Kategori: Tahsin Yücel
Üşümek – Tahsin Yücel (Sesli Öykü)
Sesli Edebiyat Yapımları – Öyküler “Ses”leniyor proje kapsamında Rüçhan Çalışkur tarafından seslendirilen Tahsin Yücel’in “Üşümek” adlı öyküsünü dinlemek için “devamını oku”yu tıklayınız.
okumak için tıklayınızBaşkaldıran İnsan – Albert Camus
Albert Camus (1913-1960), yaşamı boyunca şu sorunun yanıtını aradı: ‘İnsan toprakla nasıl bağdaşabilir, yoksulluğu yüzünden acı çekerek, ama güzelliğini koruyarak saçma ve yücelik için nasıl yaşayabilir?’ Camus’ya göre sanat ‘yalancı bir lüks’ ve bencil bir edebiyatçının yapıtı değildir. Sanat yaşayabilir, kullanılabilir bir durumdadır; gerçeğe sadık ve onun üzerinde olduğu için, hiç uysallaşmayan saçmalığı ve hiç
okumak için tıklayınızTahsin Yücel: Bernanos ve Balzac
Bugün Balzac’ı her açıdan bir örnek, her açıdan bir usta olarak benimseyen bir romancı kaldıysa, bu romancı Bemanos’un düşsel yazarıdır kuşkusuz, Mauvasi réve’in ünlü kahramanı Emmanuel Ganse’tır. Öyle ya, niceleri, Balzac’tan esinlendiklerini, Balzac’ı örnek aldıklarını söylemek şöyle dursun, Balzac’la kendileri arasındaki büyük uzaklığı vurgulayabilmek için bin bir dereden su getirirken, Ganse yalnızca yapıtlarında değil, yaşamında
okumak için tıklayınızTahsin Yücel: Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde Tanpınar, bir yeri, bir insanı bir fikir, bir düşünce bir görüş olarak sunuyor
Bir romanda kişilerin, olayların her şeyden önce belirli bir fikrin anlatılması, açıklanması için kullanıldıkları çok görülmüş bir şeydir. Ama Tanpınar bu kadarla yetinmiyor, bir yeri, bir insanı doğrudan doğruya bir fikir, bir düşünce bir görüş olarak sunuyor. Soyut düşünceleri, duyguları, kavramları somutlaştırarak, bir yerin, bir insanın,, bir olayın biçimi, rengi, kokusu, hareketi içinde veriyor.
okumak için tıklayınızMichel Tournier ve Tahsin Yücel’i kaybettik – Adil Okay
Nazım usta’nın dediği gibi: “Sevgilim / bu ayak sesleri, katliam ve gözyaşları arasında / ekmeğimi hürriyetimi ve seni kaybettiğim oldu/ ama gelecek güzel günlere olan inancımı kaybetmedim / hiç bir zaman…”
okumak için tıklayınızJean-Paul Sartre – Tahsin Yücel
Jean-Paul Sartre 1905 yılında doğar, ilk önemli yapıtı Bulantı’yı 1938’de, son yapıtı L’Idiot de la famille’i 1972’de yayımladığına göre, şöyle böyle otuz beş yıllık bir süre içinde yapıt verir. Gene de 20. yüzyılın en önemli yazarının kim olduğu konusunda kapsamlı bir soruşturma yapılacak olsa, büyük bir olasılıkla en başta o gelir. Oysa bu adamın nasıl
okumak için tıklayınızGolyan Devrimi’ni Okumanın Sırası – Sadık Güvenç
Tahsin Yücel’in Can Yayınları’ndan 2008’de çıkan öykü kitabı Golyan Devrimi, on dört öyküden oluşuyor. Öykülerde ele alınan kişiler ve olaylar birbiriyle bağlantılı olduğundan aynı zamanda bir roman gibi de okunuyor. Yer Hayristan’dır. Sakın bizim ülkemiz anlaşılmasın. Bu Hayristan dünyanın herhangi bir yerindeki ülkedir. Politikacılarına bakarak da yazarın ülkemiz politikacılarını eleştirdiği sanılmasın. Yok öyle bir şey.
