Kategori: Honoré de Balzac

Balzac’ın köylüleri, sistemin kurbanı mı yoksa bilinçli çıkarcılar mı? İnsan doğası masum mu? Suçlu mu?

Balzac’ın Köylülerinde İnsan Doğası: Kurbanlık mı, Çıkarcılık mı? Honoré de Balzac’ın Köylüler (Les Paysans) adlı eseri, yalnızca Fransız taşrasındaki sınıfsal çatışmaları değil, aynı zamanda insan doğasına dair karanlık bir panoramayı da gözler önüne serer. Bu bağlamda eserdeki köylü figürü, sadece toplumsal sistemin pasif bir kurbanı olarak mı sunulmaktadır, yoksa kendi eylemlerinin bilinçli bir öznesi, hatta

okumak için tıklayınız

Napolyon, Balzac için neden bu kadar çok önemli?

Balzac ve Napolyon arasındaki bağ, hem Balzac’ın eserlerinde Napolyon’a olan göndermelerinden hem de Balzac’ın kişisel hayranlığından kaynaklanır. Bu bağ birkaç farklı açıdan incelenebilir: 1. Balzac’ın Napolyon’a Hayranlığı: Honoré de Balzac, Napolyon Bonapart’ı bir kahraman olarak görmüştür. Ona göre Napolyon, hem bir bireysel başarı hikâyesinin hem de büyük bir liderliğin sembolüdür. Balzac, Napolyon’un askeri ve siyasi

okumak için tıklayınız

STEFAN ZWEIG: İçiyle ve dışıyla Balzac – Aniden elde edilen kişisel başarılar, sanatçılar için her zaman tehlike oluşturur.

Aniden elde edilen kişisel başarılar, sanatçılar için her zaman tehlike oluşturur. 1828’de yirmi dokuz yaşındaki Balzac, adı sanı bilinmeksizin başkaları için çalışıp yazan zavallı, küçük bir yazar ve boğazına kadar borca batmış, iflas etmiş bir tüccardır. Bir iki yıl sonra ise aynı Balzac, Avrupa’nın en ünlü yazarlarından biri olmuştur; Rusya’da, Almanya’da, İskandinavya’da, İngiltere’de okunmakta, gazeteler

okumak için tıklayınız

STEFAN ZWEIG: Balzac ve Napoléon

Onun kılıcıyla başlattığını, ben kalemimle tamamlayacağım. Böylesine büyük bir çöküşten sonra, bitmez tükenmez umutların enkazları altında bu sabırsız spekülatörün kendine inancını yitirmesi beklenirdi. Ancak sığındığı çatının üzerine çökmesiyle Balzac’ın hissettiği tek şey şu olmuştur: Yine özgürdür ve baştan başlayabilecektir. Babasından ve belki de çiftçi soyundan miras aldığı sarsılmaz canlılığı sayesinde bu felaketten etkilenmemiş ve hatalarının

okumak için tıklayınız

Stefan Zweig’ın Balzac’a uzanan yolu

“Londra’da tekrar çalışmaya başlamak istiyorum. Belki de ilkgençlik dönemlerimden bu yana beni meşgul eden büyük bir eser yazmayı denerim; Balzac hakkında kalın bir kitap, bir yaşamöyküsü ve eleştiri. Muhtemelen üç, hatta dört yıl gerektireceğini biliyorum. Ama geriye kalıcı olan bir şey bırakmak istiyorum, onyıllarca etkisini yitirmeyecek bir eser; siz nasıl bir Beethoven’cıysanız, ben de bir

okumak için tıklayınız

Lev Tolstoy, Dickens ve Balzac için ne dedi?

