Kategori: Sait Faik Abasıyanık

Sait Faik Abasıyanık – Abidin Dino “Sait Faik Adalı’ya büyük adamsın derseniz, o size…”

Sait Faik Adalı’nın soyadı Abasıyanık’tır. Sait Faik Adalı Abasıyanık’ı tanımakla yeni bir ada keşfetmiş kadar sevinebilirsiniz, Adalı’nın adası bir dünyadan büyüktür, içinde her şey var. Gorki’nin Rus edebiyatına yaptığı hizmeti, Adalı Türk edebiyatına yapacak. Fakir fukaralar anafordan futbol maçına girer gibi Sait Faik’le beraber kitaplarımıza girdiler, yuria! Tiyatroda, her tiyatroda paradinin en ucunda oturan Sait

okumak için tıklayınız

Şair Sait Faik

Şair Sait Faik?i, öykücü Sait Faik karşısında düşünmek, iyiden kabullenmek belki zor, ama üstüne düşünüp yeniden zevkle okumak hiç zor değil. Sait Faik, Türk öyküsünün tek başına kurucusu değildir belki ama esas yazıcısıdır demek abartı sayılmaz. Her türlü retoriğin dışında, siyasal tavır ve dilciliğin ötesinde, İstanbul?a inen bu öykü, oradan dalga dalga insana ve Türkiye?ye

okumak için tıklayınız

Hikâyecinin Kaderi – Sait Faik Abasıyanık

Sait Faik?in dergi ve gazetelerde yayımlanan öykü ve yazılarından oluşan Hikâyecinin Kaderi?nde yer alan, ?Sur Dışında İnsanoğlu?, ?İnsanlığın Haline Doğru?, ?Mösyü Edmond Rostand?ın Cyrano?su? ve ?Galata Köprüsü?nün Sabahı ve Akşamı? başlıklı yazıları ölümünden sonra ilk kez kitaplaşıyor. Yazarın gazete ve dergi sayfalarında yayımlanmış yazıları ve röportaj-öyküleri Hikâyecinin Kaderi ile ilk kez eksiksiz olarak okuyucuya ulaşıyor.

okumak için tıklayınız

Havada Bulut – Sait Faik Abasıyanık

?… Bir adam Burgazadası?nda oturmuş, düşleri, anıları karışıyor birbirine, çocukluk, gençlik, yaşlılık yılları karışıyor birbirine, birtakım insanlar var hikâyelerinde, onlar da karışıyorlar birbirine, öyle yerler oluyor, anlatılan kişilerle, anlatan kişileri seçemiyorsunuz birbirinden…? Nurullah Ataç ?Haksızlıkların olmadığı bir dünya… İnsanların hepsinin mesut olduğu, hiç olmazsa iş bulduğu, doyduğu bir dünya… Hırsızlıkların, başkalarının hakkına tecavüz etmelerin bol

okumak için tıklayınız

Birtakım İnsanlar – Sait Faik Abasıyanık

“Şu karşıki sandalı görüyor musun? Bakın sahile yaklaşıyor. Onu yürüten şey nedir? Kürekleri değil mi? Ya şu uçan martılar! Kanatları yolunsa artık uçabilir mi? Düşünce de böyledir. Dört duvar arasına kapatılmak istenirse kanatsız kuş, küreksiz sandal oluverir ve bütün manasını kaybeder” diyen büyük yazarın; ilk kez 1944 yılında yayımlanan romanı Birtakım İnsanlar yeniden gözden geçirilerek

okumak için tıklayınız

Hişt Hişt – Sait Faik Abasıyanık

Yürüyordum. Yürüdükçe de açılıyordum. Evden kızgın çıkmıştım. Belki de tıraş bıçağına sinirlenmiştim. Olur, olur! Mutlak traş bıçağına sinirlenmiş olacağım. Otların yeşil olması, denizin mavi olması, gökyüzünün bulutsuz olması, pekala bir meseledir. Kim demiş mesele değildir, diye? Budalalık! Ya yağmur yağsaydı? Ya otların yeşili mor, ya denizin mavisi kırmızı olsaydı? Olsaydı o zaman mesele olurdu, işte.

okumak için tıklayınız

Büyüyen Eller / Bütün Yapıtları ? Sait Faik Abasıyanık

Sait Faik Müzesi Arşivi’ndeki müsvedde ve taslaklardan oluşan Büyüyen Eller’de yer alan “Sebzeci Cebrail”, [Kozalaklı Köyü] ve [Kılıbık] okurlarıyla ilk kez buluşuyor. Büyüyen Eller, Sait Faik’in sanıldığının aksine titiz sayılabilecek bir dikkatle yazdığını, yazdıklarını okuyup değiştirdiğini, düzelttiğini, yazdıklarının bazılarından vazgeçtiğini ve yazdığı her şeyi yayımlandığını göstermesi bakımından farklı bir önem taşımaktadır. “Çok hasta olduğum zaman,

okumak için tıklayınız

Kıskançlık – Sait Faik Abasıyanık

Köyün civarını, çiçek açmış şeftalilerin dibinde derileri pul pul çobanlarla dinlenerek, ekseriya, bahar güneşine sarılıp yürüyerek dolaştım.Dağlara türkü söyleyen ufacık çobana:“Karnım aç, yavru” dedim. Dağarcığından kumlu köy ekmeği ve suyu seli kaçmış Mihaliç peyniri çıkarıp verdi. Pınar buldum, su içtim.Köye akşama doğru ancak varabildim. Meydandan geçerken ağalar el ettiler.“Muallim Efendi,” dediler “Bir çayımızı içmen mi?”“İçeriz

okumak için tıklayınız