Aziz Nesin, hasis değil sıkı bir çevreciydi

Her düşüncemiz, davranışımız, yaşam öykümüzün parçası. Mektuplarımız, fıkralarımız, hangi şarkıyı söyleyip hangisini söylemediğimiz, kişiliğimizin aynası. Yazarın her eseri de, şöyle ya da böyle, otobiyografiktir. Bu ay Aziz Nesin?in ölüm yıl dönümü. Şiirlerini tekrar okudum. Hepsinin topluca adını ben koyacak olsam, ?Otobiyografi? derdim.

Ressam arkadaşım Altan Adalı, ?Bizim için yapılması en zor resim otoportredir? demişti.?Yalanını hemen yakalarsın.?

Sokrat, ?Kendini tanı? derken, bunu ne menem imkansız bir şey olduğunu mutlaka bilmiş olmasına rağmen, bir yaşam hedefi olarak önümüze koyduğundan bu yana binlerce yıl geçti. Bu zaman zarfında atomları da tanıdık, ayın karanlık yüzünü de. Evrenimizi oluşturduğu söylenen ilk patlamanın sesini duyabiliyor, doğmamış bebeklerin fotoğraflarını çekebiliyoruz. Uzayın kara delikleri günlük dilimizde sıradanlaştı. Lakin kendimizi tanıma çabamızda, Sokrat?tan bu yana, ne kadar yol aldığımızdan emin değilim. Belki yol, kendimize bu denli odaklanmak yerine, başka canlıların da dilini, dünyalarını anlayabilmekten geçiyor. Hal böyle olunca, Aziz Nesin?i tanıdığımı söylersem haddimi aşmış olurum. Lakin çeşitli vesilelerle paylaştığımız ortak tanıklıklarımız oldu. İlki, çocukluğumdan. Milli Şef İnönü hükümetince Tan gazetesi matbaası yıktırıldıktan sonra Türkiye?den ayrılmaya zorlanan, uzun yıllarını Nâzım Hikmet?le birlikte Sovyetler Birliğin?de geçiren dayım Zekeriya Sertel?in tanıklığından. Yaşar Kemal, Mehmet Ali Aybar, Ramazan Gökalp Arkın?la birlikte, koca ülkede bir tek Aziz Nesin?di, Türkiye?de çeşitli rejimlerin düşünceye karşı cadı avına rağmen dayımla çekinmeden temasını sürdüren. Dayımın, men edildiği vatanına, sürgünden dönmesi için uğraşan.

Aziz Bey, ömrü boyunca mücadelesini verdiği bu ve benzer girişimlerinden ötürü kendisine paye çıkarmadı.
Kendiliğimden şiir yazmadım/ Şiir yazdırttı kendini/ Hiçbir seviyi bırakmadım/ Seviler bıraktırttı kendini
Kaçmadığıma bakmayın siz/ Döğüştümse namus deyip/ Hiçbir kavgayı ben çıkarmadım/ Kavgaya zorladılar beni.
Yukarıdaki alıntı da, Aziz Nesin?in meşakkatli ve paylaşımcı kişiliğine tanıklığım.

Menderes hükümeti 6-7 Eylül olaylarının sorumlusu olarak solcuları tutuklattı. O yıllarda Türkiye?de solcu deyince akla İstanbul?da bir avuç yazar gelirdi. Aralarında, 1. Levent çarşısında, gene çocukluğumdan hatırladığım, küçük bir kırtasiye/kitapçı dükkanı olan Aziz Nesin vardı. Öldüğünde kendisine dini tören yapılmaması için ancak Bakanlar Kurulu kararıyla gömüldüğü Çatalca?daki vakfında, Aziz Bey bana bir gün Levent?deki dükkanının öyküsünü anlatmıştı. Kemal Tahir?le kurdukları yayınevini kapatınca Aziz Nesin, Levent?te dükkanını açmış. ?Ama? demişti Aziz Bey, ?Leventliler kitap okumuyordu ki.? Bunun üzerine gazete bayii olmuş. Sabah karanlığında kalkıp Leventlilerin evlerine gazete dağıtmış. (Leventname, 2010)

