Kategori: Sait Faik Abasıyanık

Sait Faik Abasıyanık’ta Tamamlanmamış İnsan (VİDEO)

Bu video, Sait Faik Abasıyanık’ın öykücülüğünde karakterlerin neden klasik bir gelişim göstermediğini ve bilinçli olarak dönüştürülmediğini derinlemesine inceler. Yazarın geleneksel olay örgüsünü reddederek insanlık hallerine ve anlık duygulara odaklandığı, karakterlerini eğitmek ya da kurtarmak gibi ahlaki bir hiyerarşiden kaçındığı vurgulanır. Sait Faik’in bu tutumu, modern insanın parçalanmış doğasına duyduğu saygının ve müdahaleci olmayan özgün merhamet anlayışının bir yansıması olarak sunulur. Videoya göre bu “tamamlanmamışlık”, estetik

okumak için tıklayınız

Sait Faik, Türkiye’nin Çehov’u mu? (VİDEO)

Bu video, modern kısa öykünün öncüsü Anton Çehov ile Türk edebiyatının dönüm noktası olan Sait Faik Abasıyanık arasındaki edebi bağı ve bu bağın zamanla nasıl evrildiğini ele almaktadır. Her iki yazarın da sıradan insanların gündelik yaşamlarını ve geleneksel olay örgüsünden uzaklaşan durum hikâyeciliğini merkeze aldığı vurgulanmaktadır. Ancak metin, Sait Faik’in yalnızca Çehov’un bir takipçisi olmadığını, aksine merhamet ve sevgi gibi duyguları anlatısına daha derin bir etik

okumak için tıklayınız

Sait Faik Abasıyanık’ta Çehovcu Çizginin Sürekliliği mi, Dönüşümü mü?

Modern kısa öykünün kurucu figürlerinden Anton Çehov ile Türk edebiyatında öyküyü köklü biçimde dönüştüren Sait Faik Abasıyanık arasındaki ilişki, genellikle “etkilenme” ya da “devamlılık” kavramlarıyla açıklanır. Ancak bu açıklama, Sait Faik’in poetikasını yalnızca türev bir konuma indirgeme riskini taşır. 1. Çehovcu Öykü: Olayın Geri Çekilişi ve Gündeliğin Dramı Çehov’un modern öyküye en büyük katkısı, öyküyü

okumak için tıklayınız

Sait Faik Abasıyanık’ta Tamamlanmamış İnsan: Kurtuluşun ve Dönüşümün Bilinçli Reddi

Sait Faik Abasıyanık’ın öykü evreni, klasik anlatı yapılarının temel beklentilerinden biri olan karakterin dönüşümü ilkesini sistematik biçimde askıya alır. Onun öykülerinde kahramanlar çoğu zaman kurtulmaz, “bilinç kazanmaz”, ahlaki ya da toplumsal bir ilerleme göstermez. Bu durum, estetik bir eksiklikten ziyade, Sait Faik’in insan anlayışı, etik tavrı ve modern anlatı bilinciyle yakından ilişkilidir. 1. Anlatı Poetikası:

okumak için tıklayınız

Sait Faik Abasıyanık öykülerinde yoksulluğun nedenlerini nasıl ele alır?

Sait Faik Abasıyanık, öykülerinde yoksulluğu toplumsal eşitsizlikler, adaletsizlikler ve bireylerin içinde bulunduğu çaresizlikler üzerinden derinlemesine ele alır. Onun öykülerindeki yoksulluk, sadece maddi bir eksiklik değil, aynı zamanda insanların yaşamlarına sirayet eden bir yalnızlık, umutsuzluk ve toplum tarafından dışlanmışlık halidir. İşte Sait Faik’in yoksulluğu ele alış biçiminin temel özellikleri: 1. Toplumsal ve Ekonomik Adaletsizlikler Sait Faik,

okumak için tıklayınız

Sait Faik Abasıyanık’ın ‘Haritada Bir Nokta’ öyküsündeki harita metaforu, bireyin hayatta kendine bir yer bulma çabasıyla nasıl ilişkilendirilebilir?

Sait Faik Abasıyanık’ın Haritada Bir Nokta öyküsündeki harita metaforu, bireyin hayatta kendine bir yer bulma çabasıyla derin bir şekilde ilişkilidir. Harita, genellikle bir yolculuk, keşif ve yön bulma aracı olarak kullanılır. Bu bağlamda, harita öyküde bir yön arayışı ve kimlik bulma sürecini simgeler. Yön Bulma ve Kimlik Arayışı Öyküdeki karakterin haritayı kullanma arzusu, hayatında bir

okumak için tıklayınız

Sait Faik Abasıyanık’ın “Lüzumsuz Adam” karakteri, dünya edebiyatında hangi karakterlere benzer?

