Başka Bir Avrupa İçin / Avrupa?nın Ekonomik Bütünleşmesinin Sınıf Tahlili – Guglielmo Carchedi

Avrupa Birliği üzerine yapılmış, Başka Bir Avrupa İçin / Avrupa?nın Ekonomik Bütünleşmesinin Sınıf Tahlili (For Another Europe: a class analysis of European economic integration) adlı bu yetkin çalışmada, ancak toplumsal yaşamın temel birimi olarak sınıflar üzerine odaklanan bir tahlilin Avrupa?nın ekonomik bütünleşmesinin iç çelişkilerine ışık tutabileceği öne sürülüyor. Bu köktenci yaklaşımdan iki özgül tema çıkıyor: Birincisi, rekabet ve toplumsal politika, ekonomi ve para birliği, ortak tarım politikası ve göç gibi konular, alışılmışın dışında, özgün bir tarzda ele alınıyor. İkincisi, örneğin Birlik?in karar alma sürecinde çıkar gruplarının rolü gibi, standart ders kitaplarında genellikle görmezden gelinen konuların Avrupa Birliği ekonomisinin kavranmasında ne kadar önemli oldukları gösteriliyor. Dolayısıyla bu eser, hem Avrupa projesinin kavranmasına bir giriş hem de bu projenin bir eleştirisidir. Öte yandan kitap, ekonomik kutuplaşmanın ortadan kaldırılması, Avrupa?nın Üçüncü Dünya ile emperyalist ilişkilerinin yok edilmesi ve kendi kaderini kendisi belirleyebilen gerçekten demokratik kurumların yaratılması temelinde bir başka Avrupa?nın olanaklı olduğunu da öne sürüyor. Kitap, yazarın Türkçe basım için hazırladığı geniş bir ekle yayınlanıyor.
?… Avrupa Birliği üzerine Marksist perspektifle yazılmış tek ciddi kitap?? Prof. Dr. E. Ahmet Tonak

TÜRKÇE BASIMA ÖNSÖZ
Metin, zamanın yıpratıcı etkisine karşın oldukça iyi durumda. Beş yıl önce yayımlanmış olmasına karşın tüm geçerliliğini koruyor.
Yalnızca Avrupa Birliği?nin kökeni, gelişimi, işleyişi ve emperyalist doğasını değil, aynı zamanda geçmiş beş yılda gündeme gelen son gelişmeleri de anlamak ve analiz etmek için ihtiyacı olan bütün araçları okuyucuya sağlıyor. Bunların en önemlileri; uluslararası senyoraj için ABD dolarına biricik gerçek meydan okuma olarak Euro?nun ortaya çıkışı; AB tarafından kendi çıkarlarını, gerektiğinde ABD çıkarlarına karşı savunabilecek bir ordu kurma kararı; Doğu?ya doğru AB?nin genişlemesi; ve Anayasa Taslağı?nın, onaylanma
eksikliklerine karşın, imzalanmasıdır. Bu öğeler, küreselleşme ve/veya ana metinle bütünleşerek onu günümüz için güncelleyen Ekler?deki İmparatorluk ibaresine karşıt olarak, emperyalizmden hâlâ söz etmenin uygun olup olmadığı bir tartışma bağlamında analiz ediliyor.
26 Temmuz 2006

GİRİŞ
Avrupa Birliği (European Union) ekonomisi üzerine bol miktarda kitap var. Ancak bunların hemen hemen hepsi aynı kuramsal kalıpları paylaşıyor: ya neoklasik ya da Keynesçi iktisattan esinleniyor.
Elinizdeki kitap, söz konusu iktisat anlayışlarının Avrupa Birliği?nin doğuşunu ve gelişimini doyurucu bir biçimde açıklayamayacaklarını öne sürüyor. Ancak ve ancak değerin üretim ve dağılımını ekonominin temeli ve dolayısıyla sınıfları toplumsal yaşamın temel birimi olarak ele alan bir çalışma, Avrupa ekonomik entegrasyonunun gerçek kaynağı ve motoru olan içsel çelişkilere ışık tutabilir.
