Kategori: Sennur Sezer

‘Beni ölünce onun yanaklarındaki gamzelere gömsünler’ Oğuz Atay

Adı Oğuz Atay. 12 Ekim 1934’te İnebolu’da doğdu. O, 13 Aralık 1977’de 43 yaşında, beynindeki ur yüzünden öldü. (Banyoda öldüğü, ölmeden 15 dakika kadar önce kendine seslenen arkadaşına “Henüz ölmedim” diye yanıt verdiği söylenir) Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademi Harita Kadastro Bölümü Ölçme Bilgisi Kürsüsünde öğretim görevlisiydi. Öldüğünde iki yıllık doçentti. Topografya adlı bir ders

okumak için tıklayınız

Ömer Hayyam adındaki matematikçi – Sennur Sezer

Gıyaseddin Ebûl Feth Ömer bin İbrahim’el Hayyam ya da Ömer Hayyam fizik, matematik, astronomi ve felsefe dallarında eserler vermiş bir İranlı bilgindir. 18 Mayıs 1048’de Nişabur’da doğmuştur. Doğum tarihinin tam olarak bilinmesi Hayyam’ın takvim uzmanı olması ve kendi doğum tarihini araştırıp saptaması yüzündendir. Miladi ve Hicri takvimlerden daha “hassas” sayılan Celali takvimini düzenlemiştir. 4 Aralık

okumak için tıklayınız

Kerem İle Aslı, Sennur Sezer

?Biz deriz ki; yüzyıllardır hem dildedir, hem teldedir, hem de kâğıt üstündedir Kerem ile Aslı?nın hikâyesi. Kerem de Aslı da artık gerçektir. Bizim yapacağımız bir kez daha bu hikâyeyi anlatmaktır. Bizim sazımız yok ki, tele dökelim, sesimiz yetmez ki dile dökelim. Hem dil yorulur, hem tel kırılır. Ama ne kalem unutur ne kâğıt. Hele kitap,

okumak için tıklayınız

Sözlü tarih belgelerinden biri: Ağıtlar dile geldi 1915-2015

Tarih denildiğinde ülkemizde neredeyse akan sular durur ama bilimin gerektirdiği “neden, nasıl, ne zaman” sorularının sorulmasına pek rastlanmaz.Hemen her öğrenci padişah eşlerinin kölelerden geldiğini söyler, hepsi nikahsızdır. Ancak Anadolu beyliklerinden görücü gönderilerek alınan bey kızı gelinler, onların çeyiz olarak Osmanlı’ya verdiği toprakları da kimse anmaz.O tür evlenmelerden neden cayıldığı da.

okumak için tıklayınız

Talip Apaydın çiftçisiydi umudun

Köy Enstitülüydü. Edebiyata hayatın sesinin bir başka yankısını getirmişlerdi. Hangisi eksilse canım yanıyor. Bu kez Talip Apaydın eksildi. Çok yandı canım. Onlar umudun çiftçileriydi. Aydınlığın savaşçılarıydılar. Çünkü yetişirlerken iş içinde eğitimin, sanatla bilimin yan yana olduğu bir ortamın öğrencisi olmuşlardı. Köy Enstitüleri öğrencisi ve mezunuydular. Bir bölüğü yazar oldu. Edebiyata kırın, sömürünün dinle örtünmüş yanının

okumak için tıklayınız

Ortak tarihten doğan yabancılar – Sennur Sezer

Ortadoğu tarihinde ülke olarak payımız olmasına karşın Ortadoğu edebiyat ve sanatına yabancı olduğumuzu rahatça söyleyebiliriz. Neval el Saddavi yıllar öncesinden en iyi tanıdığımız tek Mısırlı yazar. Kadın toplantılarından birindeki konuşmalarını unutmam olası değil. Necip Mahfuz?un Nobel alışı bize Ortadoğu?dan bir kapı aralar diye düşünüldüyse de bu kapı umduğumuz kadar geniş olmadı. 2011?de Necip Mahfuz?un 100.

okumak için tıklayınız

“Acılarımız üstüne cenneti kuranlara”