Sait Faik Abasıyanık’ın “Lüzumsuz Adam” öyküsündeki başkahraman, dünya edebiyatında varoluşçu ve toplumdan yabancılaşmış karakterlerle benzerlikler taşır. Bu karakter, toplumun beklentilerine uyum sağlayamayan, kendi iç dünyasında yaşayan ve hayatın anlamını sorgulayan bir bireyi temsil eder. İşte “Lüzumsuz Adam” karakterinin dünya edebiyatındaki benzerleri: 1. Albert Camus – “Yabancı” (Meursault) 2. Franz Kafka – “Dava” (Josef K.) 3.

okumak için tıklayınız

Sait Faik Abasıyanık, öykülerinde yalnızlık temasını nasıl ele alır?

Sait Faik Abasıyanık, Türk edebiyatının önemli öykü yazarlarından biridir ve eserlerinde sıklıkla yalnızlık temasını işlemiştir. Onun öykülerinde yalnızlık, genellikle bireyin toplumla olan ilişkisindeki kopukluk, içsel çatışmalar ve varoluşsal sorgulamalarla bağlantılı olarak ele alınır. İşte Sait Faik’in öykülerinde yalnızlığı ele alış biçimine dair bazı özellikler: Sait Faik’in öykülerinde yalnızlık, insanın varoluşsal durumunun bir parçası olarak ele

okumak için tıklayınız

Semaver – Sait Faik Abasıyanık

SEMAVER – Sabah ezanı okundu. Kalk yavrum, işe geç kalacaksın. Ali nihayet iş bulmuştu. Bir haftadır fabrikaya gidiyordu. Anası memnundu. Namazını kılmış, duasını yapmıştı. İçindeki Cenabı Hak’la beraber oğlunun odasına girince uzun boyu, ge­niş vücudu ve çok genç çehresi ile rüyasında makineler, elekt­rik pilleri, ampuller gören, makine yağları sürünen ve bir dizel motoru homurtusu işiten

okumak için tıklayınız

Sait Faik Abasıyanık Hikayeleri

Karanfiller ve Domates Suyu ,Son Kuşlar ,Sokaktan Geçen Kadın ,Sivri Ada Geceleri ,Sinağrit Baba ,Semaver ,Meserret Oteli ,Lüzumsuz Adam ,İpek Mendil ,Hallaç ,Güğüm ,Dülger Balığının Ölümü ,Çatışma ,Birtakım İnsanlar ,Bir İlkbahar Hikayesi ,Sait Faik Abasıyanık Hikayeleri,Haritada Bir Nokta,Mahkeme Kapısı: Modern Bir Karı Koca ,Mahalle Kahvesi ,Mesut Kimdir,Plajdaki Ayna ,Hişt Hişt,Kıskançlık , Sait Faik Abasıyanık Hikayeleri

okumak için tıklayınız

Sait Faik : Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım.

Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmazsam deli

okumak için tıklayınız

Karanfiller ve Domates Suyu – Sait Faik Abasıyanık

Küçük bir çam ormanı. Vakit sabah. Arı, sinek, kuş sesi. Bir siyah gözlükten görülen yerde ve ağaçlarda güneş parçaları. Sonra uzak, göğün, kendi renginden biraz daha koyu kıyılara giden hudutlu bir deniz… İşte böyle bir yerde köyün insanlarını düşünüyorum. Kitaplar, bir zaman bana, insanları sevmek lazım geldiğini, insanları sevince tabiatın, tabiatı sevince dünyanın sevileceğini, oradan

okumak için tıklayınız

Sait Faik’in Orhan Veli İle 1947’de Yaptığı Röportaj

“Orhan Veli elindeki şişeye mahzun bir tebessümle baktı. Şişe bitmek üzere idi. Kadehlere birer tane daha koyduk. Şişe boşaldı. Boş şişeyi pencereden dışarı attık. Sanki Orhan Veli’nin okuyucuyu gaflet uykusundan uyandırmak için yazdığı mısra rakı şişesinin içinde imiş gibi, şişe büyük bir şangırtı ile kırıldı. İçindeki mevhum sarhoş istavrit ayıldı. Kuş olup uçtu. O, kanarya