Bu yaklaşımdan ayırt edici iki özellik ortaya çıkıyor. Burada bir yandan Avrupa Birliği?yle ilgili ders kitaplarında genellikle ele alınan konular (rekabet ve toplumsal politikalar, Ekonomik ve Parasal Birlik, Ortak Tarım Politikası, vb.) egemen anlayışa meydan okuyan bir biçimde ele alınıyorlar. Öte yandan söz konusu ders kitaplarında görmezlikten gelinen konuların (gelişmişlik ve azgelişmişlik, Ortak Savunma Politikası?nın ekonomisi, Birlik?in karar verici süreçlerinde grup çıkarlarının rolü, vb.) kavranmasında Avrupa Birliği?nin ekonomik yaklaşımının tam bir çözümlemesinin temel önemde olduğu gösteriliyor. Sonuç olarak bu kitap, yalnızca konuyla ilgili bir giriş kitabı değil, aynı zamanda Avrupa ekonomik entegrasyonunun köktenci bir eleştirisidir.
Bu kitabın çevresinde döndüğü ana konu şudur: Avrupa Birliği, yalnızca birbirlerinden çok farklı ekonomik ve politik iktidarlara sahip, türdeş olmayan devletlerin basit bir koalisyonu değildir.
Avrupa Birliği, ne türdeş bir ekonomik bütünlük, ne de tam bir politik birliktir. Avrupa Birliği?nin 15 üyesi arasındaki ekonomik, politik, toplumsal ve kültürel farklılıklar, hiç kuşkusuz, Birlik?in en önemli iki rakibinin (ABD ve Japonya) kendi içlerindeki farklılıklardan çok daha fazladır. Doğallıkla bu durum, Birlik?in yeni bir süper güç yaratma projesinin en önemli zaafını oluşturuyor.
Yine de son kırk yıllık süreçte Avrupa Birliği, bir bütünlük olarak ortaya çıktı. Bu bütünlüğü, üye devletlerin basit bir toplamı ve bir araya gelmelerine indirgeyemeyiz. Elinizdeki kitabın odaklandığı nokta, üye devletleri birbirinden ayıran özellikler değil, söz konusu bütünlüğün ayırt edici görünümleridir. Kitabın temel tezi, Avrupa?nın ekonomik entegrasyonunu ve böylece birleşme sürecini hem oluşturan hem de sınırlayan birbirine bağlı üç olgunun varlığını öne sürmekten ibaret.
Birincisi, birleşme, Alman oligopollerinin liderliğindeki Avrupa oligopollerince ortaya atılıp teşvik edildi. Bunun sonucu olarak Avrupa Birliği, hem eski hem de yeni emperyalizmin bazı özelliklerini
kendi içerisinde yeniden üretti. İkincisi, bu süreç, Avrupa Birliği?nin üye olmayan ülkelere karşı kendi emperyalist tutkularıyla güçlü bir ekonomik blok olarak ortaya çıkmasıyla sonuçlandı. Bu durum zorunlu olarak diğer iki ekonomik liderle, ABD ve Japonya ile giderek artan çatışmalara yol açtı. Yine de bugünkü durum göz önünde tutulduğunda, içinde barındırdığı içsel politik-kültürel farklılıklar ve ABD?nin büyük askeri gücüne bağlılığı nedeniyle Birlik, hâlâ ?zayıf bir süpergüç? durumundadır. Üçüncüsü, Avrupa işçi sınıfı, Avrupa Birliği?nin oluşma sürecinden olabildiğince dışlanmıştır.
Ancak bu durum, işçi sınıfının varlığının hissedilmediği anlamına gelmiyor. Tam tersine, bütün proje, ya işçi sınıfını yatıştırmak (bkz. Ortak Tarım Politikası) ya da entegrasyon sürecinin maliyetini ona ödetmek gereksinmelerine göre biçimlendiriliyor.
Nitekim bu sürecin bazı aşamaları, 1969-74 yıllarındaki Ekonomik ve Parasal Birlik?in başlatılmasına yönelik ilk girişim sırasında olduğu gibi Avrupa işçi sınıfı tarafından ertelenmişti. Avrupa ekonomik entegrasyonu, karşılıklı etkileşim içindeki bu üç güç arasındaki egemenlik ilişkilerinin bir sonucudur.
Kitabın yapısıyla ilgili birkaç söz etmekte de yarar var. Birinci Bölüm (?Tarih, Kurumlar ve Genişlemeler?) AB projesinin başından beri birbirine bağlı iki görünüm ortaya koyduğunu öne sürüyor.
