Didem Madak – Öznur Özkaya

“Biri başımdan aşağı pırıltılarla dolu bir sözlüğü boşaltmış gibi” – Öznur Özkaya
Bir çocuk-kadındı o. Şiirlerinde çocukluğunu anımsar bazen sesi kırılır, bazen mutfakta pişirdiği domates çorbası ona teselli olur. Bazen mahallenin bıçkın delikanlısı gibi savurur küfrü, bazen canı çok ama çok acır. Evden kaçarken pembe spor ayakkabıları vardır şiirinin ve ne kadar uğraşsak da hayatın bir mutsuzluk inşası olduğunu hatırlatır bize, Pollyanna’ya mektup yazarken. “Üzümlerden ayrı bir üzüm” olan, yüzünü güvercinlere emanet bırakan, “belki denizden bile eski biri”, kanatlarını kurutan mavi bir kelebek, ömrü boyunca vücuduna durmadan şiirler saplayan, “kuyruğu kesik kedi dilinde, kırmızı tırtıl dilinde” “dezavantajı bol şiirler” yazan bir şair, Güzin ablası kitaplar olan bir kızdı Didem Madak.

Hiçbir takım tutmazdı o, yıldızların takımından başka; çünkü ona göre ?erkekler büyük ayı, kadınlar küçük cezve’dir semada. Aklından biten gülleri koparıp bize attı, şiir dedik adına, okuduk, acıdıkça canı canımızı acıttık. Sesi hemen bizim sokağın köşesinden gelir gibiydi, şiirlerini, kendi deyimiyle cadılığını şuracıktan hissettirir gibiydi, son zamanlarda acının en güzel tarifi miydi? Çiçekli şiirler yazmak isterdi; lakin acı acı kokardı kasımpatı, gelip oturuverirdi dizelerinin üstüne. Südyen kopçasıyla asılmak isteyen defolu bir kelebek sanırdı kendini, lakin gözünde Füsun?u taşıyan bir büyüydü şiiri.

Kadın olgusunu öyle yoğun yaşatmıştır ki dizelerinde, şiirlerinde en çok kadınlara seslenir, bazen Işıl?a, Burcu?ya, Ayla Abla?ya, bazen de Pollyanna?ya, Çalıkuşu?na. Hüznü, kederi ağır basar kadınlara seslenirken; biraz sert ve alaylı yaklaşır erkeklere ? Siz aşktan n?anlarsınız bayım?? diye hesap sorarken. Kendine özgü bir ?ithaf ve itiraf şairi? olan Madak, ?Z raporuna benzeyen? uzun itiraflarla ve ithaflarla karşımıza çıkar: ?Pazardan alınmış esma marka terlikleri ile / Çatlak topuklarını sergileyen kadınlara da / Bir şiir ithaf etmeye karar verdim?; ?Camların çok kirlendiğini düşünen kadına da / Boş ver, yağmur yağacak diye camları silmekten vazgeçen kadına?; ?Acı eşiği olmadığını söyleyen Emily Dickinson?a?; ?Şiirin ortasında striptiz yapan kadına da / Bir şiir ithaf etmeye karar verdim.? ?Dünyaya bir kadın eli değse Zeyna! / Şöyle ağır bir halı gibi çırpılsa / Tozlar havalansa.? derken derbeder dünyayı kadın algısının ve gücünün derleyip toparlayabileceğini vurgular.

Yaşamındaki en önemli insanlardan biri olan kızkardeşi Işıl?a ithaf eder ilk kitabını. ?Hani her çocuk zaman zaman / Kendini mor bir zambağın içinde düşler ya / sonra iki çocuk birbirine gülümser, sonra / zambağın içine bir çiy tanesi düşer.? derken Grapon Kâğıtları?nda özlenen bir abla- kız kardeş dünyasını, oynadıkları oyunları, öykündükleri masalları hissederiz. Anne motifi pek güçlüdür Madak?ın şiirinde. Anne, tam bir diyalektik nesnedir aslında, çünkü kederini de sevincini de miras bırakır kızına. ?Artık bütün üzgün oluşların adı: Anne?dir Madak?ın şiirlerinde. ?Hatırlar mısın? / Mavi saçlı bir tanrı gibi severdim Burdur Gölü?nü / O göl şimdi içimde kocaman bir anne ölüsü. / Vişne bahçeleriyle dolu / Neşeli bir şehre benzerdi senin sesin. / Bazen ölmek istiyorum / Beni yeniden doğurman için / İri, ekşi bir bir vişne tanesi gibi.? derken kapanmayacak, kabuk bağlayan bir yara olur ?anne ölümü? her ani çarpmada hatırlatmak için kendini. Bunca sızı yetmezmiş gibi, tüm bu kadınsal yorgunluğun içinde ?acı veren bir sevişmeyi? hatırlar ?acıklı sözler kraliçesi?, ?bir bıçağın gereksiz yere parlaması gibi.?

