Brecht ve Yöntem – Fredric Jameson

Metin şöyle dedi: Yararlı olan, yalnızca Büyük Yöntem’e göre düşünmek değil, ama aynı zamanda Büyük Yöntem’e göre yaşamaktır. Kendi kendisiyle uyuma varamamak, bunalımları kucaklamak ve şiddetlendirmek, küçük değişiklikleri büyük değişikliklere dönüştürmek vb. bütün bunlar, izlemekle kalmayıp yapılabilecek, dışsallaştırılabilecek şeylerdir. Kişi daha çok sayıda veya daha az sayıda ilişkilerde, daha geniş veya daha az tefekkürle yaşayabilir. Kişi, kendi benliğini değiştirmek
yoluyla, bilincinin kalıcı bir dönüşümünü amaçlayabilir veya bu yolda çabalayabilir. Kişi devlet kurumlarının daha çelişkili ve dolayısıyla daha gelişebilir niteliğe getirecek şekilde biçimlenmesine katkıda bulunabilir. Fredric Jameson Amerika’nın en önemli Marksist eleştirmenlerinden birisi… Olağanüstü enerjisiyle Sofokles’ten bilim kurguya kadar çok geniş bir alanda kaleme alınmış görkemli yazıların
düşünürü…
-Terry Eagleton-
(Tanıtım Bülteninden)

?Ağaçlardan konuşmak, neredeyse suç? – Yücel Kayıran
(14.09.2013, http://kitap.radikal.com.tr/)
Fredric Jameson, Brecht?e ilişkin yaygın okuma ve algıların, onu ya bir tiyatro adamı ya da bir şair veya ?kuramcı? olarak ele aldığına dikkat çekiyor.
Bertolt Brecht, teolojiden ve teoloji öncesi antik Çin metinlerinden ortaya çıktığı ileri sürülebilir mi? İncil ile Tao Te Ching?in, Brecht?in yapıtları üzerinde, belirleyici bir etkisi ve rolü söz konusu mudur? Brecht için böyle bir girizgâhın tuhaf görüneceğinin farkındayım. Düşünür ve tiyatro yazarlığından önce şairliği bakımından da kuşku içerir bu girizgâh: Brecht?in, 1927 yılında yayımlanan ilk şiir kitabı Hauspostille (Ev Vaazları veya Dindarlık El Kitabı) adını hesaba katarak baktığımızda, içerik bakımından, Luther?in vaazlarına başkaldırı niteliğindedir. Ancak teolojiye dikkat çekerken, işaret etmek istediğim, içerik değil, mesel ve özdeyişte ortaya çıkan biçem; kendiliğinden devamlılık değil, diyalektik düşüncenin pratiği olması bakımından yöntem. Brecht?te biçem ve kurgu bakımından ortaya çıkan epik ve mesel iken, metinsel-özne bakımından ortaya çıkan ise, olup biten karşısında kendini tarihsel bağlamın dışında kurgulayan bilge-özne, ?Marksist-Tao?dur.

Fredric Jameson, 1998?de, Brecht?in, 100. doğum yılı için yazdığı Brecht ve Yöntem?de tam da bu mesele üzerinde durmaktadır. Ama bir girizgâh daha: 19. yüzyıl, lirik şiirin zirve yaptığı bir yüzyıldı. 20. yüzyıl ise epik şiirle açılır. Ama daha önemli poetik fenomen, Brecht şahsında ve öncülüğünde, Marksist şiirin epik şiir olarak ortaya çıkmış olmasıdır. Yüzyılın başında, lirik şiir, Marksist düşünce tarafından da eleştiri almıştır.

Walter Benjamin, bir yerde, ?günümüzde şiir yazmanın değil, lirik şiir yazmanın zorluğundan? söz eder. Neyi kastetmektedir Benjamin? Sadece Benjamin değil, aynı zamanda Adorno da, sanki Brecht?le aynı düşünsel zemin üzerindedir: Adorno, lirik şiiri, temel ideallerinden birinin, ?her türlü hayhuyun dışında kalmak? olduğuna dikkat çeker. Sınırlanmamış bireyleşme yoluyla açığa çıkan lirik şiir, özü gereği, toplumsallaşmayı devre dışı bırakan bir mesafe üzerine kurludur.

Türkiye ve Brecht
Brecht?in, lirik şiiri devre dışı bırakan ama Amerikan epik şiirinden de oldukça farklı olan epik şiirini, bu çerçevede düşünmemiz gerekir. Ama Brecht?in şairliğine ilişkin yaygın yanlış imge, şairliğinin, tiyatro yazarlığının yanında ?tali? kaldığı yönündedir. Brecht deyince, akla gelen, (epik) şiirden çok, (epik) tiyatrodur. Şiirine ilişkin dile getirilen, ?zekâ ve mantık şiiri? ifadesi, ölçüsüz bir naiflik içerir.

