Kitapların tanıklığıyla gülümsemek – Sennur Sezer

Günler ?bıçak sırtı? diye tanımlanan zorluklarla akıyor. Coğrafyamızda tarımın üreticiliğinden kopmuş bir ülkenin trajikomikliğini yaşıyoruz. Büyük ve küçükbaş hayvanları kışın besleyeceğimiz kuru ot yurdumuzun dışındaki ovalardan dağlardan toplanmış… Süt para etmediğinden sağılır hayvanlar kesime yollanıyor. Bir zamanlar ekmeğe katık edilen soğan, sarımsak da yurt dışından geliyor, ekmeğin yapılacağı un da.
Aklınıza gelecek her türlü yiyecek maddesi, ithal olarak var piyasada. Halkımız internetten bir ?tık?la dünyanın denizlerinde yetişmiş ahtapottan ıstakoza alabilir. Ama yerli üretimimiz ancak ve ancak inşaat. İşçi sınıfımız daha tartışmaya başlamadı ama ?kaçak? ,?göçmen? ya da ?sığınmacı işçi? sorunu ile nasıl birlikte örgütleneceğini düşünmek zorunda önümüzdeki günlerde. Kısacası ?çekilecek dert değil Mevlam sabır veriyor.?
Yurt dışı deyip duruyorum ya, dış politikamız sokağındaki tüm komşularıyla karakolluk olmuş ?mahalle kadını? halinde. Zorda kalsa kapısını çalacağı kimse kalmamış. İç politika da çözümünü kimsenin bilmediği bilmece gibi.
Ağlanacak haldeyiz belki de gülemiyoruz da. Neyse ki mizah elini üstümüzden çekmiyor! Nicedir sesi soluğu çıkmayan Kemal Gökhan Gürses ?Bir Gezi Parkı Hikayesi? ile çıkageldi: Ya Ameliyatlı Yerime Gelseydi!
Postacı Yayınevi çizgi roman dizisinde yayımlanan Ya Ameliyatlı Yerime Gelseydi! 112 sayfalık bir aşk öyküsü. Öykünün kahramanları kör ve zengin bir delikanlı ile inançlı ve örtülü antikapitalist Müslüman bir genç kız. Mutlu biten aşk öykülerini seviyorsanız okumalısınız. Aşkı yoldaşlık olarak sunuşuna bayıldım. Kemal Gökhan Gürses?i de özlemişim.
Öykünün ?Ahparig?imiz Hrant?a adandığını söylemeli miyim?.
Bu günlerde okumanızı öğütleyeceğim ikinci kitap Norveççe?den çeviri. Yazarı Mikal Hem. Kitap epey ciddi bir konuda: Siz de Bir Diktatör Olabilirsiniz. Deniz Canefe?nin çevirdiği kitap Paloma Yayınevince basılmış. Alt başlığı ?Bir Kılavuz? olan kitabın önsözü ?Diktatörlüğün güzellikleri?ni açıklıyor:
?Güç sahibi olmayı istemenin pek çok nedeni vardır. Etki, denetim, hayranlar ve çoğunlukla güçle birlikte gelen zenginlik. Ne yazık ki batı demokrasilerinde bir insanın edinebileceği güç sınırlıdır. Demokratik yollarla seçilmiş önderler her zaman hem muhalefeti , hem de politik adaylardan kendilerine uyanı seçen halkı göz önüne alarak davranmak zorundadırlar ne yazık ki. Seçmenler bir politik önderden bıkınca yenisine oy verirler.
Oysa diktatörlerin tümüyle bambaşka bir hareket alanı vardır. Can sıkıcı muhalif politikacılar ya da meraklı basın olmayınca insan politik ve özel hedeflerine erişmekte çok daha özgür davranabilir. Örneğin halka, basına ya da resmi kurumlara hiçbir açıklama yapmak zorunda kalmaksızın devasa bir servet biriktirebilir; zaten pek çok diktatör de böyle yapar. Şayet birileri çok küstahlaşıp özel serveti açıklamaya kalkışırsa diktatör yasaları değiştirip bu tür davranışları suç kapsamına sokabilir.?
Diktatörlük kılavuzu ile ?Nasıl diktatör olunur?, ?Güç nasıl elde tutulur?, ?Kendinizi putlaştırın?, ?Nasıl zengin olunur?, ?Zenginlik nasıl kullanılır?,?Yatıp kalkın? (Seks yaşamınız), ?Yazmalısınız?, ?Tarzınızı koruyun?, ?Kazandıklarınızı paylaş (en yakınlarınla)? konularını örnekleriyle öğrendikten sonra en önemli bölüme geleceksiniz: ?Zamanında uzaklaşın?.
Kitabı iyi özümserseniz bir ülkede değilse bile bir toplulukta diktatör olabilirsiniz. Ama gülmekten kimi bölümleri kavrayamazsanız sorumlusu ben değilim.

Sennur Sezer
(http://www.evrensel.net/ 01.12.2013, Maksat Muhambet adlı köşe)

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Kul Hakkıdır Ayıptır! – Abdurrahman Aydın

Quentin Skinner?ın derlediği The Return of Grand Theory in the Human Sciences (İnsan Bilimlerinde Büyük Teorinin Geri Dönüşü) adlı kitap...

Kapat