Kategori: Engelli Hakları

Farkındalık Yetmez: Engelliler İçin Gerçek Değişim Eylemle Gelir

Her yıl aynı cümleleri duyuyoruz: “Farkındalık oluşturalım.”Engelliler Günü geliyor, afişler hazırlanıyor, sosyal medyada birkaç slogan dolaşıyor. Ama ertesi gün? Hayatımıza kaldığımız yerden, aynı engellerle devam ediyoruz. Farkındalık tek başına yeterli değil. Çünkü engellilerin yaşadığı sorunlar bilgi eksikliğinden değil, hakların uygulanmamasından, fırsat eşitsizliğinden ve siyasi irade eksikliğinden kaynaklanıyor. Evet, Görünürlük Önemli… Ama Sonrası? Bir günlüğüne “Engellilere

okumak için tıklayınız

Cezasızlık: Engelli Bireylere Yönelik Sessiz Bir Cezalandırma Biçimi – Bölüm 2

Türkiye’de cezasızlık çoğunlukla siyasi davalar, kadın cinayetleri veya iş cinayetleri bağlamında tartışılır. Ancak engellilik alanında yaşanan hak ihlallerinde de cezasızlığın derin ve yıkıcı bir işlevi vardır. Bir engelli çocuğun bakım merkezinde şiddete uğraması, engelli bireyin kamusal alanda ayrımcılığa maruz kalması, işyerinde mobbing ya da eğitimde dışlanma… Bu durumlarda cezalandırmanın gerçekleşmemesi yalnızca failin korunması değil, aynı

okumak için tıklayınız

Otizme sosyolojik bir yaklaşım ne getirir veya getirebilir?

Otizmin doğasına, toplumsal algısına ve sosyal bilimlerle kesişim noktalarına sosyolojik bir bakış mümkün mü ? Otizme Sosyal Bilimlerin Katkısı Otizm çoğu kez tıbbi ve bireysel bir mesele gibi görülüyor. Ancak otizm yalnızca biyolojik değil, sosyal ve kültürel olarak da inşa edilen bir deneyimdir. Bu nedenle sosyal bilimler, otizmin: Otizm yalnızca “eksiklikler” ya da “bozukluklar” üzerinden

okumak için tıklayınız

Akademik Validizmi Parçalamak: Yapısal Erişilebilirlik İçin

Bugün akademide en çok konuşulmayan ama en yakıcı meselelerden biriyle karşı karşıyayız: validizm. Engelliliği kişisel bir eksiklik, bireyin uyum sağlayamaması, “özel bir durum” olarak çerçeveleyen bu bakış, aslında tüm akademik yapının içine sinmiş durumda. Bir üniversite amfisinde küçük bir rampa eksikliği, ilk bakışta sadece “lojistik bir detay” gibi görünebilir. Ama aslında bu, engelli bir araştırmacının

okumak için tıklayınız

Kurumsallaşma ve Bakım: Kimin İçin, Nasıl?

Kurumsallaşma kavramı, genellikle “bakımın” ve “profesyonel hizmetin” yokluğuyla ilişkilendirilir. Ancak, bu yaygın kabul gören tanımın ardında, toplumun en savunmasız kesimlerinden biri olan engelli bireylerin uzun süredir taşıdığı acı ve eleştiriler yatar. Bu metin, kurumsallaşmayı sadece fiziksel binalardan ibaret görmeyip, aynı zamanda engelli bireylerin hayatlarını kontrol eden, onları nesneleştiren ve seslerini duyulmaz kılan bir sistemin parçası

okumak için tıklayınız

Nöroçeşitlilik Hareketi: Neye İzin Verir, Neye İzin Vermez?