Bir yandan AB, ABD?nin dünya egemenliğine karşı çıkabilecek (olasılıkla birleşmiş, federal bir Avrupa devletinde sonlanacak) bir ekonomik güç olarak tasarlanmıştı. Öte yandan bu proje, aynı zamanda sosyalizm karşıtı bir oluşum olmalıydı. Bunun iki anlamı vardı. İlkin Birleşmiş Avrupa, Sovyet Bloku?nun yıkılması anlamına gelecekti. Aynı zamanda bu proje, II. Dünya Savaşı sonrası toplumsal hareketlerin ve Avrupa komünist partilerinin büyüyen etkilerine karşı verilecek mücadelenin bir parçası ve bileşeni olacaktı.
Böylece Avrupa, başlangıçtan beri sermayenin Avrupası olarak düşünüldü. Avrupa entegrasyonunun kuruluş felsefesi, emeğe, her zaman hesaba katılması, dikkat edilmesi ve etkisiz kılınması gereken bir düşman gözüyle baktı. Bunun sonucu olarak Komisyonlar, Parlamento ve Bakanlar Konseyi gibi kurumların da aralarında olduğu Avrupa Birliği kurumlarında emeğe yer verilmedi. Buralar, antidemokratik ve antisosyalist özelliklerin dile getirildiği ve korunduğu yerler oldular.
Birinci Bölüm, geçmiş yıllarda geçirdikleri dönüşümleri de hesaba katarak en önemli Avrupa kurumlarını sergiliyor. Böylelikle bu kurumların ve birleşmiş Avrupa?nın sınıfsal içeriği ortaya konuluyor.
Bu, bir sonraki bölümde yapılmaya çalışılacak Avrupa ekonomik entegrasyonunun farklı görünümlerinin sınıfsal içerikleri ve onların emperyalist içerik özelliklerinin çözümlenmesi için bir çerçeve sağlıyor.
Ancak Birinci Bölüm?ün aynı ölçüde önemli bir başka işlevi daha var. Avrupa karar oluşturucu kurumları, farklı ve çoğu durumda birbiriyle çelişen çıkarları dile getirmekle kalmıyorlar ; aynı zamanda bu çelişen çıkarları uzlaştırmakla da görevliler. Bu kitabın odağında ekonomik görünümler olsa da, bu ekonomik görünümlerin sağlıklı bir kavrayışı için iktisadi politikalardan doğan kurumsal oluşumlar hakkında da en azından asgari bir tanışıklık gerekiyor.
Bu nedenle Birinci Bölüm, AB konusunda sağlıklı bir anlayışa ulaşmak bakımından bir temel oluşturuyor.
İkinci Bölüm (?Ekonomik Entegrasyonun İdeolojisi?), Avrupa ekonomik entegrasyonu konusunda oldukça ayrıntılı bir inceleme gibi görünebilir. Ancak bu konu, yaşamsal önemdedir. Bu kitabın anahtar önermelerinden birisi, egemen iktisadın tek başına Avrupa?nın birleşme sürecini açıklayamayacağıdır. İkinci Bölüm?ün  esas görevi, bu noktayı açıklığa kavuşturmaktır. Konuyu daha da açarsak, Avrupa ekonomik entegrasyonuyla ilgili metinler, üç aşağı beş yukarı aynı konuları ele almakla yetinmiyorlar yalnızca. Bunlar aynı zamanda bu konuları egemen neoklasik ya da Keynesçi iktisat  anlayışlarının ana doğrultularıyla ele alıyorlar. Dolayısıyla bu kitabın
temel amacı şunları sağlamaktır: (a) aynı konuları (bunların yanı sıra diğer konuları da) Marksist bir açıdan ele almaya bir başlangıç yapma; (b) aynı zamanda konudan konuya bir eleştiriyi ortaya  koyup egemen temel yaklaşımı çürütme.
Titiz okur, sunulan yaklaşımları kıyaslayabilecek ve her konuyla ilgili olarak öne sürülen açıklamaların geçerliliğini sorgulayabilecektir.
Bu bölüm, aynı zamanda standart metinlerde görülen ?saf? ekonomik entegrasyon kuramını ele alan geleneksel bir bölüm. Söz konusu ?saf? kuramı çürütmek için, okuyucudan egemen iktisadi anlayışın temellerini göz önünde tutması isteniyor. Okuyucunun bu işin üstesinden gelmesini kolaylaştırmak için ona hazır kavramlar sunulmuyor; bu kavramlar gereklilik ortaya çıktığında açıklanıyor.