Şiirlerinde hep öznedir. Bu nedenle, şiirleri yaşamından kesitler içerir, ondan beslenir. Salt gözlemle değil duyularıyla yazar sanki. Kedileri, çiçekleri, hayatı kuşatan atmosferi koklar, onlara sıcacık dokunur, öyle yazar. Paldır küldür, iddiasız yazılmış gibi görünseler de, samimidir. Acı çekerken bile gülümser, biriktirdiği ah?ları anlatabilmek için öyle çok ?ah!? eder ki bir ağıt yakarmışçasına, sonunda dayanamayıp şiirdeki ağlayan kadına ( iç ses?e) ?Yıldırım Gürses? deyip tiye alır kendini ?Ah?lar Ağacı?nda. ?Kâğıttan gemiler yapıp kalbimden / Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı. / Aşk diyorsunuz, / Limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!? gibi nice dizesiyle sesinin tonunu Ahlât Ağacı?na emanet edip gitti.

Didem Madak; bir itirafçı, bir tanık olarak Pulbiber Mahallesi?nin vakanüvisi olur, olan biteni gözlemler, ne de olsa mahallenin tam ortasına dikilmiştir ?bir elli altı santimlik kule? olarak. Yanında kedisi Zeyna (ki bir dönem cezaevlerinin kadın koğuşlarında en çok izlenen dizinin kahramanının ismidir kedisinin ismi), Pulbiber Mahallesi?nde hareketli, telaşlı bir dünya yaratır. Bir bütün olarak kurgulanmış bu kitabı masalsı şiirler içerir. Şiirler, tıpkı öncekiler gibi duru, öyküleyici ve hakikidir. Bu efsunlu öyküsel dizeler dökülüverir Madak?ın kaleminden, poetik ve politik açıdan bakıldığında Türk şiirinde var olan eşsiz ürünlerdendir. Evet, itirazcıdır, isyancıdır, lirik bir dille tartışır; kurulu düzenin kendisine ve kendi gibilere bakışını varoluşsal bir tutumla yansıtır. ?İnsanlar için dualar ve beddualar icat etmekten başka / Ne yapabiliriz Zeyna?? ,?Ama iyidir saçmalamak, dostlarını satmaktan / İyidir adanmak, yalandan.?, ?Aynaya bakma, dağılırsın! / Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma / alınırsın!?diyerek bir yandan kendi acılarıyla boğuşur öte yandan evrenselliğe ulaşır bu kız çocuğunun yakınmaları. ?Kendimi Hz. Meryem?in Pulbiber Şubesi gibi hissediyorum? diyen şair, Tanrı?ya ve hayata sürekli cilve yapar; çünkü ikisinin de verdikleri ve aldıklarıyla derdi var gibidir; ancak ? ümitvardır? şair, ısrarla Pandora?nın kutusundan kaçanı kovalar.

2011 yılında kaybettiğimiz şair Didem Madak’ın üç şiir kitabının ( “Grapon Kâğıtları?, ?Ah’lar Ağacı? ve ?Pulbiber Mahallesi” ) Metis Yayınları tarafından 2012?den itibaren yaptığı tekrar basımları ne güzel ki ilgi görüyor ve Didem Madak şiirleri bu ilgiyi kesinlikle hak ediyor. “Pulbiber Mahallesi”nde, şairin dergilerde yer almış ama kitaplarında bulunmayan dört şiirinin olduğu bir bölüm, ?Ardından? adlı bölümde dostu Müjde Bilir?in ?Didem?le ilgili şeyler…? metni de bulunuyor ve kitabın sonunda yer alan ?128 Dikişli Şiir? Didem Madak?ın yazdığı son şiir olma özelliği taşıyor.

Kitaplarını, özellikle ?128 Dikişli Şiir?i, hele hele ?Füsunun yeşil ela gözleri var / Ve pembe plastik fincanı ile kahve getirişi var / Ve bana anne deyişi var? dizelerini okurken insanın içi burkuluyor, ama erkek egemen şiirimize adını yazdıran kadın şairlerimizden, kadın şairlerimiz arasında belki de hüznün en koyu renklilerinden olan Didem Madak?ı, o kederli cadıyı okumaya devam etmeli. Şiirlerini tekrar okuduktan sonra, fark ettim ki; ?biri başımdan aşağı pırıltılarla dolu bir sözlüğü boşaltmış gibi?. Gencecik yaşında, ardında şiirlerindeki gibi küçük bir kız çocuğu bırakarak ?şiirine ışıktan bir nokta? koydu ya Didem Madak, şimdi ?bir aydınlanma ruhu içinde felaket yalnızız.?

Öznur Özkaya

*Grapon Kâğıtları, Didem Madak, Metis, Beşinci Basım, Haziran 2013.
*Ah?lar Ağacı, Didem Madak, Metis, Beşinci Basım, Mayıs 2013.
*Pulbiber Mahallesi, Didem Madak, Metis, Dördüncü Basım, Haziran 2013.

*Bu yazı, 13 Kasım 2013 tarihli soL Kitap?ta yayımlanmıştır.

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Şiir Kitapları, Yazarlarımızın son çalışmaları
Boşnak Türküsü – Sadık Güvenç

İsmail Gümüş’ün Cumhuriyet Yayınları arasında 2010 yılında çıkan kitabı Boşnak Türküsü’nde birbirinden güzel yirmi dört öykü bulunuyor. Yazar yaşadıklarını yazmış....

Kapat