Kategori: Luna Madanoğlu

CÜZZAM GEMİLERİNDEN DİSİPLİN TOPLUMLARINA: FOUCAULT’DA İZOLASYONUN TARİHSEL SÜREKLİLİĞİ – LUNA MADANOĞLU

Toplumların tarihsel gelişiminde “öteki”nin tanımı, iktidar ilişkilerinin niteliğini belirleyen en temel göstergelerden biridir.Orta Çağ Avrupa’sında cüzzam hastalarının şehir dışına sürülmesi ve hatta bazı dönemlerde nehirlerde yüzen gemilere bindirilerek toplumdan uzaklaştırılması, yalnızca tıbbi bir önlem değil, ahlaki ve politik bir dışlama pratiği olarak değerlendirilmelidir.Bu olay, Foucault’nun (1961) ifadesiyle, “aklın deliliğe karşı

OKUMAK İÇİN TIKLA

Doğru ve Yanlışın Göreceliği ile Gerçeğin İlişkisi Üzerine Felsefi Bir Keşif

Luna MADANOĞLU Görecelilik Kavramının Temel Tanımı Doğru ve yanlış kavramları, bireylerin algılarına, kültürel normlara veya belirli bağlamlara göre değişkenlik gösterip göstermediği sorusu, felsefenin merkezî problemlerinden birini oluşturur. Görecelilik ilkesi, bir önermenin doğruluğunun evrensel bir ölçütten ziyade, belirli bir referans çerçevesine –ki bu dilsel yapı, bireysel deneyim veya toplumsal gelenekler olabilir–

OKUMAK İÇİN TIKLA

Gregory Colbert’in Küller ve Kar filmi üzerine Jungcu ve felsefi bir bakış

Luna Madanoğlu Gözlerimi kapattığımda, içimde mavi gözlü bir fil ağlıyor. Belki de bu, Colbert’in kamerasının gördüğü değil, insanlığın unuttuğu bir hatıradır. Küller ve Kar (Ashes and Snow), Kanadalı sanatçı ve yönetmen Gregory Colbert’in yirmi yılı aşkın bir süreçte çektiği, türler arası bir sessizlik belgeselidir. Çekimler 1992’den itibaren Hindistan, Namibya, Mısır,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Hayalperest Bir Şiir: Kızıl Ekimin Uyanışı – Luna Madanoğlu

1917 sonbaharında, Petrograd’ın sokakları soğuktu.Ama o soğuğun altında, yıllardır bastırılmış bir sıcaklık vardı: öfke.Yorgun bedenlerin, aç çocukların, susturulmuş kadınların öfkesi.Ve bir gün, o öfke artık sessiz kalmayı reddetti.O gün, takvim Ekim’i gösteriyordu. Bir Halkın Sabrı Tükendiğinde Yüzyıllarca süren adaletsizlik, savaşın açlığı ve yoksulluk…Rusya artık nefes alamıyordu.Çar devrilmişti, ama iktidar yine

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kurtlarla Koşan Kadınlar / İnsan Olmanın Kayıp Parçası Üzerine – Luna Madanoğlu

Ben bu kitapla ilk tanıştığımda zaten o yoldaydım.Yalnızlığın, suskunluğun ve kendi iç sesinin yankılandığı bir yoldan geçiyordum.Clarissa Pinkola Estés’in Kurtlarla Koşan Kadınlar’ı, o yolun ortasında karşıma çıkan bir isim gibiydi: “vahşi kadın.”Ona o an bir arketip gibi değil, çoktan unuttuğum bir parçam gibi baktım. Clarissa Pinkola Estés’in Kurtlarla Koşan Kadınlar

OKUMAK İÇİN TIKLA

Şeytanın Tellerinde Paganini’nin Devrimi – Luna Madanoğlu

Devrim bazen barikatlarda yükselen bir çığlıkta değil, tek bir keman telinde saklıdır.Bir yay hareketi, insanın kalbine dokunan ince bir titreşim, yüzyılların alışkanlıklarını yerle bir eden görünmez bir darbeye dönüşebilir.Paganini, işte bu yüzden yalnızca bir müzisyen değil, bir başkaldırıydı. Parmakları kemanın tahtasında sadece notaları değil, zincirleri de kırdı.Kalıpları, yasaları, kuralları hiçe

OKUMAK İÇİN TIKLA

Ölümün Toplumsal İşlevi: Fanilik Bilinci ve Modern Tabular – Luna Madanoğlu

Ölüm, insanlık tarihi boyunca hem bireysel hem de toplumsal düzeyde en güçlü deneyimlerden biri olmuştur. Her birey için kaçınılmaz olan bu son, aynı zamanda toplumların kültürel yapılarında, ritüellerinde ve değer sistemlerinde derin izler bırakmıştır. Ancak modern çağda ölüm, giderek daha fazla tabu haline gelmiş, kamusal görünürlüğü azaltılmış ve gündelik yaşamdan

OKUMAK İÇİN TIKLA