“Dickens çok akıllıca bir laf etmiş: ‘Hayat bize son dakikaya dek cesaretle korunmak koşuluyla verilmiştir/ Dickens, içli, çenesi düşük bir yazardır, pek de akıllı sayılmaz. Bununla birlikte romanlarını herkesten ve kuşkusuz Balzac’tan da daha iyi kurmayı başarmıştır. Birisi şöyle demiş: “Pek çok kişi kitap yazma ihtirasına kapılmıştır, ancak pek az kişi daha sonra yazdıklarından utanır/

okumak için tıklayınız

Balzac üzerine – Maksim Gorki

Balzac’ın yapıtlarını anımsamak benim için tıpkı boş, sıkıcı bir vadide yürüyen yolcunun bir zamanlar geçtiği verimli, güzel bir diyarı anımsaması gibi hoş bir şey. İlk Fransız kitabını okuduğumda on üç yaşındaydım. Bu, Ed- mond Goncourt’un Zemganno Kardeşler adlı kitabıydı ve sanatçıların, kendilerine karşı düşmanca bir merak duyan, dar, ruhu çirkinleştiren bir çevrede manevi yalnızlık kaderine

okumak için tıklayınız

Deniz Gezmiş: Dostoyevski’nin kitaplarını bitirdim. Yaşadığı toplumun kesitini vermiş romanlarında.

22 Ekim 1971 Mamak- Ankara Baba, Bildiğin gibi burada yaşamımız yeknesak devam ediyor. Mamak cephesinde yeni bir şey yok. Ben kitap okumaya devam ediyorum. Şu anda elimde yalnız edebiyata ait kitaplar olduğundan onlarla yetiniyorum. Dostoyevski’nin kitaplarını bitirdim. Şimdi Balzac’tan okumaya başlayacağım. Çoğunu daha evvel okumuştum, ama yine rahatça, canım sıkılmadan okuyorum. Hele Dostoyevski! Yaşadığı toplumun

okumak için tıklayınız

Zweig’ın Balzac’ı! – Hürriyet Yaşar

Stefan Zweig’ın bir türlü sınırlarını belirleyemediği ve bitiş noktasını göremediği için yazamadığı bu kitabı, ölümünden sonra yayıncısı ve arkadaşı Richard Friedenthal onun belgelerinden ve notlarından kurgulamış. Zweig’ın dilinden neredeyse destansı bir Honore de Balzac anlatısı ortaya çıkmış. 19 ile 29 yaş arasındaki yıllarını para kazanmak için başka imzalarla fabrikasyon romanlar yazmaya veren Balzac yanlış yaptığını

okumak için tıklayınız

Klasik Servet Toplumu: Balzac ve Austen’ın Dünyası – Thomas Piketty

19. yüzyıl romancıları yaşadıkları dönemin toplumsal yapısını tasvir etmek için elbette bugün kullandığımız kategorileri kullanmamıştır, ancak bugün de sahip olduğumuz yerleşik bir mantığı, rahat bir yaşamı yalnızca büyük servetin sağlayabileceği mantığını derinlemesine tasvir etmişlerdir.

okumak için tıklayınız

Balzac’ı Okumak – Theodor W. Adorno

Köylü kente geldiğinde, karşısına çıkan her şey “kapalı” der ona. Kalın, ağır kapılar, jaluzili pencereler, gülünç düşmekle cezalandırılacağı için konuşamadığı sayısız insan, hatta satın alamayacağı mallarla dolu dükkânlar – hepsi geri çevirir onu. Maupassant işin incesine kaçmayan bir anlatımla kaleme aldığı bir novella’sında, küçük rütbeli bir subayın tanımadığı bir mahalde saygıdeğer bir aile evini genelev sanıp düştüğü utanç

okumak için tıklayınız

Edebiyatın, Sözcüklerin, Tutkunun, Gece Doğan Güneşin İmparatoru: Balzac – Bedriye Korkankorkmaz

Sevginin temsilcisidir çocuk ruhu. Çocukluğumuzda iz bırakan kişiler/ olaylar… hayatımız boyunca peşimizi bırakmıyor bizim. Sevgi odaklı bir ailede büyüyen çocuğun kişiliğini sevgi; sevgisiz bir ailede büyüyen çocuğun kişiliğini ise sevgisizlik kuşatıyor. Sistem saflığı riyakârlığa, doğruluğu yalana, iyiliği kötülüğe dönüştürmeye çocukken başlıyor. Doğan her çocuk insanlığın değil, sistemin çocuğudur.

