. Göbeklitepe’nin T-biçimli sütunları, insanlığın ilk

okumak için tıklayınız

Romanların Anlatılarında Direniş, Özgürlük ve Kimlik

Anlatıların Tarihsel Direniş Kökleri Romanların masalları, yüzyıllar boyunca dışlanma, ayrımcılık ve baskıya karşı bir direnç alanı olarak işlev görmüştür. Bu anlatılar, Romani toplumunun tarihsel yolculuğunu yansıtırken, sözlü gelenek aracılığıyla kolektif belleği korur. Dışlanma, Romanların Avrupa’ya yayıldığı 9. yüzyıldan itibaren kölelik, zorunlu asimilasyon politikaları ve soykırım gibi süreçlerle şekillenmiştir. Masallar, bu acı dolu geçmişi işlerken, hayatta

okumak için tıklayınız

Manisa’daki Etiyopya Kökenli Toplulukların Kültürel Sermaye ve Sosyal Dinamikler Üzerine Bir İnceleme

Manisa’nın bereketli topraklarında, Etiyopya kökenli toplulukların çevre halklarla etkileşimleri, Pierre Bourdieu’nün kültürel sermaye kavramı üzerinden okunduğunda, insanlığın tarihsel serüvenine dair derin bir anlatı sunar. Bu topluluklar, Habeşistan’ın kadim mirasını sırtlarında taşıyarak, Ege’nin bu verimli coğrafyasında yeni bir varoluş öyküsü yazmaktadır. Kültürel sermaye, yalnızca bilgi, beceri ve geleneklerin birikimi değil, aynı zamanda bu birikimin toplumsal ilişkilerde

okumak için tıklayınız

Sınırda Yaşamanın Aynası: Göçmen Kampları

Göçmen kampları, insanlığın sınırda yaşama halini yalnızca fiziksel bir gerçeklik olarak değil, aynı zamanda derin bir anlamlar yumağı olarak ele alınabilir. Bu kamplar, modern dünyanın çelişkilerini, insan varoluşunun kırılganlığını ve kolektif bilincin sınırlarını sorgulayan bir prizma sunar. İnsanların vatanlarından kopuşu, aidiyet arayışı ve hayatta kalma mücadelesi, kampları yalnızca bir barınma alanı olmaktan çıkararak, insanlığın tarihsel,

okumak için tıklayınız

Yahudiler ve Farslılar Arasında Stratejik Hamleler: Satranç, Kale ve Görünmez Güçler

Satranç Tahtasında Filistin ve Gazze İran-İsrail çatışması, bir satranç tahtası olarak düşünüldüğünde, her iki tarafın da stratejik hamlelerle güç ve kontrol arayışında olduğu bir oyuna dönüşür. Bu tahtada Filistin ve Gazze, ne bir piyon ne de bir şah olarak tam anlamıyla tanımlanabilir; daha ziyade, oyunun kritik bir karesinde duran, her iki tarafın da hamlelerini şekillendiren

okumak için tıklayınız

Göçmen Anlatılarının Estetik Temsillerinde Acı ve Travma

Anlatının Çekiciliği ve Acının Estetize Edilişi Göçmen anlatıları, sanatın sınırlarında hem bir yara izi hem de bir ayna olarak belirir. Bu anlatılar, bireylerin ve toplulukların yerinden edilme, kayıp ve hayatta kalma mücadelelerini estetik bir çerçeveye oturturken, acıyı görselleştirme ve yeniden kurgulama eğilimindedir. Sanat, bu deneyimleri bir tuvale, bir filme ya da bir romana dönüştürürken, seyircinin

okumak için tıklayınız

Ebeveyn Suçlama : Otistik Çocuğu Olan Ebeveynlerin Yaşadıkları Suçlama Bir Araştırma

