Bir Heykeltıraş: Alberto Giacometti’yi Düşünmek – Gülçin Sağır

Alberto Giacometti, 20. Yüzyıl sanat anlayışında, insanı çevresiyle beraber ele alarak varoluş ve mekân kavramlarını anlamlandırmaya yönelmiş olan önemli bir sanatçıdır. Bu durumun en önemli sebebi ise II. Dünya Savaşı’nın acılarını tecrübe etmiş olmasıdır. Alberto’ya göre ölüm yaşamın içinde ve her an ortaya çıkabilecek olan bir durumu içermektedir. Bu yüzden de onun eserlerinde görünenler kadar görünenlerin ardından yatan hakikatleri keşfetmekte önemlidir. Onun eserlerinde o halde “gerçeküstücülüğün” izlerini bulmamız mümkündür. Giacometti’de insan yansımaları bu sebeple “hashas”, “kırılgan” aynı zamanda bunlara rağmen yaşam karşısında “sert” ve “güçlü” olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın da amacı varoluşçuluğu insanlığın merkezine almış sanatçının hayatını ve eserlerinin içeriğini araştırmak ve onu bu noktada konumlandırmaya çalışmaktır.

1.YAŞAMI VE ESERLERİYLE ALBERTO GİACOMETTİ
10 Ekim 1901 yılında İtalya sınırına yakın olan Grinos Kantonu’nda doğan Giacometti sanatçı bir ailenin çocuğudur. Babası Giovanni Giacometti İsviçre’nin “Yeni İzlenimci” ressamlarından birisidir. Çocukluğunu Stampa’da geçirir. İlk heykel ve yağlı boya çalışmalarını da on üçlü yaşlarının başında gerçekleştirmeye başlamıştır. 1913’te ilk resmi “Elmalar”ı, 1914’te ise ilk heykeli olan kardeşi Diego’nun büstünü yapmıştır. Sanatçı çalışmalarında annesiyle kardeşlerini sık sık model olarak kullanmaktadır. Bu yıllarda dünya sanat tarihinden ise en fazla “Dürer”, “Rembrandt” ve “Van Eyck’a” ilgi duymaktadır. Alberto Giacometti on sekiz yaşına geldiğinde vaftiz babası Cuno Aimet, onu sanat konusunda çok cesaretlendirmiştir. Kardeşlerinden Diego, Alberto’ya model olarak yardımcı olduğu gibi mobilya tasarımcılığını seçmiştir. Diğer kardeşi Bruno ise mimarlığa yönelmiştir.(1)

Alberto Giacometti, Portrait of Diego, 1918, Tuval üzerine yağlıboya 31 cm x 28 cm

1919-20’li yıllarda Cenevre’de sanat dersleri alarak daha sonra İtalya’ya geçmiştir. Özellikle Mısır, Bizans ve Rönesans dönemi ile yakından ilgilenmektedir. 1920 -1921 yıllarında ilk İtalya seyahatinde Tintoretto ve Giotto gibi İtalyan ressamları görür ve oldukça etkilenmiştir.1922’de ise babasının önerisiyle Paris Grande Chaumiere Akademisi’nde eğitimine devam etmektedir.(2) Bu akademide heykel yapmakta karşılaşmış olduğu zorluklar onu oldukça etkilemiştir. (3) Üç yıl öğrenim gördüğü bu okulda öğretmeni Emile-Antoine Baurdelle’den çok şey öğrenir. Fakat Aleksander Archiperko, Raymond Duchamp, Villon gibi sanatçıların kübist heykelleriyle, Henri Laurens ve Jacques Lipchitz’in kübizm sonrası eserlerini anımsatan heykeller yapar.1925 tarihli “Torso” isimli eseri bu özellikleri en iyi yansıtan yapıtıdır.

 

 

Alberto Giacometti, “Gövde, (Torso)”, 1925, Alçı,58x25x24 cm., Moma New York, https://www.moma.org/interactives/exhibitions/2001/giacometti/start/flash.html , Erişim Tarihi: 1.11.2017.

Bunların ardından Giacometti Froide Vaux sokağında ilk çalışma atölyesini kuracaktır. Fakat gördüğü şeylerin heykellerini yapamadığı için giderek gerçeklikten koparak, model çalışmaktan vazgeçerek çağdaş sanatla ilgilenmeye başlamıştır. 1926 yılında yapmış olduğu “Kaşıkçı Kadın” adlı çalışması bu ilginin bir sonucudur.