İkinci Bölüm, neoklasik anlayışın ekonomik entegrasyonu ele alışıyla ilgili kirli çamaşırlarını ortaya sererek konuyla ilgili alternatif, Marksist bir anlayışa yolu açıyor.
Üçüncü ve Dördüncü Bölümler uluslararası değere el konulması, uluslararası fiyatların oluşumu, uluslararası ticaret, dünya ekonomisinin iki büyük ekonomik blok biçiminde kristalleşmesi ve teknolojik gelişmenin farklı düzeyleri arasındaki ilişkileri ele alıyor.
Üçüncü Bölüm (?Avrupa Ekonomik Entegrasyonu Üzerine Bir Değer Kuramı?), değer ve artı değer üretiminden yola çıkılarak geliştirilen kapitalist üretimin Marksist kuramıyla başlıyor. Bu kuram, hem ekonomik krizler ve çevrimlerle, hem de uluslararası fiyatların oluşumuyla ilgili kuramların temelini oluşturuyor. Döviz kurlarıyla ilgili kuramın, farklı ulusal paraların değişim oranlarını düzenleyen bir teknik düzenleme olmanın çok ötesinde, teknolojik açıdan geri kalan girişimciyi cezalandırırken yenilikler yapan girişimciyi mükafatlandıran bir mekanizma olarak ele alınması özellikle çok önemli.
Değere el konulması açısından konuya bakıldığında devalüasyon ve revalüasyonlar, dışalımcılar ve dışsatımcılar üzerinde sadece uygun (ya da uygun olmayan) etkiler yapmakla kalmazlar. Bunlar  aynı zamanda teknolojik açıdan geri kalanlardan teknolojik yenilikçilere uluslararası değer akışını (el konmasını) olanaklı kılarlar.
Bu değere el konulma süreci, kapitalist sistemin temel hareket yasalarından birisidir. Bu, aynı zamanda uluslararası para ve borsa krizlerinin çözümlenmesi için bir çerçeve sunmaktadır. Ekonomik entegrasyon, bu tarihsel arka plana dayanmaktadır. Bu durum, entegrasyonun itici gücünün karşılaştırmalı üstünlüklerin sağladığı başarılarla hiçbir ilgisinin olmadığını gösteriyor. Tam tersine, hem ekonomik entegrasyon, hem de uluslararası ticareti teşvik eden itici güç, sermayenin, gerekirse ülke dışında, yüksek kâr oranlarını gerçekleştirme gereksinimidir.
Dördüncü Bölüm (?Ekonomik ve Parasal Birlik? -EPB-) [?The Economic and Monetary Union? (EMU)] bir önceki bölümün mantıksal bir sonucudur. Bu bölümde, EPB?nin en önemli ekonomik bloklardan birisi olarak AB?ye belli bir üstünlük ve teknolojik rekabet gücü sağladığı öne sürülüyor. EPB, AB emperyalizmi tarafından ABD emperyalizmine yöneltilen ilk gerçek tehdit olarak görülebilir.
Bu, AB özgülünde ve AB?nin rekabet düzeyi göz önünde tutularak yapılacak farklı emperyalizm tipleri konusunda bir tartışmayı gerektiriyor.
Bu bölümde, oligopoller ve oligopolistik rekabet tanımlanıyor, AB?nin rekabet politikası çözümleniyor ve bu politikanın Avrupalı oligopoller yararına olduğu ortaya konuyor. EPB?nin, Alman oligopollerinin liderliği altında Avrupa?nın ileri (yani oligopolistik) sermayesinin çıkarlarına hizmet eden bir işlev gördüğü gösteriliyor.
EPB?nin maliyetini Avrupalı işçilerin yüklendikleri gösterildikten sonra zayıf sermayelerin ve ülkelerin neden bu projeye katılmaya istekli olduklarıyla ilgili bir değerlendirme yapılıyor. Son olarak euro?nun ABD doları için gerçek bir meydan okuma durumuna gelmesinin koşulları ele alınıyor.
