Kategori: Şiirler

Geceleyin – Ülkü Tamer (Seslendiren: İlkay Akkaya)

GECELEYİN Geceleyin karanlıkta Suya attım ben sesimi Türkü oldu birdenbire Denizinden geçen gemi Geceleyin karanlıkta Gülümsedim buluta ben Saçlarına düşen yağmur Gökkuşağı oldu birden Geceleyin karanlıkta Yıldız tuttum gök içinde Işığını sana vurdu Bir gül açtı yüreğinde Ülkü TAMER

okumak için tıklayınız

Yürek-lerin kulak-ları sağır… Hava kurşun gibi ağır… Nazım Hikmet (seslendiren: Grup Munzur)

KEREM GİBİ Hava kurşun gibi ağır!! Bağır bağır bağır bağırıyorum. Koşun kurşun erit- -meğe çağırıyorum… O diyor ki bana: — Sen kendi sesinle kül olursun ey! Kerem gibi yana yana… «Deeeert çok, hemdert yok» Yürek- -lerin kulak- -ları sağır… Hava kurşun gibi ağır… Ben diyorum ki ona: — Kül olayım Kerem gibi yana yana. Ben

okumak için tıklayınız

Barış için katillerin önüne dikilmek gerek – Bertolt Brecht

ÇAĞRI Doğrudur yıldırımın düştüğü, yağdığı yağmurun, Bulutların rüzgarla sökün ettiği. Ama savaş öyle değil, savaş rüzgarla gelmez; Onu bulup getiren insanlardır. Duman tüten topraktan bahar boyunca, Dökülüp yükselir birden gökyüzü. Ama barış ağaç değil, ot değil ki yeşersin: Sen istersen olur barış, istersen çiçeklenir. Sizsiniz uluslar, kaderi dünyanın. Bilin kuvvetinizi. Bir tabiat kanunu değildir savaş,

okumak için tıklayınız

Ruhi Su: “Benim memleketimde bugün / İnsan kanı sudan ucuz” (kendi sesinden)

İNSAN VE EMEK Bir sergiyle geldi bahar Ne don vurur, ne meyve verir Öylece bir çiçek düşlemesi Ne güzel bir oyundur canım Taşlara bakan gözün çiçeği görmesi Benim memleketimde bugün Kırk elli bin liradır Resmin metrekaresi Ve dillere destandır canım Turan Erol beyazıyla Bodrum’un mavisi Bir gece kulübünde bugün Kırk bin, elli bin liradır Bir

okumak için tıklayınız

Kendini Tanrı’nın lûtfu sayan o hazret, Savaşına hazırmış, tanklar, toplar – Bertolt Brecht

ALMAN GEÇİT TÖRENİ Beşinci yılda duyduk ki, kendini Tanrı’nın lûtfu sayan o hazret Savaşına hazırmış, tanklar, toplar Savaş gemileri yapılıp bitmiş ve Hangarlarında öyle çok uçak varmış ki Onun bir işaretiyle havalandılar mı Kapkara olurmuş gökyüzü, öyleyse Bakalım dedik biz de, nasıl bir halktır, ne durumda Ne düşüncede, nasıl insanlardır toplayacağı Bayrağının altına. Bir geçit

okumak için tıklayınız

Böylesi Çok İyi – Bertolt Brecht

Böylesi Çok İyi Böylesi çok iyi değiştirmeyelim hiçbir şeyi Bunu mu diyelim güle oynaya? Bardağı görelim de ölmeyi mi seçelim susuzluktan? Boşunu mu alalım dururken dolu bardak? Soğukta oturup kalmışlar vardır hani hani bir şey istemeyen kişiler onlar gibi mi yapalım onlar gibi Biz dışarda kalsak mı diyelim hoş olsun diye şu bayların gönlü bize

okumak için tıklayınız

İnsan ve Emek – Ruhi Su “memleketimde bugün İnsan kanı sudan ucuz”