Sonraki yıllarda, kitaplarıyla en çok satan yazar olduğunda, kurduğu vakfa rağmen, Aziz Nesin?e hasis diye takılanlar olur, örnek olarak, otobüse binmesini, müsvedde olarak, basılı kağıtların boş olan arka sayfasını kullanmasını gösterirlerdi. Ziyana karşı olan Aziz Bey, bir anlamda günümüz çevrecilerinin öncüsüydü. Bir gün, konuşma yapmak için geldiği New York?ta Columbia Üniversitesi?nde beraberdik. Öğle vakti. Işıl ışıl, güzel bir gün. Tam konuşmasına başlayacak, konferans salonunda, doğal aydınlığa rağmen yanan elektriğe dikkati çekti. Söndürülmesini istedi. Konuşmasına şöyle başladı, ?Amerika?nın zengin olduğunu biliyorum. Gün ortası elektrik yakıyorsunuz. Ama bu size dünyanın enerjisini boş yere tüketme hakkını vermiyor.? Üniversitede okumamış, yabancı dil bilmeyen Aziz Bey, Türkiye?de kendilerini aydın diye tanıtan 19. Yüzyıl müsveddesi, etiket meraklısı kesim tarafından küçümsendiğini bilir, lakin onlara yol gösteren de gene kendisi olurdu. 12 Eylül vahşetine karşı ilk ve tek topluca direnişin yolunu açan ?Aydınlar Dilekçesi? hareketini Onat Kutlar?la başlatan Aziz Bey?le, o yıllarda birlikteliğimiz, askeri cuntanın üniversitelerin başına getirdiği İhsan Doğramacı?nın YÖK?üne karşı BİLAR?ı (Bilim Araştırma) kurmamızla sürdü.

BİLAR?ı, gene Aziz Bey?in öncülüğünde, üniversiteden atılan, istifa eden hocaların, ?diploma devletin, eğitim bizim? şiarıyla, öğrencilere çeşitli konularda sürekli seminerler vermek amacıyla kurduk. Sonra İzmir ve Ankara?da şubeleri kurulacak merkezimiz için Şişhane?de ucuz, kalorifersiz, elden geçirilmesi gereken bakımsız bir yer kiraladık. Meslektaşlarımla yaptığımız ilk toplantıda artık faaliyete başlayabileceğimiz bir yer tuttuğumuzun müjdesini verdik. Bu vesileyle Aziz Bey?in, askeri rejime karşı gelmekten öte, bizlerle de akıntıya karşı kürek çekme konumuna düşmesine, bir kez daha tanık oldum. Üniversiteden atılan profesör arkadaşlarımdan biri söz alıp, ?Her şey güzel ama, derslerden önce sobayı kim yakacak?? diye sordu. Benzer sorunlar ve atalet, aynı günlerde 10 Binler A.Ş. adında günlük gazete çıkarmak amacıyla kurduğumuz ortaklıkta da da yaşandı. Gazete çıkmadı.

Tanıklıklarla aldım başımı gidiyorum, sözü Aziz Bey kadar kendime de getirmişim. Lafa devam etsem Aziz Bey?in gölgesinden çıkıp benim otobiyografime dönüşecek. Kendimizi tanımamazın tehlikesi de biraz burada, kendimizden bahsetmekte, sanırım. Son bir tanıklık.

Uçakta yan yana oturuyoruz. Aziz Bey pencere kenarında. Dalmış, bulutlara bakıyor. Birden döndü, ?Şimdi uçak düşşe. Ölsem. Cennete gitsem. Nâzım Hikmet?le karşılaşsam. Bana, ?Hoş geldin, ağabey diyecekti.? Kendisinin o anki yaşıyla, Nâzım Hikmet?in öldüğündeki yaşını karşılaştırmış. Biri şair, diğeri mizahçı. Şair, oyun da yazmış. Mizahçı da şiir. Aziz Nesin?in şiirleri, bizi acı acı, ama ustalığından ötürü gene kahkahalarla güldürtebilen türden. İğneyi başkasına çuvaldızı kendimize saplamamızı hatırlatan. Kendisine derin derin bakmasının yalnızlığında, kah çelişkili ama hep içten ifadesi.

Şimdi yalnızlığımla ben
Bir gövdede iki kişiyiz
Buyüzden ikimiz de
Yalnız değiliz.

GÜNDÜZ VASSAF
11.07.2014,http://kitap.radikal.com.tr

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Haziran Direnişi’ni bir de Marx’dan ve Lenin’den okuyalım – M. Deniz Schulze

Haziran?ın somut kazanımlar elde edemediği, eğer somut kazanımlar elde edilseydi bugün Türkiye solunun bambaşka bir konumda olacağı belirtiliyor. Eksik, ama...

Kapat