Çılgın Aşk – Andre Breton ‘Dilerim çılgınca sevilesiniz!’

*“Bireysel varoşlun anlamsızlığından evrensel uyuma giden yol tefekküre dayalı, yalnızlığın yolu değildir. Aşk;  özgürlük ve kolektivizme giden yolun ilk adımlarındandır. Yeniklerin, sanatçıların, devrimcilerin, delilerin çılgın aşkı, yaşadığımız sefil dünyaya karşı ilk başkaldırma girişimidir.”
Cezayir’deki Fransız sömürgeciliğine karşı ”121’in Manifestosu”nu yazanlardan biri olan Andre Breton’un 1937 yılında yayımladığı Çılgın Aşk (L`Amour Fou) adlı romanı; “gerçeküstücülüğün temel metinlerinden biri, Paris’in arınmış ve çıplak bir sureti, Breton’un arayışındaki ışıltılı ve ezeli bir kavşak noktasıdır. İşaretlerin, renklerin, meydanların, semaforların izinde yol alan, başkalaşan, bitip yeniden başlayan bir takip. Yaşam ve düş, insan ve evren arasındaki derin uyum ve varlığının gizini saçan bir ozan, bir gezgin, bir uyumsuz. Andre Breton, bu kez tüm yakarılara ses veren bir gürlükle haykırıyor: “Dilerim çılgınca sevilesiniz! ”
Ve Çılgın Aşk; Aragon, Eluard, Desnos gibi Sürrealist şairlerin büyük dizeleri ile ölümsüzleşecektir.

** Çılgın Aşk’ (Amour fou), ‘Nadja’dan sonra-belki de önce ya da aynı anda-André Breton’un en belirgin, devrimci ve klasik eseridir.
Ana teması eksiksiz bir insana ulaşmak olan ve kara mizahı geçiş kapısı olarak seçen, malzeme olarak otomatik yazıyı, dil olarak da sanatı seçen, derin anlamını psikanalizde konumlandıran, son olarak da eylemini devrim olarak planlayan bir akım, özellikle de bir sanat akımı ya da hareketi, en büyük sözcüsünün ya da genel deyimiyle ‘babasının’ ağzından neden aşk kavramına, kadınlara bulaşmış olsun?

Ayçiçeği şiiri
Sanırım genel bir tanım çerçevesi altında toplayabileceğimiz bu aşk kavramı, André Breton’da açık olarak yer etmiş ‘ihtilaçlı güzellik’ teriminde kendini bulmaktadır. Breton’a göre ihtilaçlı (konvülsif) güzellik sadece ve sadece düşünülen nesneyi hareketi ve hareketsizliği içinde birbirine bağlayan karşılıklı ilişkinin olumlanması pahasına var olabilir. Otomatik yazıyla ortaya çıkan imgeye André Breton, ihtilaçlı güzelliğin mükemmel bir örneği olarak bakar. Aynı şekilde herhangi bir şiirsel fanteziye denk düşen çok özel bir obje de aynı örneklik içine dahil edilir. Breton ihtilaçlı güzelliğin en önemli sonuçlarından biri olan zevk’i “arzu edilen obje ve bulunan şey arasındaki farklılığın işlevi” olarak tanımlar.
André Breton, ‘Çılgın Aşk’ı rastlantı ve keşif kavramlarıyla açımladıktan sonra 1923 yılının Mayıs ya da Haziran ayında yazdığı ve Paris’in Hal semtinde rastladığı bir kadından söz ettiği Ayçiçeği adlı şiirin derin bir köken analizine girer. O dönemlerde yazar için ‘geçen kadın’ ‘genç kadın’ gibi rastlantı kavramları sadece yüzü olmayan bir yaratık olmanın dışında bu metnini yazarın öteki metinlerine göre daha az yıpranmış olmasını her şeye rağmen olup bitmemiş bir şeyin titizlikle anlatılması sayesinde gerçekleştiğini ifade eder.
André Breton ve ‘Çılgın Aşk’ın kadını Jacqueline Lamba 29 Mayıs 1934 günü karşılaşırlar. Karşılaşmalarından kısa bir süre öncesine kadar Breton’un bütün kitaplarını okumuş olan Jacqueline ona zaten yazmak üzeredir. Bir anlamda bu nesnel rastlantı iki taraflı olarak hazırlanmaktadır. O gece André Breton ona Ayçiçeği şiirinden söz eder. Bu karşılaşmanın daha önceden o şiirde sözü edildiğini belirtir. Ve çok geçmeden 14 Ağustos 1934 Jacqueline ve André evlenirler.
20 Aralık 1935 günü kızları Aube doğar. Aube, ‘Çılgın Aşk’ın sonunu hazırlayan ve ‘Sevgili Ecusette de Noireuil’ hitabıyla başlayıp 1952 yılında 16 yaşında olacak olan mektubun yazıldığı kişidir. Fakat o yıl Jacqueline, Aube ve André artık bir arada olmayacaklardır.
Zira 1941 yılında Breton ailesi küçük bir gemiyle ABD ye gider. O sene JL heykeltraş David Hare ile tanışır ve André Breton’u terk eder. 1923 yılında Ayçiçeği şiiriyle başlayan, 1937’de kitabıyla devam eden ‘Çılgın Aşk’ dört yıl sonra biter.
* HALİL GÖKHAN, 09/05/2003 Tarihli Radikal Gazetesi
* Bay Perşembe, http://erektesiir.blogspot.com/2009/03/surrealist-devrimin-ruhsal-kaynaklar.html

