Devlet Kesesinden – Uğur Mumcu

DEVLET KESESİNDEN
Seçimler yaklaştıkça, siyasal partiler seçim propagandalarını hızlandırdılar. Bu propaganda yarışına, bir devlet kuruluşu olan Basın-Yayın Genel Müdürlüğü de katıldı.

Belki anımsayacaksınız: Geçen aylarda bu konu üzerinde durmuş ve Başbakan Süleyman Demirel’in demeçlerinin Turizm ve Tanıtma Bakanlığı Kuruluş Yasasının “turist celbi” ile ilgili 29. maddesi uyarınca basılıp yayıldığını yazmıştık. Bununla da yetinmeyip Sayıştayın bu basım işine el koyduğunu açıklayarak konuyu kamuoyuna sunmuştuk.
isterseniz, Başbakan Süleyman Demirel’in demeçlerini basıp yayan Basın-Yayın Genel Müdürlüğünün, bu demeçleri basan yayıneviyle sözleşme imzalarken dayandığı yasa maddesini okuyalım:

– Turizm ve Tanıtma Bakanlığı, Türkiye’ye turist celbi ve memlekette turizm endüstrisinin geliştirilmesi amacıyla, dış yatırım sağlanması bakımından, milletlerarası alanda tanınmış ve tecrübeli yabancı firmalarla propaganda ve dış memleketlerde, kalkınma planındaki esaslara uygun olarak, bütçe imkânları dairesinde gelecek yıllara geçici yüklemleri kapsayan sözleşmeler akdedebilir. Bu sözleşmelerin akdinde artırma, eksiltme ve ihale kanunu hükümleriyle genel muhasebe kanunundaki avans ve kredi hükümleri tatbik olunmaz…

Maddenin ikinci fıkrasında, propaganda niteliğindeki her türlü yayın için gerekli olan malzemenin ne koşullarda alınacağına ilişkin ilkeler getirilmektedir. Bu maddede, Başbakanın demeçlerinin basılıp dağıtılmasına olanak sağlayıcı bir tek virgül bile yoktur.

Sayıştay denetçileri de bu noktalar üzerinde durmuş ve Basın-Yayın Genel Müdür Vekili Doğan Kasaroğlu’ndan, “turist celbi” amacıyla konulmuş bir maddeye dayanarak Başbakanın demeçlerinin nasıl basıldığını sormuştu.
O günden bu yana, Basın-Yayın Genel Müdürlüğü, Başbakan Demirel’in demeçlerini basıp yaymaya devam etmiştir. Küçük kitapçıklar olarak basılan demeçlerin bazılarında “Süleyman Demirel, Başbakan, AP Genel Başkanı” imzası kullanılmaktadır. Bazı kitapçıklar da “Süleyman Demirel, Başbakan” imzasıyla yayımlanmaktadır. Bu kitaplardan rasgele bir tanesinin sayfasını açarak okuyalım:

– Üzülerek ifade edeyim ki, 7,5 ay zarfında memleketin işlerini içinden çıkılmaz hale getirdikten sonra iktidardan kaçıp giden CHP, hırçın, öfkeli, yıkıcı ve engelcidir. Kendisini milletin umudu ilan eden CHP’nin iflası bu hırçınlığının baş sebebidir. …. CHP yerini tayin edememiştir. … Çizgisini çizememiştir. … Ülkeyi huzursuz bırakanların teşvikçisi ve hamişidir….. Kışkırtıcıdır. … Fitne ve fesatta eşsizdir….

Bu demeçler, AP damgalı ve siyasal niteliktedir. Bunlar,-Başbakan Demirel’in, AP Genel Başkanı olarak, ana muhalefet partisine yaptığı saldırılan kapsamaktadır.

Basın Yayın Genel Müdürlüğü, Adalet Partisinin basın bürosu mudur ki, bu demeçlerin binlercesi basılıp basılıp dağıtılıyor? Kimin cebinden çıkıyor bu yayınların parası? Kimin?!..
Kimin olacak; devletin!.. Yani sizin, bizim cebimizden çıkan paralarla, bir Kasaroğlu, Demirel’in demeçlerini basıp yayıyor…

Hem de yasalarla alay ederek, hem de Sayıştayı hiçe sayarak… Geçen aylarda, bu konuyu ortaya attığımızda Kasaroğlu, yaptığımız yayını şöyle yanıtlamak istemişti:

– Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hükümet başkanının beyanları yalnız bugün için değil, yarın için de devletin en önemli belgeleridir… Bunları daima toplamak zaman zaman bastırarak dileyenlerin istifadesine sunmak devlet enformasyon hizmetinin bir icabıdır…

Adalet Partisinin seçim propagandası “devlet enformasyonu” adı altında, devlet kesesinden sağlanan paralarla yapılıyor. Bununla da kalınmıyor. Bu yayınlar “turist celbi” ile ilgili yasa maddesine dayanılarak sürdürülüyor.
Yok mu bu konuyu Parlamentoya getirecek bir CHP milletvekili ya da senatörü!?.. Şu iş bir araştırılsın bakalım, Basın Yayın Genel Müdürlüğü Adalet Partisi için kaç kitap bastırmış bugüne kadar? Bu işler araştırılırken, CHP yöneticileri, kendileri tarafından Basın Yayın Genel Müdürlüğüne oturtulan Doğan Kasaroğlu’nun “devlet enformasyonu” anlayışından da yararlanmış olurlar…

Uğur Mumcu
(Cumhuriyet, 23 Kasım 1976)

Yorum yapın

insanokur.org’u

bilgiyle tutsaklıktan özgürlüğe…
“yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek…”