Kategori: Edebiyat

Joyce, Ulysses’te Kadın Karakterlerin Doğayla İlişkisine Ekofeminist Bakış

ERGÜN DOĞAN Molly Bloom’un Doğal Döngülerle Bağlantısı Molly Bloom’un Penelope bölümündeki iç monoloğu, ekofeminist analizin temel taşlarından birini oluşturur. Düşünceleri bedeninin biyolojik süreçleri etrafında yoğunlaşır; menstrüasyon döngüsü, cinsel istek dalgalanmaları, doğum deneyimleri ve yaşlanmanın fiziksel belirtileri doğrudan doğanın ritmik yapısıyla eşleşir. Bu ritimler, patriyarkal toplumun kadın bedenini tıbbi ve sosyal

OKUMAK İÇİN TIKLA

Faruk Duman’ın Sus Barbatus Romanında Dil İle Sert Kış Koşulları Arasındaki İlişki

Ergün DOĞAN Romanın Yapısal Özellikleri Faruk Duman’ın Sus Barbatus romanı, 1979 kışında geçen bir anlatı olarak, doğal çevre unsurlarını olay örgüsünün merkezine yerleştirir. Bu eser, üçlemenin ilk cildi olup, mevsimsel döngülerin hakimiyetini vurgular. Hikaye, Kenan’ın hamile eşi Zeynep için yaban domuzu avına çıkması ve paralel olarak solcu genç Faruk’un jandarma

OKUMAK İÇİN TIKLA

O Eski Günler, Yel Değirmeni Gibi Dönüp Duruyor Hafızalarda

Ergün DOĞAN Ah, eski Beyoğlu… O daracık sokaklarında rakı kokusuyla karışık tütün dumanı, gramofonlardan sızan tango melodileri, bir de kabadayıların “abi” diye selamlaşırken omuz silkmeleri… Ne günlerdi be! Şimdi her yer zincir kahveci, selfie pozlarıyla dolu; ama bir zamanlar, İstiklal’in göbeğinde, bir adam çıkar da şövalyelik ruhunu kabadayı tespihiyle yoğurur,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Bukowski Şiirinin Çıplak Gerçekçiliği: Normları Parçalayan Yapı

Şiirde Kural Dışı DuruşCharles Bukowski’nin şiirleri, edebiyat dünyasında yerleşik güzellik anlayışına doğrudan meydan okur. Geleneksel estetik, uyum, incelik ve yüce duygular üzerine kuruludur; Bukowski ise kaba dili, sokak argosunu ve günlük hayatın en sıradan detaylarını merkeze alır. Bu yaklaşım, okuyucuyu konfor alanından çıkarır ve şiiri bir süs nesnesi olmaktan çıkarıp

OKUMAK İÇİN TIKLA

Virginia Woolf’un Dalgalar Romanında Aşk Arayışı ve Platon’un Şölen’inde Eros

İki Metnin Temel Yapısı Virginia Woolf’un Dalgalar romanı, altı karakterin iç monologları üzerinden hayatın akışını izler. Bernard, Susan, Rhoda, Neville, Jinny ve Louis adlı bu karakterler, doğumdan ölüme uzanan bir döngüde kendi bilinçlerini ifade eder. Her bölüm, güneşin doğuşundan batışına kadar olan zaman dilimlerinde yapılandırılır ve dalgaların ritmiyle paralellik gösterir.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Ivan Karamazov’un Zihinsel Çöküşünün Kökenleri: Entelektüel Krizin Rolü

Zihinsel Çöküşün Tanımı ve Ivan’ın DurumuIvan Karamazov’un zihinsel çöküşü, Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler eserinde, karakterin iç dünyasında belirgin bir karmaşa ve çözülme süreci olarak ortaya çıkar. Bu çöküş, Ivan’ın aklının sınırlarını zorlayan derin sorgulamalar, çelişkiler ve duygusal çatışmalarla karakterizedir. Ivan, entelektüel bir figür olarak, evrensel sorulara yanıt ararken zihninde bir tür

