Talip Apaydın çiftçisiydi umudun

Köy Enstitülüydü. Edebiyata hayatın sesinin bir başka yankısını getirmişlerdi. Hangisi eksilse canım yanıyor. Bu kez Talip Apaydın eksildi. Çok yandı canım.

Onlar umudun çiftçileriydi. Aydınlığın savaşçılarıydılar. Çünkü yetişirlerken iş içinde eğitimin, sanatla bilimin yan yana olduğu bir ortamın öğrencisi olmuşlardı. Köy Enstitüleri öğrencisi ve mezunuydular. Bir bölüğü yazar oldu. Edebiyata kırın, sömürünün dinle örtünmüş yanının rengini, sesini getirdiler. Umudu eksiltmeden. Aralarından hangisi eksilse canım yanardı. Bu kez Talip Apaydın gitti. Canım çok yandı.

Altmışa yakın kitabı vardı. Ama ben onu ilk Yarbükü ile sevmiştim. İnsanın köşeye sıkıştırılışının romanıdır bu. Bir de ışıl ışıl dizelerinden bir bölümü aklımda:
Toprak kokusu bu muydu
Böyle miydi benim insanlarım
Ben hiç yoruldum mu severken

Ah bu uzak ses kimin
Şüpheniz olmasın şimdi bile
Düşüp ardına gidebilirim

Her yazarın romanından bir görüntü vardır kimliğini çizen. Talip Apaydın’dan benim belleğimde kendi işinin ırgatınca zor sırtlanan bir tütün küfesi var. Bir de “dilber tütünüm” diye yakınan kısık sesi, kendiliğinden tütün dizer gibi boyna kıpırdanan elleriyle bu dünyadan çoktan uzaklaşmış tütün çiftçisi Ağ Osman. Tütün çiftçisinin bugünkü durumu nedir? Edebiyat konusu bile değilse. Traktörün sevinciyle fır dönen sarışın delikanlı Arif ya da Sarı Traktör kimbilir nerde? Onun bir makineye egemen oluşunun sevincini yazacak köy çocuğu yok mu, var. Elbet var da örneğini görmeyince bu sevinci yazmayı hangi genç düşünür ki?

Onur, emek ve sorumluluk kavramları, haksızlıklar karşısında susmayan, dürüstlüğünden taviz vermeyen insanlar Talip Apaydın’ın kahramanları arasındadır. Dürüstlüğün önemine inananlar her olumsuzluğun karşısında boyun eğmezler. Çobanlık hangi zorlukları yaşamaktır hiç düşündünüz mü. İpuçları Apaydın’dadır. Ovada domatesin zamanı geçmekteyken domatesi daha tatmamıştır çobanlar. Zor koşullar doğru dürüst karın doyurmaya bile yetmez. Yoz Davar’daki gibi iki güçlü kişinin arasında kalmak ayrı bir zorluktur.

Bir Yol oyununun kahramanı Öğretmen Rüştü de mırıldanıyor boyna. Görevli olduğu köyü orman kaçakçılığından nasıl kurtarabilir? Tahta kaşık, bir köyün halkını kurtarmak için bir yol olabilir mi? Düşüne düşüne aranan yolu bulmak olası mı? Yoksa eylem mi gerekli?
Bir zindandan çıkmak için bir duvarı deler gibi, kıymık kıymık yontarak (ağacı mı, yoksa karanlığı mı?) Talip Apaydın’ın kahramanları karanlığı ortadan kaldırmaya çalışırlar. Toprağı işleyenin, elde ettiği üründen, mal sahibine sözleşmeye göre pay vermesi biçiminde bir işletme türü vardır, ortakçılık ya da yarıcılık denir. Talip Apaydın, özyaşam öyküsünden de yararlanarak bu topraksızlık sorunundan doğan sömürüyü de anlatmıştır.

Talip Apaydın umudun çiftçilerindendi. Eğitiminde sanat, felsefe, dünya klasikleri ve iş yan yanaydı. Köy Enstitülüydü. Edebiyata hayatın sesinin bir başka yankısını getirmişlerdi. Hangisi eksilse canım yanıyordu. Bu kez Talip Apaydın eksildi. Çok yandı canım. Üstelik tüm çocuklar adına çağrısı hâlâ gündemdeyken:

Susadım
Bozkırlar ortasında
Kurudu dudaklarım
Çağırmayın gelemem
Bir tas su uzatın
Çabuk olun biraz
Beni kurtarın.

Edebiyata şiirle başlamıştı
Talip Apaydın 1926’da Ankara Polatlı’da doğdu. Türkiye toplumcu yazarlarından. İlkokuldan sonra Çifteler Köy Enstitüsü’ne ardından Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’ne kaydoldu. Daha sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü’nü bitirdi. Yüksek Köy Enstitüsünden arkadaşı Halise Sarıkaya ile evlendi. Emekliliğine kadar Turhal ve Amasya’da öğretmen olarak görev yaptı. Edebiyata şiirle başlayan (Susuzluk, 1956) Apaydın daha sonra öykü ve romana yöneldi. İlk şiirleri ve öyküleri Köy Enstitüsü Dergisi’nde yayımlandı. Ayrıca Fikirler, Yeditepe, Beraber, Yeni Ufuklar, Varlık, İmece ve Türk Dili dergilerinde de yazıları şiirleri yayımlandı. Köy Edebiyatı akımının temsilcileri arasında yer aldı. İlk romanı Sarı Traktör ile tarımda makineleşme konusuna bir umut olarak yaklaştı. Yarbükü’nde ise köylüler arasında toprak ve su paylaşımı ile ilgili çekişmelerin olduğu zorlu yaşam koşullarını anlattı. Öykü ve romanlarında doğa betimlemeleri ve insan ilişkilerini tüm doğallığı ile yansıttı. Anı, oyun, çocuk edebiyatı türlerinde de eserler verdi. Romanları arasında Emmoğlu (1961), Ortakçılar (1964, 1974), Ferhat ile Şirin (Halk için roman, 1965)

Toprağa Basınca (Çocuklar için, 1966), Define (1972), Yoz Davar (1973), Toz Duman İçinde (1974), Tütün Yorgunu (1975) vardır. Öte Yandaki Cennet (1972), Koca Taş (1974), O Güzel İnsanlar (Çocuklar için Hikayeler, 1978)öykü kitaplarındandır.

SENNUR SEZER
03.10.2014 http://kitap.radikal.com.tr/

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler
Oscar Wilde’ın daha önce yayımlanmamış bir fotoğrafı bulundu

Şair-yazar Oscar Wilde’ın daha önce yayımlanmamış bir fotoğrafı, önümüzdeki günlerde Adam’s Auctioneers adlı müzayedeevince mezata çıkarılacak. Oscar Wilde’ı 1878 Ekimi’nde...

Kapat