Kategori: Carl Gustav Jung

Şu Alafranga İzdivaçların İçyüzü: Carl Jung’un Gölgesindeki Kraliçe, Emma Jung!

Ey fani ! Geçenlerde size Tatavla’dan Paris’e uzanan “ölüm tüccarı” Zaharoff’un karanlık işlerinden dem vurmuştum. Bugün ise rotamızı İsviçre’nin o soğuk, o dumanlı dağlarına, “zihin doktorlarının”, ruh hafiyelerinin mahrem odalarına çeviriyoruz! Konumuz, şu meşhur psikanalist Carl Gustav Jung’un hem karısı, hem asistanı, hem de dert küpü olan zavallı ama bir o kadar da dirayetli Emma

okumak için tıklayınız

Don McGowan’ın “What Is Wrong with Jung” (1994) adlı Kitabı Üzerine

Don McGowan’ın “What Is Wrong with Jung” (1994) adlı kitabı, Carl Gustav Jung’un teorilerine ve metodolojisine yönelik sistemli ve sert bir eleştiri niteliği taşır. Kitap, Jung’un bir “bilim insanı” olmaktan ziyade, bilimsel yöntemleri kendi teolojik ve mitolojik görüşlerini doğrulamak için kullanan bir düşünür olduğu tezini savunur. 1. Metodolojik Eleştiri ve Bilimsel Disiplin Eksikliği McGowan’ın en

okumak için tıklayınız

“Yalnızca Yaralı Bir Doktor İyileştirebilir”: Jung’un Gözünden Terapist Olma Sanatı ve Analiz Süreci

Modern psikoterapinin öncülerinden Carl Gustav Jung için terapi, soğuk bir klinik odasında uygulanan teknik bir işlemden çok daha fazlasıydı. O, “Ne kadar insan varsa o kadar da yöntem vardır” diyerek, insan ruhunun standart kalıplara sığdırılamayacağını savunurdu. Jung’un otobiyografisi Anılar, Düşler, Düşünceler, onun terapiye yaklaşımının kuramsal kitaplardan değil, bizzat hastalarıyla yaşadığı sarsıcı deneyimlerden doğduğunu gösterir. Peki,

okumak için tıklayınız

Jung ve Parapiskolojiye İlgisinin Nedenleri

Jung’un parapsikolojiyi derinleştirmesi ve Freud’un buna şiddetle karşı çıkması, basit bir ilgi alanı farklılığı değil, bilinçdışının doğasına dair temel bir psikodinamik çatışmadır. Jung için parapsikoloji, bilinçdışının nesnel gerçekliğine açılan bir kapıyken; Freud için bu alan, bilimsel teorisini tehdit eden, bastırılması gereken “karanlık bir güçtür”. 1. Jung Neden Derinleştirdi? (Bilinçdışının Otonomisi) Jung’un parapsikolojiye ilgisi, batıl inançtan

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung hastalarından neler öğrenmiştir ?

Jung, Anılar, Düşler, Düşünceler adlı eserinde hastalarından edindiği deneyimlerin, kitaplardan öğrendiklerinden çok daha değerli olduğunu vurgular. Ona göre, “Hastalarım bana insan yaşamının gerçeklerini öğretti”. Jung’un teorisini şekillendiren, yöntemlerini değiştirmesine neden olan ve onu kişisel olarak etkileyen önemli vakalar ve bunlardan çıkardığı dersler şunlardır: 1. “Ayakkabı Dikme Hareketi Yapan” Kadın ve Şizofreninin Anlamı Jung, Burghölzli Akıl

okumak için tıklayınız

Baba Katli mi, Özgürleşme mi? Jung ve Freud’un Büyük Kopuşunun Anatomisi

Psikoloji tarihinin en büyük “aşk ve nefret” hikayelerinden biri, hiç şüphesiz Carl Gustav Jung ve Sigmund Freud arasındakidir. Bir yanda Viyana’nın dahi ama dogmatik babası Freud, diğer yanda Zürih’in mistik ve asi oğlu Jung. Bu ilişki, 1907’de Viyana’da gerçekleşen ve tam 13 saat süren o efsanevi ilk buluşmayla başladı, 1913’te ise sessizliğe gömülen bir mektupla

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung’un kaleminden Sigmund Freud

Sigmund Freud25Psikiyatrist olmayı seçmekle zihinsel gelişme maceram başlamış oldu. Tüm saflığımla akıl hastalarını dıştan izlemeye başladım ve çarpıcı ruhsal süreçlerle karşılaştım. Bu vakaları içeriğini hiç anlamadan not ediyor ve sınıflandırıyordum. Zaten bu vakalar “patolojik” diye değerlendiriliyor ve iş orada bitiyordu. Zamanla daha iyi anladığım, paranoya, manik depresif delilik ve psikojenik rahatsızlık vakalarına yöneldim. Psikiyatri kariyerimin