Beşinci Bölüm (?Euro?nun Jeopolitiği?), EPB çözümlemesini sürdürüyor. Ancak bunu jeopolitik bir bağlama oturtuyor. Ana tema, uluslararası senyöraj aracılığıyla değere el konulması. Ulusal ve uluslararası senyöraj açıklandıktan sonra, özellikle Latin Amerika referans alınarak tam dolarlaşma konusu çözümleniyor. Ardından da dolarlaşmanın doların rakibi konumundaki euronun yükselişini dengelemek için ABD?nin kullandığı stratejilerden birisi olduğu sonucuna ulaşılıyor.
Altıncı Bölüm (?Ticaret, Gelişme ve Savaşlar?), serbest ticaretin genelleştirilmesi yoluyla sanki evrensel karşılaştırmalı üstünlüklerden yararlanmayı kolaylaştırmayı hedeflemiş gibi kendilerini göstermelerine karşın uluslararası ticaret örgütleri ve antlaşmaların, gerçekte nasıl dünyanın en güçlü ülkelerindeki ticari sermayenin kârlarını en çoğa çıkartma çabalarını maskelemek için kullanıldıklarını ele alıyor. Bu bölüm ikinci olarak, bir yanda AB ile diğer yanda (kapitalist) gelişme eksikliği içindeki ülkeler ve bu ülkelerdeki bağımlı gelişmeler arasındaki güç ilişkilerini inceleyip çözümlemeye çalışıyor. Son olarak da, diğer ülkeler üzerine dayatılan Birlik?in ticaret ve (az) gelişme politikalarının bir aracı olarak AB?nin askeri gücünü (Batı Avrupa Birliği) ele alıyor. Bu incelemeden çıkan sonuca göre bütün ekonomik gücüne karşın AB, yalnızca politik türdeşlikten yoksunluk yüzünden değil, aynı zamanda askeri güç olarak da ciddi zayıflık içinde olduğundan ABD dolarının yerine euro?yu geçirebilmeyi başaramıyor. Yine de yakın bir gelecekte euro, doların en önemli rakibi olabilir.
Yedinci Bölüm (?Ortak Tarım Politikası?) [The Common Agricultural Policy- CAP], AB bütçesinin son derece yüksek bir oranını (yaklaşık %50?sini) oluşturan tarım politikalarını ele alıyor.
Bölüm, Ortak Tarım Politikası (OTP)?nı birkaç dönemde inceleyerek başlıyor. AB içinde değere el konulması göz önünde tutularak tarım oranlarındaki değişiklikler çözümleniyor. Ardından OTP tarafından teşvik edilen sermayenin merkezileşmesi ve yoğunlaşması sürecinde kazananlar ve kaybedenler sorunu mercek altına alınıyor. Daha sonra uluslararası besin fiyatlarının oluşmasıyla dünyadaki açlık arasındaki ilişki çözümlenip bu çözümlemenin Avrupa?nın tarımsal korumacılığıyla ilgili değer kuramıyla ilişkisi ele alınıyor. OTP ile çevre arasındaki ilişkiler incelenerek bazı sonuçlara varılıyor.
Kitabın sonraki kısmı, AB?nin toplumsal politikalarıyla ilgili. Bu toplumsal politikalar, Sekizinci Bölüm?ün konusunu oluşturuyor. Emek güçleri için önemli olan işsizlik, toplumsal yozlaşma, gelirlerdeki adaletsizlik, bölgesel eşitsizlikler, çevrenin tahrip edilmesi ve ırkçı çatışmaların ortaya çıkması gibi göstergelere odaklanıldığında bu konularda AB?nin performansı gerçekten son derece yetersizdir.
Eşitlikçi hareketlerin ortaya çıkıp işçilerin militanca davrandıkları kritik dönemler dışında Birlik için toplumsal politika, genelde ikincil önemde bir konudur.
Kısacası bu bölüm, göç olayları, bölgeler, iş alanları açma, yeniden dağıtım gibi konularla ilgili politikalara odaklanıyor. Schengen Sistemi?ne dikkat çekiliyor. Bu sistemin iki çarpıcı özelliği, yani toplumsal kontrol ve yabancı kaçak işgücünün suçla özdeşleştirilmesi, vurgulanıyor. Bu bölümde, yabancı düşmanlığını ve ırkçı toplumsal değerleri kabul etme yerine, Avrupa emekçilerinin, genel olarak emeğin daha büyük oranda temsil edilmesi ve katılımcı iktidara kavuşmasının bir aracı olarak ?yabancı? işgücü için daha büyük temsil ve katılımcı iktidar için baskı oluşturmaları gerektiği tezi geliştiriliyor.