okumak için tıklayınızİlişkilerin Tuhaf Dünyası – Onur Koçyiğit
Fransız yazar Andre Maurois’in İklimler romanı, ilk Türkçe baskısını, 1967’de, o kör zamanlarda Tahsin Yücel çevirisiyle yapmış. Bu tarih, yalnızca ansiklopedik bir bilgi değil; geçen onlarca yıla rağmen aynı çeviriyi kullanan Helikopter Yayınları, romanı yeniden yayımladı. Okuyucular Andre Maurois’i “Emile Herzog” müstaear ismiyle de tanıyor. İklimler yayınlandığında Maurois henüz 33 yaşındaydı. Ne ki, kendisi uzun
okumak için tıklayınızTahsin Yücel?in Yapısalcılık adlı kitabına dair – Serkan Fırtına
Tahsin Yücel?in Yapısalcılık adlı çalışması, ana hatlarıyla, Dilbilim, Budunbilim, Göstergebilim konularını inceleme altına alır. Yücel giriş bölümünde, sanat ve düşün alanının doğasına ve tartışma alanlarına değinerek, farklı disiplinlerin de benzer tanımlanma ve değerlendirilme sorunları yaşadığını söyler. Yapılan tartışmaların yapısalcılığın ana ilkelerinden çok, bu bilim ile organik ilişkisi olan araştırma dallarının, göstergebilim, dilbilim, budunbilim alanlarında yoğunlaşmasına
okumak için tıklayınız1950 Sonrasında Hikâyecilerimiz – Asım Bezirci
1950 Sonrasında Hikâyecilerimiz yirmi iki hikâyeciye ilişkin incelemeler ile onlardan altısıyla yapılmış konuşmaları içeriyor. İncelenen hikâyecilerimiz; Vüs’at O. Bener, Nezihe Meriç, Tahsin Yücel, Muzaffer Buyrukçu, Demirtaş Ceyhun, Demir Özlü, Ferit Edgü, Orhan Duru, Leyla Erbil, Sevim Burak, Tarık Dursun K., Afet Ilgaz, Şükran Kurdakul, Metin İlkin, Nahit Eruz, Adnan Özyalçıner, Erdal Öz, Bekir Yıldız, Füruzan,
okumak için tıklayınızTahsin Yücel?le Yolculuk – Ali Yıldız
Tahsin Yücel, yıllardır okurlarının karşısında; salt öykü, deneme, eleştiri ve romanlarıyla değil, çevirileriyle de.İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü?nde öğretim üyesi olan Yücel, çalıştığı dönemlerde hem yüzlerce öğrenci yetiştirdi hem de Fransız yazınından Zweig, Flaubert, Gide, Proust, Sartre, Balzac ve Camus?un eserlerinin yanı sıra, daha birçok yazarı da Türkçeye kazandırdı. Dert Çok Hemdert Yok
okumak için tıklayınızSatranç Ustası – Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Uzun Öyküler) – Stefan Zweig
Stefan Zweig?ın trajik intiharından sonra yayınlanan Satranç Ustası, yazarın en son ve en parlak yapıtlarından biri… Tahsin Yücel?in çevirisiyle sunduğumuz bu uzun öykü, bir yolcu gemisinde tesadüfen yaşanan müthiş bir rekabeti hikâye ediyor. Tahtanın bir tarafında, dünya satranç şampiyonu; karşısında ise, Naziler tarafından kapatıldığı hücresinde ekmeklerden yaptığı taşlarla ?kendine karşı? oynayarak maharetini geliştirmiş bir adam
okumak için tıklayınızYazmak Eylemi Üzerine Yazarca Bakışlar – Erinç Büyükaşık
