Su Çürüdü – Ahmet Telli

Ahmet Telli’nin 1982 sonunda basılıp, 1983’te ikinci baskısı yapılan “Su Çürüdü” adlı şiir kitabı, şairin 12 Eylül sonrası cezaevinde yaşadıklarını anlatır. Yazarın “Su Çürüdü” şiiri ise bir insanın o hücredeki dünyasını en mükemmel şekilde tasvir ettiği öykü formatında yazdığı şiirdir.

“Büyük aşklar yolculuklarla başlar
Ve serüvenciler düşer bu yollara ancak
Onlar ki dünyanın son umudu
Soyları tükenen birer çılgındırlar
Ne bir adresleri vardı onların yeryüzünde
Ne de aşktan başka bir sığınakları
Ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında
Ölümle alay ederler sanki”

Su Çürüdü
1
Yetmiş iki gündür bir dolapta kilitliyim. Yalnızca anahtar
deliğinden hava giriyor ve ölü bir ışık sızıyor içeri. Yalnızlık
hiç de tanrısal değil, görkemli değil. O yalnızca geçmişle
gelecek, ölümle yaşam arasında kocaman bir karanlık nokta.
Geçmişi ve geleceği olmayan, ölümle yaşam arasında irinli bir
leke yalnızlık denilen. Şimdi ne varsa, anahtar deliğinden sızan
havayla ışıkta… (Farkına varsalar, kapatırlar mıydı onu da?)
Bütün belleğimdekileri yokettim. Elektrikli bir aygıyla yaktım,
jiletle kazıdım. Çığlıkların aralığından uçurdum hepsini, kül
edip savurdum.

Adımdan gayrısını bilmiyorum.

2
Zamanı yiyip bitirdi karanlık. Gece yoktu. Güneş çoktan
kömürleşmiş ve yeryüzü yapışkan bir karanlıkla örtülmüştü.
Yabanıl sesler geliyordu derinlerden ve karanlığı ince bir bıçak gibi
yırtıyordu. Saklayan kırbaç gibi… Acı duvarını aşan bu
sesler, madeni bir gürültüye dönüyor ve yerkabuğunu
zorluyordu artık. Sesim yoktu. Karanlığın karnında yitirdim
sesimi. Kör bir kuyuda unutulan Yusuf’tum belki. Ama
durmadan soruyorlardı. Tanrılar bilmiyordu sordukları şeyleri,
peygamberler büsbütün hain çıkmıştı. Ama yine de soruyorlar,
soruyorlar, soruyorlar…

Adımdan gayrısını bilmiyorum.

3
Iki şeyi bilmek istiyorum. (Belki aynı şeyi iki kere bilmek
istiyordum.) Duvarların rengi neydi? Derimin rengi neydi?
Dokunuyorum duvarlara; parmak uçlarımla, avuçlarımla,
dilimle dokunuyorum. Duvarların bir rengi olmalı. Ama hiçbir
duvarcının, hiçbir ressamın bu rengi bildiğini sanmam. Adı
yoktu bu rengin, kimyası yoktu. Belki renksizliğin rengiydi bu.
Çürüyen bir bedenin kokusuydu duvarların rengi…

Adımdan gayrısını bilmiyorum.

4
Bir böcek gibi antenlerimi gezdiriyorum bedenimde. Anahtar
deliğinden sızan ölü ışıkta ellerime bakıyorum. Ellerim… Sanki
bir kadının memelerini hiç okşamamış, sıcaklığını duymamış.
Ellerim… Her dizesi çığlık olan şiirleri hiç yaratmamış sanki. Ne
beyaz tenliyim artık, ne esmer, ne de kara… Cüzzamlının,
vebalının bir rengi vardır. Irinin bir rengi… Ölünün bile bir
rengi vardır ama derimin rengi yoktu. Belki çürüyen bir kentin
rengiydi bu. Çürüyen bir dünyanın…

Adımdan gayrısını bilmiyorum.

