Yazar: cemalumit

Psikodinamik Tanı Kılavuzunda Otizm

PDM Nedir? Psikodinamik Tanı Kılavuzu (PDM), 2006’da yayımlanan ve 2017’de PDM-2 ile güncellenen bir tanı el kitabıdır. Psikodinamik teorilere dayalıdır, yani Sigmund Freud’un bilinçaltı, kişilik yapısı (İd, Ego, Süperego) ve erken çocukluk deneyimlerinin davranış üzerindeki etkisine odaklanır. DSM ve ICD gibi diğer kılavuzlara ek olarak, bireyin içsel dünyasını, duygusal durumlarını ve öznel deneyimlerini daha derinlemesine

okumak için tıklayınız

M. Scott Peck’in “Az Gösterilen Yol” kitabında Sevgi Tanımı

M. Scott Peck, Az seçilen Yol’da sevgiyi, bireyin kendi benliğini veya bir başkasının benliğini ortaya çıkarmak ve genişletmek için görünür iradi bir çaba olarak kaydedildi. Sevgi, ayrılıktan farklı ve özverili bir bağlılık gerektirir. Peck’e göre, gerçek sevgi, “İki insan birbirinin ancak diğeri olmadan yaşayabiliyor olup da birlikte yaşamayı özgürce zaman sevebilir” ilkesine dayanır. Bu tanımın,

okumak için tıklayınız

Comment le concept d’« ombre » de Jung aborde-t-il les défauts de la nature humaine ? Pourquoi l’acceptation de l’ombre est-elle importante dans le processus d’individuation ?

Le concept d’« ombre » de Carl Gustav Jung est une pierre angulaire de la psychologie analytique et offre un cadre puissant pour comprendre les défauts, les faiblesses et les aspects refoulés de la nature humaine. L’ombre englobe l’ensemble des caractéristiques, désirs, pulsions et émotions que le moi conscient d’un individu (ego) rejette ou ignore. Il s’agit

okumak için tıklayınız

Popüler Kültürün Kürasyonu: Politik Arzu, Kimlik ve Bilinçaltının Sahnesi

Popüler kültür, bireylerin kimliklerini inşa ettiği, politik arzularını dışa vurduğu ve bilinçaltının manipüle edildiği veya özgürleştirildiği bir sahnedir. Bu saha, kürasyon pratikleriyle şekillenir; bireyler, fandomlar, tüketim alışkanlıkları ve estetik seçimler aracılığıyla kendilerini toplumsallığın aynasında yeniden üretirler. Ancak, Jacques Derrida’nın différance kavramı, bu sürecin sabitliğini bozar, anlamın sürekli ertelenmesi ve farklılaşmasıyla kürasyonun politik ve psişik etkilerini

okumak için tıklayınız

Göbeklitepe ve Karahantepe: Avcı-Toplayıcıdan Tarım Toplumuna Geçişin Sembolik ve Psişik Sahnesi

Anıtsal Yapıların Çağrısı: Tarihsel ve Mitolojik Kökenler Göbeklitepe ve Karahantepe, insanlığın avcı-toplayıcı geçmişinin en derin sularında, henüz tarımın tohumlarının toprağa düşmediği bir çağda yükselir. MÖ 9600-7000 yılları arasında, bu anıtsal yapılar, taşların soğuk yüzeyine kazınmış hayvan figürleri, insan siluetleri ve soyut sembollerle, bir tür kutsal tiyatro sahnesi gibiydi. Bu merkezler, Mezopotamya’nın bereketli hilalinde, insanlığın anlam

okumak için tıklayınız

Göbeklitepe ve Karahantepe: İnsanlığın Arketipik Hafızasının Taşa Kazınmış Öyküsü

Göbeklitepe ve Karahantepe, insanlığın avcı-toplayıcı geçmişinden tarım toplumuna geçişin eşiğinde, taşlara kazınmış bir bilincin anıtsal tanıklarıdır. Bu yapılar, yalnızca arkeolojik buluntular değil, aynı zamanda insan ruhunun derinliklerinde yatan mitolojik, sembolik ve kolektif arayışların yansımasıdır. Carl Gustav Jung’un “kolektif bilinçdışı” ve “arketip” kavramları, bu anıtların anlamını çözmek için güçlü bir mercek sunar. Taşlara Kazınmış Kolektif Bilinçdışı

okumak için tıklayınız

Popüler Kültürün Kürasyonu: Différance, Kimlik ve Politik Öznelliğin Yeniden İnşası

