Bach Son Füg – Armand Farrachi

“Armand Farrachi?nin Bach Son Füg adlı kitabı, son derece değişik bir biyografi. Edebi değeri olan şiirsel bir biyografi çalışması Son Füg; okuru mekân adlarıyla, tarihlerle, insan adlarıyla, kronolojiyle boğmayan, bestecinin nasıl bir müzik insanı, nasıl bir koca ve baba olduğunu, kilise ve saray çevreleriyle ne gibi ilişkiler içinde olduğunu, zaaflarını, sevinçlerini, acılarını; kolay, yalın ve duyarlı bir dille anlatıyor.
Farrachi?nin kitabına göre, insanlık tarihinin en yaratıcı ve devrimci sanatçılarından biri olan Johann Sebastian Bach?ın cenazesinde ailesi ve bir iki dostu dışında kimseler yoktu. Ama asıl acı olan, ayinler ve cenaze törenleri için onlarca hatta yüzlerce beste yapan Bach?ın cenazesinde; ayin yapılmaması, hatta müzik bile çalınmamasıydı.Johann Sebastian Bach ölürken çok yoksuldu. Kendini hiç sevdirmek istememişti çünkü.
Büyük besteci için cenaze arabası bile belediyeden ücretsiz olarak sağlandı. Şu anda mezarının tam olarak nerede olduğu da bilinmiyor zaten.
Bach, büyük bir düzene -aslında egemenin düzenine- karşı çıkarak pek çok değerin ne kadar boş olduğunu yüzüne vurmuştu insanların: ?Kibar müziğe gösterilen rağbet ve kontrpuana karşı ilgisizlik; onu ?Ben Bach?ım ve gerisinin benim için önemi yok? dercesine, saf çok sesliliğin içine kapanmak ve kendini tamamen buna vermek üzere özgür; dünyanın baskısından, dünyevi bir ödül ya da minnet umudundan, herhangi bir saldırı endişesinden yoksun bırakıyordu. (?) Biçimi, aşmadan üstün kılmak. Klavsende ya da orgda çalınabilir, küçük bir topluluğun kullanımına hazır, az masraflı bir orkestra için uyarlanabilir, bir okuyucu için de takip edilmesi daha kolay olsun diye, partisyon dört porte üzerinde yazılacaktır.?
Uzlaşmaz bir kişiliğe sahip olan Johann Sebastian Bach, müziği aracılığıyla; evreni insanla, insanı dünyayla ve doğayla uzlaştırmaya çalıştı ve böylece insanın duyabileceği en güzel müziği yaratmış oldu.

Müzik ve gürültü.
Maestro için düzen, si minörde gizlidir.
O, dünyanın, müzik olabilecek yerde yalnızca gürültü çıkarmasına üzülür.
Dünya gürültüsünü değiştirmenin kendisine düştüğüne olan inancı büyüktür Bach?ın; Yaradan, düzensizliği altüst etmesi için Bach?a bir misyon yükleyerek, onun sezgisine kurtarıcı bir müzik yerleştirmiştir.
Ne var ki, insanlar Johann Sebastian Bach?ı dinleyecekleri yerde hapse atarlar onu.
Bach, bir gün Weimar?da tutuklanır.
Resmi olarak tutuklanma nedeni ise gerçeği yansıtmayan, hayli komik bir nedendir aslında: ?İnatçı tavrı ve direterek talep ettiği izin sebebiyle? tutuklandığı belirtilir belgelerde.
Bach, yöneticilerin -sivil kent yönetiminin, ruhani kilise yönetiminin- beceriksizliklerini, yetersizliklerini, kültürsüzlüklerini, anlayışsızlıklarını, mevki hırslarını yüzlerine vurmuş, bilir bilmez işine karışmalarına hep karşı çıkarak sürekli şikâyetçi olmuştur çünkü. Karakteri de kavgacı, hatta kinci, ama aynı zamanda küçük bir çocuk gibi küsen öfkeli bir yapıya sahiptir zaten; ?öfke onu uyanık tutar? zira.
Bach?ın sevilmemesinin bir nedeni de, sosyeteye girmeyişidir; ?dünyada bir yer edinmek yerine oradan uzaklaşmayı tercih eder? hep.
Bach?ın yaratıcılığı ve dinmeyen öfkesi altında ezilen Weimarlılar -özellikle yönetim- o kadar nefret etmişti ki ondan; hapisten çıkıp da bu kentten uzaklaşmak zorunda kalmasından beş yıl sonra dahi onun adının anılması ve yazılması yasaktır hâlâ Weimar?da.
Bach?ın derdi insanlar değil, yaradanın ona bahşettiği olağanüstü kabiliyetle besteler üreterek dünyadaki her şeyi müzik yapabilmekti!
Dünyanın o güne kadar yaşamadığı bir huzura kavuşmasını istiyordu Bach; işte bu huzurun düzeni de ona göre si minörle yaratılacaktı.” Pakize Barışta