5
Killi, ayakları üzerinde duramayan bir yaratıktım artık.
Soyumun neye benzediğini unuttum. “Insana benziyorlardı”
diye duymuştum bir vakitler. Demek ki şimdi maymun
halkasında insanlık…

Adımdan gayrısını bilmiyorum.

6
Ağzımı anahtar deliğine dayayıp havayı emiyorum. Böcek
sokması gibi bir yanma duyuyorum boğazımda. Oysa kuru bir
yaprağı bile dalından düşürecek gibi değil bu esinti. Belki
çöle dönmüş toprağa tek yağmur damlasının düşüşü yalnızca.
Çamur gibi bir yağmur damlası… Ama toprak, bu damlayla
çatlatacak bağrındaki tohumu. Çöl, bütün vahalarını bu
damlayla yeşertecek… Genzim yanıyor. Ince bir kan şeridi
sızıyor dudaklarımdan. Kirli, sıcak ve simsiyah…

Adımdan gayrısını bilmiyorum.

7
Suyum, bir litrelik karton süt kutusu içinde. Yetmiş iki gündür
sakındığım ve hergün ancak bir kere dudaklarımı
değdirdiğim… Dilimi bir köpek gibi değdirdiğim. (Dilin suya
dokunuşu… Bir süngerin denizi yutuşu yani. Bir çölün seraba
kesilmesi bir an için.) Her gün ancak bir kere değdiriyorum
dudaklarımı suya. Dilimi kaçırıyorum artık. Sünger, bütün
vantuzlarını birden uzatmasın diye… Bataklıktaki suyun da bir
su yanı vardır. Çürüyen bir bedenin bile dayanılabilir
kokusuna. Kutuda kalan son bir yudum su, bu bile değildi
artık. Küstü, öldürdü kendini su…
Su çürüdü…

Adımdan gayrısını bilmiyorum?

Kitabın Künyesi
Su Çürüdü
Ahmet Telli
Everest Yayınları / Şiir Dizisi
Kapak Tasarımı : Utku Lomlu
Editör : Sırma Köksal
İstanbul, 2010, 15. Basım
88 sayfa

Ahmet Telli’nin Hayatı
1946?da Çankırı?nın Eskipazar ilçesinde doğdu. Hasanoğlan ve Pazarören öğretmen okullarında eğitim gördü. Bir dönem köy öğretmenliği yaptı. Ardından Gazi Eğitim Enstitüsü?nü bitirdi. Anadolu?da çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı. 12 Eylül?den sonra uzunca bir süre tutuklu kaldı.

1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirimizin ikinci kuşağında yer alan özgün şairlerden. Romantik ve başkaldırıcı şiiriyle bir yandan da Attilâ İlhan’a yakın durduğu söylenebilir.

Eserleri
Şiir kitapları
* Yangın Yılları (1979)
* Hüznün İsyan Olur (1979)
* Dövüşen Anlatsın (1980)
* Saklı Kalan (1981)
* Su Çürüdü (1982)
* Belki Yine Gelirim (1984)
* Çocuksun Sen (1994)
* Kalbim Unut Bu Şiiri (1994)
* Barbar ile Şehla (2003)

Diğer eserleri
* Ben Hiçbir Şey Söylemedim (2001)
* Sulara mı Yazıldı (2001)
* Buradayım Sözümde (2005)

Ödülleri
* 1980 Toprak Şiir Ödülü Hüznün İsyan Olur kitabı ile (Metin Altıok?la paylaştı)
* 1982 Yazko Şiir Özendirme Ödülü Saklı Kalan

Yorum yapın

Daha fazla Şiir Kitapları
Her Zaman En Başta Özgürlük – Yannis Ritsos

?Her Zaman En Başta Özgürlük?, Yunan şiirinin ve çağımızın en büyük ustalarından Yannis Ritsos?un seçme şiirlerini bir araya getiriyor. Kitabın...

Kapat