Düello & Pusu – Hikmet Temel Akarsu

Neo-liberal zamanların pompalanan, parlayan yazarlarının sözün şehvetine kapılarak, büyük bilge edalarına girerek sürekli coşkuyla dile getirdikleri bir görüş vardı. Daha doğrusu yerleşmiş bir kavram. ?Batı?da düello vardır, bizde ise pusu…? Bu ?seçilmiş?(!?) yazarların bu kavramları beyaz camlardan her gün her gece yüzlerimize tükürürcesine dile getirdikleri yıllar boyunca, hüzün ve kederle bunların üzerinde düşündüm. Düşünmekle kalmadım ?Düello ve Pusu? başlıklı bir uzun hikaye de yazdım. Bu hikaye Varlık Yayınları?ndan çıkan Dekadans Geceleri adlı öykü kitabımda yer almaktadır…

?Düello ve Pusu? adlı öyküde orta yaşlı eskrim öğretmeni bizde pusu kavramının geçerli olduğunu beyaz camdaki ihtiyar yazardan öğrendiğinde keder ve acıya gömülüp ağlamaya başlayan flöreci kız öğrencisine tarihin kazananlar tarafından yazıldığını ve herkesin kendini şövalye, karşısındakini sefil olarak betimlemeyi düstur olarak benimsediğini anlatır. Oyunun kuralının bu olduğunu kanıtlar. Onu teskin eder. Yatıştırır. Ve sonunda bugüne kadar, insanlıktaki en görkemli pusu kavramının Homeros?un İlyada?sında yer almayan fakat daha sonraki tragedya yazarlarından öğrendiğimiz, Troya seferi esnasındaki ?Truva Atı? koseptinin olduğunu, buradaki pusu kavramının da Batı?nın temel algısı olduğunu, Batı?nın Truva Atı anlamındaki pusu sistemini binyıllardır başarıyla ve daima uygulandığını anlatır. Ayrıca Truva Atı içine yerleşmiş yiğitlerden biri olan İthaka Kralı Odysseus?un tüm Antik destan ve tragedyalarda yüceltildiğini biliriz. Çünkü Odysseus sadece güç ve cesaretle bir şey başarılamayacağını bilen bir yiğitti; o yüzden, kurnazlık, entrika, akılcılık, tuzak kurma gibi yöntemleri en iyi uygulayan Akhalı olarak hep övülmüştür. Kısacası pusuyu biz kurduk mu ?adilik?, ?alçaklık?, ?sefillik,? oluyordu; onlar kurdu mu ?deha?, ?zeka,? ?haslet? oluyordu. Kaybedenin cezasıydı bu.

Batı?da bu böyle de Uzak Doğu da farklı mı; buyurun bir bilgelik yazıtından damıttığım şölene katılın; Hiroshi Moriya?nın Kırmızı Kedi Yayınları?nca basılan ?Savaş Sanatlarında 36 Gizli Strateji? kitabına bakın… Pek betimleyici… Tıpkı Batılılar gibi Doğulularda?da her şey pusu, hile, tuzak, entrika, aldatmaca ve tezgah… Doğu sanırım bu konuda biraz daha dürüst. Çünkü pusu, hile, entrika ve tuzağı müktesep hak, yani kazanmak için olmazsa olmaz şart; yani bir anlamda bir erdem, diğer bir anlamda ise zorunluluk olarak görüyor. Batı ise daha kurnaz; hem pususunu kuruyor hem de şövalye rollerine çıkıyor. Batı ile Doğu böylece kendi yolunu bulmuş tatlı tatlı ?icra-yı fesat? eylerken kabak yine her zamanki gibi bizim başımıza patlıyor. Hayatta kalmak adına hep savaşmak zorunda kalmış bizim toplum, ne İsa?ya yaranabiliyor ne de Musa?ya; ne Budha?ya ne Tao?ya…… Sonuç hep aynı; bizim kurduğumuz pusu alçaklık oluyor, onlarınki zeka, bizim kazandığımız zafer zalimlik oluyor, onlarınki şan şöhret, deha, fiyaka…

Bunların tümünün böyle olması bana göre doğal. Herkes bu mantıkla çalışır dünyada. Yani kendine… Peki de bizim büyük bilge pozlarında her gece beyaz camları şenlendiren kazib aydınlarımız bu sözleri nasıl utanmadan sıkılmadan sürekli bir toplumun düşünsel hafızasına nakşediyorlar?!.. Bunun nedenlerini bilenler biliyor; biz orasına girmeyelim… Kazib aydın olmanın birincil şartıdır bu deyip geçelim… Rüzgarı iyi hesap et; günün adamı ol, büyük güçlere yazıl, kalemini kullandır, uçuşa geç, uç, uç, uç, vesaire, vesaire, vesaire…