“Ünlü bestecilerin yaşamlarını yazan ya da anılarını bir araya getiren şahitler kişisel detaylara önem vermez, sesiz kalırlar. Müzik tarihinin ölümsüz bestecilerinin hayat hikâyesinde müzik dünyasına kazandırdıkları eserleri ve onları bu uğurda yaptıkları çalışmaları okuduk. Önemli olan davranışlarından, giydiği kıyafetten ya da kişisel zevklerinden çok, enstrüman çalışı ve tekniğini kaleme almaktır. Fransız yazar Armand Farrachi, Bach Son Füg adlı kitabında bestecinin yaşamöyküsünü sıra dışı ve keyifle okunan bir metinle yazmış. Film tadında bir yaşantı sunuyor okurlarına.
Beethoven çorbasına ekmek banmayı, Mozart bilardo oynamayı, Chopin menekşelerin kokusunu içine çekmeyi severdi. Peki ya Bach? ?Yataktan kalktığında yalınayak mı yürüyordu? Gömleğini pantolonundan önce mi giyiyor, yoksa tersini mi yapıyordu? Hangi yemekleri tercih ediyordu? Çok rüya görür müydü, rüyasında ne görürdü? Ne zaman ve hangi dilde dua ediyordu? Aşk eylemi sırasında, bunun üremeye dair niteliğini sınırladırmak için hiç önlem almıyor muydu?…?
Çocukları çok seven Bach ailesinin evinden eksik olmayan tek şey beşiktir. İki karısından on biri erkek, dokuzu kız, yirmi çocuğu vardır. Bach?ın çocuklarının da müziğe duyarsız kalması mümkün değildir. Ailesi ve çevresindeki herkesin müzikle ilgilenmesi onu çok mutlu eder, öyle de olsun ister. Ancak yanlış, uyumsuz sesleri duymaya tahamülü yoktur. Bütün günü kesintisiz müzikle geçen Bach akşam evine gelip dinlenmeye çekildiğinde bir kulağı da çocuklarının müzik çalışında olurdu. ?Oğlu Johann Cristian da 1784 yılında şunları hatırlıyor: Bir defasında tamamen mekanik bir biçimde klavsende doğaçlama yapıyordum ve bir dörtlük ve altılkta durdum. Babam yataktaydı, uyduğunu sanıyordum ama yatağından aşağı atladı, beni tokatladı ve ben de dörtlük ve altılığımı tamamladım…?
Bach?ın hayatında müzik diğer bestecilerden çok farklıydı. Damarlarında kan yerine müzik dolaşıyordu demek daha doğru belki de… Dünyanın müzik olabilecek yerde yalnızca gürültü çıkartmasını dert edinir. Bunu düzeltmek ve çare bulmanın da kendisine düştüğünü düşünerek hareket eder.
Bach Son Füg, klasik Batı müziği hakkında teknik bilgilere sahip olmadan da rahatlıkla okunan bir kitap. Teknik terimlere boğmadan, sıkıcı analizlere girmeden, tarihlere boğmayan bir üslupta yazılmış. Besteciler üzerine yazılan bu tarz eserler artık merakla okunuyor. Bunun Türkçeye de kazandırılmış olması çok önemli.”Arzu Haksun Güvenilir