Otizm profili gösteren çocukların ebeveynlerin ve Bakıcıları birlikte çalıştıkları uzmanlar tarafından, çocuklarının engelli görünümlerini istinaden suçlanabiliyorlar. Bunlar en çok sosyal medyada çok sık karşımıza çıkan olgulardır aşağıda da buna dair bir araştırma sonucu ve buna dair yorumumuz mevcuttur. 1.016 ebeveyn ve bakım verenden toplanan veriler, aşağıdaki çarpıcı bulguları ortaya koymaktadır: Toplanan bu nicel veriler, ebeveynlerin

okumak için tıklayınız

Gumiho’nun Dönüşümü: Modern Kore Dizilerinde Kimlik ve Toplumun Yansımaları

Efsanenin Yeniden Doğuşu Gumiho, Kore mitolojisinin en büyüleyici figürlerinden biridir; dokuz kuyruklu tilki, insan formuna bürünebilen, doğaüstü güçlere sahip bir varlık. Geleneksel anlatılarda genellikle kadın olarak tasvir edilen bu figür, hem baştan çıkarıcı hem de tehlikeli bir doğayla anılır. Modern Kore dizileri, özellikle “Tale of the Nine-Tailed” gibi yapımlar, bu efsaneyi çağdaş bir bağlama taşıyarak

okumak için tıklayınız

Haftanın Kitap Önerisi : Çocuğunuz Bozuk Değil – Heidi Mavir

Toplumun dar kalıpları içinde “uygun” olanı tanımlarken dışarıda bıraktığı tüm çocuklar ve onların yanında dimdik duran ebeveynler için yazılmış bir başucu kitabı… Heidi Mavir, kendi deneyiminden yola çıkarak hem açık sözlü hem de içten bir dille sesleniyor: Nöroçeşitli çocuklarınızla ilgili bir sorun yok. Asıl sorun, onları anlamayan sistemde, sabırsız yargılarda ve kalıplaşmış beklentilerde. Bu kitap;

okumak için tıklayınız

Göbeklitepe’nin Gölgesinde: Din, İktidar ve Toplumun Erken Biçimleri

Anadolu’nun Sessiz Tapınakları Anadolu’nun taşlı ovalarında, yaklaşık 12.000 yıl önce, Göbeklitepe’nin dikilitaşları yükselirken, insanlık tarihinin en eski sahnesi kuruluyordu. Bu erken yerleşim, Mezopotamya’nın bereketli hilalindeki Sümer, Akkad veya Babil gibi uygarlıkların hiyerarşik düzenlerinden önce, din ve iktidarın kesişiminde benzersiz bir toplumsal tasavvur sunar. Göbeklitepe, tapınaklarıyla, avcı-toplayıcıların bir araya geldiği bir ritüel merkezi olarak, sadece dini

okumak için tıklayınız

Herakles’in On İki Görevi: Sekizinci Görev – Diomedes’in Kısrakları Üzerine Bir İnceleme

Herakles’in sekizinci görevi, Diomedes’in insan eti yiyen vahşi kısraklarını ele geçirmek, mitolojik anlatının ötesinde derin sembolik, psikolojik, politik, felsefi ve ahlaki katmanlar sunar. Bu görev, vahşiliğin evcilleştirilmesi, barbarlığın medeniyete boyun eğdirilmesi ve bireyin kendi içsel kaosuyla mücadelesi gibi evrensel temaları işler. A Vahşi Arzuların Temsili Diomedes’in kısrakları, insan eti yiyerek beslenen yaratıklar olarak, medeniyetin sınırlarını

okumak için tıklayınız

Derrida, Žižek ve Lacan Bakışıyla Kızgın Damdaki Kedi Filmi ve Aile Mitinin Tartışılması

İKızgın Damdaki Kedi (Cat on a Hot Tin Roof) filmini Derrida, Žižek ve Lacan üçlüsünün kavramları üzerinden bir analiz denemesini yaptık. Bu yorum, daha önce aynı filme yaptığımız Jungiyen arketip okumasını farklı bir perspektiften post-yapısalcı, psikanalitik ve ideolojik eleştiri düzlemine taşıyor. Umarım anlaşılır diyerek başlayalım. 🧨 Kızgın Damdaki Kedi: Derrida, Lacan ve Žižek’le Aile Maskesinin

okumak için tıklayınız

Ansiklopedinin Kaosu: İnsan Bilgisinin Derinliklerinde Bir Yolculuk

Selim’in “Ansiklopedi” projesi, insan bilgisinin kaotik doğasını anlamak için güçlü bir metafor sunar. Bu proje, bilgiyi sistemleştirme çabasını, aynı zamanda bu çabanın kaçınılmaz başarısızlıklarını ve çelişkilerini yansıtır. İnsan aklının sınırsız merakı ile sınırlı kapasitesi arasındaki gerilim, ansiklopedinin satırlarında ve yapısında kendini gösterir. Bu metin, projenin sunduğu metaforu, insan deneyiminin farklı boyutları üzerinden derinlemesine ele alır.

okumak için tıklayınız