Son olarak Dokuzuncu Bölüm?de bu çalışmadan çıkan sonuçlar ortaya konuluyor. Dayanışmacılık, eşitlikçilik ve kendi yazgısını kendisi belirleyen özgür irade üzerinde yükselen toplumsal ilişkiler temelinde farklı bir Avrupa?nın inşa edilebileceği öne sürülüyor.
Yalnızca bu ilkelerden esinlenen toplumsal ve ekonomik politikalarla Avrupa emek güçlerinin salt savunmacı anlayış ve politikalardan daha ötelere yönlendirilebileceği belirtiliyor. Dahası bu politikaların son derece uygun politikalar oldukları öne sürülüyor. Evet, bunlar bir ütopyadır; ancak gerçekleştirilebilir bir ütopya! Başka bir Avrupa mümkündür. Öyle bir Avrupa ki, toplumsal ve ekonomik kutuplaşmaların arttığı değil, azaldığı; dünyanın bağımlı ülkeleriyle Avrupa?nın emperyalist ilişkilerinin güçlendiği değil, ortadan kalktığı ve en aza indiği; bürokratik yürütmeyi ve yasamayı çoğaltan değil, kendi yazgısını kendisinin belirleyeceği gerçekten demokratik organlara sahip; kapitalist ilişkiler ve pazar tarafından bencilliği kutsanan değil, dayanışmacı yönü gelişkin bir Avrupa! Avrupa?nın birleşme süreci ilerlerken onun etkileri Avrupa?daki büyük halk kitleleri tarafından giderek artan bir biçimde hissediliyor.
On yıllardır süren, yığınlar tarafından kayıtsızlıkla ve yer yer dirençle karşılanan bu proje, bugünlerde giderek artan bir biçimde sorgulanıyor. Çalışma ve yaşam koşullarını kötüleştiren bu gidişin faturasını kimler ödeyecek? Yanıtı aranan soru bu.
Önünde sonunda elinizdeki bu çalışmanın başarısı, yalnızca bu Avrupa?nın reddedilmesi gerektiğini ve bir başka Avrupa?nın olanaklı olduğunu gösterip gösteremediğine değil, aynı zamanda alternatif bilincin yaratılmasına ve sermayenin Avrupasına karşı direnerek, emeğin Avrupası için mücadele eden hareketlerin güçlenmelerine ne ölçüde katkıda bulunduğuna da bağlıdır.

E. Ahmet Tonak’ın (Prof. Dr., İstanbul Bilgi Üniversitesi) 11/09/2009 Tarihli Radikal Gazetesi Kitap Eki’nde Yayınlanan “Marksist gözle AB” Adlı Yazısı
Başka Bir Avrupa İçin: Avrupa?nın Ekonomik Bütünleşmesinin Sınıf Tahlili?nin adından niyeti anlaşılıyor: Avrupa Birliği (AB) denen oluşumun aşılmasını, başka bir Avrupa yaratılmasını amaçlayan siyasetlerin duydukları sınıf tahlili ihtiyacını gidermek. Bu vesileyle de AB çalışmalarının bilerek ya da farkında olmadan benimsediği egemen iktisat teorilerinin aczini göstermek. Marksist iktisatçı Guglielmo Carchedi?nin ilk baskısı 2001?de İngilizce olarak yapılan bu önemli kitap nihayet Türkçede. Özellikle ülkemizde AB?ye katılma konusunun yarattığı kamplaşmalar, bu meyanda geçen tartışmalar dikkate alındığında Carhedi?nin kitabının çok önemli bir boşluğu dolduracağı kesin.
Bilindiği gibi, AB?ye katılımı savunanların tezlerini dayandırdıkları temel eksen Türkiye?nin demokratikleşme, sivilleşme ihtiyacı. AB?ye katılıma eleştirel bakanların ise genellikle vurguladıkları AB?nin kapitalist ve emperyalist karakteri. Bu kampların iddialarının haklılık değerlendirmesine girmeden en azından şunu söylemek mümkün: görünürde, tezlerden biri siyasi boyuta ağırlık verirken, diğeri eleştirilerini daha çok iktisadi yapıya yöneltiyor. Bu gözlemimizle tabii ki, siyasi değerlendirmelere biraz iktisat, iktisat vurgulu olanlara da biraz siyaset katılsaydı tartışmaların kalitesi yükselirdi demek istemiyoruz. Burada belirtmek istediğimiz, AB sürecinin yetkin, kapsamlı bir tahlilinin, kapitalist ekonomik dinamikleri merkezine alan, sınıf perspektifi ile siyasi ve kurumsal gelişmeleri de içeren bir teorik yaklaşımı gerektirdiği. Bu yaklaşımın adı bellidir: Marksist ekonomi politik.