okumak için tıklayınız

Tahsin Yücel: Bernanos ve Balzac

Bugün Balzac’ı her açıdan bir örnek, her açıdan bir usta olarak benimseyen bir romancı kaldıysa, bu romancı Bemanos’un düşsel yazarıdır kuşkusuz, Mauvasi réve’in ünlü kahramanı Emmanuel Ganse’tır. Öyle ya, niceleri, Balzac’tan esinlendiklerini, Balzac’ı örnek aldıklarını söylemek şöyle dursun, Balzac’la kendileri arasındaki büyük uzaklığı vurgulayabilmek için bin bir dereden su getirirken, Ganse yalnızca yapıtlarında değil, yaşamında

okumak için tıklayınız

Yaşadığı dönemin başarılı bir yansıtıcısı: Balzac

BALZAC ÜZERİNE Dünya romanının büyük adlarından biri olan Balzac’ın ailesinin kökleri Tarn eyaletinin kuzeyine kadar ulaşır. Sonradan Balzac adını alan Balssa ailesi oldukça kalabalıktır.. Balssa, Oc dilinde “yüksek kaya” anlamına gelmektedir. Bir köylü ailesinden çıkmış olan babası asalet unvanı “de”yi adının başına’ kendi eklemiştir. Oğlu da bunu ömrü boyunca kullanmıştır. 1746’da doğan babası Bernard Francois Balssa, ailesinin çiftliğinde

okumak için tıklayınız

Goriot Baba – Honore de Balzac

Honore de Balzac?ın dev yapıtı ?İnsanlık Komedyası?, seksen sekiz ciltten oluşur. ?Goriot Baba? (Le père Goriot), bu büyük yapıtın bir parçasıdır. Balzac?ın kafasında ?İnsanlık Komedyası? adlı bu dev yapıtın üç bin?e yaklaşan karakterlerinin önemli bir kısmını, hem de en ilginçlerini bize tanıtır: Rastignac, Madame de Beauseant, Madame de Langeais ve birçokları, ünlü Balzac kişileri olarak

okumak için tıklayınız

Romanda tasvirin usta kalemi: Balzac

Asıl adı Honore Balssa olan Honore de Balzac aramızdan ayrılalı bugün tam 164 yıl oldu. Dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri olarak tarihe geçen Balzac, edebiyatta tasvirin ?baba?larından biriydi. ?Her büyük servetin arkasında bir suç gizlidir.? sözünün de sahibi olan yazar, Köylü İsyanı, Goriot Baba, Vadideki Zambak, İnsanlık Komedisi ve Kibar Fahişelerin İhtişamı ve Sefaleti

okumak için tıklayınız

Gizli Başyapıt – Honore De Balzac

“Olağanüstü… Balzac’ın, gerçekliğin sonsuz arayışı içindeki ressamı, sonunda kapkara bir belirsizliğin ortasında buluyor kendini. O kadar çok gerçeklik var ki, insan hepsini kucaklayayım derken karanlıkta buluyor kendini…” Pablo Picasso Balzac, en ünlü yapıtlarından biri olan Gizli Başyapıt’ta, kusursuzluğu arayan ressam Frenhofer’in olağandışı öyküsünü anlatır. Başyapıtının üstünde tam on yıl çalışan bu XVII. yüzyıl ressamı, resmi

okumak için tıklayınız

Altın Gözlü Kız – Honoré de Balzac

?Altın Gözlü Kız?, meşhur Fransız yazar Honoré de Balzac?ın ?On Üçlerin Romanı? isimli serisinin son kitabı. Hatırlanacağı gibi bu serinin daha önceki kitapları, ?Çakalların Başı Ferragus? ile ?Langeais Düşesi? adlarını taşıyordu. Yazar, Fransız burjuva sınıfına yoğun eleştiriler yönelttiği serinin elimizdeki son romanında ise, sonu tehlikeli biten bir kaçamağı hikâye ediyor. Yazar, bu hikâyeyle ördüğü romanında,

okumak için tıklayınız