 

Alberto Giacometti, “Kaşık Kadın”, (Spoon Woman), 1926 Döküm, 1965 Tunç Döküm, (143.8 x 51.4 x 21.6 cm), https://www.moma.org/interactives/exhibitions/2001/giacometti/start/flash.html , Erişim Tarihi: 1.11.2017.

Albertto’nun bu eserleri “Düz Heykeller” dönemi olarak aktarılmaktadır. Hippolite Maindro Sokağı 46 numaradaki atölyesini tutar. Bu atölye onun hayatının vazgeçilmez bir parçası olacaktır. Hatta burayı sadece Paris’in işgali sırasında terk edecek ve ölünceye kadar burada yaşayacaktır. Sanatçı burada Massan, Leiris, Queneau, Limbour, Prevert, Batille, Calder ve Miro gibi sanatçı ve düşünürlerle tanışmaktadır. Eserlerinde eski uygarlıklara ait primitif etkiler bulunmaktadır. Giacometti’de, Picasso, Gauguin ve Max Ernst gibi sanatçılarda görülen ilkel etkiler ve Antik Mısır Sanatı etkilerine sahiptir. ”Le Nez” (1947- 1949) Yeni Gine(Kaikrak), maskesinin “Cage” (1930-1931) ahşap heykelinde Malanggan Toteminin “Femme- Cuillere” (1927) alçı heykelinde ise insan formunda bir fildişi kaşığının,”Femme Coucheeguireve “(1929) heykelinde ise Mali’ deki bir toprak evin etkisi belirgin şekilde göze çarpmaktadır.(4)

Alberto Giacometti 1927’de Hippolite Maindro Sokağı 46 numaradaki atölyesi, https://www.moma.org/interactives/exhibitions/2001/giacometti/start/flash.html
Erişim Tarihi:1.11.2017.

1930’lu yıllara geldiğimizde ise Alberto artık sürrealistlerin etkisi altındadır. Aragon ile tanışarak Salvador Dali’nin takdirini kazanmıştır. 1935 -1947 tarihleri arasında hiçbir sergiye katılmaz, kendisi için sıkıntılı bir dönem olarak değerlendirirsek özellikle 1940’lı yıllarda Picasso ile sık sık görüşür Jean- Paul Sartre ve Simone de Beauvoir ile yakınlık kurar.. Sartre, 1948 New York- Pierre Matisse galerisindeki sergi kataloğunu yazmıştır. Sartre’ın desteğiyle Amerika’da da ün kazanır. Arkadaşlıklarından dolayı Giacometti sık sık varoluşçu bir sanatçı olarak görülür fakat onun asıl derdi her defasında belirttiği gibi gerçeklik algısıdır. 2. Dünya Savaşı sırasında İsviçre’ye sığınan sanatçı burada 1949 yılında evleneceği ve gözde modellerinden biri olacak olan Annette ile tanışır. 1953 yılına gelindiğinde ünlü heykeltraş, Samuel Beckett’in Godot’yu Beklerken” oyununun tek dekoru olan ağacı çizer.1963’de ise dekorun sahne tasarımını yapacaktır.1958 yıllarında geniş omuzlu küçükbaşlı figürler yapan sanatçı 1960’lara gelindiğinde fenomolojik yaklaşım düşüncesini aşar. Gerçeklik yanlızca onu algılayana bağlı değildi. Gerçeklik yanlızca vardı. Bu yüzden Beckett’in oyununun ve romanlarındaki kahramanların öze ilişkin benlik soruşturmalarının heykele yansıması gibidir. Böylece 1963’de “Godot’yu Beklerken”nin sahne tasarımını yapması bu örtüşmeyi gösterir. Giacometti 1959 yılında New York Chase Manhattan Bank’ın plazası için bir heykel tasarımı yapar ama tasarım sonuca ulaşmaz. Bu heykeller daha sonra, Maeght Vakfı’nın Saint Paul De Vence’de ki avlusunda sergilenir. Bu arada sanatçının heykelleri incelme uzama yoluyla yok olma tehlikesinden kurtulmuşlardır. Fakat Giacometti resimlerini ve heykellerini bitirme güçlüğü çekmekteydi. 1960’lı yıllar Giacometti’nin sanat çevreleri tarafından onurlandırıldığı ve yoğun takdirler aldığı yıllardı. Sanatçının ulaştığı entelektüel tutarlıklık onu çağdaşlarının, özellikle savaş sonrası kuşağının gözünde efsanevi bir sanatçıya dönüştürür. Sanatçı Pittsburg’da, Carnegie Yontu Büyük Ödülünü, Venedik Bienali’nde ise Heykel Büyük Ödülünü kazanır. 1962 yılı sonunda, Zürih’te ki Kusthhaus’da önemli bir sergi açar. 1963 yılında sanatçı bütünüyle baş çalışmalarına yönelir. Olanaksız bir benzerlik peşindeydi. Portrede -göz ve bakış- meselesi üzerine yoğunlaşmıştı; bu iki öğe ona göre başın bütün gerçeğini yönetmekteydi.