Bach: Bu Dünyadan Kaçış – Cengiz Alkan
(20/11/2010 tarihli Radikal Kitap Eki)

Bach, Beethoven ve Mozart?la birlikte ?klasik? müzik denince akla gelen üç isimden biri. Mesela ?Tocatto?, B sınıfı korku filmlerinde tema müziği olarak pek çok kez kullanıldı. ?Kim?in, ?ne?yi olduğu üzerine düşünülmese de bir kulak aşinalığıyla bilinir. Hatta bir Deep Purple yorumu bile var. Keza ?Brandenburg Konçertoları?na büyük plaza asansörlerinden (Telemann ve Handel da dinlenebilir bu ?barok? asansörlerde), büyük şirket telefonlarının ?bekleme araları?ndan da aşinadır pek çok insan. Ama ne Beethoven ne de Mozart?la kıyaslandığında Bach?ın hayatına dair bildiklerimiz çok az. Büyük ovalara bereket getiren koskoca bir nehir olduğu halde sanki kendi halinde akan küçük bir dere (?Bach? Almanca ?dere? anlamına geliyormuş) gibi yaşadığından mıdır ne, öyle, ayrıntılara girebilecek bir Bach biyografisi yazacak veri yok.
Armand Farrachi?nin ?Bach: Son Füg?ü de kapsamlı bir Bach biyografisi değil. Yazarın derdi de tam olarak ?verilere dayalı? bir Bach biyografisi yazmak değil zaten. Daha çok, eldeki verilerden bir yaratıcının ruhunu anlama çabası. Belki de bu yüzden ?Bach: Son Füg? güzel yazılmış bir kitap.