Bugünlerde birkaç kitabı bilinçli bir okuma eylemi adına gözden geçirme gereği duydum. Yazmak ve sözcükler üzerine kaleme alınmış söz konusu üç kitabı kayda geçirmenin ve üzerine birkaç söz söylemenin gereğine inandım. Bu üç kitaptan ilki Ayşe Böhürler?in Yazmasam Ölürdüm başlıklı kitabı. Birçok yazarın edebiyata girişini kendi ifadeleriyle, röportaj atmosferi içinde aktarmış yazar. Ahmet Altan?dan, Ahmet
okumak için tıklayınızKendine Doğru Yolculuk – Tahsin Yücel
Tahsin Yücel, 50’li yıllarda, bir yandan öyküler yazıyor, bir yandan çeviriler yapıyordu. Aynı yıllarda göstergebilimle de ilgilenmeye başlayınca bu alanın dünyaca ünlü hocası Greimas’ın ilgisini çekti ve onun öğrencisi oldu. Bernanos, Balzac, Queneau gibi yazarların metinleri üzerine incelemeler yazmaya başladı. Bu yazılar kısa sürede Avrupa dilbilim çevrelerinde adının duyulmasını sağladı. Kendine Doğru Yolculuk, Tahsin Yücel’in
okumak için tıklayınızİnsan Yazdığı Şeydir – Tahsin Yücel
Tahsin Yücel, 1954’de, Alphonse Daudet’nin Tarasconlu Tartarin’iyle başlayan çevirilerini kendi yapıtlarının yanı sıra hep sürdürmüş, 2008’de yayımlanan son çevirisi Robert Desnos’nun Hayır, Aşk Ölmedi’ye gelinceye dek yüze yakın eseri Türkçeye kazandırmıştır. İnsan Yazdığı Şeydir’de Tahsin Yücel’in, aralarında Balzac, Flaubert, Camus ve Barthes’ın da bulunduğu yirmi altı yazarın otuz altı çeviri yapıtı için yazdığı sunuşlar ile
okumak için tıklayınızKimim Ben? – Tahsin Yücel
“Her alanda olduğu gibi dil alanında da şaşırtıcı bir gelişim yaşıyoruz: sokaktaki adamından televizyondaki sunucusuna, meclisteki politikacısından gökdelendeki iş adamına, kürsüdeki profesöründen gazetedeki yazarına, yabancı öğelerle, yanlışlarla dolup taşan, yandan çarklı bir türkçe kullanıyor herkes. Benim gençliğimde yazarlığın birincil koşulu dilini düzgün ve doğru kullanmaktı. Bugün hem anlam, hem kurgu açısından dil yanlışlarıyla dolu kitaplarla
okumak için tıklayınızYaşamda Bir Başlangıç – Honoré de Balzac
Yaşamda Bir Başlangıç, Balzac?ın (1799-1850) bir olgunluk dönemi yapıtı. Dev yapıtı İnsanlık Güldürüsü?nü oluşturan 88 parçadan biri. Bu kitabı Goriot Baba gibi, Eugénie Grandet gibi, Vadideki Zambak gibi başı ve sonu olan, kendi kahramanını yaratan, Balzac?ın nesnel gözlemine, karakter açımlamalarına tanıklık eden bir çalışma, bağımsız bir roman olarak görebileceğimiz gibi, onu İnsanlık Güldürüsü?ne bağlayan karakterlerle
okumak için tıklayınızSonuncu, Tahsin Yücel?in Son Romanı mı? – Selman Büyükaşık
Roman, adını başkarakter Selami Harici?nin en küçük torunu Lami?nin, dedesinin kitabı Serencam?a gösterdiği, başkalarından çok farklı, tutkulu ilgisinden mi alıyor; sonuncu torunun, dedeyle bütünleşmesini sağlayan ilgisine bir gönderme mi? Ben romanı okurken öyle düşünüyordum, hatta hâlâ öyle düşünüyorum. Ama Tahsin Yücel, öyle demiyor sanki. Sibel Oral?la yaptığı söyleşide Oral?ın ?Son olarak romanın adının neden ?Sonuncu?
okumak için tıklayınız