Şair ve Gravürcü William Blake (1757-1827), Sanayi Devrimi?nin çocuklara yönelik acımasız uygulamalarını anlatır. Varlık Yayınevi bu günlerde Blake?in şiirlerinden Tozan Alkan?ın yaptığı bir seçkiyi yayımladı: Kehanetin Gölgeleri. Varlık Yayınevi bu kitabın Türkçedeki en kapsamlı Blake şiirleri seçkisi olduğunu açıkladı. İngiltere?nin sanayi devriminde, genç nüfusta patlama olduğu dönemde çocuklar çırak olarak köle gibi satılıyor, bunlardan bazıları

okumak için tıklayınız

?Şahmaran? – Mehmet Özçataloğlu

Çocukluğumda annemden dinlediğim masalları anımsadım. Devler, cinler, periler, aslanlar, kaplanlar? Soluğumu tutarak dinlerdim anlattıklarını. Uyku öncesi ise göz kapaklarımın ağırlığına direnirdim, sonuna kadar gelebilmek için masalın. O masallar bambaşka bir dünyaydı benim için. Hayaller ülkesine gidişti. Yok ülkelerde var olmaktı. ?Masal anlatılmadı/ Duymadık hiç/ Çocuktuk/ Ya ağlar yatardık/ Ya yattığımız yerde kalırdık.? Ozan Efe?nin bu

okumak için tıklayınız

Keçi (Zanlı, Kurban, Cefakar) – Ömer F. Oyal

Keçi… İnsanlığın en eski dostlarından biri. İlk evcilleştirilen hayvanlardan biri. Ancak keçinin gerçekten evcilleşip evcilleşmediğine karar vermek biraz zor. O hem biraz evcildir hem de değildir. Hem insanla iç içe bir yaşam sürer hem de aslında başına buyruktur. Keçi güdülemez, sürünün liderini izler o kadar. Tabii o da yaşlı bir tekedir. İnsana olan bu yakınlığa

okumak için tıklayınız

?Çocuklar insandır? – Sennur Sezer

Yaşar Kemal dünyada eşine az rastlanan destan yaratıcı yazarlardandır. Yaşananların nabız sesleri duyulur yazdıklarında. Bu yüzden yalnız öykülerini, romanlarını değil röportajlarını da hayatın baş döndürücü temposuyla okursunuz. Yaşar Kemal?in çiçekleri, kuşları ve çocuklarla ihtiyarları bütün varlıklardan; bu seçkin varlıklar için yazdıkları da bütün öteki yazdıklarından daha önemlidir. Çünkü o çocuk damarını köreltmemiş ender insanlardandır.

okumak için tıklayınız

İstanbul?un kokusu – Sennur Sezer

Marc Levy 1950?lerin Londrası?na İstanbul?u ekliyor. Yazar, Alice?in evinde içip şarkı söyleyen grupla onların gürültüsünden rahatsız olup kapıya dikilen komşu Daldry?den bir geçmiş öyküsü çıkarıyor. İstanbul, hele 1950?lerin İstanbulu, dünyanın neresinden gelmiş olursa olsun yabancıları büyüler. Bu şehir 1950?lerde geçmişiyle ilgili binalarına, sokaklarına fazla dokunulmamış bir şehirdir. Şehrin bütün semtlerinde köşeyi her döndüğünüzde cumbalı bir

okumak için tıklayınız

Sürgün acısının gölgesi – Sennur Sezer

William Saroyan, ?Bu içinde nefret olmayan bir hikâyedir, çünkü nefret ve ölüm birbirinin eşidir; oysa bu, yaşamın hikâyesidir? diyor Surmelian?ın kitabı için. Leon Zaven Surmelian 1905?te Trabzon?da doğmuş, 1995?te Los Angeles?te ölmüş. Yazdığı roman, Soruyorum Size Hanımlar ve Beyler kendi yaşamının edebiyata yansıması. Bu yaşamın içinde ?tehcir?, sürgün, savaş, işgal, açlık var.

okumak için tıklayınız

Kitapların tanıklığıyla gülümsemek – Sennur Sezer

Günler ?bıçak sırtı? diye tanımlanan zorluklarla akıyor. Coğrafyamızda tarımın üreticiliğinden kopmuş bir ülkenin trajikomikliğini yaşıyoruz. Büyük ve küçükbaş hayvanları kışın besleyeceğimiz kuru ot yurdumuzun dışındaki ovalardan dağlardan toplanmış… Süt para etmediğinden sağılır hayvanlar kesime yollanıyor. Bir zamanlar ekmeğe katık edilen soğan, sarımsak da yurt dışından geliyor, ekmeğin yapılacağı un da. Aklınıza gelecek her türlü yiyecek