Kitabın Künyesi
Çılgın Aşk
Andre Breton
Dost Yayınları
Çeviren: İsmail Yerguz
124 sayfa, Şubat 2003

André Breton Hayatı
(19 Şubat[1], 1896 ? 28 Eylül, 1966) Fransız yazar, şair, ve gerçeküstücü kuramcı, Gerçeküstücülüğün babası olarak tanınır. 1924 yılında yayınlanan Gerçeküstücü Manifesto’su ile psikolojik çözümlemeler içeren otonom yazı tekniğini edebiyat dünyasına tanıtmıştır.
Normandiya`da doğdu, tıp ve psikiyatri okudu. I. Dünya Savaşı sırasında bir nöroloji koğuşunda çalıştı. Burada antisosyal davranışlarıyla geleneksel sanat anlayışlarına karşı çıkan Alfred Jarry ve Jacques Vaché ile tanıştı. Onların düşüncelerinden etkilendi. Jacques Vaché 24 yaşında kendini Seine nehrine atarak intihar etti. Vaché`nin savaş sırasında Breton ve başkalarına yazdığı mektuplar Savaş Mektupları adı altında 1919`da yayınlandı. Bu kitap üzerine Breton`un yazdığı dört adet deneme bulunmaktadır.

1919 yılında Louis Aragon ve Philippe Soupault ile birlikte Edebiyat(Littérature) adlı dergiyi kurdu . Bu yıllarda Dadaist Tristan Tzara ile bağlantıya geçti. 1924 yılında Gerçeküstücü Araştırma Bürosunu`nun kurucu öncülerinden oldu.

Manyetik Çayırlar (Les Champs Magnétiques) kitabı ile otomatik yazı tekniği`ni pratiğe döktü. 1924 yılında Gerçeküstücü Manifesto`yu yazdı ve Gerçeküstü Devrim dergisinin editörü oldu. Etrafında ? Philippe Soupault, Louis Aragon, Paul Éluard, René Crevel, Michel Leiris, Benjamin Peret, Antonin Artaud ve Robert Desnos gibi genç yazarlardan bir topluluk oluşması zaman almadı.

Arthur Rimbaud`nun özgür sanat anlayışını ve Karl Marx`ın politik düşüncelerini birleştirmek için sabırsızlanan Breton 1927`de Fransız Komünist Partisi`ne katıldı.  Bu süre içerisinde geçimini kendi sanat galerisinde sattığı tablolarla sağladı.

Breton`un öncülüğünde gerçeküstücülük tüm Avrupa`da ses getiren bir sanat anlayışı oldu ve döneminin tüm sanat dallarını etkiledi. Bu dönemin ürünü olan eserlerde insanın algısının kökenleri ve insanın etrafındaki olaylara bakış açısı sorgulandı.

1938 yılında Fransız hükümetinden aldığı kültürel komisyon ile Meksika`ya gitti. Bu Breton`a Troçki ile tanışma fırsatı sağladı ve beraber Devrimci, Özgür Bir Sanat İçin (Pour un art révolutionnaire indépendent) adlı manifestoyu yazdılar. Manifesto Breton ve Diego Rivera`nın isimleriyle yayınlandı ve o dönemlerde imkânsız gibi gözüken sanatta tam özgürlük çağrısı yapıldı.

Fransız hükümetinin çalışmalarından memnun olmayan Breton 1941`de Amerika Birleşik Devletleri`ne ve Karayip`e sığındı. Burada yazar Aimé Césaire ile tanıştı. Césaire’in Memleket`e Dönüş Defteri (Cahier d’un retour au pays natal) adlı kitabının 1947 baskısının özsözünü yazdı. Breton Paris`e 1946`de geri döndü ve Fransız sömürgeciliğine karşı 121`in Manifestosu`nu yazdı. Bu manifestoda Cezayir Kurtuluş Savaşı`nı ele aldı ve ölene kadar bu konuda çalışmalarını sürdürdü. 1961-1965 yılları arasında ikinci bir gerçeküstücü grubun öncüsü olarak çeşitli sergi ve incelemelerde bulundu. 1959 yılında İspanya`da Gerçeküstücülüğe Saygı adlı bir sergi düzenledi. Bu sergide Salvador Dalí, Joan Miró, Enrique Tábara ve Eugenio Granell gibi ünlü sanatçıların eserlerine yer verildi.
Kitapları arasında durum öyküleri olan Nadja (1928) ve Çılgın Aşk (L`Amour Fou) (1937) bulunmaktadır.
Breton üç kere evlendi. André Breton 1966`da, 70 yaşındayken öldü. Mezarı Paris`tedir.
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Andr%C3%A9_Breton

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Gümüş Güvercin – Andrey Belıy ‘Doğu-Batı ikilemini sorgulayan bir roman’

Doğu-Batı konusunu, 'aydın' olma durumunu roman kahramanı üzerinden sorgulayan, oradan 'aydın'lara bakan Andrey Belıy, bir anlamda yaşamın gerçek çelişkilerinin arayışını...

Kapat