Popüler kültür, modern dünyanın hem aynası hem de mimarıdır; bir yandan hegemonik güç yapılarını pekiştirirken, diğer yandan bu yapıları sarsma potansiyeline sahiptir. Jacques Derrida’nın différance kavramı, anlamın sürekli ertelenmesi ve farklılaşması üzerinden, popüler kültürün kürasyon pratiklerinin nasıl hem sabitleyici hem de dönüştürücü bir rol oynadığını anlamak için güçlü bir mercek sunar. Hegemonik Güç ve Différance’ın

okumak için tıklayınız

Günlük Yaşamda Sevgi ve Disiplin ; M. Scott Peck’in Az Seçilen Kitapçığına Göre

M. Scott Peck’in Az seçilen Yol kitabına göre, sevgi , bireyin kendisi veya bir başkasının ruhsal gelişimini desteklemek için iradi bir çabadır ve bağımlılıktan farklı olarak özverili bir bağlılık gerektirir. Disiplin ise sorunlarla yüzleşmek için gerekli araçlar (tehlike dairesi, sorumluluk kabulü, dağılımların sadakati, bağlantılar) içerir ve sevginin kapasitesinde temel bir rol oynar. Günlük yaşamda sevgi

okumak için tıklayınız

Pozitif Ebeveynlik

Ana Noktalar Pozitif Ebeveynlik Tanımı Leigh M. Porch, Otizm İçin Pozitif Ebeveynlik = pozitif ebeveynliği, otizmli bireylerin bireysel ihtiyaçlarıyla sevgiyle karşılayan, onların potansiyellerini keşfetmeye odaklanan bir terapi olarak yönetilir. Bu, oyunun otizmle ilgili özelliklerini yargılamadan kabul etmeyi ve bilgilerinizi yeniden tanımlamayı içerir. Sundurma, hem bir anne hem de bir eğitimci olarak, çocukların çocuklarını sevmediklerini ve

okumak için tıklayınız

In Hindu belief, why did Brahma (the creator god) create an imperfect or suffering universe?

In Hinduism, Brahma is conceived as the creative force of the universe, but this creation presents a cyclical, complex, and contradictory reality rather than absolute perfection. The imperfection or suffering of the universe cannot be understood by superficial observation alone; it is deeply connected to the fundamental principles of Hindu metaphysics: maya, karma, samsara, and

okumak için tıklayınız

Kimlik Kürasyonu, Différance ve Popüler Kültürün Psişik Sahnesi

Popüler kültür, bireyin kimlik kürasyonunda hem bir ayna hem de bir kırık camdır; yansıtır, dağıtır, yeniden şekillendirir. Jacques Derrida’nın différance kavramı, anlamın sürekli ertelenmesi ve farklılaşması olarak, bu kürasyon sürecinde bireyin bilinçdışı arzularının kaygan zeminini aydınlatır. Kimlik, sabit bir öz olmaktan çok, popüler kültürün imgeler, anlatılar ve semboller aracılığıyla sürekli yeniden inşa edilen bir performanstır.

okumak için tıklayınız

Binoküler Görüş: Farklı Perspektiflerden Sağduyuya Giden Yol

Wilfred R. Bion’un (1962) “binoküler görüş” kavramı, farklı bakış açılarının bir araya gelerek daha derin bir anlayış ve sağduyu oluşturmasını ifade eden güçlü bir metafordur. Bu kavram, yalnızca psikanalitik düşüncede değil, aynı zamanda çok disiplinli analizlerde, toplumsal meselelerde ve bireysel deneyimlerin yorumlanmasında da kullanılabilir. Binoküler görüş, farklı perspektifler arasında köprüler kurarak, deneyimlerden öğrenilenlerle birleştiğinde, karmaşık

okumak için tıklayınız

Özgürlük Anlayışının Geleneksel Batı Düşüncesindeki Farklı Biçimleri ve İnsanlık Tarihindeki Yeri

Kaynaklara göre özgürlük konusu birkaç ana tema etrafında ele alınmaktadır: Otoriteye Karşı Bilinçli Hoşnutsuzluk ve İtaat Etmeme Özgürlüğü: Metin, uzak atalarımızın “ilkel bir masumiyet durumunda başlamadıklarını, ancak kendilerine ne yapılması gerektiğinin söylenmesine karşı bilinçli bir hoşnutsuzlukla başlamış gibi göründüklerini” öne sürer. Bu, özgürlüğün pasif bir durumdan ziyade, aktif bir direnç veya en azından dayatılan otoriteye

okumak için tıklayınız

Tarihin Yeniden Anlaşılması Mümkün Mü ?

