Bir Gölge Gibi – Michel Schneider

Hayali Ölümler ve Marilyn’i Kurtarmak gibi kurgu-ötesi yapıtlarıyla tanınan müzikolog ve psikinalist Michel Schneider, son romanı Bir Gölge Gibi’de, Cezayir savaşına katılmış abisi Bernard hakkında bir roman yazmak isteyen Michel Forger’in, abisinin savaşta yaşadıklarını, savaş sonrası kayıtsızlığını ve ölümünü araştırırken ona karşı beslediği kıskançlık ile acıma arasında gidip gelen duygularıyla da yüzleşmek zorunda kalmasını sıradışı bir kurguyla anlatıyor… Bir Gölge Gibi savaş, vahşet, kadınlar ve ölüm üzerine karanlık bir roman. (Tanıtım Bülteninden)

?Yazmak kusursuz bir cinayettir? – A. Ömer Türkeş
(http://kitap.radikal.com.tr/, 24.02.2014)
Michel Schneider Bir Gölge Gibi?de kısa ama hazmı güç, duygu ve düşünceleri harekete geçiren, uzun süre akılda kalacak bir hikâye anlatıyor.
Hayali Ölümler (2006) adlı deneme kitabı ve Marilyn?i Kurtarmak (2010) romanıyla tanıdığımız Michel Schneider Bir Gölge Gibi?de yıllar önce ölen abisi hakkında bir roman yazmak için araştırma yapan Michel Forger?in abisiyle, ailesiyle, geçmişle, bugünle, savaşla, aşkla, acıyla ve yazarlıkla yüzleşmesini anlatıyor. Bir Gölge Gibi, hikâyesi kadar kurgusuyla da dikkat çeken, insanlık sorunlarını kurmacanın sorunlarıyla birlikte ele alan, okuru kirli bir savaşla, savaş suçlarıyla yüzleşmeye çağıran şaşırtıcı ve sert bir roman.

Romanın başına ?Yayıncının Notu? başlıklı bir uyarı eklenmiş. Yayıncının verdiği bilgiye göre okuyacağımız hikâye Michel Forge adlı bir şahsın 2010 yılında ölümünden sonra geride bıraktığı elyazmalarından derlenmiş. Yayıncı, iki ayrı anlatıyı bir araya getirdiklerini söylüyor. Birinci tekil şahıs ağzından aktarılan ilk anlatı Michel Forger?in abisini aramasıyla ilgili soruşturmayla ilgili. İkinci anlatıda ise üçüncü tekil şahıs ağzından iki kardeşin hayat hikâyesi veriliyor. Editörler bu iki anlatıyı Forger?nin bilgisayarına kaydettiği düzen uyarınca iç içe geçirerek kitaplaştırmışlar!

?Yayıncının Notu?nun hikâyenin bir parçası olduğunu, yazarın kendisiyle kurmaca anlatı arasına bir mesafe koymak istediğini, ancak bu sahte manevranın yazarla romanın sahte isimli yazarı arasındaki bir yakınlığı ima ettiğini anlamışsınızdır. Biraz daha yakınlaşırsak eğer, Michel Schneider?in (1944) doğum tarihiyle roman kahramanı Michel Forger?in doğum tarihinin çakıştığını, yazar ve kahramanı arasında yazarlık, müzik sevgisi gibi pek çok ortak yan bulunduğunu da görebiliriz. Ancak bütün bunlar oyunun bir parçası. Schneider, aralarında Balzac, Flaubert, Zweig gibi tanınmış kişilerin de yer aldığı bir grup insanın son anlarını canlandırdığı Hayali Ölümler?de, Marilyn Monroe?nun mutsuzluğunu kavramaya çalışan Marilyn?i Kurtarmak?ta da aynı tarzı denemiş, gerçek kişileri kurmaca anlatılara kurmaca kişilikler olarak dahil etmişti.

Okuduğumuz hikâye Schneider?ın özyaşam öyküsü değil, hatta Michel Forger?in yazdıkları bile özyaşam öyküsü sayılmaz. Tersine, Schneider roman boyunca zamanın yakalanamayacağı fikrine bağlı kalarak gerçek ve kurmaca arasındaki farkın altını çizmiş. Söz konusu fark ne birini diğerine üstün kılmak ne de kurmacanın uydurma olması anlamına geliyor. Kurmacanın işi gerçekleri kayda geçirmek değil, ama o gerçekler hakkında farkındalık yaratmak. Nitekim ?gerçekte ne olup bittiğini asla öğrenemeyeceğim? diyecektir Michel Forger; ?Bunun için yazıyorum. Bilmediklerim üstüne, bellekteki boşluklar üstüne, yalanlar, suskunluklar, anlamsız sözcükler, olmayan hareketler üstüne. Asla mevcut olmamış şeylerin bir temsilini vermek için yazıyorum, içinde olmadığım sahneleri göstermek için (…) Romanımda hiçbir şey doğru olmayacak, hiçbir şey yaşanmış olmayacak. Yazarın kendine anlatacağı bir hikâye, hepsi bu… Romancı için tek yalan, gerçeği söylediğini iddia etmektir.?

?Biz seninle iki kardeş?
Michel ve Bernard?ın hikâyesi vasat bir kentin, gerçek bir kent olmak için Paris?e fazla yakın, başkentin ışığıyla parıldamak içinse fazla uzak kalan Melun kentinin banliyösünde başlar. Tuhaf bir ailedir onlarınkisi. Dört farklı adamdan biri kız yedi çocuk dünyaya getiren anneleri Marthe, Marthe?ın ihanetlerinden alıp getirdiği ne varsa kabul eden ve bunu kendisinin de erkeklerle yatıyor olmasının acı bir özrü olarak gören babaları Laurent, anne-baba rolünü biraz olsun oynamak için bile çok zorlamazlar kendilerini.

