Kategori: Honoré de Balzac

Balzac’ın rastlantısal bir yazardan, tüm bir çağı belgeleyen dev bir dehaya dönüşüm hikayesi (VİDEO)

Bu video, Stefan Zweig’ın gözünden Honoré de Balzac’ın edebi kimliğinin oluşum sürecini ve yazarın Napoléonvari bir hırsla dünyayı kalemiyle fethetme çabasını ele almaktadır. Başarısız iş girişimlerinin ardından borç batağına saplanan Balzac’ın, alacaklılardan kaçarken sığındığı yaratıcı inziva süreçleri ve bu dönemde geliştirdiği disiplin detaylandırılmaktadır. Kaynak, yazarın toplumsal gözlem yeteneğini nasıl gerçekçi bir anlatıma dönüştürdüğünü ve “insanlık komedyasını” inşa etme

okumak için tıklayınız

Rastignac’ın Goriot’nun Trajedisi Karşısındaki Konumu: Toplumsal Yozlaşmayı Kavrama ile Kişisel Yozlaşmanın Hızlanması Arasında

Honoré de Balzac’ın Le Père Goriot adlı romanında Rastignac’ın konumu, yalnızca kişisel bir yükselme hikâyesi değil, aynı zamanda modern toplumun ahlaki ekonomisine dair keskin bir gözlem olarak da değerlendirilmelidir. Romanda Goriot’nun trajedisini gözlemleyen genç hukuk öğrencisi, hem Paris toplumunun yozlaşmış mekanizmalarını kavrar hem de bu mekanizmaların içine girmek için kendi

okumak için tıklayınız

Vautrin’in Felsefesi: Balzac’ın Goriot Baba Romanında Ahlak, Güç ve Toplumsal Determinizm

Honoré de Balzac’ın Goriot Baba (Le Père Goriot, 1835) romanında Vautrin, yalnızca suç dünyasına ait karizmatik bir figür değil; aynı zamanda modern toplumun işleyişini çıplak bir biçimde kavrayan bir toplumsal filozof olarak kurgulanmıştır. Balzac, Vautrin aracılığıyla 19. yüzyıl Paris’inin sınıfsal yapısını, güç ilişkilerini ve ahlaki çöküşünü görünür kılar. Vautrin’in felsefesi,

okumak için tıklayınız

Vautrin: Balzac’ın Toplumsal Düzen Karşıtı Figürü

Vautrin, Honoré de Balzac’ın İnsanlık Komedyası külliyatının en önemli ve en karmaşık karakterlerinden biridir. İlk olarak “Goriot Baba” (Le Père Goriot, 1835) romanında tanıtılan bu karakter, toplumsal düzenin ve ahlaki ikiyüzlülüğün sert bir eleştirisini temsil ederken, aynı zamanda roman boyunca birden fazla kimlikle ortaya çıkar. I. Kimlik ve Fonksiyonu Vautrin,

okumak için tıklayınız

Goriot Baba’nın Kızlarıyla İlişkisi: Fedakârlığın Patolojisi Üzerine Bir İnceleme

Honoré de Balzac’ın (1799-1850) İnsanlık Komedyası külliyatının merkez eserlerinden olan “Goriot Baba” (Le Père Goriot, 1835), baba Eugène Goriot ile kızları Anastasie de Restaud ve Delphine de Nucingen arasındaki ilişkiyi mercek altına alarak, fedakârlık kavramının sosyo-ekonomik ve psikolojik bir patolojiye dönüşümünü inceler. Bu inceleme, 19. yüzyıl Fransız burjuvazisinin yükselen materyalizmine

okumak için tıklayınız

Balzac’ın Goriot Baba Romanında Mezarlık Sahnesi: Ölümün Tanıklığında Doğan Modern “Ben”

