Çocuklara Ölümü Anlatmak – Faiz Cebiroğlu

Ölüm, gördüğünü bir daha görmemek oluyor. Çocuklara bunu anlatmak zordur. Çocuklara ölümü ve bunun yarattığı hüzün duygusunu işlemek, zordur. Türkiye?de bu, çok daha zordur.

Çocuk olarak, birisini kaybetmek, anne ya da babasını yitirmek, çocuklarda bir süreliliğine olsa da, dünyaya olan güvenlerini kaybetmeyi doğuruyor. Geçici de olsa, çocuklarda, dünyanın ?güvenilir? bir yer olmadığı durumu oluşuyor. Bu anlaşılır bir şeydir. Böylesi durumlarda çocuklara belirli bir profesyonel yardım ve ihtimam gerektirdiği açıktır.

Kayıplarda, çocuklara uzun süreli olarak, onlara yardımcı olmak, onları bu ?hüzün? ve ?kayıp? ortamında yalnız bırakmamak zorunludur. Bu zorunlu ihtimamı vermek, onlara böylesi bir ortamı ?hazırlamak? ve ?düzenlemek? uzun bir süreç olduğunu unutmamak gerekir. Bu süreçte önemli olan, çocuğun duygularına saygı gösterilmesidir. Bir nokta var ki, önemlidir: Çocukları, belki yas ağrısından tamamen kurtaramayız, ama onlara kaybettiklerinin özlemiyle birlikte yaşamalarını öğretebiliriz.

Bir başka nokta da var ve şu: Çocuklarda yas süreci, yetişkinlerden farklıdır. Çocukların sahip oldukları doğal yeteneklerinden kaynaklanan bir durum ki, ? keder? ?hüzün?? belirli aralıklarla çocukların içine girer, çıkar? Bu yüzden olsa gerek, biz yetişkinler, çocukları ve onların tepkilerini anlamada, bazen zorluk çekiyoruz. Bu, bir. İkincisi, birçok çocuk, yas durumlarında duygularını saklayabiliyor. Bu açıdan, böylesi durumlarda: ? Ne güzel, çocuk yas durumunu atlattı!? diye, bir yanılgıya düşmeyelim.

Yas tutmanın değişik yolları vardır. Burada şu doğru, ya da bu yanlış diye bir biçim yoktur. Biz insanlar, faklı farklıyız ve bu yüzden bu farklılığımızın ifade tarzına saygı göstermeliyiz. Yıllar önce okuduğum bir kitapta, çok ilginç bir örnek vardı: Vietnam?lı bir anne ve çocuğu iki ayrı kayıkla mülteci olarak, Çin?e doğru kaçıyorlar. Ama çocuğun içinde bulunduğu kayık dalgalara teslim oluyor, alabora oluyor? Çin?e varmayı başaran anne, bu durumdan habersiz, çocuğunu sabırsızlıkla bekliyor. Ama acı haber, bir gazetecinin, kadının yanına gelip, ? Ne yazık ki, içinde çocuğunuz da bulunduğu kayık alabora oldu. Çocuğunuz boğuldu, başınız sağ olsun!? demekle ulaştı. Kadın, ?gazeteciye gülümseyerek, çok teşekkür ederim? dedi. Gazeteci de büyük bir şaşkınlıkla, ?ölüm haberi verdim, kadın gülümseyerek teşekkür etti. Bu nasıl olur diye.? kadına sordu. Kadın, ? Biz, ailesel olarak, duygularımızı yabancılara göstermemeyi öğrendik!..? diye yanıt veriyordu.

İnsanlar arasında, keder, hüzünü ?göstermenin? ya da ?göstermemenin? farklılık içerdiği açıktır. Bazı çocuklar ağlar, bazıları ağlamaz. Bazıları da yalnız, tek başlarında kaldıkları zamanda ağlarlar. Bu durum, biz yetişkinler için de geçerlidir. Ayrıca, duyguların ifade edilmesinde, ?erkek ? kadın? , ?kız? ya da ?erkek? çocuğu arasında da farklılık içerdiğini unutmamak gerekiyor.

Ama şu bir gerçek ki, birçok çocuk, ?keder? ve ?hüzün? anlarında kendilerini ?yalnız? hissetmektedirler. Kederini ya da hüzününü dışarıya vurmanın, göstermenin belki de yanlış olduğunu sandıkları için, duygularını saklamayı tercih ediyorlar. Bazen bunu, ?ailelerini korumak için? yaptıklarını düşünüyorlar? Burada çocuğun şöylesi bir önbilgiye ihtiyacı olduğu açıktır: Üzüntülü olmak, yanlış değildir. İster açık, ister gizli, isterse odasında tek başına üzüntülü olmak, yanlış değildir. Önemli olan duyguların ifade edilmesidir. Önemli olan çocuğun duygularına yer verilmesidir.