Tanrı?yı müziğe davet etmek
Johann Sebastian Bach 28 Temmuz 1750?de beyin kanamasından öldüğünde yanlış bir katarakt ameliyatı sonucu gittikçe bozulan gözleri tamamen kör olmuştu. Bir süre sonra Handel?i de ameliyat edecek olan İngiliz hekim John Taylor çağın iki büyük bestecisinin kör olmasında epeyce paya sahip bir doktor olarak tarihi geçti.
?Çalışma?yı tüm yaşamının merkezine koymuş biri için körlük (yapabileceklerinden daha azıyla yetinmek zorunda kalmak) olabilecek en korkunç felaket olsa gerek: ?Çalışma ve ve özenle ulaştığım yere, biraz doğallığa ve beceriye sahip olan bir başkası da ulaşacaktır?. ?Müzikal olmayan her şeye yabancı olan? bu adam Weber?in ?Protestan?ına örnek teşkil edercesine ?Hayatı boyunca, şafaktan önce işbaşına geçmek için olduğu kadar, mumları idareli kullanmak için de erken yatmıştı.?
Denebilir ki Bach, Lutherci Reform?un ?uhreviyatı?nın epeyce gerilediği bir zamanda Tanrı?yı müziğine davet ederek bu ruhaniliği yeniden kurmuştur. ?Aziz Matta?ya Göre Passion? bu davetten, Tanrı?nın onurlandırılmasından başka bir şey değildir. E. M. Forster büyük romancıların (Dostoyevski-?Suç ve Ceza?, Melville-?Moby-Dick??) ?büyüklüğünde? yapıtlarındaki dinselliğin güçlü etkisinden söz eder. Forster?ın vurgusunu büyük bestecilere uygularsak bütün yapıtıyla Bach çıkar karşımıza.
?Devrimci? ve ?geliştirici? ayrımıyla değerlendirmek gerekirse Bach, müzikte bir devrim yaratmadı. Hemen hemen tüm müzik formlarını ?hele ki fügde- geliştirilebilecek en üst noktaya taşıdı. Buxtehude?ü dinlemek için 200 kilometreyi yürüyerek kat edebilecek kadar müziğine temel olan ustalara sonsuz bir saygıyla bağlıydı. ?Yaşlandıkça teorik soyutlamalara ve içrekliğe gömüldü; tempoya, ifadeye ya da çalgıya, bazen de anahtara aldırmadan, hızdan çok özle, tınıdan çok kavramla ilgilenerek ve özdeksel açıdan kaybettiğini arılıkla kazanarak yorumlama hakkındaki tüm belirtici bilgileri atladı.? İşte üst düzeyde bir soyutlama olarak ?Füg Sanatı?, Bach?ın yalınlığın yoğunluğuna ulaştığı son noktadır.
Teknik olarak füg, ana temanın ya da bir anafikrin aynı anda ve anlatının dokusunu oluşturan melodi dizelerinin içinde sistemli bir biçimde yinelenmesidir. Yani ana temadan kaçış, başka bir düzeyde tekrar dönüş, sonra tekrar kaçış? ?Bütün dünyanın ona bir füg biçiminde göründüğü? Bach, ısrarla bu dünyadan kaçtı. ?Öteki konular zaman kaybı ve sıkıntı verdiği için, aklı başında bir insanın susmasının ve biliyorsa bir çalgı çalmasının çok daha iyi olacağını? düşünüyordu. Buna uygun olarak az konuştu ve çok çalıştı. Bu dünyada bir yer edinmek yerine ondan uzaklaşmayı tercih etti. Basit yaşamış bu adam basit bir cenaze töreniyle gömüldükten çok kısa bir süre sonra unutuluşa terk edildi. Ta yüz yıl sonra Mendelssohn dehayı kavrayıp yeniden gündeme getirene kadar. Leipzig şehrine bir anıtı yapıldı. Tüm yapıtı yayımlanıp incelenmeye başladı. Adım adım, müziğe verdiği yönün büyüklüğünün farkına varıldı. Ama bunlar, pek önemli olmayan ve Johann Sebastian Bach?ın ?yüz yıl önce ilgilenmeyi bıraktığı? meselelerdi.

Tanıtım Yazısı
“Günümüzde bütün çağların en büyük bestecilerinden biri olarak kabul edilen Johann Sebastian Bach nasıl bir çocukluk yaşamıştı? Kilise ve dinle bağları müziğini nasıl etkilemişti? Saray çevreleriyle ilişkileri hangi boyutlardaydı? İki karısından 11`i erkek, 9`u kız 20 çocuğu olan besteci, nasıl bir eş, nasıl bir babaydı? Yaşadığı dönemin müzik çevrelerince nasıl değerlendiriliyordu?
Armand Farrachi`nin kaleme aldığı Bach, Son Füg, alışılmış örneklerinden farklı bir yaşamöyküsü. Kimi yaşamöykülerinin okuyucuyu tarihlere ve adlara boğan yapısına uzak duran, Bach`la ilgili nesnel bilgiler ile yaşama ilişkin küçük ve duygusal ayrıntıları ustalıklı bir dengeye oturtan, üstelik şiirsel ve yazınsal bir dil kurmayı başaran farklı bir anlatı.
Bach, Son Füg adlı bu benzersiz yaşamöyküsünü, Johann Sebastian Bach`ın portreleri, döneminin gravürleri ve resimleri eşliğinde sunuyoruz.”

Kitabın Künyesi
Bach Son Füg
Özgün Adı: Bach, Derniére Fugue
Armand Farrachi
Çeviren: Heval Bucak
Can Yayınları / Yaşam Dizisi
Baskı Tarihi: Nisan 2008
60 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Biyografi Kitapları
İlericilik gericilik kavgasında Tevfik Fikret ? Sabiha Sertel

Yaşamı; sürgünler, tutuklanmalar, düş kırıklıkları ve bunlara direnen bir çalışma azmi, özgürlük uğruna onurlu bir mücadele ile geçen ilk kadın...

Kapat