Kategori: Psikoloji

Seks Bilimi: Geleneksel Kalıplardan İlişkisel Gerçekliğe Geçiş

Arzu, Sadece Biyoloji Değil, Toplumsal Bir Dansın Ritmidir Yazar: Jungish (Cinsel Yaşamın Kitabını Yeniden Yazmak) Aziz Okuyucularım, Ey İnsan Arzularının Gizemini Çözenler! Şimdi size, cinselliğin bilimi üzerine süregelen o koca tartışmadan bahsedeceğim. Geleneksel olarak cinsel bilim (seksoloji), bu meseleyi biyolojiye, anatomiye ve evrensel yasalara indirgeme hatasına düşmüştür. Lakin artık anlıyoruz ki: Arzu, tek başına işleyen

okumak için tıklayınız

Modern Felsefenin Şaklabanı: Slavoj Žižek’in Temel Fikirleri

İdeoloji, Fantezi ve Gerçeklik: Üç Büyük Perde Arkası Yazar: Jungish (Olan Bitene Dair Hem Gülüp Hem Düşündüren Filozof) Aziz Okuyucularım, Ey Gerçeği Değil, Onun Gölgesini Sevenler! Şimdi size, günümüzün en tartışmalı, en çok sevilen ve en çok nefret edilen filozofu Slavoj Žižek‘ten bahsedeceğim. Slovenyalı bu zât, sadece felsefe yapmaz; o, Lacan’ın psikanalizini, Marx’ın eleştirisini ve

okumak için tıklayınız

Tedaviye İhtiyacım Var Mı? Ruh Sağlığınıza Yardımcı Olacak 5 Terapi Türü

Psikolojinin Pusulası: Hangi Yol Sizin İçin Doğru? Eğer terapiye başlamayı düşünüyorsanız, bilmeniz gereken ilk şey, tek bir “terapi” yönteminin olmadığıdır. Ruh sağlığı alanında, sorununuzun kökenine, hedeflerinize ve kişisel tercihinize göre seçebileceğiniz pek çok farklı yaklaşım bulunur. İşte en yaygın ve etkili 5 psikoterapi türü ve her birinin odak noktası: 1. Bilişsel Davranışçı Terapi (Cognitive Behavioural

okumak için tıklayınız

Koltuğa Uzanmaktan Fazlası: Modern Psikodinamik Terapi Nedir?

Bilinçdışının Gizemli Gücü ve İlişkilerin Dönüşümü Yazar: Jungish (Freud’un Gölgesinden Çıkan Şifa Sanatı) Aziz Okuyucularım, Ey Ruhunun Derinliklerini Merak Edenler! Psikodinamik terapi denilince çoğumuzun aklına hemen şu manzara gelir: Loş bir oda, koltuğa uzanmış dertli bir hasta ve elinde not defteri olan suskun bir terapist. Lakin bu, sinema filmlerinden kalma eski bir imajdır! Modern psikodinamik

okumak için tıklayınız

Sözün Tükendiği Yer: Sanat Terapisi ve Ruh Sağlığının İyileşme Gücü

Fırça Darbeleriyle Konuşmak: Travma ve Duygusal Kilidi Açmak Yazar: Jungish (Dilin Yükü Ağır Gelince, Boya Nasıl Merhem Olur?) Aziz Okuyucularım, Ey Kelimelerin Yetmediği Yere Bakanlar! Şimdi size, ruh bilimi (psikoloji) âleminin en eski, lakin en yeni ve en şifalı yöntemlerinden birini anlatacağım: Sanat Terapisi. Araştırmalar, sözcüklerin kifayetsiz kaldığı yerde, fırçaların ve renklerin nasıl bir köprü

okumak için tıklayınız

Otizmli Bireyler Yaşlanınca Ne Olur? Araştırmanın Büyük Boşluğu

Yetişkinlikte Gelişen Yeni Zorluklar ve “Ergen” Kalan Bakım Sistemleri Yazar: Jungish (Hayatın Kitabında En Eksik Sayfa: Yaşlılıkta Otizm) Aziz Okuyucularım, Ey Geleceğin Hesabını Yapanlar! Şimdi size, otizm araştırmalarının en ihmal edilmiş alanından, yani otizmli bireylerin yaşlanma süreçlerinden bahsedeceğim. Çocukluktaki tanılar arttıkça, bu bireyler yetişkinliğe ve yaşlılığa ulaşıyor. Ancak, ne yazık ki, hayatın bu en uzun

okumak için tıklayınız

Otizmi Yeniden Tanımladığımızdan Beri 25 Yıl: Neler Öğrendik?