Çocuklarda görülen ve hüzünün yarattığı tepkiler kısaca şunlardır:

– korku
– ölen kişinin geride bıraktığı kuvvetli iz, anı
– uyku rahatsızlığı
– şiddetli özlem, hasret ve keder
– suçluluk duygusu
– öfke
– okulda ve derslerinde konsentre olamama
– sosyal birlikteliklerden uzaklaşma gibi.

Peki çocuklar ölümü nasıl anlar?

Çocukların ölümü anlamaları, bulundukları yaşa göre değişiklik gösteriyor. Bunu şöyle sıralamak mümkün:

2 ? 4 yaş: Bu yaşta olan çocuklar, ?ölümün bir sonsuz olduğunu? ve ?ölenlerin neden geri gelmeyeceklerini? anlayamazlar. Kendilerini yalnız bırakıldıklarını zannettikleri için, sık sık şu soruları sorarlar:

?Annem ya da babam nerede??
? Annem / babam ne yapıyorlar??
? Artık eve gelme zamanları yaklaşmadı mı??

5 ? 9 yaş: Çocuklar bu yaşta ölümü, artık yavaş yavaş anlamaya ve ölenlerin tekrar geri gelmeyeceklerine inanmaya başlarlar. Yoğun bir şekilde ölümün ?nasıl olduğunu? düşünmeye başlarlar. Çocuklar bu yaş kademesinde, hâlâ ?hayal? ile ?gerçeği? birbirine karıştırabilirler.

10 ? 11 yaş: Bu yaşta çocukların ölüme bakışı, artık yetişkinlerin bakışına benzer. Ölümün ?kaçınılmaz? olduğunu anlarlar. Çocuklar bu yaşta, ölümden sonra ne olacağına dair tahmin ve fikirlerde bulunurlar. Kendilerini, ?ya ben ölürsem?? korkusu sarar ve bu zaman zaman çocuklarda uyku rahatsızlığı yaratır.

12 ? 13 yaş: Çocuklar bu yaşta korkularını kontrol edecek düzeydeler. Genellikle bu yaşta olan çocuklar, ?ölümden korkmadıklarını? söylerler. Ama bu da, aile içinde, ?ölüm üzerine? ne kadar konuşulduğuna bağlı bir durumdur. Eğer ölüm, ya da ölen birisi, evde hâlâ bir tabu olarak kabûl ediliyorsa, genellikle çocuklar, ölüm üzerine fikirlerini kendilerine saklarlar.

14 ? 18 yaş: Çocukların, daha çok bağımsız oldukları ve kendilerini ev atmosferinden kurtarıp, daha çok ?özgür? hissettikleri yaş gurubu. Bu yaş evresinde ölümü ve bunun yarattığı hüzünü işlemekte ve kendilerini buna göre hazırlamakta çoğu zaman zorluk çekerler. Ailede yaşanan kayıplar, onların diğer yaşıtlarıyla birlikte olma, birlikte oynama ve eğlenmeğe engel teşkil ettiğini hissederler. Bazen içinde bulundukları hüznü inkâr edercesine, yüksek sesle müzik dinleyerek, tepkilerini gösterirler. Ölenle ? çocuk arasında, daha önceleri tartışmalar ve ihtilaflar yaşanmışsa, çocuk suçluluk duygusuna girer, ailedeki kayıpların, ölümün, sanki kendi suçları olduğunu sanırlar. Hatta bazıları ölenle birleşmek için, intiharı dahi düşünürler.

Açık ki, çocukları bu yaş evresinde desteklemek, onlara profesyonelce yardımda bulunmak, zorunludur. Çocuğa, ölüm sebebinin kendileri olmadığını, kati sürette anlatmak gerekiyor.

Bu temel bilgilerden sonra, ölüm vakalarında dikkat etmemiz gereken noktalar da var ve bunlar da önemlidir:

* Çocuğun ölüyü görmesine izin verilmesi
* Cenaze törenine çocukla birlikte katılmak
* Mezarlığa çocukla birlikte gitmek
* Ölümden çocuğun sorumlu olmadığını; ölen kişinin, çocuğu çok sevdiğini anlatmak
* Çocuğun hem ?pozitif?, hem de ?negatif? duygularını ifade etmelerine izin vermek
* Çocuğa, ölenle ilgili olan resim, anı ve hatıraların muhafaza edilmesine yardımcı olmak?

Çocuklara ölümü anlatmak zordur. Çocuklara gördüklerini bir daha göremeyeceklerini söylemek, zordur. Ama çocuklara, kaybettiklerinin özlemiyle birlikte yaşamalarını öğretmek biz yetişkinlere düşüyor ve böylesi ortamlarda, çocuklara yapılması / verilmesi gereken ihtimam da budur, bu oluyor.

Faiz Cebiroğlu

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Tembellik – İnsan – Nejdet Evren

Üretim halkasına emeği ile katılmadan kendini de tüketen insan, tembelliği ne zaman ve nerede edinmiştir? Bu durum doğuştan gelen bir...

Kapat