Rastignac’ın Mezarlık Sahnesi: Modern Bireyin Yükseliş Manifestosu Olarak “À nous deux maintenant!” Honoré de Balzac’ın Le Père Goriot (1835) romanının final sahnesi, yalnızca eserin dramatik düğümünü çözmekle kalmaz; aynı zamanda 19. yüzyıl Fransız edebiyatında modern bireyin yükselme idealinin en çarpıcı anlarından birini temsil eder. Romanın sonunda Rastignac, Père-Lachaise mezarlığında Goriot’nun

okumak için tıklayınız

Balzac’ın Goriot Baba Romanının İlk Tepkileri: “Çöpçü” ve “Ahlaksız” Suçlamalarının Tarihsel Kökeni

Honoré de Balzac’ın 1834–1835 yılları arasında Revue de Paris’de tefrika edilen ve 1835’te kitaplaşan Le Père Goriot, yayımlandığı dönemde Fransız edebiyat çevrelerinde sert eleştirilere hedef olmuştur. Özellikle muhafazakâr eleştirmenler, Balzac’ın romanını “pislikleri eşeleyen”, “Paris’in çöplüğüne giren” ve “ahlaki çürümenin ayrıntılarını teşhir ederek okuru kirleten” bir eser olarak nitelendirmişlerdir. 1. Balzac’ın

okumak için tıklayınız

Balzac’ın Goriot Baba’sı Kral Lear’ın Modern Versiyonu mu?

Honoré de Balzac’ın 1835 tarihli Le Père Goriot (Goriot Baba) romanı, yayımlandığı günden bu yana sıklıkla Shakespeare’in King Lear (Kral Lear) trajedisiyle karşılaştırılmıştır. Hem eleştirmenler hem de roman teorisyenleri, iki metin arasında özellikle “trajik baba figürü”, “çocukların nankörlüğü” ve “otoritenin çöküşü” gibi ortak temalara dikkat çekmiştir. Nitekim Sainte-Beuve, Goriot’yu “modern

okumak için tıklayınız

Balzac’ın Goriot Baba’yı Yazım Süreci: Hız, Uykusuzluk ve Yoğun Çalışmanın Poetikasına Dair

Honoré de Balzac’ın üretim pratiği, 19. yüzyıl Fransız roman tarihinin en dikkat çekici çalışma rejimlerinden birini oluşturur. Yazarlığın fiziksel bir çileye, neredeyse manastıra kapanmış bir disipline dönüşmesi Balzac’ın biyografilerinde sıkça vurgulanan bir olgudur. Goriot Baba’nın (1835) yazım süreci de bu çileci estetiğin en belirgin örneklerinden biri olarak kabul edilir. Graham

okumak için tıklayınız

Balzac’ın Goriot Babası ve “Tekrar Eden Karakterler” Sisteminin Kuruluşu

Honoré de Balzac’ın İnsanlık Komedyası projesi, Fransız realist romanının yapısal mantığını değiştiren en özgün yeniliklerden biri olan “tekrar eden karakterler” ilkesine dayanır. Goriot Baba (1835), bu sistemin yalnızca bir örneği değil, aynı zamanda Balzac’ın geniş temsili dünyasında karakter dolaşımının ilk büyük kristalleşme anı olarak kabul edilir. Pierre Barbéris’in vurguladığı gibi

okumak için tıklayınız

Kapitalist Toplumun Aynasında Rastignac’ın Hırsı

Rastignac, taşradan Paris’e gelen genç bir hukuk öğrencisi olarak, toplumsal yükselişin cazibesine kapılır. Hırsı, kapitalist toplumun sunduğu maddi ve sosyal ödüllerin peşinde koşarken, Marx’ın yabancılaşma teorisiyle açıklanabilir. Marx, kapitalist üretim ilişkilerinin bireyi kendi emeğine, ürününe, diğer insanlara ve nihayetinde kendine yabancılaştırdığını savunur. Rastignac’ın Paris’teki aristokratik çevreye girme çabası, kendi öz

okumak için tıklayınız

Dans « Les Paysans », Balzac explore les aspects les plus sombres de la nature humaine – l’avidité, l’ambition, la jalousie – combinés aux difficultés de la vie rurale. Pensez-vous que la nature humaine devient plus apparente dans de tels environnements, ou l’environnement est-il le principal facteur qui façonne les individus ?

