‘Beni ölünce onun yanaklarındaki gamzelere gömsünler’ Oğuz Atay

Adı Oğuz Atay. 12 Ekim 1934’te İnebolu’da doğdu. Yaşasaydı bu yıl 80 yaşında olacaktı. Ama o 13 Aralık 1977’de 43 yaşında, beynindeki ur yüzünden öldü. (Banyoda öldüğü, ölmeden 15 dakika kadar önce kendine seslenen arkadaşına “Henüz ölmedim” diye yanıt verdiği söylenir) Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademi Harita Kadastro Bölümü Ölçme Bilgisi Kürsüsünde öğretim görevlisiydi. Öldüğünde iki yıllık doçentti. Topografya adlı bir ders kitabı da var. Ama onun asıl ünü edebiyat dalındaki kitaplarından doğmuştur.

“Çok yönlü bir aydın ve modernist bir yazar” olarak tanınmasında Tutunamayanlar adlı romanı rol oynamıştır. 1971-72 yıllarında Sinan yayınları tarafından basılan iki ciltlik kitabı 1930-1960 döneminde Türkiye toplumu aydınların ve kurumların eleştirisiyle, gözlemlerin izlenim ve çağrışımların “alıntılanan iç konuşmalar” ve göndermelerle anlatılır. Taşlamalar ve klasiklere göndermelerin yoğunluğu, yazarın mesajını değişik anlatıcılarca aktarmak için “dış diyalog, iç konuşma ve iç diyaloğ”un birbirine örüldüğü bir tiyatro sahnesi yöntemi uygular. 1970 TRT Roman Başarı Ödülü alan bu roman başarısızlığa özendirmekle eleştirilmiştir. Atay, başarısızlığı övdüğü eleştirisine ve romanın kahramanının kimliğine ilişkin bir soruyu şöyle yanıtlar :
“Selim Işık, birçok tutunamayanın bileşkesidir. İntihar eden bir arkadaşım, Ural var; ama bütünüyle Selim Işık o kadar değil. Belki ben varım (Bu cümleyi yazmayın). Adlarını yazmanın sakıncalı olduğu birçok arkadaşım var. Herkesin ‘tutunan’ olmak istediği bir ülkede tutunamayanlığı seçen Selim Işık’la yakınlığının olması birçok kimseye dokunur diye onların adlarını saymak istemiyorum. Selim öldü. Selimlik de ölmüştür. Başarının insanı sevimsizleştirdiğini yazmıştım bir yerde; fakat tutunamayanlığın sevimliliğine de kimsenin yanaşmadığını görüyorum. Neden yanaşsınlar? Bir arkadaşımın dediğine göre, ben romanda herkesi bir bakıma tutunamayanlığa çağırıyormuşum. Henüz bir karşılık alamadım.”
İkinci kitabı Tehlikeli Oyunlar’da da ( 1973) Tutunamayanlar gibi iç konuşmalara oldukça sık rastlanır. Romanın kahramanı Hikmet’in yaşamının düş mü gerçek mi olduğu netleştirilmez. Eleştirmenler “Düşle gerçeğin birbirine karışması, üst kurmacanın kurgunun ana ilkesi olması” yüzünden Tehlikeli Oyunlar’ı postmodernizmin Türk edebiyatındaki ilk örneği sayarlar. Öykülerini Korkuyu Beklerken adıyla 1975’te kitaplaştıran Atay, Prof. Mustafa İnan’ın (1911-1967) hayatını da Bir Bilim Adamının Romanı adıyla 1975’te yayımladı.
1973 yılında yayımlanan Oyunlarla Yaşayanlar Devlet Tiyatrosunda sahnelendi.
Oğuz Atay’ın kitapları tartışmalar yarattıysa da o sağken ikinci baskı yapmadı. Okuruna Korkuyu Beklerken’de sorduğu sorduğu alaycı “Ben buradayım sevgili okuyucum sen neredesin acaba” sorusu ancak öldükten sonra karşılık buldu. Kitapları defalarca basıldı. Ayrıca 1987’de Günlük, 1998’de Eylembilim adlı kitapları yayımlandı. Yıldız Ecevit’in hazırladığı yaşam öyküsü Ben Buradayım – Oğuz Atay’ın Biyografik ve Kurmaca Dünyası da 2005’te basıldı.
Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’da ( adı Hamlet’in soytarısı Yoric’e onca benzeyen içsesi ) Olric’e dile getirdiği isteğini anımsarsak, onu bir genç kadının (Ofelya mı acaba) gamzesinde arayabiliriz: “ – Beni ölünce onun yanaklarındaki gamzelere gömsünler Olric..” Olric ise kendine tutkunlara gülümsemeyen kadınlardan hoşlanmaz. “- Siz öldükten sonra gülecekse, külleriniz Okyanusa daha çok yakışır efendimiz…”
Ne dersiniz Oğuz Atay nerededir şimdi?

OĞUZ ATAY ANILIYOR

Oğuz Atay yarın Kadıköy Belediyesinin Sanat Kütüphanesi Salonunda saat 15.00’te başlayacak bir söyleşi ile anılacak. Moderatörlüğünü Gülenay Börekçi’nin yaptığı söyleşide; Ahmet Ergenç, Birgül Oğuz, Erdem Şenocak ve Hilmi Tezgör, Atay’ı ve yapıtlarını ele alan konuşmalarıyla yer alacak.

Sennur Sezer
www.evrensel.net, 13 Aralık 2014

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler, Edebiyat Haberleri
Yusuf Ziya Bahadınlı : Işıklı insanın romancısı – Müslüm Kabadayı

29-30 Kasım 2014’te İzmir Foça’da düzenlenen “Köy Enstitüsü’nden Doğan Edebiyat” konulu çalıştayda sunmak üzere hazırladığım bu metnin girişinde, eğitim tarihimizin...

Kapat