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung’un kaleminden kendi psikiyatrik çalışmaları

Burghölzli’de çıraklık dönemimi geçirdim. İlgilendiğim ve üzerinde araştırma yaptığım konuların başında benim için çok önemli olan şu soru geliyordu: “Ruhsal hastalığı olan birinin içinde gerçekte neler oluyor?” O zamanlar bunu çözemiyordum. Meslektaşlarım bu tür sorunsallarla ilgilenmiyordu. Psikiyatri hocaları da hastanın anlattıklarını dinlemiyorlardı bile. Dertleri, günlük teşhisleri nasıl koyacakları ya da bulguları nasıl tanımlayacaklarıydı. Yalnızca istatistik

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung’un kaleminden kendi üniversite yılları

Bilime duyduğum ilgiye karşın, arada sırada felsefe kitaplarına döndüğüm de oluyordu. Meslek seçimi zamanı sinir bozacak kadar yaklaşmıştı. Liseyi bitirmeyi iple çekiyordum. Kuşkusuz, üniversiteye gidip doğabilim okuyacak ve gerçek bir şeyler öğrenecektim ama kendime bu sözü verir vermez kuşkularım yineleniyordu. Acaba, tarih ve felsefeye daha mı yatkındım? Mısır ve Babil’le ilgili her şeye aşırı merakım

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung’un kaleminden kendi okul yılları

I On bir yaşına basmam başka bir açıdan da önemli oldu. O yıl, Basel’deki liseye yollandım. Böylece kasabadaki arkadaşlarımdan koparılıp görkemli büyük evlerde oturan, olağanüstü güzel atların çektiği arabalarda dolaşan ve pürüzsüz Almanca ve Fransızca konuşan, babamdan çok daha güçlü kişilerin oluşturduğu “büyük dünya”nın bir parçası oldum. Bu kişilerin harçlıkları ve kibarlıkları bol, iyi giyimli

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung’un kaleminden kendi çocukluk dönemi

Doğumumdan (1875) altı ay sonra annemle babam, Konstanz Gölü’nün kenarındaki Kesswill’den, Ren Nehri’nin şelalelerinin olduğu yerin yamacındaki Laufen Sarayı’na ait rahip evine taşınmışlar. İlk anılarım iki ya da üç yaşıma ait. Rahip evini, bahçeyi, çamaşırhaneyi, kiliseyi, sarayı, şelaleleri, Wörth Köşkü’nü ve zangocun avlusunu anımsıyorum. Bu anılar, bir sis denizinde her biri tek başına ve belli

okumak için tıklayınız

“Vicdanın Psikolojik Bir Görünümü” Carl Gustav Jung 

Vicdanın Tanımı ve Bileşenleri: Vicdan, etimolojik olarak “bilgi” veya “bilinç”in özel bir biçimidir. Eylemlerimizin motivasyonlarına ilişkin fikirlerimizin duygusal değerine dair bir bilgidir. İki katmandan oluşur: bilinçli bir sebep verilemeyen bir hareket dürtüsü ve rasyonel duyguya dayalı bir değer yargısı. Vicdanın Ampirik Fenomenolojisi: Vicdan, bilinçli yansıma eylemi olarak veya sadece duygusal bir eşlik olarak ortaya çıkabilir.

okumak için tıklayınız

Yaralı Damat Kitabının Genel Özeti

Marion Woodman’ın The Ravaged Bridegroom: Masculinity in Women adlı eserinin tamamı, Jungcu psikoloji merceğinden, eskimiş ataerkil sistemin ve bilinçdışı ebeveyn komplekslerinin hem erkek hem de kadın ruhu üzerinde yarattığı tahribatı incelemektedir. Yazar, rüya analizleri, mitoloji ve vaka incelemeleri kullanarak, günümüzün “Çorak Toprak” (The Waste Land) durumundan kurtulmanın ve “İçsel Evlilik” (Inner Marriage) yoluyla bilinçte bir

okumak için tıklayınız

Mahallemizin Kâbusu: Anacığımın Taş Kılıcı ve Babamın Kuru Sopası

Aman Efendim, O Eskimiş Ebeveyn Hikâyelerinden Kurtulmazsak, Ne Ev Düzelir Ne Memleket! Yazar: Âkil Bîçare (Marion Woodman’ın derin sularından çekilen, Jung’un hikmetli balıklarıyla donanmış bir sofra.) Aziz Komşularım, Gözlemci Canlarım! Şimdi size öyle bir dertten bahsedeceğim ki, ne televizyon dizilerinde görülmüştür ne de mahalle dedikodularında bu kadar açık konuşulur. Derdimiz, ruhumuzun derinliklerinde saklanan, o eskimiş,

okumak için tıklayınız

”Kadınlarda Farklılaşmış Erillik Güçlü Erkekleri Cezbeder; Erkeklerde Farklılaşmış Dişillik güçlü Kadınları Cezbeder. ‘