İNSAN VE EMEK Bir sergiyle geldi bahar Ne don vurur, ne meyve verir Öylece bir çiçek düşlemesi Ne güzel bir oyundur canım Taşlara bakan gözün çiçeği görmesi Benim memleketimde bugün Kırk elli bin liradır Resmin metrekaresi Ve dillere destandır canım Turan Erol beyazıyla Bodrum’un mavisi Bir gece kulübünde bugün Kırk bin, elli bin liradır Bir

okumak için tıklayınız

Yıldız Kenter: “İnsanın ortak kaderi doğum, ölüm ve o aradaki zaman, yaşam… “

Kabak Çekirdeklerim “İnsanın ortak kaderi doğum, ölüm ve o aradaki zaman, yaşam… Doğmak, ölmek isteğe bağlı değil… Ölmek, belki bazen. Bize düşen yaşamak. Koşullar ne olursa olsun yaşamak… Ayakta kalmak… Hadi sıyırttın sıyırttın, hayatta kalabildin zar zor… Uzun yaşamak, bir ayrıcalık. İyi, güzel… Ama ayakta kalmak, kalabilmek. Ceza! Müthiş bir ceza! İlkokuldaydım, birinci sınıfta. Hiç

okumak için tıklayınız

Akıl Hastalarının Yazdığı Şiirler

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde bir dönem personele okuma yazma eğitimi vermiş olan Bedia Tuncer, akıl hastalarının yazdıkları şiirleri derleyerek hazırladığı İnilti adlı bu kitap, 1964 yılında Matbaa Teknisyenleri Basımevince İstanbul’da basıldı. Belki de dünya edebiyatında bu açıdan türünün tek örneği sayılabilecek bir çalışma. 132 sayfadan oluşan eserde bulunan şiirler hem “deli”ler dünyasının çocuksu

okumak için tıklayınız

Bolivyalı Küçük Asker – Nicolas Guillen (Seslendiren: Mehmet Celal)

BOLİVYALI KÜÇÜK ASKER Bolivyalı küçük asker, Bolivyalı küçük asker, sırtında tüfeğin, gidiyorsun tüfeğin Amerikan malı tüfeğin Amerikan malı Bolivyalı küçük asker tüfeğin Amerikan malı. Sinyor Barrientos verdi onu sana Bolivyalı küçük asker Mister Johnson’ un armağanı kardeşini vurman için kardeşini vurman için Bolivyalı küçük asker kardeşini vurman için. Kim bu ölü, bilmiyor musun Bolivyalı küçük

okumak için tıklayınız

Bana Doğru Gelen Kim? – Nilgün Marmara

BANA DOĞRU GELEN KİM “BANA DOĞRU GELEN KİM?”YA DA ŞİMDİKİ ZAMANDA BİR MOBİL, BİRİNCİ TEKİL ŞAHIS Dökülmüş bedenim kimyasına pirincin, yokedilerek kalsiyumun büyüsü yazgım belirlenmiş. Her an, hoş geldin diyorum bana doğru gelene, dalgalanan duygularımla. Sarkıyorum tavandan (bir tavan varmışçasına) yeryüzünün (varolduğunu umarak) renklerini bilmeme karşın – lal rengi, çivit mavisi ve sarı – ve

okumak için tıklayınız

Özgürlüğün Son Hali / Poemalar – Mihail Yuryeviç Lermontov

“Lermontov uzun yaşasaydı, bizler halkın gerçeğini kabullenmiş, belki de halkın acıları için ağıtlar yakan, halkın gerçek savunucusu büyük bir ozana sahip olurduk?” (Dostoyevski, Bir Yazarın Günlüğü’nden) Saraya yakın çevrelerin kışkırtmaları sonucu giriştiği düelloda henüz 27 yaşında hayata veda eden, Rus devrimci romantizminin önde gelen temsilcilerinden Mihail Yuryeviç Lermontov (1814-1841), Rusya’da çar rejiminin ağır baskı ve

okumak için tıklayınız

Tutuklunun Günlüğü’nden – Attila İlhan

TUTUKLUNUN GÜNLÜĞÜ’NDEN / salı gecesi / kara bir balta buldu akşam vuracak noktayı hücreler doldu bir ıslık en yakın maçka tramvayı kim bırakmış yalnızlığıma bu hüzzâm şarkıyı kimin bu karanlık kimler sürgülemişler kapıyı insan olan bağlar her koptuğu yerden yaşamayı daktilolar camları bulutlu sorgu odalarında didiklemez mi özgürlüğünü sansaryan hanı’nda küflenir suyun bir bakır çalığı

okumak için tıklayınız

Ayrılık Sevdaya Dahil – Attila İlhan

Ayrılık Sevdaya Dahil açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın en görkemli saatinde yıldız alacasının gizli bir yılan gibi yuvalanmış içimde keder uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın rüzgâr uzak karanlıklara sürmüş yıldızları mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan onu çok arıyorum onu çok arıyorum heryerinde vücudumun ağır yanık sızıları bir yerlere yıldırım düşüyorum ayrılığımızı hissettiğim an

okumak için tıklayınız

Sıyrılıp Gelen – Ahmet Telli (seslendiren: Grup Yorum)