Le roman « Les Paysans » d’Honoré de Balzac dépeint avec audace les aspects les plus bruts et parfois les plus sombres de la nature humaine, à l’ombre des troubles sociaux et économiques qui sévissent dans les campagnes françaises du XIXe siècle. Le roman révèle comment des qualités universelles telles que l’avidité,

okumak için tıklayınız

In „Die Bauern“ erkundet Balzac die dunkleren Seiten der menschlichen Natur – Gier, Ehrgeiz, Eifersucht – verbunden mit den Härten des Landlebens. Glauben Sie, dass die menschliche Natur in solchen Umgebungen deutlicher zum Vorschein kommt, oder ist die Umgebung der wichtigste Faktor, der den Menschen prägt?

Honoré de Balzacs Roman „Die Bauern“ zeigt eindringlich die rauesten und manchmal dunkelsten Seiten der menschlichen Natur im Schatten der sozialen und wirtschaftlichen Turbulenzen, die im 19. Jahrhundert auf dem französischen Land herrschten. Der Roman zeigt, wie universelle Eigenschaften wie Gier, Ehrgeiz und Eifersucht mit den besonderen Schwierigkeiten und Einschränkungen

okumak için tıklayınız

In “The Peasants,” Balzac explores the darker aspects of human nature – greed, ambition, jealousy – combined with the hardships of rural life. Do you think human nature becomes more apparent in such environments, or is the environment the primary factor that shapes people?

Honoré de Balzac’s novel “The Peasants” boldly displays the rawest and sometimes darkest aspects of human nature in the shadow of the social and economic turmoil that flourished in the French countryside in the 19th century. The novel reveals how universal qualities such as greed, ambition and jealousy are combined

okumak için tıklayınız

Dans « Les Paysans », Balzac explore les aspects les plus sombres de la nature humaine – l’avidité, l’ambition, la jalousie – combinés aux difficultés de la vie rurale. Pensez-vous que la nature humaine devient plus apparente dans de tels environnements, ou l’environnement est-il le principal facteur qui façonne les individus ?

Le roman « Les Paysans » d’Honoré de Balzac dépeint avec audace les aspects les plus bruts et parfois les plus sombres de la nature humaine, à l’ombre des troubles sociaux et économiques qui sévissent dans les campagnes françaises du XIXe siècle. Le roman révèle comment des qualités universelles telles que l’avidité,

okumak için tıklayınız

Balzac, “Köylüler”de insan doğasının karanlık yönlerini – açgözlülük, hırs, kıskançlık – kırsal yaşamın zorluklarıyla harmanlayarak işliyor. Sizce insan doğası bu tür ortamlarda daha mı belirginleşir, yoksa çevre insanı şekillendiren temel faktör müdür?

Honoré de Balzac’ın “Köylüler” romanı, 19. yüzyıl Fransa kırsalında filizlenen toplumsal ve ekonomik çalkantıların gölgesinde, insan doğasının en ham ve bazen de en karanlık yönlerini cüretkâr bir şekilde sergiler. Roman, açgözlülük, hırs, kıskançlık gibi evrensel addedilebilecek niteliklerin, kırsal yaşamın kendine has zorlukları ve sınırlılıklarıyla nasıl birleştiğini, hatta bu zorluklar tarafından

okumak için tıklayınız

¿Son los campesinos de Balzac víctimas del sistema u oportunistas conscientes? ¿Es inocente la naturaleza humana? ¿Es él culpable?

La naturaleza humana en los campesinos de Balzac: ¿sacrificio o interés propio? La obra de Honoré de Balzac Los campesinos (Les Paysans) revela no sólo los conflictos de clases en el campo francés sino también un oscuro panorama de la naturaleza humana. En este contexto, ¿la figura del campesino se

okumak için tıklayınız

Are Balzac’s peasants victims of the system or conscious opportunists? Is human nature innocent or guilty?