Bu cümle, Jungiyen psikoloji ve gelişmiş bireyleşme (individuation) sürecinin getirdiği sağlıklı kutuplaşmayı ve içsel bütünlüğü ifade eder. Cümlenin anlamı, basit cinsel çekimin ötesine geçen, psikolojik olgunluğa dayalı bir çekim dinamiğini açıklar. Farklılaşmış Cinsiyet Enerjisi ve Sağlıklı Çekim Cümle, iki temel durumu anlatmaktadır: 1. Kadınlarda Farklılaşmış Değeri Güçlü Erkekleri Cezbeden: Bu ifade, kadının içsel dünyasında ve

okumak için tıklayınız

Simyada Magnum Opus: Psikolojik Dönüşümün Dört Aşaması

Hermetik simyada “Magnum Opus” (Büyük Çalışma), maddenin dönüşümünü ve ruhsal arınmayı temsil eden dört temel aşamadan oluşan bir süreçtir: Nigredo, Albedo, Citrinitas ve Rubedo. Bu aşamalar, yalnızca kimyasal bir dönüşüm değil, aynı zamanda bireyin içsel yolculuğunda karşılaştığı psikolojik ve manevi değişim süreçleriyle de ilişkilendirilir. Nigredo: Karanlığın Derinliklerine İniş Nigredo, Magnum Opus’un ilk aşamasıdır ve “kararma”

okumak için tıklayınız

Platon’un İdealar Kavramı ve Jung’un Arketipler Teorisi

Jung, arketipler kavramını açıklarken sıklıkla Platon’un İdealar Kavramına atıfta bulunur ve hatta arketip terimini bu felsefi fikrin psikolojik bir karşılığı olarak sunar. Arketip Kavramının Platonik Kökeni Jung’un kullandığı “arketip” terimi, felsefi açıdan yeni bir kavram olmayıp, Platon’un εἶδος (Eidos) kavramının açıklayıcı bir yorumudur. Bu terim, Aziz Augustine’den önce bile kullanılıyordu ve Platonik kullanımdaki “İdea” ile

okumak için tıklayınız

“Anima, ‘Hayat veren bir daemondur*’ Ne Demektir ?

“Anima is a life-giving daemon who plays his elfin game above and below human existence” ifadesi, C. G. Jung’un, anima arketipinin bir erkeğin psişesi üzerindeki merkezi, özerk ve yaratıcı gücünü tanımlamak için kullandığı güçlü ve simgesel bir ifadedir. Bu ifade, anima’nın rolünü mistik veya dogmatik bir kavramdan ziyade, ampirik olarak gözlemlenebilen, psişik yaşamın bağımsız bir

okumak için tıklayınız

Jungiyen Psikolojinin Temel Kavramları olan Arketipleri ve Bilinçdışı süreçleri (Mistisizm ve Spritüalizm Alanına Kaymadan) Bilmenin Terapide ve Gündelik Ruhsal Yaşamımızdaki Pratikleri

Terapide ve Gündelik Hayatta Arketipleri Bilmenin Kazandırdıkları Jungcu derinlik psikolojisinde arketipleri bilmek, bireyin ruhsal sağlığını (psikoloji) ve genel yaşam yönelimini (ruhsal yaşam/ruhsal karşılık) kökten etkileyen pratik sonuçlar doğurur. Bu bilgi, mistik veya ruhsal alana (görünmeyen tanrılar, doğaüstü) girmeden, ampirik psikolojik gerçeklik (rüyalar, fanteziler, duygusal tepkiler) zemininde kalır. 1. Nevrozların ve Uyumsuzluğun Nedenlerini Anlama Arketipleri bilmek,

okumak için tıklayınız

C. G. Jung’un Kolektif Bilinçdışı ve Arketipler Teorisinin Temel Epistemolojik ve Metodolojik Sorunları

1. Arketipler Neden Anlaşılmazdır ve Psikolojik Bir Konu Gibi Görünmez? Arketiplerin anlaşılması zor olmasının ve uzun süre psikolojinin ilgi alanı dışında kalmasının temel nedenleri, onların doğası, bilinçdışının derinliği ve tarihsel süreçlerle ilgilidir: 2. Psikoloji, Arketipleri Anlaması İçin Neye İhtiyaç Duyar? Jung’a göre, arketiplerin öznel, rasyonel araçlarla kavranması mümkün değildir. Psikolojinin bu alanda ilerleyebilmesi için geniş

okumak için tıklayınız