Kategori: Psikanaliz

Yeni Bireyleşme Biçimleri: Jungiyen Bir 21. Yüzyıl Yorumu Bölüm 4: Annenin Gölgesinden Çıkmak, Babanın Onayına Girmemek

Bölüm 4: Annenin Gölgesinden Çıkmak, Babanın Onayına Girmemek Sadakat, Kimlik ve Bireyleşmenin İçsel Tuzakları 🧬 Aileyi Sadece Sevmek Yetmez Bireyleşmek, aileden “kaçmak” değil.Ama her bireyleşme yolculuğu, anneye sadakati ve babanın onayını sorgulamak zorundadır. Çünkü: Anneyi kaybetmek istemediğin için “seni tanımayan bir benliğe” sadık kalırsın.Babadan onay almak için “sana ait olmayan bir başarıyı” kovalar durursun. 🧱

okumak için tıklayınız

Narsisizm ve Sosyal Medya Arasındaki İlişki Hasedi Artırıyor mu ?

Narsisizm ve sosyal medya arasındaki ilişki, modern psikoloji ve psikanaliz alanında yoğun bir şekilde tartışılan bir konudur. Erdoğan Çalak’ın İçimizdeki Magma: Haset kitabında, narsisizm, modern dünyanın teşhirci ve rekabetçi kültürünün bir ürünü olarak ele alınır; sosyal medya ise bu narsisistik eğilimleri körükleyen başlıca araçlardan biri olarak görülür. Çalak, sosyal medyanın bireyleri sürekli kıyaslamaya, imaj oluşturmaya

okumak için tıklayınız

Kıskançlık ve Öfkenin Dinamikleri

Kıskançlık ve öfke, psikanalitik ve psikolojik çerçevede sıkı sıkıya bağlantılı duygulardır ve her ikisi de bireyin içsel çatışmalarından, ilişkisel dinamiklerden ve toplumsal etkilerden beslenir. Erdoğan Çalak’ın İçimizdeki Magma: Haset kitabında, kıskançlık (jealousy) “sahip olunan bir şeyi kaybetme korkusu” olarak tanımlanırken, öfke, bu korkunun veya engellenmişliğin dışa vurumu olarak ele alınır. Çalak’ın perspektifi, kıskançlığın hasetten (envy)

okumak için tıklayınız

İçimizdeki Evren: Modern Yaşamda Ruhsal Gerçekliği Anlamak

Günlük konuşmalarımızda sıkça duyarız: “İçimden bir ses öyle dedi,” “Kendimi içten içe iyi hissetmiyorum,” ya da “Aslında içimde fırtınalar kopuyor.” Peki, bu bahsettiğimiz “iç” gerçekten nedir? Sadece bir metafor mu, yoksa gerçekten deneyimlerimizin, duygularımızın ve kişiliğimizin şekillendiği, kendimize ait bir içerisi mi var?Modern düşünce ve psikoloji, ruhsal gerçeklikten bahsederken bu “iç” sözcüğünü yoğun bir şekilde

okumak için tıklayınız

Sevgi Odaklı Yaşamak Mümkün Müdür ?

Erdoğan Çalak’ın İçimizdeki Magma: Haset kitabında, sevgi odaklı bir yaşamın mümkün olabilmesi için haset enerjisinin bilinçli bir şekilde dönüştürülmesi ve bireyin ruhsal gelişiminin sevgiyle şekillenmesi gerektiği vurgulanır. Çalak, modern dünyanın haseti körükleyen yapısına karşı, sevgi odaklı bir yaşamı bireysel farkındalık, sağlıklı ilişkiler ve içsel dönüşümle inşa edilebilecek bir hedef olarak sunar. Aşağıda, bu hedefe ulaşmak

okumak için tıklayınız

Baba Kim? Aileyi Kim Kurar? Travmatik Aidiyetin Psikanalizi

Bir ruh sağlığı uzmanı olarak , terapi odalarımızın loş ışıklarında veya gündelik hayatın absürt karmaşasında, dilimize pelesenk olan ama derinliğini pek de sorgulamadığımız bir soruyu cesurca masaya yatıralım: “Baba Kim? Aileyi Kim Kurar? Ve bu kutsal sandığımız aidiyet duygusu, ruhumuzda nasıl travmatik bir zincire dönüşür?” Baba Kimdir?: Biyolojinin Ötesinde Bir İşlev ve Birkaç Psikopatolojik Şaka

okumak için tıklayınız

“Sosyal Medya ve Şiboletler”