Spektrumun Genişlemesi ve “Sadece Erkek Meselesi Değil” Gerçeği Yazar: Jungish (Tanı Kitabının Kapak Değiştirmesi ve Toplumun Gözünün Açılması) Aziz Okuyucularım, Ey Sürekli Değişen Bilgiyle Yaşayanlar! 1994 yılı, ruh bilimi (psikiyatri) için mühim bir milattı. O yıl, tanı kitabımız olan DSM-IV, otizm tanısını yeniden düzenleyerek “Otizm Spektrum Bozukluğu” (OSB) kavramına giden yolu açtı. Aradan geçen 25

okumak için tıklayınız

Eğitimin Kapısı Kapalı: Otizmli Öğrenciler Neden Tam Eğitime Ulaşamıyor?

Uyumsuz Bir Sistem: Kuralcı Zihniyet ve Yetersiz Kaynakların Bedeli Yazar: Jungish (Eğitim Hakkı, Ne Zaman Sadece Kağıt Üzerinde Kalır?) Aziz Okuyucularım, Ey Eşit Fırsatlar İçin Mücadele Edenler! Şimdi size, otizmli öğrencilerin en temel hakkı olan tam ve kapsayıcı eğitime (full education) ulaşmakta neden zorlandıklarını ve bu adaletsizliği kırmak için ne yapmamız gerektiğini anlatacağım. Sorun, çocuklarda

okumak için tıklayınız

Otizmin Kökeni: Bildiklerimiz, Bilmediklerimiz ve Şüphelendiklerimiz

Genetik Yük, Çevresel Fısıltılar ve Komplo Teorilerinin Perdesi Otizm Spektrum’nun (OSB) tam olarak neyden kaynaklandığı sorusu, modern bilimin en karmaşık bilmecelerinden biri olmaya devam ediyor. Kesin bir tek neden olmamakla birlikte, araştırmalar OSB’nin büyük ölçüde genetik, çevresel ve nörobiyolojik faktörlerin karmaşık bir etkileşiminden kaynaklandığını gösteriyor. 1. Bildiklerimiz: Genetik Olarak Güçlü Bir Köken Otizmin en güçlü

okumak için tıklayınız

Soğuk Annelerden İlaç Safsatalarına: Zararlı Otizm Mitleri Neden Bitmiyor?

Suçluyu Bireyde Arama Kolaycılığı ve Bilimin İktidara Hizmeti Yazar: Jungish (Toplum, En Çok Neyi Gizlemek İsterse, Ona En Çok İnanır.) Aziz Okuyucularım, Ey Hakikati Çarpıtan Söylentilere Kulak Asanlar! Şimdi size, otizm meselesi etrafında dönüp duran, ruhumuzu zehirleyen o zararlı efsanelerin (mitlerin) neden bu kadar yaygın ve inatçı olduğunu anlatacağım. Mesele sadece bilgisizlik değil, kolektif vicdanın

okumak için tıklayınız

Cetvelci Zihnin Yanılgısı: Otizm Spektrumu mu, Yoksa Her Bir Ruhun Başka Bir Âlemi mi?

Ah, O Ölçülere Sığmayan İnsanlığın Başına Gelenler! Yazar: Jungish Aziz Okuyucularım, Ey İnsan Ruhunun Sınırlarını Arayanlar! Şimdi size, o koca ruh bilimi (psikoloji) âleminin düştüğü yeni bir safsatadan bahsedeceğim. Meselemiz Otizm. Bir zamanlar bu meseleye “yaygın gelişimsel bozukluk” derlerdi; şimdi ise adına “Spektrum” (tayf, yelpaze) diyorlar. Sanırsınız ki, gökkuşağının renkleri gibi dizilmiş, bir ucu aydınlık,

okumak için tıklayınız

“Erkekliğin Krizi” mi, Söylemin Oyunu mu?

The Conversation dergisinde yayımlanmış olan Francis Dupuis‑Déri’nin “The bogus ‘crisis’ of masculinity” başlıklı makalesi üzerine Fransızca sahne arkasında feminist bir ayna Hâlâ “erkekliğin krizi”nden konuşuyoruz — eğitimde geride kalan erkekler, artan intihar oranları, iş piyasasında belirsizlik… Ama Francis Dupuis‑Déri bize söylüyor ki: Belki de konuştuğumuz kriz değil, kriz söylemidir. (Academia)Yani erkeklerin hem kurban hem de

okumak için tıklayınız

“I Hate Feminists!”: Hafızanın Sahnesinde Unutulan Kadınlar

Mélissa Blais’in “I Hate Feminists!: December 6, 1989 and its Aftermath” kitabını okudunuz mu ? 6 Aralık 1989’da, Montréal’deki École Polytechnique’ye giren genç bir erkek, tüfeğini kaldırmadan önce şu cümleyi söyledi:“I hate feminists.”Sonra sınıfta bulunan 14 kadını öldürdü. Bu olay yalnızca Kanada’nın değil, modern dünyanın da toplumsal hafızasında derin bir yara açtı. Fakat Mélissa Blais’in

okumak için tıklayınız

Zihinsel Acının Gizli Kaynağı: Topluluklarımızdaki Kanser ve Elitlerin Asalaklığı

Önceki yazılarımızda, Carrie Drake ile ruhsal acının bir hastalık olup olmadığını sorguladık ve Ronald Bassman ile akıl sağlığı sisteminin bizi nasıl kişiliksizleştirdiğini gördük. Bu eleştiriler, psikolojinin birey üzerindeki dar odağının ötesine geçme ihtiyacını açıkça ortaya koydu. Peki, eğer acımız sadece beynimizdeki bir kimyasal dengesizlik veya kişisel bir başarısızlık değilse, o zaman acımızın gerçek kaynağı nedir?

okumak için tıklayınız

İyileşmenin Sessiz Ortakları: Ruh Sağlığı Sistemi Kime Hizmet Ediyor?