OKUMAK İÇİN TIKLA

Lacan’ın Sinthome Kavramı ve Joyce’un Edebi Yaratıcılığı

Sinthome Kavramının Kökleri ve Gelişimi Sinthome, Lacan’ın 1970’lerdeki seminerlerinde, özellikle Seminer XXIII: Le Sinthome’ta geliştirdiği bir kavramdır. Geleneksel psikanalitik semptom kavramından farklı olarak, sinthome, bireyin bilinçdışındaki çatışmaları çözmekle kalmaz, aynı zamanda öznel yapıyı stabilize eden bir işlev görür. Lacan, bu kavramı geliştirirken, semptomun patolojik bir bozukluktan ziyade, bireyin varoluşsal bütünlüğünü

OKUMAK İÇİN TIKLA

Adso’nun Yolculuğu: “Gülün Adı”nda Entelektüel ve Manevi Arayış

Genç Bir Zihnin İlk Adımları Adso, Gülün Adı’nda, Melk Manastırı’ndan gelen genç bir Benediktin rahip adayı olarak tanıtılır. William of Baskerville’in öğrencisi olarak, onun rehberliğinde hem bir dedektif hem de bir gözlemci rolü üstlenir. Adso’nun yolculuğu, onun naif ve meraklı doğasıyla başlar; bu, onun entelektüel ve manevi gelişiminin temelini oluşturur.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Baron de Charlus: Marcel Proust’un Kayıp Zamanın İzinde Eserinde Toplumsal ve Cinsel Kimliklerin Çarpışması

Aristokratik Kimliğin Temsili Baron de Charlus, Guermantes ailesinin önemli bir üyesi olarak, Fransız aristokrasisinin en üst tabakasını temsil eder. Onun toplumsal konumu, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı Fransa’sında aristokrasinin gücünü, ayrıcalıklarını ve aynı zamanda bu sınıfın çöküşünü yansıtır. Charlus, soylu bir aileden gelen biri olarak, hem statüsünün getirdiği

OKUMAK İÇİN TIKLA

İnsanlığın Ebedi Yolculuğu: Gılgamış, Odysseus ve Bloom’un Kahramanlık ve Sıradanlık Arasındaki Gerilimi

Gılgamış’ın Tanrısal Kahramanlığı ve İnsanî Kırılganlığı Gılgamış Destanı, insanlık tarihinin en eski yazılı anlatılarından biri olarak, Uruk kralı Gılgamış’ın ölümsüzlük arayışını merkezine alır. Gılgamış, yarı tanrısal bir figür olarak, kahramanlığın en yüce biçimini temsil eder: fiziksel güç, liderlik ve tanrılarla doğrudan iletişim kurma yeteneği. Ancak, dostu Enkidu’nun ölümü, onun kahramanlık

OKUMAK İÇİN TIKLA

Gılgamış Destanı’nda Ölüm Korkusunun İnsan Varoluşuyla Kesişen Sembolik Yansımaları

Ölümün Kaçınılmazlığı ve Gılgamış’ın İlk Yüzleşmesi Destanın başında Gılgamış, Uruk’un güçlü kralı olarak tasvir edilir; yarı tanrı, yarı insan kimliğiyle hem kudretli hem de kırılgan bir varlıktır. Ölüm korkusu, Gılgamış’ın Enkidu ile dostluğunun ardından, özellikle Enkidu’nun ölümüyle somutlaşır. Bu olay, Gılgamış’ı kendi ölümlülüğüyle yüzleşmeye zorlar. Enkidu’nun ölümü, yalnızca bir kayıp

OKUMAK İÇİN TIKLA

Odysseus’un Yolculuğu: Fiziksel Maceradan İçsel Dönüşüme

Yolculuğun Dışsal Engelleri ve İnsan Dayanıklılığı Odysseia’nın temel yapısı, Odysseus’un on yıl süren eve dönüş yolculuğunda karşılaştığı fiziksel engeller etrafında şekillenir. Fırtınalar, canavarlar, tanrıların öfkesi ve doğaüstü varlıklar, kahramanın Ithaca’ya ulaşmasını zorlaştıran dışsal güçlerdir. Örneğin, Kyklop Polyphemos ile karşılaşması, Odysseus’un zekâsını ve cesaretini sınayan bir olaydır. Polyphemos’un mağarasından kurtulmak için