Human Nature in Balzac’s Peasants: Sacrifice or Self-interest? Honoré de Balzac’s work The Peasants (Les Paysans) reveals not only the class conflicts in the French countryside, but also a dark panorama of human nature. In this context, is the peasant figure in the work presented as merely a passive victim

okumak için tıklayınız

Sind Balzacs Bauern Opfer des Systems oder bewusste Opportunisten? Ist die menschliche Natur unschuldig? Ist er schuldig?

Die menschliche Natur in Balzacs Bauern: Opfer oder Eigeninteresse? Honoré de Balzacs Werk „Die Bauern“ (Les Paysans) enthüllt nicht nur die Klassenkonflikte auf dem französischen Land, sondern auch ein düsteres Panorama der menschlichen Natur. Wird in diesem Zusammenhang die Bauernfigur im Werk lediglich als passives Opfer des Gesellschaftssystems dargestellt oder

okumak için tıklayınız

Les paysans de Balzac sont-ils des victimes du système ou des opportunistes conscients ? La nature humaine est-elle innocente ? Est-il coupable ?

La nature humaine dans les Paysans de Balzac : sacrifice ou intérêt personnel ? L’œuvre d’Honoré de Balzac, Les Paysans, révèle non seulement les conflits de classes dans les campagnes françaises mais aussi un sombre panorama de la nature humaine. Dans ce contexte, la figure du paysan dans l’œuvre est-elle

okumak için tıklayınız

Balzac’ın köylüleri, sistemin kurbanı mı yoksa bilinçli çıkarcılar mı? İnsan doğası masum mu? Suçlu mu?

Balzac’ın Köylülerinde İnsan Doğası: Kurbanlık mı, Çıkarcılık mı? Honoré de Balzac’ın Köylüler (Les Paysans) adlı eseri, yalnızca Fransız taşrasındaki sınıfsal çatışmaları değil, aynı zamanda insan doğasına dair karanlık bir panoramayı da gözler önüne serer. Bu bağlamda eserdeki köylü figürü, sadece toplumsal sistemin pasif bir kurbanı olarak mı sunulmaktadır, yoksa kendi

okumak için tıklayınız

Napolyon, Balzac için neden bu kadar çok önemli?

Balzac ve Napolyon arasındaki bağ, hem Balzac’ın eserlerinde Napolyon’a olan göndermelerinden hem de Balzac’ın kişisel hayranlığından kaynaklanır. Bu bağ birkaç farklı açıdan incelenebilir: 1. Balzac’ın Napolyon’a Hayranlığı: Honoré de Balzac, Napolyon Bonapart’ı bir kahraman olarak görmüştür. Ona göre Napolyon, hem bir bireysel başarı hikâyesinin hem de büyük bir liderliğin sembolüdür.

okumak için tıklayınız

STEFAN ZWEIG: İçiyle ve dışıyla Balzac – Aniden elde edilen kişisel başarılar, sanatçılar için her zaman tehlike oluşturur.

Aniden elde edilen kişisel başarılar, sanatçılar için her zaman tehlike oluşturur. 1828’de yirmi dokuz yaşındaki Balzac, adı sanı bilinmeksizin başkaları için çalışıp yazan zavallı, küçük bir yazar ve boğazına kadar borca batmış, iflas etmiş bir tüccardır. Bir iki yıl sonra ise aynı Balzac, Avrupa’nın en ünlü yazarlarından biri olmuştur; Rusya’da,

okumak için tıklayınız

STEFAN ZWEIG: Balzac ve Napoléon

Onun kılıcıyla başlattığını, ben kalemimle tamamlayacağım. Böylesine büyük bir çöküşten sonra, bitmez tükenmez umutların enkazları altında bu sabırsız spekülatörün kendine inancını yitirmesi beklenirdi. Ancak sığındığı çatının üzerine çökmesiyle Balzac’ın hissettiği tek şey şu olmuştur: Yine özgürdür ve baştan başlayabilecektir. Babasından ve belki de çiftçi soyundan miras aldığı sarsılmaz canlılığı sayesinde