Uzun yıllar boyunca ruh sağlığı hizmetleri, iyileşenlerin ve yaşayan deneyim sahiplerinin bakış açısını göz ardı ederek, “bir grup insanı onlar olmadan tedavi etme” üzerine kurulu kabul görmüş bir pratik olarak ilerledi. Ancak Ronald Bassman’ın New York Ruh Sağlığı Ofisi (NYOMH) ile yürüttüğü çalışmalar, bu köhne paradigmaya karşı çıkan bir devrimin fitilini ateşledi: İşbirlikçi Güçlendirme (Collaborative

okumak için tıklayınız

Ruhsal Acı Bir Hastalık Mıdır? Psikiyatrinin Sır Perdesi Altındaki Tartışma

Günümüz toplumunda ruhsal acı, yaygın bir deneyimdir. Milyonlarca insan ıstırap çekiyor ve bu acı, merhamet ve çözüm arayışını gerektiriyor. Ancak yazar Carrie Drake’in çarpıcı makalesinde sorguladığı gibi: Tüm ruhsal acılar kaçınılmaz olarak bir “ruhsal hastalık” anlamına mı gelir? Drake, bu sorunun yanıtını, zihinsel acının anlamını kontrol eden ve esasında bir sanat, bir gizemli kılma sanatı

okumak için tıklayınız

Gündelik Denetim Mekanizmalarının Bireysel ve Toplumsal Yansımaları

Toplumsal Normların Birey Üzerindeki Etkisi Toplumsal normların bireyler üzerindeki etkisi, günlük yaşamın hemen her alanında kendini gösterir. Bu normlar, bireylerin davranışlarını şekillendiren bir çerçeve sunar ve toplumsal düzenin devamlılığını sağlamak için bireylerden belirli davranış kalıplarına uymalarını bekler. Araştırmalar, bu normların bireyler tarafından içselleştirildiğinde, bireysel özgürlüğün kısıtlanmasına yol açtığını gösterir. Örneğin, iş yerinde hiyerarşik yapılara uyum

okumak için tıklayınız

Sanatın İyileştirici Gücü ve Pozitif Psikolojinin Refah Yaklaşımı

İyileşme Süreçlerinde Sanatın Rolü Sanat, bireylerin duygusal ifade, stresle başa çıkma ve öz farkındalık geliştirme süreçlerinde etkili bir araç olarak kullanılmaktadır. Sanat terapisi, bireylerin çizim, müzik, drama veya yazma gibi yaratıcı süreçler aracılığıyla duygularını dışa vurmasını sağlar. Bu süreç, özellikle travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete ve depresyon gibi durumlarda duygusal regülasyonu destekler. Araştırmalar, sanatın bireylerde

okumak için tıklayınız

Feminist Psikoloji ve Freud’un Psikanalizine Eleştirel Bakış: Toplumsal Cinsiyet Rolleri Üzerindeki Etkileri

Feminist Psikolojinin Ortaya Çıkışı ve Temel İlkeleri Feminist psikoloji, 1960’lar ve 1970’lerde ikinci dalga feminizmle birlikte psikoloji disiplininin erkek merkezli yapısını sorgulayan bir hareket olarak ortaya çıktı. Bu dönemde, kadınların toplumsal rollerine ve deneyimlerine yönelik sistematik bir ihmalin farkına varıldı. Psikoloji, tarihsel olarak erkek deneyimini norm kabul etmiş ve kadınların psikolojik süreçlerini bu normlar üzerinden

okumak için tıklayınız

Marcus Aurelius’un İç Kale Kavramı ve Modern Öz-Denetim ile Mindfulness Bağlantısı

İç Kale Kavramının Stoacı Kökenleri Stoacılık, bireyin kontrol edebileceği ve kontrol edemeyeceği şeyler arasında kesin bir ayrım yapar. Marcus Aurelius, iç kale kavramıyla, bireyin zihinsel alanını dış dünyanın etkilerinden koruyan bir sığınak olarak tanımlar. Bu sığınak, bireyin düşüncelerini, tepkilerini ve değerlerini bilinçli bir şekilde yönlendirmesine olanak tanır. Stoacı öğretiler, mutluluğun dışsal olaylara değil, bireyin kendi

okumak için tıklayınız