Sosyal medya kullanıcılarına yönelik ötekileştirici dil, algoritmik görünürlük ve kimlik temsili üzerine kültürel, dilsel ve sınıfsal şiboletler üzerine psikopolitik bir çözümleme yapmak gerekiyor. Sosyal Medyada Şiboletler: Beğeni İçin Kod, Görünürlük İçin Şifre Bugün bir tweet yazarken, bir story atarken ya da bir caption oluştururken kaçımız gerçekten “özgür” yazıyoruz?Ya da soruyu şöyle soralım:Kaçımız, görünür olmak için

okumak için tıklayınız

Egonun Bölünmesi ve Sahte İşbirliği

Psikanalitik süreçte karşılaşılan ego bölünmesi (splitting of the ego) fenomenini anlamak önemlidir. 1. Yüzeydeki Yetişkinlik: Yetişkin Gibi Görünüp Çocuk Gibi İlişki Kurmak Hasta, analitik çerçevede “yetişkin bir birey” gibi konuşmakta, ancak bu konuşma bir içgörüye değil, yüzeyde işbirlikçi gibi görünmeye hizmet etmektedir. Freud’un ikincil süreç düşünme (secondary process thinking) dediği yapı burada simüle edilmiştir; içerik akılcıdır

okumak için tıklayınız

Görünmez Engellilik: Otizmin Doğası ve Etkileri

Otizm spektrum (OSB), genellikle “görünmez engellilik” olarak tanımlanır, çünkü çoğu otistik bireyin dış görünüşünde belirgin fiziksel işaretler bulunmaz. Down sendromlu kişilerin belirgin fiziksel özelliklere sahip olmasının aksine, otistik bireylerin çoğunda farklı fiziksel özellikler yoktur. Bu görünmezlik, otizmli bireyler ve aileleri için bir dizi benzersiz zorluk yaratır. 1. Otizmin Görünmezliği ve Çeşitliliği: Otizm genellikle “gizli bir

okumak için tıklayınız

Gündemin Toksik Ritmi: Bugün Ne Unutacağız? Bölüm 2 “Bize Ne Oluyor?”

🧠 Duyguların Çöküşü ve Toplumsal Yorgunluk Sabah uyanıyorsun, haber akışı başlıyor:💥 Yeni bir linç🩸 Yeni bir ölüm🚨 Yeni bir siyasi kriz🥀 Yeni bir doğal felaket🧊 Ve… sende sadece donukluk. Tepki yok. Göz kırpmadan geçiyorsun.Çünkü artık sadece bilgiye değil, hissetme gücüne de yabancısın.Bu, bilgi yorgunluğu değil.Bu, duygu tükenmesi. 💣 Byung-Chul Han: “Pozitiflik Terörü” Yorgunluk Toplumu‘nda Han

okumak için tıklayınız

Anneyi İyi Tutmak : Ruhsal Sağlığın İkilemi

Psikoterapi pratiğimde sıkça karşılaştığım, bireysel ruhsal sağlık üzerinde derin etkiler bırakan ve çoğu zaman farkında olmadan taşıdığımız ağır bir yükü ele almak isterim: “Anneyi İyi Tutmak: Ruhsal Sağlığın İkilemi.” Bu ifade, toplumun annelik üzerine inşa ettiği kutsal ve kusursuz imgelem ile bireyin kendi yaşanmışlıkları arasındaki keskin çelişkiyi ve bu çelişkinin bireyde yarattığı suçluluk, değersizlik ve

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin Roman Kahramanlarının Çok Yönlü Çözümlemesi

Fyodor Dostoyevski’nin roman kahramanları, insan ruhunun en karmaşık, çelişkili ve derin katmanlarını yansıtan eşsiz portrelerdir. Onun eserleri, bireyin iç dünyasını, toplumsal yapılarla çatışmasını ve varoluşsal arayışlarını ele alırken, Jung ve Freud’un psikanalitik yaklaşımlarıyla zengin bir yorum alanına kavuşur. Bu metin, Dostoyevski’nin kahramanlarını Jung’un arketipler ve kolektif bilinçdışı, Freud’un id, ego, süperego dinamikleri ve diğer disiplinler

okumak için tıklayınız

Yerleşmenin Ruhsal Hakkı Bölüm 2

Bölüm 1: https://www.insanokur.org/kiralik-dairelere-sikistirilan-insan-modern-yersizligin-psikodinamigi-bolum-1/ – Modern Yersizliğe Karşı Bir Psiko-toplumsal Manifesto – “Eşyam yok, odam yok, kalışım da belli değil… O zaman ben kimim?”— Kiralık yaşamın ruhsuzluğunda yankılanan modern bir çığlık 🌍 1. Yersizlik: Modern İnsanlığın Yeni Normali Kentte yaşıyoruz ama yerlisi değiliz.Evin içindeyiz ama ev sahibi değiliz.Taşınıyoruz ama göç etmiyoruz. Modern insan, artık göçebe değil;