AB çalışmaları: sanayi kolu
Carchedi, formasyonu itibariyle, bu teorik çerçevenin AB?ye uygulanışını çok sağlam bir biçimde yapabilecek az sayıda Avrupalı Marksist teorisyenlerden biri. Kitabın ilk sayfalarından itibaren Carchedi?nin Marksist ekonomi politik literatürüne hakimiyeti, hem burjuva iktisat teorilerini eleştirirken hem de günümüz kapitalizminin farklı veçhelerine emek değer teorisini uygularken gösterdiği maharet hemen dikkati çekiyor.
Üniversitelerdeki iktisat, siyasal bilim ve uluslararası ilişkiler disiplinlerinden beslenerek adeta bir ?sanayi? kolu haline gelen AB çalışmalarının bu displinlerdeki hakim, standartlaştırılmış ekollerden fazlasıyla nasibini alması kaçınılmazdı. Carchedi?nin de kitabının ?Giriş?inde belirttiği üzere AB üzerine olan kitapların neredeyse tamamı ?ya neoklasik ya da Keynesçi iktisat? teorisine dayanıyor. Oysa, AB iç çelişkileri olmayan, kapitalizmin dinamiklerinden azade bir oluşum olmadığına göre ?[a]ncak ve ancak değerin üretim ve dağılımını ekonomik temel.. ve dolayısıyla sınıfları toplumsal yaşamın temel birimi olarak ele alan? bir yaklaşımla doyurucu bir biçimde çözümlenebilir.
O zaman bu yaklaşımın kitabın yapısına nasıl yansıdığına, hangi konuların ele alındığına bakmakta yarar var. 1. Bölüm?de AB?nin ana kurumları ve karar alma süreçleri ile ilgili temel bilgiler veriliyor. 2. Bölüm?de Carchedi?nin egemen iktisat anlayışıyla hesaplaşmasını görüyoruz. AB?nin hem başlangıcı itibariyle hem de son tahlilde bir ekonomik birliktelik olması yüzünden, ortaya çıkışının, varlığının nasıl meşrulaştırılarak açıklandığının, iktisadi teorik dayanaklarıyla bilinmesi gerekiyor. Bilme var, bilme var. Carchedi?ninki mesafeli ve eleştirel. Uluslararası ticaret alanının sorgulanmaksızın kabul gören Ricardocu karşılaştırmalı üstünlükler ve fırsat maliyetleri teorileri ile Hecksher -Ohlin teoreminin eleştirel bir biçimde ele alınışını okuyoruz bu bölümde. Öyle ya, uluslararası ticaret herkesin yararınadır, gelişmesi için gümrük duvarları v.s. gibi ne varsa yıkılmalıdır diyenlerin, neyi mesnet aldıklarını anlamak lazım. Ekonomik Entegrasyonun İdeolojisi başlıklı bu bölüm, teorilerin, teoremlerin iç tutarlılıklarını, gerçek dünya ile ilişkilerini, kimin, niçin ve ne şekilde serbestleştirilmiş ticari ilişkilerden avantaj sağladığını kavrama ihtiyacı duyanların özellikle yararlanacağı bir bölüm.
Hakim iktisat anlayışının ne uluslararası ticareti ne de ekonomik entegrasyonu açıklayamadığını söyleyen Carchedi?nin kendi alternatif teorik çerçevesi ile emek değer teorisini yaratıcı bir biçimde kullandığı 3. Bölüm?de tanışıyoruz. Marksist emek değer teorisine aşina olanlar için bile orjinal sayılabilecek bu kısım kitabın teorik olarak da ağırlık merkezi. Burada Marksist teorinin nispeten bakir alanları olan uluslararası düzeyde fiyat formasyonu, kur hadlerinin belirlenmesi, emek değer kategorileriyle yapılan makroekonomik ampirik çalışmalar, eşitsiz mübadele gibi konular ele alınmış.