İnsanlık tarihi, genellikle “Tarım Devrimi” gibi dönüm noktaları ve “eşitsizlik” veya “medeniyetin kökenleri” gibi kavramlar etrafında şekillenen geleneksel anlatılarla düşünülür. Sağlanan metinler, bu geleneksel anlatıları sorgulamakta ve insanlık tarihine dair çok daha karmaşık, değişken ve ilginç bir resim sunmaktadır. Geleneksel anlatı, genellikle avcı-toplayıcıların küçük, eşitlikçi gruplar halinde, çocuksu bir masumiyet içinde yaşadığını, “Tarım Devrimi” ile

okumak için tıklayınız

Az Seçilen Yol Kitabı ve Önerdiği Yaşam Pratiği

M. Scott Peck’in Az Seçilen Yol Yöntemi Öneri Yaşam Pratiği, Hayattakilerle Yüzleşmeyi, Disiplinli Bir Şekilde Sorumluluk Kazanmayı, Gerçek Sevgiyi Geliştirmeyi ve Ruhsal Tekâmüle Ulaşmayı Hedefler. Peck, yaşadığı doğal olarak zordu ve bu zorluklardan kaçmak yerine, bir şekilde yüzleşmenin kişiliğinin daha anlamlı bir hayatını savunurdu. Önerdiği pratik, dört ana tema etrafında şekillenir: Disiplin , Sevgi ,

okumak için tıklayınız

Leigh M. Porch’un Otizm İçin Pozitif Ebeveynlik Kitabından Pozitif Ebeveynlik ve Büyütme Önerileri

Doğrudan Cevap Leigh Merryday Porch’un Otizm İçin Pozitif Ebeveynlik = pozitif ebeveynlik, otizmli çocukların benzersiz özellikleri kabul ederek, onların potansiyellerini onaylayarak, sevgi ve anlayış odaklı bir yaklaşım ifade eder. Porch, otizmli bir oyun annesi ve bir eğitimci olarak, çocukların çocuklarını oldukları gibi sevmediklerini, dostunu yeniden tanımlamalarını ve zorluklarla başa çıkmak için pratik stratejiler geliştirmelerini önerir.

okumak için tıklayınız

Büyülü Gerçekçilik: Gerçek ile Hayalin Sınırlarında

Gerçekliğin ve Hayalin Bulanık Sınırları Büyülü gerçekçilik, gerçeklik ile hayal gücünün kesişim noktasında bir ayna tutar; bu ayna, ne tam olarak yansıtır ne de tamamen çarpıtır. Gerçek dünya, tarihsel ve somut olaylarla dolu bir zemin sunarken, büyülü unsurlar bu zemini kırılgan bir cam gibi çatlatır, alışılageldik algıyı sarsar. Latin Amerika’da bu bulanıklık, kolonyal geçmişin, yerli

okumak için tıklayınız

Bireyin Varoluşsal Sıkışmışlığı: Kafkaesk Edebiyat ve Türk Edebiyatında Absürt Sistemlere Karşı İnsan

Kafkaesk Çerçevenin Temelleri: Absürt ve Bürokratik Tuzak Kafkaesk edebiyat, bireyin modern dünyanın bürokratik, otoriter ve anlamsız sistemleri karşısında çaresizliğini absürt bir mercekle ele alır. Franz Kafka’nın Dava ve Dönüşüm eserlerinde, birey, anlamını çözemediği bir sistemin dişlileri arasında ezilir. Dava’da Josef K., suçunun ne olduğunu bilmeden yargılanır; Dönüşüm’de Gregor Samsa, bir böceğe dönüşerek toplumsal ve ailevi

okumak için tıklayınız

Mitler, Arketipler ve İktidarın Dili: Psikolojiden Yapısöküme Bir Yolculuk

Arketiplerin Mitolojik Kökenleri ve Psikolojik Yankıları Jung’un arketipler teorisi, insanlığın kolektif bilinçdışında yatan evrensel sembolleri ve imgeleri, mitolojik anlatılarla bağdaştırır. Kahraman, bilge, ana tanrıça gibi arketipler, mitlerde tekrar eden figürlerdir; örneğin, Odysseia’daki kahramanın yolculuğu ya da İsis’in anaç koruyuculuğu. Jung, bu motiflerin insan psişesinin derinliklerinde kök saldığını ve bireysel deneyimleri şekillendirdiğini öne sürer. Freud ise

okumak için tıklayınız

Biyo-İktidarın Gölgesinde Arzunun Zincirleri: Foucault, Lacan ve Freud Üzerinden Psiko-Politik Bir Eleştiri

Biyo-İktidarın Bedensel Disiplini Foucault’nun biyo-iktidar kavramı, modern toplumun bireylerin bedenlerini ve yaşamlarını denetleme sanatını nasıl ustalıkla geliştirdiğini gözler önüne serer. 18. yüzyıldan itibaren, iktidar artık yalnızca kaba kuvvetle değil, bireylerin bedenlerini, arzularını ve hatta ruhlarını şekillendiren incelikli mekanizmalarla işler. Hastaneler, okullar, hapishaneler ve hatta aile gibi kurumlar, bireyin biyolojik varlığını disipline etmek için bir ağ

okumak için tıklayınız