Aydınlar Üzerine, Jean – Paul Sartre “Çağının tanığı ve vicdanı”

Aydın Kimdir? Kendisini ilgilendirmeyen şeylere burnunu sokan, küresel insan ve toplum kavramı adına kabullenilmiş gerçeklerin ve bundan kaynaklanan davranışların tümünü sorgulama iddiasında olan biri midir? Bir işlevi var mı ? Bu işlevini yerine getirmek için kim görevlendiriyor onu? Onun özelliği, hiç kimse tarafından görevlendirilmemiş olması, konumundan dolayı da kimseye borçlu olmasıdır. Bu özelliğiyle o, canavarlaşmış toplumların ürünü bir canavardır. Onu hiç kimse istememekte hiç kimse tanımamaktadır; söylediklerine duyarlı olunabilir, ama varoluşuna aldırılamaz. Ünlü filozof ve yazar Jean-Paul Sartre, üç konferans ve bir söyleşinden oluşan Aydınlar Üzerine başlıklı incelemesinde aydınları her yönüyle irdeliyor.
Jean Paul Sartre?da aydın tavrı ve Nobel edebiyat ödülünü reddedişi
1964 yılında Les Mots (Sözcükler) adlı yapıtıyla değer görüldüğü Nobel edebiyat ödülünü reddetmesi, dünya görüşü ve karakterine ödünsüz bağlılığının bir göstergesidir. 1940?ta düşünce, eylem ve ilişkileri nedeniyle Naziler tarafından esir alındı ve bir Nazi toplama kampına götürüldü. Esaretten kurtuluşunun ardından faşizme karşı Fransız direniş hareketine katıldı.

Sartre için anti-faşist direnişle, sanatsal üretim birbirinin karşısında şeyler değildi. Zira her ikisi de aydın olmanın doğal ve zorunlu sonucudur. Faşizmin hâkim olduğu koşullarda silah ve kalem birbirlerinin tamamlayıcısıdır. Ki düşünce ve davranış bütünselliği aydın olmanın olmazsa olmazları arasındadır.

Diyalektik Aklın Eleştirisi’nde Jean Paul Sartre, varoluşçulukla Marx’ın diyalektik yöntemini sorgularken Marksizmin, ?çağımızın aşılmaz bir felsefi ufku olduğu? saptamasını yapar. Jean Paul Sartre, bir aydın ya da entelektüel olarak yaşamı boyunca çok özel bir konumda durmuş, her zaman bu aydın konumu üzerinden tartışmalar yürütülmesine vesile olmuştur. Hem savunduğu hem de uyguladığı aydın tavrı, Jean Paul Sartre’ı entelektüeller arasında ayrıksı bir konumda tutar. Öyle ki, Jean Paul Sartre, hem tamamen özgürlükçü ve bağımsız bir konumda bulunup hem de sıkı bağlanımları gerektiren pek çok politik tavrı, tereddüde ya da tutarsızlığa düşmeksizin ve zamanının bütün sorunları konusunda neredeyse aktif bir tavır sergileyebilmiştir. Bu bakımdan aydın olmanın kült bir örneğine dönüşen Jean Paul Sartre, ?çağının tanığı ve vicdanı?dır. Yine Jean Paul Sartre’ın anladığı ve savunduğu anlamda aydın, ister eylem alanında ister yazı masasında olsun, esasta aydını aydın yapan nitelik, yaşadığı zamanın dünyasına sırt çevirmeyen, bu dönemin gerçekliklerinden ve çelişkilerinden kaçınmayan, aksine tutumunu ve eylemini bu gerçeklikler ve çıkmazlardan hareketle oluşturup belirleyen tavrıdır. Jean Paul Sartre, bu noktada kuram ve eylem adamı niteliklerini birleştirmiş durumdadır.

Le Figaro gazetesinin 23 Ekim 1964 sayısına bir mektup yazarak ödülü reddetmesinin yol açtığı skandal için özür dilemiş; ödüllerin kime gideceğini belirleyen ?Swedish Academy?nin karar verdikten sonra değişiklik yapmadığını bilmediğini, mektuplar yazarak ödülün kendisine verilmesini engellemeye çalıştığını belirtmiştir. Mektubunda amacının asla Akademi’yi ya da ödülü küçümsemek olmadığını, kendi kişisel ve nesnel görüşleri sebebiyle ödülü kabul etmeyeceğini belirtmiş; kişisel sebeplerine gelince, Jean Paul Sartre, bir yazarın görevi ne olmalıdır anlayışı doğrultusuna göre resmi ödülleri her zaman reddettiğini, bu yüzden Nobel’i reddedeceğinin de önceden tahmin edilmesi gerektiğini açıklamıştır. Aynı nedenlerden dolayı Legion of Honour?u ve College de France?da görev almayı da reddettiğini, hatta kendisine önerilse Lenin Prise?ı bile reddedeceğini bir kere daha belirtmiştir.

Jean Paul Sartre’a göre bir yazarın böyle bir ödülü kabul etmesi onun kişisel hedeflerini ödül veren bir kuruma göre yönlendirmesi anlamına gelmektedir ve her şeyden önce, bir yazarın kendisinin bir ?kurum? a dönüştürülmesine izin vermemesi gerektiğine inandığını belirtmiştir.
Jean Paul Sartre, nesnel nedenleri arasında, doğu ve batı arasındaki kültürel alışverişin insanlar ve kültürler arasında, herhangi bir kurumun aracılığı olmadan yapılması gerektiği tezini öncelikli neden olarak göstermiştir. Ayrıca, Jean Paul Sartre’a göre, geçmişteki ödüllerin dağıtımı da her ideoloji ve ulustan yazarları eşit bir şekilde temsil etmemekteydir. Jean Paul Sartre resmi açıklamasını İsveç halkından özür dileyerek bitirmiştir.

Yorum yapın

Daha fazla Felsefe
Hegel?in Uluslararası İlişkiler Kuramı: Dünya Tini, Devlet Ve Savaş, Faruk Yalvaç

Faruk Yalvaç, ?Hegel?in Uluslararası İlişkiler Kuramı?nda, düşünürün uluslararası ilişkiler, savaş ve devlet kuramlarını bir araya getiriyor. Hegel için devlet, tanrısal...

Kapat