Michel kendisinden sekiz yaş büyük abisine hayrandır; ?hem yiğit hem aldatıcı, hem güçlü hem de bitkin erkek modeli olarak abisi, başka arzuların, başka başka yoksunlukların yolunu gösterir ona?.

Bernard 1956?da, henüz on dokuz yaşındayken, Fransa?nın gözde paraşütçü birlikleriyle Cezayir savaşına katılır. Bambaşka biri olarak geri dönecektir Cezayir?den; ?biraz göbeklenmiş, otuz, kırk yaş arası, gözlerini kaçırdığında on yaş büyük, gülümsediğinde on beş yaş küçük gösteren bir adam?… Bernard da herkes gibi felaketten payını almış, gözlerinin önünde, ellerinin altında olup bitenler hayatının geri kalanını istila edecek sonsuz bir zamana dönüşmüştür.

70?li yıllara gelindiğinde bir zamanların çoşkulu, delikanlısından hiçbir iz kalmayacaktır. Michel Bernard?ı son gördüğünde -1976?da- bir deri bir kemiktir abisi. Kırılganlığını, ıstırabını nikotinden kararmış, çürük dişlerle dolu ağzının kenarlarında açığa çıkan bir öfkenin ardında gizleyen Bernard?ın kül olmuş hayatı suskunluklarında saklıdır. Michel işte o zaman anlayacaktır Bernard?ın gerçekte Cezayir?den hiç geri dönmediğini; Cezayir?de ölmemiştir ama onaltı yıl sonraki ölümü kesinlikle Cezayir nedeniyledir…

Geçmişin hayaletleri
Michel Schneider, sevmekle nefret etmek arasında gidip gelen duygularla andığı abisinin hayatını bir romana dökmeye çalışan Forger?in hikâyesini anlatmak için yola çıkmış gibi yapıyor. Ancak anlatılan ne abi Bernard?ın ne de Michel Forger?in hikâyesi. Hatırlama biçimlerinin, geçmişle yüzleşmenin, yazılanla gizlenenin ve bilhassa Fransa?nın Cezayir?de işlediği suçların hikâyesi bu. Sadece bireysel anlamda değil, devletlerin ve toplumların yüzleşme biçimlerindeki boşlukları ve çelişkileri de hedef alıyor Schneider. Öyle ki abisinin Cezayir?de neler gördüğünü, neler yaptığını öğrenmek isteyen Michel Forger eski belgelerde hiçbir şey bulamaz. ?İşkence ve cinayet arşivlenmiyor? diye düşünür Michel; ?boşlukları yoklukla doldurmak gerekiyor?. Bunun en iyi yolu ise gerçeği yalnızca kurmacada aramaktır. İşte bu yüzden yazmaya koyulur; ?orada neler yapmış olabileceğini hayal ederek Bernard?ı yaptıklarından kurtarmak için?…

Geçmişi kurcalamak kontrolünüzde olmayan bir süreç. Belirsiz tarihleri, silinmiş adları, ölenleri, adını bile hatırlamakta zorlandığınız simaları, hatırlamaktan utandığınız anıları eşelediğinizde, her türlü hataya ve sürprize hazır olmalısınız. Hatıralar post-it gibidir. Dağınıklık içerisinde çiziktirilirler, sonra gidip belleğin başka başka sayfalarına yapışırlar, ancak rastlantı sonucu, anlamlarından kopmuş olarak geri gelirler. Ve geri gelenler aradıklarınız olmayabilir.

Michel Schneider birey ve bellek, bellekle yazı ilişkisindeki bu çatışmadan yola çıkarak Michel Forger?in abisinin romanını yazarken uğradığı başarızlığı çok iyi işlemiş. Araya giren tutku dolu aşklar, ihanetler, sönen hayaller, geçip giden bir hayat var Forger?in anlatması gereken. Ne var ki bu hayat aynı zamanda kendi hayatı, sevdiği insanların hayatı. Kurmaca roman gerçek insanı kaybetmeden yazılamaz. Michel Forger insanı kaybedemediği, geçmişin hayaletlerinden kurtulamadığı için tamamlayamayacaktır romanını. Çünkü ?yazmak, köprüyü geçmektir ve hayaletlerin gelip seni karşılamasını beklemek. Onları öldürmek için. Geçmişin yaratıklarından kurtulmak için, bizi rahat bırakmaları için. Sözcüklerimizi kullanarak zorla nüfuz ederiz içlerine. Onların sözcüklerini alırız. Onların sınırlarını aşarız. Bile isteye öldürürüz onları. Nedeni yoktur, kurbanlar da suçlamada bulunmak için orada değildirler. Yazmak kusursuz bir cinayettir.?

Kitabın Künyesi
Bir Gölge Gibi
Michel Schneider
Yapı Kredi Yayınları / EDEBİYAT
Çeviri : Esra Özdoğan
İstanbul, 2014
228 s.

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Parçalanmış Ermenistan – Arşaluys Mardiganyan

1915?in karanlık günlerinde yaşananları dünyaya haykıran Arşaluys Mardiganyan?ın ibret verici hikâyesi neredeyse bir asır sonra Türkçede. Yazar Ayşe Kulin?in televizyon...

Kapat