okumak için tıklayınız

Sözcüklerin gücü – Sennur Sezer

15 Kasım ?Dünya Hapisteki Yazarlar Günü?dür. Ben de Türkiye Yazarlar Sendikası ve Uluslararası PEN Türkiye Merkezi üyesi olarak şu satırlarla sona eren bir davetiye aldım: ?Pek çok aydının tutuklu, hükümlü ya da yargıda olduğu günümüzde 15 Kasım Hapisteki Yazarlar Günü özel bir önem taşıyor. 15 Kasım Cuma 11.00?de İstanbul Tabip Odası toplantı salonunda Türkiye Yayıncılar

okumak için tıklayınız

Yirmi birinci yüzyılın insanlarına – Sennur Sezer

Hasan İzzettin Dinamo şiirleriyle hep geleceğe seslenmiştir. Ölümünün yirmi beşinci yılında seçme şiirleri yayımlandı. Kitapta Dinamo?nun kendi sesiyle şiirlerin yer aldığı bir CD de var. Hasan İzzettin Dinamo?yu tanıyan biri olarak onun portresini kısacık bir cümleyle en iyi çizenin Yaşar Kemal olduğuna inanırım: ?O bir ermiş, bir kahraman, bir çocuk saflığında, dudaklarında hüzünlü bir gülümseme,

okumak için tıklayınız

Hayatın romancısı – Sennur Sezer

Suat Derviş 1944?te yazdığı Niçin Sovyetler Birliği?nin Dostuyum adlı broşürden sonra iş bulmakta, yazılarını kendi adıyla yayımlatmakta zorluklar yaşamaya başladı. Aynı yıl, eşi Reşat Fuat Baraner ile birlikte tutuklanıp 8 ay cezaevinde kaldı. Suat Derviş (1905?1972) röportaj, öykü, çeviri ve roman gibi farklı türlerde yazmıştır. Ancak toplumsal içerikli popüler romanların yazarı olarak tanınır. İstanbul?un Bir

okumak için tıklayınız

Ateş Ormanları Arasından (CD’li) – Hasan İzzettin Dinamo

Vefatının yirmi beşinci yılı yaklaşırken kızı Işık Dinamo’nun büyük bir özenle günümüze dek sakladığı arşivi içerisinden Cemil Acar’ın topladığı çeşitli eserler bu kitapta bir araya getirildi. Bir derleme kitap olarak okuyucularımıza sunduğumuz bu eser; bir kısmı Hasan İzzettin Dinamo’nun kendi sesinden okunmuş, eski kitaplarından ve arşivlerden toplanmış, kimi daha önce yayınlanamamış şiirlerinden ve Dinamo’nun yaşamından

okumak için tıklayınız

Kemal Tahir’in tefrika romanları – Sennur Sezer

Kemal Tahir, cezaevindeyken serüven romanları yazdı. ?Ta-Ka? ve ?Bedri Eser? imzalarıyla tefrika edilen bu romanlar ona hapisten çıktıktan sonra da geçimini yazarlıkla sağlama cesareti verecekti. 15 Haziran 1938?de aralarında deniz astsubayı Nuri Tahir ve Nazım Hikmet?in de bulunduğu bir grup sivil ve asker ?donanmayı ayaklanmaya kışkırtmak? suçlamasıyla tutuklandı. Tutuklananlardan biri de İsmail Kemalettin Demir?di. Deniz

okumak için tıklayınız

Eleştiri pek yüz verilen bir tür değil – Sennur Sezer

Eleştiri uzun süredir olumsuz anlamıyla anılıyor. Oysa eleştiri hem yazara hem okura bir eserdeki ögeleri gösterir. Ataç?ın denemeleri, okuru bir eleştiriyi ke-yifle okumaya hazırlardı. Eleştirinin eserden örneklerle desteklenmesi ?nesnel? eleştiri diye adlandırılır. Asım Bezirci?nin başlattığı bu tür eleştirinin sürdüğü de pek savunulamaz. Bir şairin yaşamını eleştirinin değiştirmesinin en güzel örneği Turgut Uyar?dır. Ataç?ın ?Zarımı Turgut

okumak için tıklayınız

Halklarınız ve okurlarınız sizi affetsin!

Orhan Pamuk?un da aralarında bulunduğu Nobel ödüllü yazarların Suriye Başbakanı Beşar Esad?a gönderdikleri mektuba tepkiler sürüyor. Türkiyeli şair ve yazarlar, yayınladıkları ortak bildiriyle, Nobel ödüllü yazarların gönderdikleri mektup ile Suriye halkını hedef aldığına dikkat çektiler. Mektup şöyle; “Sayın Alfred Grosser, Sayın Martin Walser, Sayın Claudio Magris, Sayın Boualem Sansal, Sayın Orhan Pamuk, Sayın David Grossman;

okumak için tıklayınız