okumak için tıklayınız

Sait Faik’ten çeşitli anketlere ilginç cevaplar

KİMLER BEĞENİLİYOR? -Devlet adamı olarak kimi beğeniyorsunuz? Sait Faik: Hiç kimseyi beğenmiyorum. -Takdir ettiğiniz parlamenter kimdir? S.F.: Bilmiyorum. -Fıkracı? S.F.: Vâlâ Nurettin. -Şair? S.F.: Herhalde Yahya Kemal değil. Melih Cevdet. -Hikâyeci? S.F.: Orhan Kemal -Sahne san’atkârı? S.F.: Hepsinden nefret ediyorum. -Perde san’atkârı? S.F.: ????? -Ses san’atkârı? S.F.: Hiçbirini dinlemem. En korkuncu Celal Şahin. -Karikatürist? S.F.:

okumak için tıklayınız

Plajdaki Ayna – Sait Faik Abasıyanık (Sesli Öykü)

Sesli Edebiyat Yapımları  Öyküler “Ses”leniyor proje kapsamında Hakan Vanlı – Gülen Karaman tarafından seslendirilen Sait Faik Abasıyanık’ın “Plajdaki Ayna” adlı öyküsünü dinlemek için “devamını oku”yu tıklayınız. Türü : Sesli Kitap Antolojisi Yöneten : Göksenin Göksel Yapım Tarihi : Ocak 2007 CD Sayısı : 20 DenizBank / Deniz Kültür

okumak için tıklayınız

“Ben yaramazlık nedir bilmiyorum ki” – Sait Faik Abasıyanık

-(.) – Ben mektebe gitmiyorum ki. – Neden? – Öğretmen beni dövüyor. – Neden? – Yaramazlık ediyorum da ondan. – Sen de yaramazlık yapma. – Ben yaramazlık nedir bilmiyorum ki. – Öğretmenin yapma dediği şey, dedim. – Belli olmuyor ki! Bir gün arkadaşımın biri, ?Çamaşırcının piçi? dedi. Ben de dövdüm onu. Öğretmen de beni dövdü. Ondan sonra hep çamaşırcının piçi diye çağırdılar. Hiç

okumak için tıklayınız

Medarı Maişet Motoru – Sait Faik Abasıyanık

Medarı Maişet Motoru Sait Faik’in kaleminden bir ilk romandır. Henüz Yeni Mecmua’da tefrika edildiği sırada (1940-41) dönemin baskıcı siyasi ortamında sakıncalı bulunup roman olarak yayımcı bulmakta zorlanacak ve Sait Faik’in annesinin maddi desteğiyle Ahmet İhsan Basımevi’nden 1944’te yayımlanacaktır. Ancak dağıtılmaya başlanmışken bakanlar kurulu kararıyla toplatılan roman, kimi paragrafları çıkarılarak Birtakım İnsanlar adıyla 1952 yılında okuyucusuna

okumak için tıklayınız

Sevmek üzerine – Sait Faik Abasıyanık

“Her yerde belki yaşamadan yaşadım. Bir evde doğdum. Komşuda esmer bir kız sevdim. Sabahleyin uyandığım zaman onun belirsiz hayaliyle uyanırdım. İçimde o vardı. Nereye gidersem beraber giderdi. İşimde karşımdaydı. Onu akşamleyin komşu kızlarıyla kapı önünde gördüğüm zaman; ne vakit bütün mahrumiyetlerine, kederine, sevincine, derdine, dertsizliğine katılacağımı; onunla nasıl beraber üzüleceğimi, sonra nasıl gülüşeceğimizi, ellerini, yüzünü,

okumak için tıklayınız

“Daha güzel, daha yepyeni bir dünya da tahayyül etmiyor değilim” Sait Faik Abasıyanık

Sait Faik’in “Medarı Maişet Motoru” adlı romanının 1944?ten bugüne uzanan 40. baskısı, Nisan 2014 itibariyle “İş Bankası Kültür Yayınları” tarafından gerçekleşti. Bu baskıda, daha önce sansürlenen bölümler de yer alıyor ve bütünlüklü baskı, bunca zaman sonunda okurla buluşmuş oluyor. Daha önce sansürlü olan bölümlerden biri aşağıdadır. Tabiî burada -özellikle- ilgimizi çeken, özellikle vurgulamak istediğimiz ikili,

okumak için tıklayınız