okumak için tıklayınız

Stefan Zweig’ın Balzac’a uzanan yolu

“Londra’da tekrar çalışmaya başlamak istiyorum. Belki de ilkgençlik dönemlerimden bu yana beni meşgul eden büyük bir eser yazmayı denerim; Balzac hakkında kalın bir kitap, bir yaşamöyküsü ve eleştiri. Muhtemelen üç, hatta dört yıl gerektireceğini biliyorum. Ama geriye kalıcı olan bir şey bırakmak istiyorum, onyıllarca etkisini yitirmeyecek bir eser; siz nasıl

okumak için tıklayınız

Lev Tolstoy, Dickens ve Balzac için ne dedi?

“Dickens çok akıllıca bir laf etmiş: ‘Hayat bize son dakikaya dek cesaretle korunmak koşuluyla verilmiştir/ Dickens, içli, çenesi düşük bir yazardır, pek de akıllı sayılmaz. Bununla birlikte romanlarını herkesten ve kuşkusuz Balzac’tan da daha iyi kurmayı başarmıştır. Birisi şöyle demiş: “Pek çok kişi kitap yazma ihtirasına kapılmıştır, ancak pek az

okumak için tıklayınız

Balzac üzerine – Maksim Gorki

Balzac’ın yapıtlarını anımsamak benim için tıpkı boş, sıkıcı bir vadide yürüyen yolcunun bir zamanlar geçtiği verimli, güzel bir diyarı anımsaması gibi hoş bir şey. İlk Fransız kitabını okuduğumda on üç yaşındaydım. Bu, Ed- mond Goncourt’un Zemganno Kardeşler adlı kitabıydı ve sanatçıların, kendilerine karşı düşmanca bir merak duyan, dar, ruhu çirkinleştiren

okumak için tıklayınız

Deniz Gezmiş: Dostoyevski’nin kitaplarını bitirdim. Yaşadığı toplumun kesitini vermiş romanlarında.

22 Ekim 1971 Mamak- Ankara Baba, Bildiğin gibi burada yaşamımız yeknesak devam ediyor. Mamak cephesinde yeni bir şey yok. Ben kitap okumaya devam ediyorum. Şu anda elimde yalnız edebiyata ait kitaplar olduğundan onlarla yetiniyorum. Dostoyevski’nin kitaplarını bitirdim. Şimdi Balzac’tan okumaya başlayacağım. Çoğunu daha evvel okumuştum, ama yine rahatça, canım sıkılmadan

okumak için tıklayınız

Zweig’ın Balzac’ı! – Hürriyet Yaşar

Stefan Zweig’ın bir türlü sınırlarını belirleyemediği ve bitiş noktasını göremediği için yazamadığı bu kitabı, ölümünden sonra yayıncısı ve arkadaşı Richard Friedenthal onun belgelerinden ve notlarından kurgulamış. Zweig’ın dilinden neredeyse destansı bir Honore de Balzac anlatısı ortaya çıkmış. 19 ile 29 yaş arasındaki yıllarını para kazanmak için başka imzalarla fabrikasyon romanlar

okumak için tıklayınız

Klasik Servet Toplumu: Balzac ve Austen’ın Dünyası – Thomas Piketty

19. yüzyıl romancıları yaşadıkları dönemin toplumsal yapısını tasvir etmek için elbette bugün kullandığımız kategorileri kullanmamıştır, ancak bugün de sahip olduğumuz yerleşik bir mantığı, rahat bir yaşamı yalnızca büyük servetin sağlayabileceği mantığını derinlemesine tasvir etmişlerdir.