Kitabın geri kalan bölümleri öncekiler kadar teorik donanımı gerektirmiyor. Bu durum ele alınan konuların başka kitaplarda tatmin edici bir biçimde ele alındığı veya Carchedi?nin bu kısımlarda daha az orjinal olduğu şeklinde yorumlanmamalı.

Kitabın Künyesi
Başka Bir Avrupa İçin / Avrupa?nın Ekonomik Bütünleşmesinin Sınıf Tahlili
(For Another Europe: a class analysis of European economic integration)
Guglielmo Carchedi
Çeviri: Mustafa Topal
Yordam Kitapları
Basım Tarihi : 07 – 2009
Sayfa Sayısı : 520

İçindekiler
TÜRKÇE BASIMA ÖNSÖZ
GİRİŞ
BÖLÜM 1
TARİH, KURUMLAR VE GENİŞLEMELER
1.1 Avrupa Bütünleşmesinde Üç Perspektif
1.2 Avrupa Birliği?nin Ana Organları
1.3 Avrupa Birliği?nde Karar Alma Süreci
1.4 Demokrasi Sorunu
BÖLÜM 2
EKONOMİK ENTEGRASYONUN İDEOLOJİSİ
2.1 Ticaret ve Uzmanlaşma
2.2 Gümrük Vergileri ve Ticaret
2.3 Denge Safsataları
BÖLÜM 3
AVRUPA EKONOMİK ENTEGRASYONUYLA İLGİLİ BİR DEĞER KURAMI. 104
3.1 Kârlar, Ticaret ve Entegrasyon
3.2 Avrupa Topluluğu Antlaşması?nın Yanılsamaları
3.3 Uluslararası Fiyatlardan Para Bunalımlarına
BÖLÜM 4
EKONOMİK VE PARASAL BİRLİK
4.1 Eski ve Yeni Emperyalizm
4.2 Avrupa Birliği?nde Rekabet
4.3 Ekonomik ve Parasal Birlik ve Euro
BÖLÜM 5
EURONUN JEOPOLİTİĞİ
5.1 Giriş
5.2 Dolarlaşma ve Senyoraj
5. 3 Dolarlaşma ve Toplumsal Sınıflar
5.4 Euro ve Dolarlaşma
BÖLÜM 6
TİCARET, GELİŞME VE SAVAŞLAR
6.1 Avrupa Birliği ve Dünya Ticareti
6.2 Avrupa Birliği ve Bağımlı Gelişme
6.3 Avrupa Birliği ve Ortak Savunma Politikası
BÖLÜM 7
ORTAK TARIM POLİTİKASI
7.2 Tarımsal Fiyatlar, Korumacılık ve Dünyada Açlık
7. 3 Ortak Tarım Politikası ve Çevre
BÖLÜM 8
TOPLUMSAL POLİTİKA
8.1 Zenginlik Ortasında Yoksulluk
8.2 Birlik?in Toplumsal Politikası
8.3 Yeniden Dağıtımın Yoksulluğu
8.4 İstihdam Politikaları
8.5 Bölgesel Politikalar
8.6 Göç Politikaları
BÖLÜM 9
SONSÖZ
KAYNAKÇA
TÜRKÇE BASIM İÇİN EK
I) Giriş
2) Küreselleşme, İmparatorluk ya da 21. Yüzyıl Emperyalizmi mi?
3- Nice Antlaşması ve Doğu?ya Doğru Genişleme
4) Anayasa Taslağı
5) Euro ve AB?nin Militarize Olması
KAYNAKÇA
DİZİN

Guglielmo Carchedi Hakkında Kısa Bilgi
Amsterdam Üniversitesi İktisat ve Ekonometri Bölümü?nde öğretim üyesidir. Frontiers of Political Economy ve Marx and Non-Equilbrium Economics, yazarın yayınlanmış önceki kitaplarıdır.

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Politika
Kentsel Çelişki ve Siyaset / Kapitalist Kentleşme Süreçlerinin Eleştirisi – H. Tarık Şengül

H. Tarık Şengül ?Kentsel Çelişki ve Siyaset? başlıklı elimizdeki eserinde, kapitalist kentleşme süreçlerini eleştirel bir bakışla inceliyor. İşlediği konuyu, siyasal...

Kapat