SIYRILIP GELEN Soluk bir ay dolanıyor kentin üstünde her gece Her gece bilge bir gezgin tavrıyla adımlıyor yolunu Güz yanığı bir durgun sessizlikle örtülü her şey ve yırtılmış bir tül gibi savrulup duruyor zaman Suların sesini dinle şimdi ormanın fısıldayışlarını usulca yarılıyor dağların göğsü bir aşkı dinlendirmek için Ve gözleri uzak yamaçlarda aranıp dururken bir

okumak için tıklayınız

Hasan Hüseyin Korkmazgil: Dört bir yana haber salsam, Öldü desem inanır mı? (seslendiren: Grup Yorum)

Dört bir yana haber salsam, Öldü desem inanır mı? Dağlar bana geri verin Kadir’imi, Sinan’ımı… Jandarma kurşunu çaldı, Canımı tenimden aldı Nurhak’a abide kaldı Dağlar aldı selamımı… Nurhak sana güneş doğmaz, Uçan kuşlar yuva kurmaz Dökülen kan, yerde kalmaz Soracağız hesabını… Böyle kalır sanma devran, Yola devam eder kervan Öldü Sinan, doğdu Sinan Omuzladı silahını…

okumak için tıklayınız

Sevda Türküsü – Adnan Yücel (seslendiren: Grup Yorum)

SEVDA TÜRKÜSÜ Adın deler dağ başında karları kokun aşar dereleri yarları çiçek çiçek kuşatırsın dalları telli duvak dalları mor salkımlı dalları güneş güneş dalları sevmek demek kavga demek bilirim türkü türkü şiir şiir söylerim senden uzak yaşamayı n’eylerim özlem özlem n’eylerim yasak yasak n’eylerim ayrı ayrı n’eylerim yaprak olur savrulursun yellerde destan olur söylenirsin dillerde

okumak için tıklayınız

Yürek Çağrısı – Adnan Yücel (seslendiren: Grup Yorum)

YÜREK ÇAĞRISI Acılı yağmurlarla düşmüşüm yere Tatlı su göllerine akamıyorum Yüzüm yüreğim deprem dalgası Bu gül kıyımlarına bakamıyorum Her sevi bir türküdür bağrımda Her öfke bir ağıt Ağıtlar kuşatmış dört yanımı Kendi türkülerimi haykıramıyorum Şarkılarla bezeniyor ufuklar Yüreğim patlıyor dağbaşlarında Yüreğim Sancımı duyar mısın yaralarında Kuş seslerinde yas nağmeleri Şarkılar sabır ve çile makamında Mendilimde

okumak için tıklayınız

Mısri Kız – Adnan Yücel (seslendiren: Grup Yorum)

Mısri Kız (Adı Yasak Bir Çiçek)  Adı yasak bir çiçektir dağlarda Arar yurdunu tarihsiz çağlarda Bir ezgi başlatır dünyaya karşı Susar türküsü dumanlı çığlarda   Mısri’nin günü dolmaz Sevdanın izni olmaz Sevdaya yasak koyanın Dünyada yeri olmaz Mısri kız derler dereler taşkını Yollar yorgunu yokuşlar aşkını Direnir düşmana satmaz aşkını Zindanda düşmanı direnç şaşkını Cudi’nin

okumak için tıklayınız

Bir Provokatör Üstünde Hiciv Denemeleri – Nazım Hikmet

BİR PROVOKATÖR ÜSTÜNDE HİCİV DENEMELERİ “Sen ölmedin, seni öldürdüler zavallı kadın.” T.F. Sen çıkmadın çıkardılar karşıma seni! Kıllı, kara elleriyle tutup enseni gövdeni yerden bir karış kaldırdılar, sonra birdenbire bırakıp yere seni pantolonumun paçasına saldırdılar. Bir düşün oğlum, bir düşün ey yetimi Safa bir düşün ki, son defa anlıyabilesin : Sen bu kavgada bir nokta

okumak için tıklayınız