okumak için tıklayınız

Balzac’ı Okumak – Theodor W. Adorno

Köylü kente geldiğinde, karşısına çıkan her şey “kapalı” der ona. Kalın, ağır kapılar, jaluzili pencereler, gülünç düşmekle cezalandırılacağı için konuşamadığı sayısız insan, hatta satın alamayacağı mallarla dolu dükkânlar – hepsi geri çevirir onu. Maupassant işin incesine kaçmayan bir anlatımla kaleme aldığı bir novella’sında, küçük rütbeli bir subayın tanımadığı bir mahalde saygıdeğer bir aile

okumak için tıklayınız

Edebiyatın, Sözcüklerin, Tutkunun, Gece Doğan Güneşin İmparatoru: Balzac – Bedriye Korkankorkmaz

Sevginin temsilcisidir çocuk ruhu. Çocukluğumuzda iz bırakan kişiler/ olaylar… hayatımız boyunca peşimizi bırakmıyor bizim. Sevgi odaklı bir ailede büyüyen çocuğun kişiliğini sevgi; sevgisiz bir ailede büyüyen çocuğun kişiliğini ise sevgisizlik kuşatıyor. Sistem saflığı riyakârlığa, doğruluğu yalana, iyiliği kötülüğe dönüştürmeye çocukken başlıyor. Doğan her çocuk insanlığın değil, sistemin çocuğudur.

okumak için tıklayınız

Tahsin Yücel: Bernanos ve Balzac

Bugün Balzac’ı her açıdan bir örnek, her açıdan bir usta olarak benimseyen bir romancı kaldıysa, bu romancı Bemanos’un düşsel yazarıdır kuşkusuz, Mauvasi réve’in ünlü kahramanı Emmanuel Ganse’tır. Öyle ya, niceleri, Balzac’tan esinlendiklerini, Balzac’ı örnek aldıklarını söylemek şöyle dursun, Balzac’la kendileri arasındaki büyük uzaklığı vurgulayabilmek için bin bir dereden su getirirken,

okumak için tıklayınız

Yaşadığı dönemin başarılı bir yansıtıcısı: Balzac

BALZAC ÜZERİNE Dünya romanının büyük adlarından biri olan Balzac’ın ailesinin kökleri Tarn eyaletinin kuzeyine kadar ulaşır. Sonradan Balzac adını alan Balssa ailesi oldukça kalabalıktır.. Balssa, Oc dilinde “yüksek kaya” anlamına gelmektedir. Bir köylü ailesinden çıkmış olan babası asalet unvanı “de”yi adının başına’ kendi eklemiştir. Oğlu da bunu ömrü boyunca kullanmıştır. 1746’da doğan babası

okumak için tıklayınız

Goriot Baba – Honore de Balzac

Honore de Balzac?ın dev yapıtı ?İnsanlık Komedyası?, seksen sekiz ciltten oluşur. ?Goriot Baba? (Le père Goriot), bu büyük yapıtın bir parçasıdır. Balzac?ın kafasında ?İnsanlık Komedyası? adlı bu dev yapıtın üç bin?e yaklaşan karakterlerinin önemli bir kısmını, hem de en ilginçlerini bize tanıtır: Rastignac, Madame de Beauseant, Madame de Langeais ve

okumak için tıklayınız

Romanda tasvirin usta kalemi: Balzac

Asıl adı Honore Balssa olan Honore de Balzac aramızdan ayrılalı bugün tam 164 yıl oldu. Dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri olarak tarihe geçen Balzac, edebiyatta tasvirin ?baba?larından biriydi. ?Her büyük servetin arkasında bir suç gizlidir.? sözünün de sahibi olan yazar, Köylü İsyanı, Goriot Baba, Vadideki Zambak, İnsanlık Komedisi ve

okumak için tıklayınız

Gizli Başyapıt – Honore De Balzac

“Olağanüstü… Balzac’ın, gerçekliğin sonsuz arayışı içindeki ressamı, sonunda kapkara bir belirsizliğin ortasında buluyor kendini. O kadar çok gerçeklik var ki, insan hepsini kucaklayayım derken karanlıkta buluyor kendini…” Pablo Picasso Balzac, en ünlü yapıtlarından biri olan Gizli Başyapıt’ta, kusursuzluğu arayan ressam Frenhofer’in olağandışı öyküsünü anlatır. Başyapıtının üstünde tam on yıl çalışan

