Ayaktakımı Arasında – Maksim Gorki, ‘Ne pahasına olursa olsun Özgürlük’

“Onlar en dipteydiler. Onlar düzenin atıklarıydılar. Onlar bir devrimin bayraktarlığını yaptılar!”
Maksim Gorki’nin 1902 yılında yazdığı oyunu sadece onun en iyi oyunu değil aynı zamanda insanlık tarihinin en iyi oyunlarından biri olarak kabul edilmektedir. Türkçe?ye ?Ayak Takımı Arasında? adıyla çevrilen ?Dipte? adlı oyun, Türkiye’de ilk kez Vâlâ Nurettin’in Türkçeleştirmesiyle 1936-37 Şehir Tiyatrolarında sahnelenmiştir. Oyun, toplumun ?dibine? fırlatılmış insanlar sahneyi doldurmakta ve sorunlarını gündeme getirmektedirler. Onlar, kapitalist düzenin insani olmayışının canlı kanıtlarıdırlar. Bu oyundaki Luka tipiyle ise, toplumsal çelişkileri uzlaştırmak isteyenlerin insanlıkdışı içyüzünü sergilemektedir. *Gorki’nin yazmaya başladığı dönemde Rus edebiyatı halkın acılarına ağlayan ve ona merhamet duyan yazarlarla doluydu. Gorki bu sulu gözlü acıma üslubunu reddetti. Buna karşı olan eleştirilerinin ardında insana duyduğu inanç parlıyordu. Gorki insanları hallerine şükretmeye, acılara alışmaya çağıran Tolstoy ve Dostoyevski gibi dünya edebiyatının dokunulmaz adlarını da eleştirmekten geri kalmadı. Hatta bu konuda bazı eleştirmenlerce Gorki’nin Ayaktakimi Arasinda adlı oyununda Luka karakteriyle, Tolstoy’un halka gammazlandığı iddia edilmiştir. “Ey mağrur insan tahammüllü ol” diyen Dostoyevski’ye karşı Gorki “İnsan! Ne güzel, ne gurur verici…” diye cevap veriyordu. Karamazov Kardeşlerdeki bilge karakter Zosima “Doyum isteme, ihtiyaç ve arzularını arttırma” der. Gorki ise “Güzele karşı doymak bilmez bir arzu besle, doğayı al ve ondan bütün güzellikleri çıkar. O senindir.”diyordu.
Gorki edebiyata atıldığı ilk dönemlerden itibaren eski tip gerçekçilik anlayışıyla yetinmemiştir. Çehov’a yazdığı mektuplardan birinde aşırı doğruluk kuşkusunun gerçekçiliği öldürdüğünü yazmaktadır. Onun gerçekçilik anlayışı günlük hayatın canlılığını yansıtabilmek için natüralist yöntemlerden kaçınıp hayatın şiirsel yanlarını da okuyucuya veya seyirciye damla damla enjekte etmektir. Gorki yaratıcılığının bu temel ilkesine özellikle devrimci şiirlerinde, yazılarında ve hikâyelerinde rastlanır. İşte bu devrimci romantizm Ayaktakımı Arasında (1902) oyununa baştan sona damgasını vurur.
Gorkinin romanlarındaki karakter özellikleri bu oyunda da değişmemiştir. Gorki’nin kahramanları bitmez tükenmez, tartışmalarda, hayatı anlamı üzerine düşünmekten okura veya seyirciye sorular sormaktan ve cevap vermekten hoşlanırlar. Rusya nedir? Halk nedir? Nasıl yaşar? Neler hayal eder?..
Eserlerinde felsefi düşünceler önemli yer tutar. Ayaktakımı Arasında adli oyunundaki katil ve alkolik Satin’in hayat üzerine yaptığı felsefi konuşmalarla mesajlar vermesi ise asla Gorkinin kendisini Satin’in yerine koyması olarak düşünülemez. Gezginci yaşli Luka’nin oyun boyunca karakterler üzerindeki etkisini kişilerin devinim ve çelişkilerini verirken Gorki insanı yanları unutmamıştır. Bütün karakterler yaşayan gerçek inandırıcı kişilerdir. Sadece Maksim Gorki’nin en iyi oyunu değil aynı zamanda yüzyılımızın en iyi oyunlarından biri kabul edilen Ayaktakımı Arasında adlı oyuna bizi iten sebep oyundaki seçilmiş gerçekçiliğin evrenselliği ve bu evrensellikte insan öğesinin ideolojiler üstü olduğunun hatırlatılmasıydı. Hırsız Pepel’den fahişe Nastia’ya kadar bu insanlar özgürlük uğruna yaşamın uçurumlarına yuvarlanmayı göze almışlardır.
Acıma üslubunu reddeden Gorki’nin Ayaktakımı Arasında adlı oyunundaki karakterlerine acımanın bu insanlara karşı haksızlık olacağını düşünüyoruz.
Biliyoruz!
Eski mahkûm, alkolik Satin’in son sahnedeki “İnsan açlığın ve tokluğun üzerindedir” haykırışı bize Stanislavski’nin oyunun anlamı dediği şu sözleri hatırlattı: ‘Ne pahasına olursa olsun Özgürlük’