Nöroçeşitlilik hareketine karşı sıkça yöneltilen bir eleştiri, bu hareketin sadece “yüksek işlevli” otistikler tarafından desteklendiği ve “gerçekten engelli” olanların zorluklarını anlamadığıdır. Ancak bu suçlama, hareketin temel değerleriyle ve tarihiyle çelişir. Nöroçeşitlilik hareketi, nörolojik farklılıkları olan bireylerin insan olduğunu ve diğerleriyle aynı haklara sahip olmaları gerektiğini savunur. Yarım ölçülere izin vermez. Nöroçeşitlilik Hareketi Neye İzin Verir?

okumak için tıklayınız

Validist Kapsayıcılık: Nörotipik Rahatlığı İçin Engelli Olmak

Validizm, yani engelsiz (nörotipik) bireylerin normalliğini ve üstünlüğünü savunan ideoloji, engelliliği bir çeşitlilikten ziyade bir “kusur” olarak görür. Bu zihniyet, en iyi niyetli kapsayıcılık çabalarını bile zehirleyerek, onları validist kapsayıcılık haline getirir. Bu tür bir kapsayıcılık, engelli bireyleri gerçekten dahil etmekten çok, engelsiz bireylerin rahatını ve vicdanını rahatlatmaya hizmet eder. Validist kapsayıcılık, “Seni aramızda istiyoruz,

okumak için tıklayınız

Kurban, Kahraman, Komedyen: Engellilerin Medyatik Rolleri

Engelli bireylerin hikayeleri, toplum tarafından genellikle belirli kalıplara hapsedilir. Medya, engelli yaşamını, tüm nüanslarından ve karmaşıklığından arındırarak, kolayca tüketilebilir üç ana role indirger: Kurban, Kahraman veya Komedyen. Bu rollerin dışında kalan, yani engelliliğin sadece hayatın bir parçası olduğu sıradan gerçeklik, “bankalanamaz” olduğu için yok sayılır. Kurban Olarak Engelli: “Acınası” ve Trajik Bir Anlatı Bu rol,

okumak için tıklayınız

“Plus jamais rien sur nous sans nous”,

Bu ifade, “Artık bizimle ilgili hiçbir şey, biz olmadan (karar verilmesin)” anlamına geliyor. Fransızca’daki “Plus jamais rien sur nous sans nous”, özellikle hak mücadelelerinde, engelli hareketinde, feminist ve azınlık politikalarında kullanılan güçlü bir slogandır. Kökleri aslında II. Dünya Savaşı sonrası “Nothing about us without us” (Biz olmadan bizim hakkımızda hiçbir şey) sloganına dayanır. Daha sonra

okumak için tıklayınız

BM Uyardı: Kurumsallaşma ve Özgürlükten Yoksunluk

Birleşmiş Milletler’in Engelli Kişilerin Hakları Raportörü Catalina Devandas-Aguilar’ın özgürlükten yoksun bırakmaya adanmış raporu, yayınlandığında Fransa’da sağır edici bir sessizlikle karşılandı. Bu şaşırtıcı değil, zira rapor, “insan hakları” ülkesi olarak bilinen Fransa’nın dahi engelli bireylere yönelik ayrımcı ve ataerkil uygulamalarını açıkça gözler önüne seriyor. Raporda belirtilen ihlallerin neredeyse tamamı, bugün Fransa’da ve dünyanın birçok yerinde her

okumak için tıklayınız

Nussbaum’un Kırılganlık Teorisi ve Engelli Bireylerin Toplumsal Konumu

İnsan Onurunun Temelleri Martha Nussbaum’un kırılganlık teorisi, insan onurunu merkeze alarak toplumsal adaletin nasıl sağlanabileceğini sorgular. Bu teori, bireylerin yaşamlarını sürdürebilmeleri için temel yetkinliklere ihtiyaç duyduğunu savunur. Nussbaum, bu yetkinlikleri on temel başlık altında tanımlar: yaşam, bedensel sağlık, bedensel bütünlük, duyular, hayal gücü ve düşünce, duygular, pratik akıl, aidiyet, diğer türlerle ilişki, oyun ve çevresel

okumak için tıklayınız