Kendisinin üzerine yazılmış en önemli yapıtlardan birisi olarak kabul edilen Jacquest Dupin monografisi yayımlanır.1964 yılında Saint Paul De Vence ‘de Maeght Vakfı’nın açılışında Giacometti, Miro ile beraber yer alır. Aynı yıl Uluslararası Gugenheim Resim Büyük Ödülünü kazanır. Bir yıl sonra ise Fransız Sanatları Ulusal Büyük Ödülü’ne layık görülür.1963 yılında sanatçı bütünüyle baş çalışmalarına yönelir. Son modeli Lotar, onabüst çalışmalarında modellik etmeye başlar Olanaksız bir benzerlik peşindeydi. Portrede -göz ve bakış meselesi üzerine yoğunlaşmıştı; bu iki öğe ona göre başın bütün gerçeğini yönetmekteydi.(5) 1965 yılında Londra, New York ve Kopenhag’da üç retrospektif sergisi olur. Aynı yıl sonbaharda, Ernst Scheidegger, Jacques Dupin ‘le birlikte, Hippolyte Maindron sokağındaki atölyesinde ve Stampa’da Giacometti hakkında otuz dakikalık bir film yaptı. Sanatçı 11 Ocak1966’da Coire Hastahanesinde ölür. Doğduğu köye, annesiyle babasının yattığı Borgonova mezarlığına gömülmüştür. Alberto Gacometti’nin heykellerinin birden çok kopyası vardır. Bunlar Zurich Sanat Evi’nde ve Basel’de ki Beyeler Galerisi’nde, New York’ta ki Modern Sanat Müzesi’nde ve Saint-Paul’da ki Maeght Vakfında bulunmaktadır. Alberto Giacometti Paris’te kırkyıl kadar yaşamıştır.1966’da öldüğünde dünyaca ünlü bir sanatçı olmasına rağmen kendisinin, Paris şehrinde doğru dürüst tek bir sergisi dahi gerçekleşmemişti.1969 yılında Orangerie’de ki ilk retrospektifinden bu yana 1992′ de Kasım sonunda başlayan ve 22 Mart’ ta sona eren büyük retrospektifi açılır. Sergi için Paris Şehri Modern Sanatlar Müzesi seçilir. Serginin yöneticisi Suzanne Page sanatçı için şöyle demiştir.”Yanlız ve kararsız, dev figürlerinin trajik çağrışımlarının gücünden hız alan… Bir Giacometti efsanesi vardır.(6)

Gülçin Sağır
gulcin.sgr@gmail.com

(1) Jean Genet, Giacometti’nin Atölyesi Çev. Hür Yumer (İstanbul: Metis Yayınları, 2007), s.78.
(2) Alberto Giacometti, Pera Müzesi (Sergi Kataloğu, İstanbul: 2015), s.15
(3) Jean Genet, s.79.
(4) Neveser Aksoy “Alberto Giacometti’nin Atölyesi”, Artist, Sayı: 2, s.60- 63
(5) Alberto Giacometti, Yazılar Haz. Mary Lısa Palmer ve Françoıs Chaussende, s. 33.
(6) Neveser Aksoy, s.60-63.

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Hasan Özkılıç: Zahit – Süleyman Deveci

Kapat