Jean Paul Sartre ‘ın delilikte sevdiği yan

jean-paul-sartreDeliliğimde sevdiğim yan, daha en baştan beri, beni “elit”lerin ayartmalarından kurtarmasıdır. Kendimi hiçbir zaman bir “yeteneğin” mutlu sahibi olarak görmedim. Biricik ilgi duyduğum şey kendimi kurtarmaktı, hem de elimde ve cebimde hiçbir şey olmadan, yalnızca çalışmayla ve inançla kurtarmak.

Başkaldıran İnsan – Albert Camus

baskaldiran-insanAlbert Camus (1913-1960), yaşamı boyunca şu sorunun yanıtını aradı: ‘İnsan toprakla nasıl bağdaşabilir, yoksulluğu yüzünden acı çekerek, ama güzelliğini koruyarak saçma ve yücelik için nasıl yaşayabilir?’ Camus’ya göre sanat ‘yalancı bir lüks’ ve bencil bir edebiyatçının yapıtı değildir. Sanat yaşayabilir, kullanılabilir bir durumdadır; gerçeğe sadık ve onun üzerinde olduğu için, hiç uysallaşmayan saçmalığı ve hiç yok olmayan umudu ile insanın durumunu tepeden tırnağa kapsar.

Trajedinin Başyapıtı: Marcel Proust – Bedriye Korkankorkmaz

Marcel ProustMarcel Proust’un hayatını sanat yapıtına dönüştürme azim ve kararlılığı yazara kendimi yakın hissetmemi sağlıyor. Yoksa ilgilendiği ve kabul görmek için girmediği kılık kalmayan sosyete dünyası ile yakından uzaktan bir ilişkim olmadığı gibi merakım da yok o dünyanın yaşam biçimine dair. Yazına olan sevgimizle kucaklaştık onunla. Onun kendisini yaşadıklarından ikinci kez doğurduğuna tanık oldum. Mücadele gücüne hayran kaldım.

Wigan İskelesi Yolu – George Orwell

Wigan İskelesi YoluWigan İskelesi Yolu, George Orwell’in İngiltere’nin sanayi bölgelerinde bugün de fazla değişim göstermeyen ve zaman içinde siyasal etkisinden hiçbir şey yitirmemiş olan işçi sınıfı yaşamıyla ilgili deneyimlerini aktaran önemli bir inceleme. Sosyal adaletsizlik, korkunç konutlar, madenlerdeki çalışma koşulları, sefalet, açlık ve yaygın işsizlik sorunlarının müthiş bir öfke, insancıllık ve dürüstlükle aktarıldığı bu kitabı Peter Ackroyd, “Gerçek deha örneği… Orwell’in bütün öfkesi, hayal kırıklığı, umutsuzluğu ve acısı Wigan İskelesi Yolu’nda en anlamlı ifadesini buluyor,” diye tanımlıyor.

Turgenyev’in “Babalar ve Çocuklar”ı Üzerine – Ö. Aydın Süer

babalar-ve-ogullarTurgenev, Babalar ve Çocuklar’ı 1860’da, Kırım Savaşı’nın serf Rusyası’nın güçsüzlüğünü ve geriliğini gösterdiği bir sırada yazmıştır. Bu savaşın yenilgi ile sonuçlanması, Rus toplumunda başlayan bölünmelerin de belirginleşmesine neden olmuştur. Bir yanda Çernışevskiy ve Dobrolübov’un önderliğini yaptığı, Rusya’nın kurulu düzende hiçbir ilerleme gösteremeyeceğini, köklü bir değişimin gerekliliğini savunan demokratlar, diğer yanda halktan kopuk, ayrıcalıklı yaşamlarını sürdüren, toplumda olagelen değişimleri fark edemeyen,