Neyse ki; bu tür karakterleri incelemek bizim konumuz dışında. Daha çok Victor Hugo, Dostoyevski, Tolstoy, gibi bilge yazarların alanına girer bu işler… Biz konumuza dönelim… Geçelim kimi kazib aydınların maişet telaşlarını. Ne de olsa bu işler hep böyle gelmiş, böyle gitmiş… Zaman her şeyi turnusol kağıdı gibi ortaya çıkarmış. Biz işimize bakalım. Bakalım ve Hiroshi Moriya?nın kitabını dikkatle inceleyelim. Çünkü kadim Çin bilgeliğinin de ima ettiği gibi başarı bu bilgelik yazıtlarının ardında gizli…

Dürüstçe söyleyeyim; ?Savaş Sanatlarında 36 Gizli Strateji? çok girif, çok karmaşık, çok sofistike bir kitap değil. Benzerlerini çokça okuduğumuz Sun Tzu, Sun Bin, Machiavelli, Bülow, Jomini, Clausewitz gibi kuramcıların kitaplarına göre son derecede basit ve şematik. Bu basitlik kitabı formüler bir sunuma da taşıyor. Böyle olunca toplumdaki en basit birey bile bu kitapta yer alan strateji ilkelerini kendi hayatına uygulama imkanına sahip olabiliyor. Bu husus kitabı, haklı olarak edebiyatta pek küçümsenen bir tarz olan kişisel gelişim kitaplarının tarzına bir parça yaklaştırıyor. Ama bu kitaba mahsus olaya farklı bir boyuttan bakarak farklı bulgulara ulaşmak da kabil olabiliyor. Yani 36 Gizli Strateji?deki formüler kalıplar dikkatlice incelendiğinde insanlık tarihine de; temel stratejik kavramlara da; başarıya giden yola da dair olmak üzere hayatın her alanını kapsayan bir davranışlar klavuzu edinmiş oluyor insan.

Kitabın kuruluş ve sunumu da ilginç. Ferah ferah sayfalar, her biri epigraf özelliği taşıyan bölüm başlıkları, geniş sayfa aralıkları, formüler anlatım ve aleni diskur… Tüm bunların tarihte yaşanmış kimi savaşlarla örneklenmesi ve sonuçlar. Ve de kendi başına telaffuz edildiğinde bile bir başına meseleyi açıklayabilecek, darbımesel olabilecek kadar derin anlamlar taşıyan bölüm başlıkları; Zhao?yu Kurtarmak İçin Wei?yi Kuşatmak, Doğuda Gürültü Yapmak Batıdan Saldırmak, Kalıcı Gülümsemenin Arkasına Saklanmak, Yılanı Ürkütmek İçin Çayıra Vurmak, Dağdaki Kaplanı Düzlüğe Çekmek, Onları Çatıya Çıkar Altından Merdiveni Çek, Kurumuş Ağaçta Çiçek Açtır; gibi gibi…

Bu kitabı, strateji kurmayı yaşamının odağına koymuş meslek sahiplerine önermek için hamle edeceğim tutuyor; askerler, iş adamları, politikacılar, dış işleri uzmanları, sosyologlar, tarihçiler, akademisyenler mutlaka okusunlar diyesim geliyor. Ama dilim varmıyor. Neden biliyor musunuz? Çok basit bir nedeni var. Neo-liberal çağda hayat öyle acımasız bir serbest rekabet arenası haline geldi ki tüm dünya kazanmak ve kaybetmek ikilemi arasında sıkıştı. Kazanmak için her yolu mübah sayan insanlardan mürekkep bir çağı yaşıyoruz ve dünya toz duman.

İşte o nedenle bakıyorum da Savaş Sanatlarında 36 Gizli Strateji zaten herkesin, her bireyin, toplumdaki en basit karı-koca ilişkisinin bile klavuzu olmuş. Hayat dikkatlice izlenen stratejiler bütünü olmuş çıkmış. Savaş Sanatlarında 36 Gizli Strateji, bu acımasız çağda ayakta kalmaya çabalayan çaresiz bireyin temel eseri olmuş zaten…

O nedenle bu kitabı bazı meslek ve ilgi gruplarına değil herkese öneriyorum. Kendileri burada yazılanları uygulayacak kadar acımasız olmayacaklarsa da yaşadıkları sürece, en basit ilişkide bile kendilerine yaklaşan muarızlarının bunları uygulanacağını bilsinler…

Diyeceğim o ki; acımasız neo-liberal çağ işte sonunda bunu da yaptı; yaşayan her canlı birer stratejist olmak zorunda kaldı…

Yazan: Hikmet Temel Akarsu
İstanbul, 12 Temmuz 2009
htakarsu@gmail.com
www.myspace.com/hikmettemelakarsu

Kitabın Künyesi
Savaş Sanatlarında 36 Gizli Strateji
Hiroshi Moriya
İngilizceden Çeviren: Z. Heyzen Ateş
Kırmızı Kedi Yayınları
240 Sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Öykü Kitapları
Golyan Devrimi – Tahsin Yücel

Bir ülkenin kuruluşundan bu yana tarihi yeniden yazmak, o ülkeyi günümüze getiren aktörleri zaaflarıyla başarılarıyla yorumlamak ve tüm bunları alışılagelen...

Kapat