okumak için tıklayınız

Altın Gözlü Kız – Honoré de Balzac

?Altın Gözlü Kız?, meşhur Fransız yazar Honoré de Balzac?ın ?On Üçlerin Romanı? isimli serisinin son kitabı. Hatırlanacağı gibi bu serinin daha önceki kitapları, ?Çakalların Başı Ferragus? ile ?Langeais Düşesi? adlarını taşıyordu. Yazar, Fransız burjuva sınıfına yoğun eleştiriler yönelttiği serinin elimizdeki son romanında ise, sonu tehlikeli biten bir kaçamağı hikâye ediyor.

okumak için tıklayınız

Yaşamda Bir Başlangıç – Honoré de Balzac

Yaşamda Bir Başlangıç, Balzac?ın (1799-1850) bir olgunluk dönemi yapıtı. Dev yapıtı İnsanlık Güldürüsü?nü oluşturan 88 parçadan biri. Bu kitabı Goriot Baba gibi, Eugénie Grandet gibi, Vadideki Zambak gibi başı ve sonu olan, kendi kahramanını yaratan, Balzac?ın nesnel gözlemine, karakter açımlamalarına tanıklık eden bir çalışma, bağımsız bir roman olarak görebileceğimiz gibi,

okumak için tıklayınız

Lanetli Çocuk – Honore de Balzac

( * ) Dünya edebiyatının en önemli isimlerinden, kimilerine göre roman sanatının zirvesi sayılan Honore de Balzac?ın birçok romanını, Sönmüş Hayaller, Vadideki Zambak, Eugine Grandet, Köylüler ve Goriot Babası gibi önemli eserlerini iyi çevirilerle okuma şansı bulmuştuk. Ama üretken bir yazar olan Balzac?ın hâlâ Türçeleştirilmemiş birçok eseri var. Geçtiğimiz günlerde

okumak için tıklayınız

Avrupa Gerçekçiliği (Balzac – Stendhal – Zola – Tolstoy – Gorki ve diğerleri) – Georg Lukács

Çağımızın büyük düşünürlerinden biri olan Georg Lukacs, ilk kez 1948 yılında yayımlanan bu kitabında, Balzac, Stendhal, Zola gibi yalnız Avrupa yazınını değil, dünya yazınını da etkileyen büyük yazarlarla, Tolstoy ve Maksim Gorki gibi yazın dünyasında birer ekol oluşturan devleri ve yapıtlarını çözümlerken bu yazarlarla yapıtlarının doğmasını gerekli kılan toplumsal ortamların

okumak için tıklayınız

Suyu Bulandıran Kız – Honore de Balzac

Honore de Balzac, Fransa’nın 19. yüzyıldaki sosyal yapısının tarihsel bir tablosunu çıkardığı eski ve yeni romanlarını 1830’dan sonra İnsanlık Komedyası başlığı altında toplamıştır. Suyu Bulandıran Kız bu anıtsal eserin “Töre İncelemeleri” kısmının “Taşra Yaşamından Sahneler” bölümünde yer almaktadır. Edebi gerçekçiliğin en büyük yazarlarından biri olan Balzac, romanındaki kahramanların bireysel özelliklerini,

okumak için tıklayınız

Görkemli Bir Yazara Görkemli Bir Biyografi – Hikmet Temel Akarsu

Şebnem Sunar ve Yeşim Tükel Kılıç tarafından Almanca aslından Türkçe?ye çevirilerek, Can Yayınları?nca basılan Stefan Zweig?in Balzac biyografisi pekçok yönden incelemeye değer, çok önemli bir eser. Konuya nereden başlanacağına karar vermek ise tam bir mesele. Çünkü nereden girseniz yüksek edebiyatın, başdöndüren, yüceler yücesi bir noktasında buluyorsunuz kendinizi. Unutulmuş, ihmal edilmiş

okumak için tıklayınız