Oyunun Konusu
Maksim Gorki?nin en tanınmış oyunu olan Dipte (Ayak Takımı Arasında); toplumun en dibinde yaşayan, ne yapacağını bilmeyen çaresiz insanların, yine de umutsuzluklarını aşıp yaşamın anlamını bulmaya çalışırken, tutunacak bir dal yakalayarak, ayakta kalmak için gösterdikleri dirençleri ve yenilgileriyle içler acısı yaşamlarını anlatır.

Maksim Gorki?nin ?Ayaktakımı Arasında?sında geçen olaylar, işte bu kişiler arasında gelişiyor.
Bir Volga kentinde, çalıntı giysi satan Kostilyef ile genç karısı Vasilisa?nın işlettiği ve yeraltından kişilerin kaldığı bir barınak… Bu barınakta yaşamakta olan Vasilisa?nın sevgilisi, hırsız bir delikanlı olan Vasili Papel; Vasilisa?nın kız kardeşi ve Papel?in asıl sevdiği kız olan Nataşa; kumar ve kadından tüm servetini bitirmiş olan Baron; günlük kazancıyla Baron?a bakan ve başından hep kitaplardan okuduğu aşk öykülerinin geçtiğini varsayan genç bir sokak kadını Nastiya; işsiz bir çilingir ve bir alkolik olan Kleşç ile veremden yatan karısı ?yaşam yorgunu? Anna; karısı işvereniyle kaçan şapkacı Buvnov; işsiz alkolik Satin; içkiden çökmüş ve meslek yaşamında başarıya ulaşamamış Aktör; genç bir ayakkabı tamircisi olan dedikoducu Alyoşa; polis memuru Abram Medviedef?in evlenmek istediği kadın Kvaşnia; Kuran okuyan liman işçisi Tatar; İğriboyun ve hep daha iyi bir yaşamın düşleriyle, ama hep hırgür içinde yaşamakta olan bu ayaktakımının arasına katılan, altmış yaşlarındaki gezgin Luka…

**“Yazarın, 1902 yılının Rusya?sında yazdığı oyun, toplumun en alt tabakasındakileri anlatmakta. Esasında, insancıl ve felsefi dokularla işlenmiş etik bir oyun ?Ayaktakımı Arasında?. Oyunda, başlıca sorun, gerçekliğin üstesinden gelinmesinde yatıyor. İnsanların, ıstırap içinde yaşamalarının nedenlerini ortadan kaldırmaya güçlerinin yetmeyeceğinin bilincinde olan Luka, onları ancak uzak umutlara götürerek, gerçeklikten uzaklaştırarak avutmaya, ayakta tutmaya çalışmaktadır. Buna karşılık Şapkacı Bubnov, ne denli acımasız olursa olsun yanılsamalardan uzakta, gerçeklikle yüz yüze kalmaya taraf olur. Onun açısından, insanın kendisini aldatıcı düşlere kaptırmasına hiç gerek yoktur. ?İnanç ve namus zenginler için gereklidir?. Kleşç?e göre, gerçeğin ve varoluşun anlamını arayış, insanın kendisini aldatmasından, kendisinden kaçıştan başka bir şey değildir ve asıl önemli olan anlamlı eyleyiştir. Satin ise: ?İnsan, kendisinin efendisi olmalıdır? savını savunur. ?Yalanlar, kölelerin ve onların efendilerinin dinidir; özgür insanın tanrısı ise, gerçektir. İnsan gerçekle yaşamalıdır. Gerçek insanın ta kendisidir? der.”

*İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Oyuncularının yorumu
**Üstün Akmen

Yorum yapın

Daha fazla Tiyatro oyunları
Ne Var Ne Yok? / Beş Film Ayrıntısında Bir Günün Öyküsü – Vladimir Mayakovski

"Sizin için sinema bir gösteri, benim içinse, neredeyse, dünyayı bir kavrama biçimi. Sinema, devinimin taşıtıdır. Sinema, yazının yenilikçisidir. Sinema, estetiğin...

Kapat