Kategori: Ahmet Telli

Ahmet Telli Şiirinde Kentin Provokatif Rolü

Kentin Çelişkili Yüzü Ahmet Telli’nin şiirleri, kenti yalnızca bir mekân olarak değil, bireyin ve toplumun psişik, politik ve ahlaki çatışmalarının sahnesi olarak resmeder. Kent, Telli’nin dizelerinde hem bir özgürlük vaadi hem de bir tutsaklık labirenti olarak belirir. Freud’un uygarlık eleştirisindeki gibi, Telli’nin kenti, bireyin içsel huzursuzluğunu ve toplumsal baskılarla mücadelesini açığa vuran bir aynadır. Bu

okumak için tıklayınız

Ahmet Telli’nin Şiirinde Kent: Provokatif Bir Sorgulama

Ahmet Telli’nin şiirlerinde kent, bireyin iç dünyası, toplumsal çatışmalar ve varoluşsal huzursuzlukla yoğun bir ilişki içindedir. Onun eserleri, kentin hem bir mekân hem de duygusal ve politik bir metafor olarak nasıl işlediğini provokatif bir şekilde sorgular. Telli’nin toplumcu gerçekçi şiiri, uygarlığın birey üzerindeki baskısını ve kentin bu baskının bir sahnesi olmasını ele alırken, Freud’un Uygarlık

okumak için tıklayınız

Ahmet Telli: Yaşamak bir inat oldu artık, yaşamak bir direnme oldu zulme

GÖÇ Göç oldu bir acıdan öbür acıya oysa sağrısı kurumamıştı atımızın daha dün sürüp gelmiştik buralara bugün göründü yine yolların ucu Devrildi kıl çadırlar seher vakti usulca uyandırıldı çocuklar ve kadınlar bohçası çözülmemiş bir keder gibi gibi düştüler yola Turnalar gitti biz gittik bitmedi peşimizdeki nal sesleri nerde konaklasak tedirgindik kuruyordu ırmaklar ve göller Bir

okumak için tıklayınız

Su Çürüdü – Ahmet Telli (kendi sesinden dinle)

1 Yetmiş iki gündür bir dolapta kilitliyim. Yalnızca anahtar deliğinden hava giriyor ve ölü bir ışık sızıyor içeri. Yalnızlık hiç de tanrısal değil, görkemli değil. O yalnızca geçmişle gelecek, ölümle yaşam arasında kocaman bir karanlık nokta. Geçmişi ve geleceği olmayan, ölümle yaşam arasında irinli bir leke yalnızlık denilen. Şimdi ne varsa, anahtar deliğinden sızan havayla

okumak için tıklayınız

Sıyrılıp Gelen – Ahmet Telli (seslendiren: Grup Yorum)

SIYRILIP GELEN Soluk bir ay dolanıyor kentin üstünde her gece Her gece bilge bir gezgin tavrıyla adımlıyor yolunu Güz yanığı bir durgun sessizlikle örtülü her şey ve yırtılmış bir tül gibi savrulup duruyor zaman Suların sesini dinle şimdi ormanın fısıldayışlarını usulca yarılıyor dağların göğsü bir aşkı dinlendirmek için Ve gözleri uzak yamaçlarda aranıp dururken bir

okumak için tıklayınız

Yüreği bungun bir şair: Metin Altıok – Ahmet Telli

Metin Altıok önce Soyut dergisinde şiirler yayımlar. Ancak, Köken dergisindeki yazıları onun çıkışında daha önem taşır kanısındayım. Plastik sanatlara yönelik bir dergiydi Köken. Bu dergideki yazılarıyla felsefe, plastik sanatlar ve şiirle bütünleşikli bir sanat anlayışını sergilediği söylenebilir Altıok’un.

okumak için tıklayınız

15 Ünlü Şairimizden Mutsuzluk Üzerine Şiirler

Cemal Süreya, Özdemir Asaf, Edip Cansever başta olmak üzere Türkiye Edebiyatı’nın önemli şairlerinin mutsuzluğu anlatan dizelerini derledik. 1. Cemal Süreya – Mutsuzluk Gülümseyerek Gelir Mutsuzluk gülümseyerek gelir, adıyla süslenmiştir; Banliyo treninde rastladığımız Sınav saatini kaçırmış liseli kız, Hep kazanırsın ey çözümsüzlük!

okumak için tıklayınız

Su Çürüdü – Ahmet Telli

Ahmet Telli’nin 1982 sonunda basılıp, 1983’te ikinci baskısı yapılan “Su Çürüdü” adlı şiir kitabı, şairin 12 Eylül sonrası cezaevinde yaşadıklarını anlatır. Yazarın “Su Çürüdü” şiiri ise bir insanın o hücredeki dünyasını en mükemmel şekilde tasvir ettiği öykü formatında yazdığı şiirdir. “Büyük aşklar yolculuklarla başlar Ve serüvenciler düşer bu yollara ancak Onlar ki dünyanın son umudu

okumak için tıklayınız