OKUMAK İÇİN TIKLA

Sylvia Plath’ın Şiirlerinde Klinik Depresyonun Edebi Yansıması: Çok Katmanlı Bir İnceleme

Plath’ın Yaşamı ve Psikolojik Arka Plan Sylvia Plath’ın hayatı, şiirlerinin anlaşılmasında önemli bir bağlam sunar. 1932’de Boston’da doğan Plath, erken yaşta babasının kaybıyla sarsıldı; bu olay, onun duygusal dünyasında derin bir yara açtı. Akademik başarılarına rağmen, Plath’ın gençlik yıllarında başlayan depresyon nöbetleri, intihar girişimleri ve psikiyatrik tedaviler, onun ruhsal dünyasının

OKUMAK İÇİN TIKLA

Borges’in Eserlerinde Labirentin Çok Yönlü Dünyası

Anlatı Yapısındaki Temel Unsur Borges’in eserlerinde labirent, hikâyelerin hem biçimsel hem de tematik omurgasını oluşturan bir unsurdur. Labirent, fiziksel bir mekan olmanın ötesinde, anlatının akışını yönlendiren ve okuyucuyu bir bulmacanın içine çeken bir yapı olarak kullanılır. Örneğin, Ficciones adlı derlemede yer alan öykülerde, labirent motifi, hikâyenin lineer bir anlatıdan uzaklaşarak

OKUMAK İÇİN TIKLA

Borges’in Eserlerinde Aynanın Metaforik Anlamları ve Yazınsal Evrendeki Yeri

Aynanın Gerçeklik ve Yanılsama Arasındaki Sınırları Bulanıklaştırması Borges’in eserlerinde aynalar, gerçeklik ile yanılsama arasındaki sınırları sorgulamanın bir aracı olarak sıkça yer alır. Ayna, fiziksel bir nesne olarak bir görüntüyü yansıtır, ancak Borges bu yansımayı gerçekliğin doğasını sorgulamak için kullanır. Aynadaki görüntü, gerçek bir varlığın kopyası gibi görünse de, aynı zamanda

OKUMAK İÇİN TIKLA

Borges’in Yolları Çatallanan Bahçe Hikâyesinde Zaman, Sonsuzluk ve Döngülerin İmgelem Evreni

Jorge Luis Borges’in Yolları Çatallanan Bahçe (El jardín de senderos que se bifurcan) adlı hikâyesi, zaman, sonsuzluk ve döngüler gibi kavramları, insan bilincinin sınırlarını zorlayan bir imgelem evreninde işler. Hikâye, kurgusal bir Çinli bilgin ve yazar olan Ts’ui Pên’in, tüm olasılıkları kucaklayan bir roman yazma girişimi üzerinden, evrenin yapısını, insan

OKUMAK İÇİN TIKLA

Meursault’nün Yıldızlı Gökyüzü: Camus’nün Evrene Karşı Kabullenme Anlayışının İfadesi

Meursault’nün Son Anındaki Tutumu Meursault’nün Yabancı romanının sonunda idamını beklerken yıldızlı gökyüzüne bakışı, onun karakter gelişiminde bir kırılma anını temsil eder. Roman boyunca duygusal olarak mesafeli ve toplumsal normlara kayıtsız bir tavır sergileyen Meursault, bu sahnede evrenle doğrudan bir ilişki kurar. Bu bakış, onun içsel bir dönüşüm geçirdiğini gösterir; ancak

OKUMAK İÇİN TIKLA

Virginia Woolf’un Mrs. Dalloway Romanında Peter Walsh’ın Clarissa’ya Duyduğu Nostaljik Özlem Melankoli midir?

Nostaljinin Psikolojik Kökenleri ve Peter Walsh’ın Deneyimi Nostalji, bireyin geçmişe yönelik yoğun bir özlem duygusuyla karakterize edilen karmaşık bir duygusal durumdur. Peter Walsh’ın Clarissa Dalloway’e duyduğu özlem, bu bağlamda, yalnızca kişisel bir duygudan öte, psikolojik bir mekanizma olarak ele alınabilir. Walsh’ın Clarissa’ya yönelik hisleri, gençlik yıllarındaki paylaşılan anılara ve o

OKUMAK İÇİN TIKLA