Gerçeklikle uygunluk içermez bu yaygın imge. Örneğin Elias Cannetti, Hauspostille?yi okuduktan sonra, şiir yazmayı bırakır; anılarında ?kitabın büyük bir bölümü beni derinden etkilemişti? diye yazar ve şiirlerinin hemen unufak olduğunu dile getirir. Benjamin, Brecht?in ilk yapıtı irdelediği denmesinde, onun şairliğinin keşfettiği konumu şöyle değerlendirir: ?Din adamları, halkı, öbür dünyada bedelini pahalıya ödeyecekleri ayartmalara karşı uyarır. Şair ise, onları, bedelini bu dünyada pahalıya ödeyecekleri ayartmalara karşı uyarır. Öteki dünyanın varlığını reddeder.? Türkiye?deki toplumcu şiirin, Brecht?in şiiri ve poetikasının olanakları hakkında düşünmemiş olması, bu olanakları, şiir pratiğine dönüştürebilecek bir deneyime girememiş olması hüzün vericidir. Epik olan, bir almaşık olarak ileri sürülürken, Brecht?ten söz edilmemesi, sadece epistemik/pedagojik bir sorun değil, aynı zamanda bir hafıza yitimi durumu da olsa gerek. Örneğin 11. Uluslararası İstanbul Bienali?nin (2010) ana teması ?İnsan Neyle Yaşar?/Bertolt Brecht?di. Bienal?in metinleri de, Metinler/The Texts adıyla yayımlandı. Bunun edebiyat dünyasına bir yansıması olmadı. Ne edebi ne de eleştirel düşünce ortamında bir yansıması olmuştu. Sanırım Türkiye?de, şiir, resim sanatına göre, sağa geriledi ve düşünsel eleştirel tavır ve verimlilik, şiirden resim sanatına kaydı.

Brechtyen yöntem
Brecht?in şairliğini öne çıkardığımın farkındayım. Tanpınar?ın sözü Brecht için de geçerlidir. Şiir, varlıksal bakımdan merkezidir ve şair diğer türlere şiirden hareketle açılıp yayılır. Ama Jameson?a göre, Brecht, yöntemi gereği herhangi bir türe indirgenemez; aynı zamanda Brecht?i Ortadoks Marksist olarak görmek de oldukça yanıltıcıdır. Sezuan?ın İyi İnsanı?nı, Galileo?nun Yaşamı?nı Ortodoks Marksizmle açıklamak pek mümkün değildir. ?Kahramanları (liderleri) olmayan ülke mutsuzdur? anlayışına karşı, ?kahramanlara gereksinim duyan ülke mutsuzdur? tezini öne çıkarmaktadır Brecht.

Brecht?in, kendini antikçağdan türetmiş olmasını, kendini, bir Alman yazarı olarak değil bir dünya yazarı olarak kurmuş olmasında aramak gerekir.

Jameson, Brecht?in değerini, bugün yeniden bilmek için, ?antikçağsever? olmamıza gerek olmadığına dikkat çekiyor. Ona göre, Brecht?te, ona özgü olarak ortaya çıkan ?Brechtyen diyalektik?tir; önerilerinde, derslerinde, şiir, oyun ve özdeyişlerinde söz konusu olan şey, Brecht?in daima bir yöntemin düzeni hakkında durmuş olduğudur.

Jameson, Brecht?e ait bir yöntem fikrinden söz ederken, bir ?taşıyıcı?, bir ?götürücü? anlamında yöntemden çok, tıpkı Gramsci?nin geliştirdiği anlamda, metni sansürden bir tür gizleme şeklinden söz etmektedir. ?Daima tarihselleştirin? uyarısında bulunan Jameson için, bireysel deneyimlerin, tarihsel deneyimlermiş gibi anlatılması, metne bilgelik niteliği vermekle birlikte, bu yöntemin en önemli keşfidir. Bireysel olayların tarihselleştirilmesi, dönemin zaman ve uzamından soyutlanmasıdır. Jameson?a göre, bu ayırıcı özelliğin görüleceği yer, Brecht?in bütün metinlerinin, şiir, oyun ve özdeyişler kitabının, dayandığı ?özdeyiş? kavramıdır. Özdeyiş, Brecht?de bir kurgu yöntemi olarak ortaya çıkmaktadır. Brecht?in metinlerindeki felsefi karakter de, gücünü ve ayırıcı özelliğini aslında buradan alır. ?Özdeyiş?te anlatısal bilgelik, tek bir özlü sözle formüle edilir. Brechtyen yöntem, ?sadece öğreti, anlatı veya üslup olmakla kalmayıp aynı anda her üçünü de kapsayan Brechtyen bir ?duruş?u (Haltung) ifade eder.? Jameson, Brecht, sanki içinde yaşadığı zamanın dizgesinin dışında yer alarak konuşmaktadır.

Cannetti, Brecht?in ?bilgelik gibi bir şeye, Çinlilerin yardımıyla ulaştığını? söylüyor. Yüzyılın başında antik Çin metinleri sadece Ezra Paund?u etkilememişti. Bir de şu var: 1928 yılında bir gazetenin anketine verdiği yanıtta, ?Yaşamınız boyunca üzerinizde en güçlü izlenimi bırakan kitap hangisidir?? sorusuna ise, Brecht?in yanıtı şöyle olmuş: ?Güleceksiniz: İncil.?

?Bizden Sonra Doğanlara? şiirinin ilk bölümüyle bitiriyorum: ?Gerçekten de, karanlık dönemlerde yaşıyorum!/ İyimser sözlerin aptallık; kırışıksız bir alının/ Duyarsızlık belirtisi olduğu. Gülen,/ Korkunç haberi/ Henüz almamış demektir./ Ne biçim dönemler bunlar ki/ Onca rezillik karşısında bir suskunluğu içerdiğinden/ Ağaçlardan konuşmak, neredeyse suç?.

Kitabın Künyesi
Brecht ve Yöntem
Orjinal isim: Brecht and Method
Fredric Jameson
Habitus Kitap / Kültür Sanat Dizisi
Kapak Tasarımı : Ahmet Söğütlüoğlu
Çeviri : Gül Çağalı Güven
İstanbul, 2013, 1. Basım
256 s.

Yorum yapın

Daha fazla Sanat
Matematik ve Sanat – Ali Nesin

Sadece eğitim sistemimiz değil, analar babalar da çocuklarını sürekli başarıya yönlendiriyorlar. Tipik bir gerikalmış ülke yurttaşı korkusu: Oku, adam ol,...

Kapat