okumak için tıklayınız

Gündemin Toksik Ritmi: Bugün Ne Unutacağız? Bölüm 1

Şokla Başlayan Sabahlar “Bugün hangi krize uyanmak istersiniz?” Her sabah…Uyanır uyanmaz elimiz telefona gider.Yeni bir kriz, yeni bir skandal, yeni bir ölüm, yeni bir yasak, yeni bir “acil durum”.Daha kahve bile içmeden “bilinç” değil, panik çalışır.O günkü duygumuz bize ait değildir artık. Gündem belirlemiştir.Ve biz yine… unutmaya hazırız. 📡 Gündem Değil, Şok Rejimi Bu bir

okumak için tıklayınız

İnsan Olarak Anne – Anne Olarak Anne

Anne dediğimiz kişi iki ayrı varlık gibi yaşar içimizde. Kendine ait arzuları, korkuları, geçmişi, travmaları, hayal kırıklıkları olan bir bireydir. Bizim dünyamıza gelmeden önce bir kız çocuğudur, bir sevgilidir, bir kız kardeştir, bir çalışan, bir öğrenci… Onun da bir “iç çocuğu” vardır. İnsan olarak anne, eksiktir. Ve bu eksiklikle tamamlanmaya, sevilmeye çalışır. Bu yönüyle “insan

okumak için tıklayınız

Şibolet: Sınırlarda Konuşulan Sözcükler ve Ötekileştirmenin Dili

Daha önce şibolet kavramı üzerine yazdığım yazıyı biraz daha genişletip; Türkiye’deki ötekileştirme biçimleriyle ilişkilendirmeye çalıştım. “Şibolet” (Ibranice: שִׁבֹּלֶת), etimolojik kökeni Eski Ahit’e dayanan, başlangıçta tarımsal bir nesneyi (başak) işaret eden; fakat tarihsel bağlamda kimlik belirleme aracı olarak kullanılan bir sözcüktür. Hakimler Kitabı’nda anlatıldığı üzere, Efraimliler ile Gileatliler arasındaki çatışmada, düşmanı teşhis etmek için “şibolet” kelimesi

okumak için tıklayınız

“Benliğe Dair 5 Teori”

Ben kimim?” sorusu, insanlığın en kadim arayışlarından biridir. “Benliğe Dair 5 Teori” , bu soruya psikoloji, felsefe ve kültürel eleştiri perspektiflerinden yanıt arıyor. Her teori, benliğin farklı bir katmanını açığa çıkararak, hem bireysel hem de toplumsal bağlamda “kendin olmak” ne anlama geliyor, sorguluyor. 🎭 Benliğin 5 Teorisi (Alt başlık: “Keşfet, İnşa Et, Unut, Hatırla… Sen

okumak için tıklayınız

Gerçek benlik… İçimizde uyuyan bir hazine mi, yoksa zamanla ördüğümüz bir yapboz mu?

Bu sorunun cevabı, “doğa mı, kültür mü?”, “öz mü, yapı mı?” gibi kadim felsefi-psikolojik tartışmalarla da derin bağ kursa da benim için ne anlama geldiğini biraz deneyimsel bir yerden açıklamaya çalıştım. 🌱 1. Gerçek Benlik Keşfedilecek Bir Cevher midir? (Jung / Kierkegaard / Platon) Bu yaklaşım, benliği içsel ve doğuştan gelen bir “öz” olarak görür.

okumak için tıklayınız

Eşinizi Evlilik Terapisine İkna Etmenin Yolları

Evlilik, iki insanın bir araya gelerek oluşturduğu karmaşık bir bağdır; bir yandan derin bir sevgi ve ortaklık taşırken, diğer yandan çatışmalar, yanlış anlamalar ve sessiz gerilimlerle doludur. Eşinizi evlilik terapisine ikna etmek, bu bağı yeniden inşa etmek için bir adım atmaktır, ancak bu süreç hem hassasiyet hem de derin bir anlayış gerektirir. Aşağıda, bu zorlu

okumak için tıklayınız

Terapinin İkiliği: İyinin ve Kötünün Sınırlarında

Terapi, insan ruhunun derinliklerine uzanan bir yolculuk; bazen kurtarıcı bir rehber, bazen de yanıltıcı bir ayna olabilir. İyi terapi, bireyi özgürleştirirken, kötü terapi görünmez bağlar örer. Bu metin, iyi ve kötü terapinin ayırt edici özelliklerini birçok boyutta, zengin ve çok katmanlı bir dille ele alıyor. Her başlık, terapinin bir yönünü aydınlatırken, insan doğasının karmaşıklığına ve

okumak için tıklayınız